AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Mehmet Soy
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi, İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Romatoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Soy

09 Kasım 2009, Pazartesi

Prof. Dr. Mehmet Soy
"Bir akademisyen; özgür, bilimsel verilerle hareket eden, akademisyenliği yaşam biçimi olarak benimseyen bir kişi olmalıdır. Akademisyenin tek kaygısı, yaptığı işi en iyi şekilde yapmak olmalıdır."

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi, İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Romatoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Soy


METE GENERALOĞLU-ANKARA
Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1966 yılında Elbistan'da doğdum. Çok küçük yaşlarda Adana'ya yerleşmişiz. İlkokuldan üniversiteye kadar olan tüm öğrenim hayatım Adana'da geçti. İç hastalıkları ihtisasımı Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yaptım. Ardından mezun olduğum Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinde Romatoloji-İmmünoloji Bilim Dalında Romatoloji yan dal eğitimini aldım. Ankara GATA'da askerlik hizmetini takiben Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalında Romatoloji Bilim Dalının kuruluşunda rol aldım. 2002 yılında doçent olup 2007 yılında profesör kadrosuna yükseltildim. 2008 yılı başından itibaren de Bolu'da Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapmaktayım. Çalıştığım Hastanenin Başhekimliğini ve İzzet Baysal Tıp Derneğinin Başkanlığını yapmaktayım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Biraz aile ve çevrenin etkisi, biraz da ekonomik nedenlerle seçmiştim. Bu mesleği seçtiğim için memnunum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

En zor tarafı zaman zaman da olsa hastalarımızın kaybedilmesi. Uzun süre takip ettiğimiz bir hastanın kaybı karşısında elbette etkilenmekteyiz.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bir akademisyen: "Özgür, bilimsel verilerle hareket eden ve akademisyenliği bir geçim kaynağı değil de bir yaşam biçimi olarak benimseyen bir kişi olmalıdır. Akademisyenin tek kaygısı, yaptığı işi en iyi şekilde yapmak olmalıdır.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Elbette örnek aldığım çok sayıda hocam var, hepsinin isimlerini buradan anamadığım için beni affetsinler. İç hastalıkları ve romatoloji alanında Hocam Sayın Prof. Dr. Hasan Yazıcı ve rahmetli Prof. Dr. Eker Doğanavşargil.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Herkesin en kısa sürede ve en doğru biçimde sağlık hizmeti alması ana hedef olmalıdır. Vatandaş hekime daha kolay ulaşmalıdır. Sağlık hizmeti 24 saat boyunca aynı kalitede sunulabilinmelidir. Ancak, bu yapılırken hekim ve diğer sağlık çalışanlarının özlük hakları da göz ardı edilmemelidir. Döner sermayeden yapılan ödemeler yerine özlük haklarında düzenlemeler yapılarak sağlık çalışanlarının hem maaşları arttırılmalı hem de çalışma şartları düzeltilmelidir. Ülkemizde bu tam anlamıyla sağlanmış değildir. Performans sistemi ile daha çok hasta bakma çabası kaliteyi azaltmaktadır. Birçok alanda hekim sayısı ülkemizde yeterli ama dengeli dağılmış değil. Özlük haklarında yapılacak düzenlemelerle bu dağılım farkı giderilmeli.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Uzun süreli olmadı. Kısa süreli olarak çeşitli nedenlerle bazı Avrupa ülkeleri ve Amerika'da bulundum.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Kendi ülkeme hizmet etmeyi tercih ederim. Ancak yurt dışındaki meslektaşlarımız bizden çok daha az eforla çok daha fazla ekonomik gelir elde etmekteler. Öte yandan çalışma şartları ve yardımcı sağlık personeli bakımından da herhangi bir sorunları yok.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
SCI'da temsil edilen dergilerge 28 yayınım mevcuttur. SCI dışında temsil edilen dergiler ve ulusal dergilerde 28 makale, toplamda 100'ü aşkın bildirim ve 2 kitap editörlüğü, 2 dergi özel sayı editörlüğüm bulunmaktadır.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Yeni gelişen bir fakültede çalışmaktayım. Ancak bilimsel olarak hızla gelişmektedir. Akademisyen sayısı henüz yeterli sayıda değildir. Birçok branşta önemli eksiklikleri bulunmaktadır.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Öncelikle akademik yükseltmelerin daha objektif verilerle olmasını sağlardım. Hiçbir uluslararası makalesi olmadan profesör olanından tutun da daha asistan iken, nasıl yapıldığı belli olmayan, 40-50 tane SCI'da temsil edilen makalesi olan akademisyenler var. Bunların sorgulanması gerekir. YÖK'ün gerçekten özerkleşmesini, her türlü siyasi etkinin dışında olmasını sağlamaya çalışırdım. Öte yandan öğretim üyesinin çalışma şartları ve özlük haklarının düzeltilmesi için uğraş verirdim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
İnsanın hedefi bitmez ama, ülkemiz koşullarında oldukça iyi bir yerde olduğumu düşünüyorum.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Hekim olunca anılar bitmez. Benim de bazısı komik bazısı trajik çok sayıda anım var. Öğrencilerime anlattığım bir anımı paylaşacağım: Bir gün poliklinikte hasta bakıyorum. Bir genç ve babası içeri girdi. Çocuk biraz sıkılgan ve utangaç davranmakta. O nedenle hep babası konuşmakta. Babasının anlatmasına göre genç dün gece evlenmiş, ancak eşi ile cinsel ilişkide başarısız olmuş. Genç hastamız biraz utangaç davrandığından babasını dışarı çıkarttım ve ne olduğunu sordum: "Herhangi bir yakınması olmadığını ve sadece işi nedeni ile çok koşuşturduğunu; çok sayıda misafiri geldiği için ayrıca yorulduğunu ve dün gece uyuyakaldığını" söyledi. Bu tür olaylarla daha önceden de karşılaştığım ve sıklıkla psikolojik nedenlere bağlı olduğunu bildiğim için çok önemsemeyerek, ama sistemik muayeneyi her hastama yapma alışkanlığımdan muayene masasına alıp sistemik fizik bakısını yaptığımda saptadığım dalak büyümesinden yola çıkarak bazı basit laboratuvar tetkikleri yardımı ile çok kısa süre içinde akut lösemi tanısı koydum. Burada öncelikle öğrencilerime şu mesajı veriyorum: Hastanın başvuru yakınması ile gerçekte olan durum oldukça farklı olabilir. O nedenle mutlaka hastayı dinleyin ve hastaya dokunun.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Maalesef her meslektaşım gibi ben de kendi sağlığıma yeterli özeni gösteremiyorum. Hastalarımıza önerdiğimiz sağlıklı ve düzenli beslenme, düzenli spor gibi sağlıklı yaşamın gereklerini yerine getirmekte özenli davranmıyorum. Hep bir koşuşturma içinde geçen ömrümüzün bir gün bunun hesabını soracağını da biliyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Evet, biraz fotoğraf çekmeye meraklıyım. Müzikle dinleyici olarak ilgilenirim, oldukça iyi bir müzik koleksiyonum var. Her türlü müziği dinlerim, ama halk müziğinin yeri başka. Şiir okuma diğer bir ilgi alanım.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Mesleğimle ilgili olarak hayır. Ancak özel hayatımızda bazen keşke yapmasaydım dediğimiz olaylar olmuştur. "Keşke"si az, "iyi ki" si çok bir hayat yaşamaya çalışıyorum.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
O da maalesef istediğim oranda olmuyor. Özellikle oğluma yeterince vakit ayıramamaktayım. O nedenle ondan özür diliyorum.

Teşekkürler
9/11/2009
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer