AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. M. Kürşad Kutluk
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. M. Kürşad Kutluk

18 Haziran 2012, Pazartesi

Prof. Dr. M. Kürşad Kutluk

Akademisyen hak ettiği gelire sahip olmadığını düşünse bile bunun; öğrencilerinin, asistanlarının ve hastalarının sorunu olmadığını bilmelidir.

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1981 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdim. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1987 yılında nöroloji uzmanlığımı aldım. Askerlik ve zorunlu hizmet görevlerini tamamladım. 1992 yılından bu yana Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalında görev yapıyorum. İki yıldır da Ana Bilim Dalı başkanlığını yürütüyorum.

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneğinin başkanlığını yaptım. İki yılda bir düzenlenen Dünya İnme Kongresi (World Stroke Congress) organizasyonunun 2014 yılında Türkiye’de yapılması için başvurdum. Çeşitli sunum ve denetimlerden sonra kongreyi aldık. İki yıl sonra ülkemizde yapılacak olan Dünya İnme Kongresi’ne ben başkanlık edeceğim. Ülkem adına büyük gurur duyuyorum. 

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Başarılı bir öğrenciydim. Lisede iken biyoloji dersini çok severdim, biraz da bu nedenle yöneldim herhalde. Ayrıca o zamanlar tıp çok revaçtaydı. Sonuç olarak memnun olmamak için çok geç. Ben halimden memnunum, ama oğlumu doktorluğa özendirmem.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

İyileşmeyeceğini ve giderek kötüleşeceğini bildiğim hastalarla ve yakınlarıyla hastalık hakkında konuşmak.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Öğrenmeyi ve öğretmeyi sevmelidir. Hak ettiği gelire sahip olmadığını düşünse bile bunun; öğrencilerinin, asistanlarının ve hastalarının sorunu olmadığını bilmelidir. Bu gözle baktığımda, kendi çevremde kötü bir akademisyenle karşılaşmadım. Türkiye’de akademi çevresi, takdir görmeyi yeterli bulan gönüllü insanlardan ibaret. 

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Bende emeği olan, bana öğreten bütün hocalarıma minnet duyarım. Prof. Dr. Turgut Zileli’nin çok özel bir yeri vardır. 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tam gün yasasının daha incelikli ve hesapları iyi yapılmış, iyi danışmanlık alınmış bir değişiklik olarak çıkması gerekirdi. Üniversite hastanelerinin özel konumları iyi hesap edilmedi diye düşünüyorum. Yaptığımız birçok işin “performans” karşılığı yok. Herkes çok iyi bilgi sahibi de değil. Uygulamalara ilişkin sık sık yeni yazılar geliyor. Depresif ve karışık bir ortam olarak görüyorum. Siyaset yapanların bu algıyı görmezden gelmemeleri ve yeni düzenlemeleri yapmaları gerekir.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

1987-1988 yılları arasında Almanya’da Freiburg Üniversitesinde çalıştım.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Olanakları açısından daha gençken imrenirdim, ama bu yaşımda ve kıdemimde bırakın yurt dışında yaşamayı, farklı bir mahallede bile oturmak istemiyorum.

                  

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Yeteri kadar var. İşimiz bu, kariyerimizi tamamlamak için yaptık. Fazla söz etmeye değmez.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Tıbbi yayıncılığın iyi bir noktada olduğu düşüncesindeyim. Ancak, öğrencilere ve asistanlara yönelik Türkçe kitapların daha çok olması gerekir. Bizim kariyer aşamalarımızda kendi dilimizden eserler daha az puan getiriyor olsa bile (nedenini ölçüt koyanlara sormalı), bunun yaygınlaşması gerektiğini düşünüyorum. Öğrencilerimin ve asistanlarımın elinde kitabımı görmek bana görevimi iyi yaptığım hissini veriyor. 

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK varken ve YÖK’ü bilerek üniversite hocası olmuş bir akademisyenim. Bu nedenle kendi varlığım, YÖK’ün varlığını sorgulamamı kısıtlıyor. Aleyhte söyleyeceğim çok söz var, ama soru bu değil.

YÖK başkanı olmayı çok isterdim. Rektörlük seçimlerini kaldırmak için elimden geleni yapardım. Adayların aylar süren yorgunluklarına, seçmenlerin derin hayal kırıklıklarına son verirdim. Rektör seçimlerinin bir özerklik ölçüsü olmadığına inanırım.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Evet ulaştım. Hedeflediğimin ötesine geçtim.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Alzheimer başlangıcındaki bir kadın hastam, “Ne şikâyetiniz var?” diye sorduğumda “Çocuklarıma kırgınım.” diye yanıt vermişti. Bir dinlenme evinde kalıyordu. Bir kızı bir de oğlu vardı, ama kendisini pek sık aramadıklarını ve hak ettiği ilgiyi göstermediklerini söylüyordu. Bütün muayene boyunca döktüğü gözyaşlarından çok etkilenmiştim. Bir süre sonra kontrole geldiğinde yüzünü hemen hatırladım, görüşme ilerledikçe de öyküsünü. Çok güler yüzlüydü. Cumhurbaşkanının adını, hangi yılda olduğumuzu bilemediği zaman da pek aldırmadı. Çocuklarını da unutmuştu, kırgınlığını da…

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Hayatın tadını kaçırmayacak kadar.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Müzikle uğraşırım. Gitar çalıp şarkı söylerim. Dostlarıma konserler veririm.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Her gün.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Mesaiden arta kalan bütün zamanımı (hayatımı) aileme ayırırım. Her şeyden önce eşim ve oğlum gelir.

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer