AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Mehmet Akif Kılıç
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mehmet Akif Kılıç                                                                                                                  

24 Şubat 2014, Pazartesi

Prof. Dr. Mehmet Akif Kılıç

"Medicus sum, humani nihil a me alienum puto."

 

 

Öz geçmişinizi kısaca anlatır mısınız?

 

1960 yılında babamın görevi nedeniyle bulunduğumuz Gilindire’de (bugünkü adıyla Aydıncık – Mersin) doğdum. Gaziantep’te başladığım ilk eğitimimi ve sonrasında orta eğitimimi Kahramanmaraş’ta tamamladım. 1978 yılında girdiğim İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden 1984 yılında mezun oldum. Mecburi hizmetimin ardından Ankara Numune Hastanesinde uzmanlık eğitimime başladım ve 1989 yılında KBB hastalıkları uzmanı oldum. 1989-1994 yılları arasında Kahramanmaraş Devlet Hastanesinde görev yaptım, bu süre içinde askerlik görevimi tamamladım. 1994 yılında Harran Üniversitesinde başladığım öğretim üyeliğine 1999 yılından bu yana Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde devam ediyorum. 2005 yılında doçentlik, 2011 yılında profesörlük unvanını aldım. KBB Hastalıkları Anabilim Dalı başkanlığı görevimin yanı sıra Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü olarak görev yapmaktayım, Üniversite Yönetim Kurulu Üyesiyim.

Mesleğimle ilgili ulusal dernekler yanında foniyatri (medikal iletişim bozuklukları bilimi) alanıyla ilgili iki uluslararası dernek, International Association of Logopedics and Phoniatricsve Union of European Phoniatriciansüyesiyim. Evliyim, biri tıp doktoru olmak üzere iki erkek çocuk babasıyım.

 

  Tıp mesleğini seçme  nedeniniz nedir?

 

Lise yıllarımızda bütün öğrencilerin hayaliydi doktor olmak, gerçi hâlâ da öyle diyebiliriz. Çok şükür yeterli puanı alıp tıbbiyeye girdim ve mezun oldum. Hem tıp doktoru olmaktan hem de KBB uzmanı olmaktan çok memnunum.
 

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

 

İnsanlar hekime çok büyük beklentilerle geliyor, bu beklentilere her zaman cevap verememek bence işin en zor yanı.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

 

Türkiye’de tıpta uzmanlık eğitimi iyi bir uygulayıcı yetiştiriyor. Akademik bakış açısı ise ikinci plana atılıyor. Bence tıp fakültesinde görev yapan klinisyen öğretim üyeleri uzmanlık eğitimi yanında alanıyla bağlantılı bir konuda doktora eğitimi de almalı, kendi branşının sadece uygulayıcısı değil, düşünürü de olmalıdır.

 

  Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

 

  Kahire’de yanında çalıştığım Hocam Prof. Dr. Nasser Kotby, hem hekim hem de insan olarak örnek aldığım kişidir. Bir KBB hastalıkları ve foniyatri uzmanı olarak iletişim bozukluklarının her türüyle ilgilenmesi yanında sanatın her alanına ilgi duyması  beni çok etkilemiştir.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Meslektaşlarımız Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ndekiler kadar iyi ameliyatlar yapıyor, teknolojinin imkânlarından yararlanıyor. Fakat temel bilimlere hâkimiyet konusunda onlardan çok gerideyiz.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?


1994 yılında Berlin Humboldt ve 1996 yılında Kahire Ain- Shams Üniversiteleri Foniyatri Departmanlarında gözlemci olarak bulundum.

 

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?


Otuz civarında uluslararası (büyük çoğunluğu SCI, SCIExpanded gibi endekslere giren), 40 civarında da ulusal yayınım var. Toplantılarda yaptığım konuşmaların ve verdiğim kursların sayısı ise 100’ün üzerindedir.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması                 gerekenler nelerdir?


Son yıllarda uluslararası endekslere giren dergi sayısının artmış olması ve artmaya devam etmesi sevindirici bir gelişmedir. Ancak, konuya bu dergilerdeki yayınların aldıkları atıflar açısından baktığımızda aynı şekilde sevinemiyoruz. Meslektaşlarımızın yurt dışında   yayımlatamadıkları yazıları değil de değer verdikleri çalışmalarını bu dergilere   göndermelerinin teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?


YÖK’ün ülkemizin geleceğe dönük yükseköğretim görmüş insan ihtiyacını sayı ve alan olarak belirlemesi ve buna göre öğrenci kontenjanı vermesi gerektiğini düşünüyorum. YÖK başkanı olsaydım, temel bilimlere kaliteli öğrenci çekmenin yollarını araştırırdım. Bunun dışında eğitim kalitesini standardize etmeye yönelik girişimlerde öğrenci ve öğretim üyesi hareketliliğinin artırılması gibi.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?


Her gün yeni şeyler öğrendiğime göre mesleğimde en son noktaya ulaştığımı söyleyemem.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

 

On altı on yedi yıl kadar önce, Şanlıurfa’da görev yaptığım yıllardı. Genç bir kadın, memur olan eşiyle birlikte muayeneye gelmişti. Stroboskopik muayene, akustik analiz gibi yöntemler dâhil, detaylı bir muayeneden sonra hastaya vokal nodül tanısı koydum ve hemen ses terapisine başladım. Muayene ve takiben terapinin ilk seansı toplam 45 dakika kadar sürmüştü. Hastayla o günkü işim bittikten sonra hasta ayrılırken eşinin şu sözü beni şoke etti: “Doktor Bey, şu sevk kâğıdına bir ağrı kesici yaz da hastaneye geldiğimiz boşa gitmesin.” Bu olayın başka hastalara karşı davranışımı etkilememesi için kendimle çok mücadele ettiğimi hatırlıyorum.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?


Tıp dışındaki insanlar biz hekimleri sağlık hizmetlerine ulaşma açısından çok şanslı görür, oysa çoğumuz sanıldığı gibi iyi bir sağlık hizmeti alamıyoruz. Hastalarımıza gösterdiğimiz ilgiyi kendimize göstermiyoruz.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

 
Son yıllarda aktif olarak uğraşamasam da Türk müziğini çok seviyorum. Tıp fakültesinde öğrenci iken müzikoloji ve solfej eğitimi aldım. Daha sonra tanbur dersleri aldım ve amatör bir koroda bir süre tanbur çaldım.Foniyatriyle aktif olarak ilgilenmeye başlayınca fonetik ve dilbilim konularına merak saldım. Son 20 yıldır müzik, fonetik ve dilbilim gibi hobilerimi mesleğimle birleştirerek akademik çalışmalara dönüştürdüm; bu konularda yayınlarım var, konuşmalar yapıyorum,kurslar veriyorum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?


Uzmanlığımı yeni aldığım günlerdi. Şu anda çok iyi bir noktada olan bir tıp fakültesinde görev yapma fırsatı doğmuştu. Muayenehane açmayı düşündüğüm için o gün böyle bir teklifi reddetmiştim. Akademisyenliğin tam bana göre olduğunu gördükten sonra böyle bir fırsatı geri çevirdiğime pişman oldum.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?


Hem hekimlik hem de akademisyenlik mesai dışında da yoğun çalışmayı gerektiriyor. Bu nedenle eşime ve çocuklarıma yeterli zaman ayırabildiğimi söyleyebilmem çok zor.

 

 “Ben bir hekimim, insana ait hiçbir şey bana yabancı değildir.” anlamında Terentius’tan (MÖ 195-159) açımlama.

                                                            

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/06-30/06 5. Karadeniz Hematoloji Sempozyumu HEMATOLOJİ SAMS
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA