AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Mehmet Demirhan
    • “Bir akademisyen mesleğinde eğitim, araştırma ve hizmet üçlüsünü olabildiğince birarada yapabilmelidir. İdeal bir akademisyen bu üç özelliği de birarada barındırmalıdır.”

03 Ekim 2010, Pazar

Prof. Dr. Mehmet Demirhan

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Demirhan

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1960 yılında İstanbul’da doğdum. 1978 yılında İstanbul Erkek Lisesinden, 1984 yılında da İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldum. Mecburi hizmetimin arkasından 1986 yılında aynı üniversitenin Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında ihtisasa başladım. 1988 yılında Avrupa Yüksek Konseyi (DAAD) bursunu kazanarak Heilderberg Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinde 1990 yılına kadar çalıştım. 1991 yılında tekrar ülkeme dönerek üniversitemde uzmanlık sınavını verdim ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında uzman olarak göreve başladım. 1994-1995 yılları arasında ABD Pittsburg Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında “Sports Medicine Fellowship”liği yaptım, 1996 yılında fakültemde doçent oldum. 2001 yılında profesörlüğe atandım. Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneğinde çeşitli kereler yönetim kurulu üyeliği, Türk Ortopedi ve Travmatoloji Eğitim Konseyi (TOTEK)’nde 2001-2003 yılları arasında kurucu başkanlığı yaptım. 2007-2009 yılları arasında Omuz ve Dirsek Cerrahisi Derneği Başkanlığı yaptım. Halen Avrupa Omuz ve Dirsek Cerrahisi Derneği Türkiye Temsilciliği ve Avrupa Ortopedi ve Travmatoloji boardu Türkiye Temsilciliği ve Türk Tabibler Birliği Uzmanlık Dernekleri Yönetim Kurulu üyeliği yapmaktayım. Ülkemizin en köklü ve eski dergisi olan ve pubmed ve SCI-E uluslararası indeksler de yer alan “ACTA Orthopaedica Traumatologica Turcica” editörlüğü görevini yürütmekteyim. Evli ve bir çocuk babasıyım.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Tıp mesleğini seçmemde rahmetli babamın doktor olmasının mutlaka bir etkisi olduğuna inanıyorum. Ancak bu mesleği seçerken annemin beni çok da desteklememiş olduğunu hatırlarım. Ben şahsen bu mesleği seçmiş olmaktan memnunum. Ancak geçen yıllarla beraber mesleğimizde ciddi zorluklar ve sorunlar insanın şevkini kırmaktadır.

 

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

İşimizin en zor tarafı insanla uğraşıyor olmamızdır. Hata yapma riskimizin en az fazla, ama hata yapmamamız gerekli olduğu bir meslek gurubundayız. Bizlerin bu mesleği yaparken yorgun olmaya, moralsiz olmaya veya hasta olma lüksü yoktur.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Bir akademisyen mesleğinde eğitim, araştırma ve hizmet üçlüsünü olabildiğince birarada yapabilmelidir. Bu üç özelliğin tek bir insanda buluşması maalesef çoğu zaman mümkün değildir. Yani iyi bir cerrah, iyi bir eğitmen ve bir araştırmacı olamayabilir. Bunun tersi de mümkündür. Ama ideal bir akademisyen bu üç özelliği de birarada barındırmalıdır.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Tıp, usta çıraklık işidir. Hipokrat yemininde bu çok açık olarak dile getirilmektedir. Bu nedenle kendime örnek aldığım tek bir kişi değil, birçok kişi vardır.

 

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de sağlık ortamının gelinen tüm aşamalara rağmen henüz istenen seviyeye ulaştığı kanaatinde değilim. Öncelikle sağlığın pahalı bir iş olduğu, ama toplum geneline yayılması gerektiği bilincinin henüz oluşmadığı görülmektedir. İnsanların sağlıkları için belli bir bedel ödemeleri veya sigorta olmaları kanaati yaygın değildir. Her şeyin devletten beklendiği düzenin artık geçmiş olduğu ve sağlığın ciddi yatırımlar ve para gerektirdiği bir düzen içerisindeyiz. İşin diğer bir boyutu da sosyal devlet tarafıdır. Aslında şu anda ödenen sigorta primleri, Yeşil Kart sistemi ile belirli bir kalitede hizmet tüm yurttaşlarımıza sunulmaktadır. Bu yeterli görülmeyebilir, ama bu noktada herkesin elini taşın altına sokması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca sağlık politikalarının uluslararası normlarda ele alınması gerekli konulardır. Değişen hükümetler ve politikalar sağlık hizmetlerinin devamlılığında aksaklıklara yol açmaktadır. Bu nedenle sağlık politikaları düzenlenirken hükümetler üstü devlet politikaları ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla uzun vadeli planlar yapılmalıdır.

 

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Evet oldu. Gerek ihtisasımın son iki yılında Almanya’da gerekse, ihtisas sonrası yaptığım “sports medicine fellowship”liği sırasında ABD’de sağlık sistemini yakından görme olanağı elde ettim.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Doğrusunu söylemek gerekirse, yurt dışında ABD’de görmüş olduğum araştırma ve eğitim olanakları ve hizmet sektöründeki geniş mali olanaklar çalışma ortamını cezbeden çok önemli faktörlerdi. Avrupa için şu anda Türkiye’nin gelmiş olduğu yer açısından çok önemli fark olduğuna inanmıyorum. ABD’nin bazı bölgeleriyle henüz ciddi farklarımız var. Sorunuzun cevabını bu açıdan belki ABD’nin belli merkezlerinde istedim, diye cevaplayabilirim.

 

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Bu soruya cevap verirken aslında bir süredir var olan bir çarpıklığı da dile getirmek istiyorum. Globalleşen dünyada ve internet ortamında bilimsel yayınlar uluslararası indekslerde yer alması ve atıf sayıları ile değerlendirilmektedir. Örneğin; Pubmed ve SCI gibi büyük uluslararası indeksler tüm dünyada kabul gören ve ulaşılabilen indekslerdir. Yurdumuzdan da birçok dergi “yurtiçi dergi” olmasına rağmen bu uluslararası dizinlerde yer almaktadır. Bu nedenle artık dergiler yurt içi veya yurt dışı diye ayrım yapılması yerine söz konusu dizinlerde yer alıp alınmadığına göre sorgulanması gerektiğine inanıyorum. Bu konuda gerek YÖK’ün gerekse eğitim hastanelerinin yeni bir düzenlemeye gitmesi gerekmektedir. Benim Pubmed’de yer alan 50 adet yayınım bulunmaktadır.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Bu soruya cevap verirken “ACTA Orthopaedica Traumatologica Turcica” editörü olarak yaşadığımız bazı sıkıntıları da dile getirmek isterim. Aslında bu sıkıntılar sadece bizim dergimize özgü olamayıp, ülkemizde yayın hayatını sürdüren ciddi, bilimsel yayıncılığın genel sorunlarıdır. En başta gelen sorunumuz mali sıkıntılardır. Ülkemizde devlet günlük gazetelere veya dergilere birçok mali destek ve kolaylık gösterirken, ülkemizi uluslararası bilimsel camiada tanıtan bu dergilerimize katkıda bulunmamasını anlamaya imkân yoktur. Gerek TÜBİTAK gerek YÖK gerekse Sağlık Bakanlığının çeşitli mali desteklerde bulunması gerektiğine inanıyorum. Diğer bir husus da ülkemizdeki tıbbi yayıncılık yapan çok az sayıda yayıncı kuruluş olmasıdır. Bu kuruluşların altyapıları ve deneyimleri de çoğu kez sınırlı kalmaktadır. Dünyaya açılmak için bu camiada sözü geçecek boyutta ve deneyimde yayıncı kuruluşlara ihtiyacımız vardır. Şu anda çoğu dergide amatörce yürütülen bu çalışmanın kurumsallaşması ve profesyonelleşmesi gerektiğine inanıyorum.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, YÖK başkanı omak istemezdim. YÖK’ün; ilk kuruluşundaki gerek 12 Eylül ve onun getirdiği çarpık yapılaşma gerekse daha sonraki politik çekişmeler; kuruluş amacındaki üniversitelerin uluslararası standartlarda eğitim ve araştırma yapılması ilkesinden uzak kaldığı görülmektedir. YÖK’ün yapısal olarak üniversitelerin hepsini aynı gömlek içerisine sokmaktan çok, olması gerekli minimum standartları denetlemek ve eğitim seviyesini bu standartlara yükseltilmesini sağlamak esas görevi olmalı. Halbuki bugün YÖK sadece kadro dağıtmak ve yeni üniversite açmak dışında eğitim kalitesiyle çok ilgilenmemektedir. YÖK’ün bu yapısının mutlaka değişmesi gerektiğine inanıyorum.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Mesleğimde hedeflediğim yere ulaşabildiğimi söylemeyi çok istedim. Ancak her zaman meslekte daha ileriye, daha iyiye ve daha güzele ulaşmak en büyük amacımdır. Hele tıpta bunun aksini düşünmek imkânsızdır. Bu nedenle mesleğimizde hedeflediğimiz yere ulaşmak değil, belki de bir hayat boyu ulaşmaya çalışmakla geçirmemiz gerektiğini ifade etmek isterim.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Tabii ki birçok ilginç anım var, ancak beni en çok etkileyen anılardan birini talihsiz 1999 depreminde yaşadım. Deprem sırasında İstanbul dışında olmama rağmen bir gün sonra o esnada herkesin İstanbul dışına kaçtığı bir dönemde dönüp ailemi dahi görmeye fırsat olmadan üniversitede bir hafta yaşadıklarım gerçekten unutulmaz. Bu dönemde gerek meslektaşlarımın gösterdiği cansiperane, karşılıksız, ucu bucağı olmayan çalışma azmi, gerekse halkımızın gösterdiği yardımseverlik, hiç kimsesi olmayan kişilere kamyonlarla yiyecek, içecek, giyecek getiren adını sanını bilmediğimiz kadirşinas insanlarımızın varlığı beni çok derinden etkilemiştir.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Bu soruya evet demeyi çok istedim ancak ‘Doktorun dediğini yap yaptığını yapma’ dercesine hastalara önerdiğim birçok sağlıkla ilgili hususu gerçekleştirememekten üzüntü duyuyorum. Olabildiğince sağlıklı yaşamaya ve spor yapmaya gayret ediyorum.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Benim şu andaki en büyü hobim klasik müzik dinlemek, konserlerine gitmek ve ailemle beraber vakit geçirmektir. Denizcilik ve yelken ise en sevdiğim uğraşlardır. Vakit buldukça bunları yapmaya çalışıyorum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Mutlaka. Hayatta hiç keşke dememiş veya pişman olmamış bir kişi bulunur mu, bilmiyorum. Yaşadıklarımızın hepsi bize bir şeyler öğretir. Ancak bunların olması önemli değil, önemli olan bir daha bu olaylardan ders alarak tekrarlamamaktır. Bende hatalar ve pişmanlıklar yapmışımdır, ancak bunlardan ders almasını bilerek tekrarlamadığımı zannediyorum.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Bu soruya evet demeyi çok isterdim, ancak maalesef hayır. Tıp mesleğini seçen meslektaşlarımın eşlerinin bu konuda gerçekten anlayış sahibi olması gerekmektedir. Zira burada yapılan fedakârlık tüm aileyi kapsamaktadır. Bunun bilincinde olarak bu mesleği ve eşinizi seçmenizi öneririm. Ben şahsen bu konuda şanslıyım.

 

04/10/2010

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
09/11-13/11 26. Ulusal Alerji ve İmmünoloji Kongresi ALLERJİK... ANTA
15/11-16/11 4. Diyabet Tedavisi Sempozyumu ENDOKRİNO... ANKA
14/11-17/11 1. Hematoloji Eğitim ve Araştırma Kongresi HEMATOLOJİ ANTA
13/11-17/11 10. Uluslararsı Katılımlı Aile Hekimliği Kongresi - AHEKON 2019 AİLE... ANTA
13/11-17/11 41. Türk Ulusal KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi KULAK-BUR... ANTA
14/11-17/11 Dudak Damak Yarıkları 6. Uluslararası Kongresi ORTOPEDİ... ANTA
14/11-17/11 HIV-AIDS Kongresi 2019 HALK SAĞLIĞI ANTA