AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Meltem Önder
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Önder

10 Ocak 2010, Pazar

Prof. Dr. Meltem Önder
"Akademisyen en başta güvenilir, nazik ve çalışkan olmalı. Sabırlı ve anlayışlı olmak da gerekiyor. Bilimsel rekabet olmalı, ancak bu, kalp kırmadan ve nezaket sınırları içinde yapılmalı."

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Önder

ANKARA
METE GENERALOĞLU

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1962 yılı doğumluyum. Anne ve babamın çalıştıkları yerler nedeniyle çocukluğumuzda Türkiye'yi çok dolaştık. Hepsi üniversite mezunu 3'ü akademisyenliğe gönül vermiş 5 kardeşin en büyüğüyüm. Yatılı okul kazanınca ailemden ayrılarak İstanbul'da okumaya başladım. Liseden sonra ailem Ankara'ya geldiği için üniversite seçimimi burada yapmaya karar verdim. Benim birinci tercihim Hacettepe Tıp, ikinci tercihim Hacettepe Eczacılık idi. Sonuçta ikinci tercihim Hacettepe Eczacılık Fakültesine başladım. Eczacılık Fakültesinde FKB ve temel laboratuvar derslerine başlamışken, Ankara'da İktisadi Ticari İlimler Akademisinin ön kayıtla Tıp Fakültesine öğrenci alacağını duyarak hemen kaydoldum. Okulumuzun o zaman adı Gazi Tıp Fakültesi değildi. Etraftan bu yeni kurulan baraka Tıp Fakültesine geçmemem konusunda çok uyarı geldi. Kulak tıkadım. Tıp Fakültesinden birincilikle mezun oldum. Aynı yıl dermatoloji ana bilim dalında eğitime başladım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Etrafımızda hep doktorlara saygı duyulur ve güvenilirdi. Bu mesleği seçmemde
etkili olmuş olabilir. Yeniden meslek seçimim gerekse yine hekim olmak isterim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Mesleğimizin bence en zor yanı, kanser hastalarının ve son dönemdeki hastanın durumunun aileye açıklanması. Dermatolojide bazı hastalıklarımız çok kronik ve tedaviye yanıtsız. Bu durumun hastaya açıklanması zor olabiliyor.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen en başta güvenilir, nazik ve çalışkan olmalı. Sabırlı ve anlayışlı olmak da gerekiyor. Bilimsel rekabet olmalı, ancak bu, kalp kırmadan ve nezaket sınırları içinde yapılmalı. Yetiştirdiğimiz öğrenciler, asistanlar bizlerdeki her davranışı örnek alıyorlar. Onlara hoşgörülü olmalıyız. Giyimimiz, konuşmamız ile örnek olmalıyız. Doğruluk, adalet, merhamet, iyilik, vefa, incelik, çalışkanlık ve özveri gibi değerlerimiz olmalıdır.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Meslek hayatıma ilk başladığım günden bu yana pek çok hocamız bize değişik yöntemlerle ders anlattılar ve sunumlar yaptılar. Hasta yaklaşımları ile bize örnek oldular. Burada isim verirsem, unuttuğum emekli hocalarım olabilir. Her hocamız değişik özellikleri ile bana bir şeyler katmıştır.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de sağlık ortamı maalesef giderek hekimler adına olumsuz bir duruma dönüştü. Ancak yine de moralimizi yüksek tutmaya, pozitif düşünmeye çalışıyoruz. En başta asistanlarımızda motivasyon düşüklüğü var. Gelecek kaygıları çok fazla. Uzman olanlar akademik yolu nedense pek tercih etmiyorlar. Muayenehanecilik tercih ediliyor. Onları gayet iyi anlıyorum. Bunca yıl okumuş bir uzman hekim, ev kirasını ödeme zorluğu çekiyor. Sanıyorum ki, muayenehanecilik de kolay bir iş değil. Ben şu ana kadar hekimlik hayatımı hep üniversite hastanesinde geçirdim. Hekimin maddi sorunu olmamalı ki hastalarına daha iyi hizmet verebilsin, diye düşünüyorum. Şu anda akademisyenler olarak en büyük problemimiz randevu sisteminin oturmayışı. Bizler hem hasta bakan hem ders anlatan hem de araştırma yapması beklenen doktorlarız. Şu andaki sistem nasıl çözülür bilemiyorum ancak, hastanın para ile daha iyi bakılacağı inancı olması bizlere olan saygıyı azaltıyor. Öte yandan bu işte profesyonel hizmet veren kişiler olarak ve en son danışılan hekimler olarak da yaşam standartlarının çok daha iyi konumda olması gerekiyor. Hiçbir meslek bizimki kadar suistimal edilmemektedir. Hem hastanın hem hekimin mutlu olduğu ideal bir ortamda çalışmak isterdim.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Hem Avrupa hem de Amerika üniversite hastanelerinde değişik zamanlarda deneyimim oldu. Avrupa'da dermatoloji alanında çok güçlü klinikler var. Dermatoloji hastanesi gibi tamamen ayrı bir ünite olarak yataklı servislerinde hastalara hem cerrahi hem tıbbı müdahaleler uyguluyorlar. Amerika'da durum daha değişik, yatak ücretleri çok yüksek olduğu için hastalar ayaktan tedaviyi tercih ediyor. Amerika'da belli konuda uzmanlaşmış kişiler sadece o alanla ilgileniyorlar. Akademisyenlerin randevu sistemleri ve sekreter işleri çok düzgün işliyor. Mentor sistemi oturmuş, her hekimin yıl sonunda yaptıklarını göstermeleri isteniyor.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Daha önce Medimagazin'de bu köşede okuduğum kadarı ile hiçbir meslektaşım yurt dışında bu mesleği yapmak istemediğini söylemişler. Ama benim cevabım "Evet isterdim" şeklinde olacak. Çünkü iyi bir randevu sistemi hekimin işini kolaylaştırıyor. Sabah işine geldiğinde sekreterinin sunduğu hasta listesi dışında randevusuz bir işlem mümkün değil. Bu durum hekimin daha çok özgün proje yapmasına olanak sağlıyor. Türkiye'de bu maalesef mümkün değil. "Bugün sadece yarım gün hasta bakabilirim, öğleden sonra araştırmalarımla ilgileneceğim" gibi bir şey söyleme lüksümüz yok. Yurt dışında Mayo Clinic Minnesota, UCSF, Stanford, New York Columbia Üniversitesi, Almanya'da Dusseldorf, Münih, Berlin Charite Hastanesi, Hollanda da AMC, Free Üniversite ve İsveç'te Karolinska Hastanelerini gördüm. Bana bu hastaneleri ister misiniz, diye sorsanız yine de alıştığım personeli, hocaları ve ekibi ile Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi derim. Sadece gelişmiş ülkelerdeki sistem ve düzenin bizde olmasını arzu ediyorum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışı ve yurt içi 100'ün üzerinde yayınım var. Yurt dışı, özellikle A grubu dergilerde daha çok yayın yapmaya çalışıyoruz. Benzer şekilde alanımızla ilgili çok başarılı yurt içi dergilerimiz de var. Bu dergilere de yayın yazıyoruz. Son zamanlarda değişik üniversitelerin dermatoloji klinikleri ile ortak çok-merkezli Behçet yayınları yaptık. Türkçe dermatoloji, kozmetik bilimi, pediatri dermatoloji kitaplarında kitap bölümlerim var. Bölümümüzün hazırladığı bir dermatoloji kitabımız var. "European Hand Book of Dermatological Treatment" kitabında sembolik de olsa küçük bir bölümümüz var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Ben Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dermatoloji Ana Bilim Dalında 1986 yılından beri çalışıyorum. Bölümümüz kesinlikle dünya standartlarındadır. Pek çok bilimsel kongreye asistanlarımızın da sunumlarla katılmalarını teşvik ediyoruz.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK başkanı olmak istemezdim. İdari görev almak ayrı bir özveri gerektiriyor. Bu görevi yürütenlerin işlerinin çok zor olduğunu biliyorum. YÖK kurumunun aslında akademik kriterlerin belirlenmesi ve belli standartların sağlanması açısından önemli olduğuna inanıyorum. Ancak gelişmiş ülkelerde yapılan ve üretilen bilim kullanılıyor, yani bilgilerini ihraç ediyorlar. Üniversiteler yeni keşifler yeri olmalıdır. Oysa üniversitelerde proje yapmak, kaynak bulmak çok zorlayıcı. Çok-merkezli çalışmalar yapılması teşvik edilmelidir. Üniversiteler bağımsız ve evrensel düşünmelidir. Ezberci bir eğitim yerine yaptırarak öğretme, düşünerek öğretme hedeflenmelidir. Patent özendirilmelidir.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Şu ana kadar mesleğimle ilgili koyduğum hedeflere yaklaşmış sayılırım. Gönül isterdi ki, bilinmeyen bir hastalığın sebebini bulalım veya tedavisinde zorluk çektiğimiz bir hastalığa iyi gelecek bir ilaç üretelim. Gittiğimiz kongrelerde dinlediğim klinisyen yabancı meslektaşlarımın yaptıkları ile benzer şeyler yapmaktayız, ancak araştırma laboratuvarında yaptıklarını görünce onlara saygı duymaktayım. Elbette ki, imkânlar ve ekonomik durumları bu tür projeleri üretmeleri için çok daha müsait. Ancak bizler de hedeflerimizi yüksek tutarsak benzer araştırmaları yapabilir, ürettiğimiz bilimi satabiliriz.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Pek çok anım var. Dermatologlar diğer hekimlerle benzemez otobüste, uçakta, tatilde, restoranda, çarşıda size soru yöneltip hemen sorunlarına çözüm bulmanızı isterler. Bazılarının tanısı hakikaten görür görmez konulabilir, ama pek çoğu ileri tetkik gerektirir. Bir akşam üstü Milli Kütüphane kavşağında kırmızı ışıkta bir trafik polisi durdurarak aracımın sağ farının yanmadığını söyledi. Arkada oturan kızıma ve yanımda duran dosyalara bakıp mesleğimi sordu. Dermatolog olduğumu öğrenince oracıkta çorabını çıkarıp ayağını muayene etmemi istedi. Ertesi gün hastanemizde ayrıntılı muayene ettik tabii. Bazen peçete kâğıdına reçete yazmamızı isteyenler çıkabilir. Hafta sonu evinize komşunuz okula giden çocuğunu getirip muayene etmenizi isteyebilir, bütün bunlar hoş ve güzel anılar.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Çok şükür sağlığımla ilgili problemim yok. Anemim var, bu nedenle masamda sürekli kuru üzüm bulunur. Akşam üstü acıkan asistanlarımız kuru üzüm, incir, ceviz yemek üzere gelirler. Normal doğum dışında ve kırık nedeniyle kısa süre ortopedide yatmak dışında hastane sorunum olmadı.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Evet, Olgunlaşma Enstitüsünün Takı Tasarım Kursu'na gittim, ancak evde atölyem olmadığı için pek fazla ilgilenemiyorum. Kitap okumayı çok seviyorum. Hızlı okuma kursuna gitmiştim, onun çok faydası oldu, yolculuklarda daha yoğun olmak üzere çok kitap okuyorum.

Değişik ülkelerden topladığım kaşık koleksiyonum var. Belki ileride onlarla bir sergi açabilirim. Emekli olduğumda anılarımı yazmak istiyorum. Almanca öğrenmeye başladım, Goethe Enstitüsünün en yaşlı öğrencisi olarak derslere devam ediyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Hayatımda az silgi kullanmaya gayret ediyorum. Pişman olmamak için attığımız adımları, sarf edeceğimiz sözleri düşünerek hareket etmeliyiz. Elbette hayatta herkesin yanlış giden şeyleri olabilir, önemli olan bu yanlışları erken görüp yanlışın daha fazla uzamaması ve tekrar edilmemesidir. Kalp kırmadığımı ve kapıma gelen hiç kimseyi döndürmediğimi biliyorum. Yattığımda huzurlu uyuyorum.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Evet. Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde okuyan kızımla film izlemeyi severiz, beraber yürüyüş yaparız. O sevdiği kitabının bölümlerini benimle paylaşır. Akşamları günümüzün nasıl seçtiğini anlatırız. Hafta sonu ailemizdeki büyükleri ziyaret etmeye özen gösteririz.

Teşekkürler
11/01/2010
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA
12/09-15/09 10. Ulusal Haseki Tıp Kongresi ve 9. Haseki Hemşirelik Sempozyumu HEMŞİRELİ... SAKA