AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Mesiha Ekim
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mesiha Ekim

03 Şubat 2008, Pazar

Prof. Dr. Mesiha Ekim
Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mesiha Ekim

“Akademisyen, pek çok konuda öğrencilerine ve çevresine örnek olmalıdır”

Röp: Mete Generaloğlu
Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1954 yılında Kırklareli’nde doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da tamamladım. 1977 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. 1978 yılında aynı fakültede çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlık eğitimine başladım ve 1983’te uzman oldum. Zorunlu hizmetimi yapmak üzere Balıkesir Devlet Hastanesinde daha sonra Sağlık Bakanlığı Ankara Numune Hastanesi ve Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesinde başasistan olarak çalıştım. 1986 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde çocuk nefrolojisi yan dal uzmanlık eğitimine başladım. Ocak 1989’da bu bölümde eğitim almış ilk çocuk nefrolojisi yan dal uzmanı oldum ve daha sonra öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam ettim. 1990 yılında çocuk nefrolojisi dalında sınava girerek doçent ve 1999 yılında profesör unvanı aldım. 2002 tarihinde değerli hocam Prof. Dr. Necmiye Tümer’in emekli olmasından sonra Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı Başkanı oldum. Evliyim ve iki çocuğum var.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir?
İlkokula başlamadan önce bildiğim sadece iki meslek vardı. Bunlar anne ve babamın meslekleri olan ilkokul öğretmenliği ve hekimlik. Bu nedenle o yaştan beri olmak istediğim tek meslek, belki de bu iki mesleğin özelliklerini bir araya getiren çocuk doktoru olmaktı ve bu amacıma ulaştım. İdeallerim doğrultusunda elde ettiğim mesleğimi ve branşımı seviyorum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Çocuk doktoru olmak özveri, sabır, hızlı davranma, özellikle eğitim süresinde uykusuzluğa tahammül gibi nitelikleri gerektirmektedir. Bütün bunların yanında her şeye rağmen okuma ve öğrenme için zaman ayırma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu dalda sadece hastayla ilgilenmekle kalınmaz aynı zamanda bazen endişe içindeki bazen de hiddetli olabilen anne ve babanın anlaşılması ve ikna edilmesi gerekir. Ülkemizde halen birçok klinikte psikolog ve sosyal hizmet uzmanı çalışma ekibi içinde yer alamamaktadır. Bu nedenle çocuk doktorlarının sadece hastanın sağlık problemi ile uğraşmayıp aynı zamanda psikolojik ve sosyal destek sağlama gibi ek yükleri bulunmaktadır. Prognozu iyi olmayan uzun seyirli hastalıklarda sıklıkla çocuk ve aile ile empati yapılması duygusal olarak yıpratıcı olmaktadır.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır?
Bence dürüstlük, güvenilirlik, insan sevgisi, iyi niyet, öğrenme ve öğretme isteğinin olması bir akademisyen için mutlaka olması gereken özelliklerdir. Akademisyen birlikte çalıştığı ve karşılaştığı insanlarla sağlıklı iletişim kurabilmeli, olumlu yönde motive edebilmeli ve bunun için çaba göstermelidir. Bunların dışında her akademisyenin sadece kendi alanında değil aynı zamanda içinde yaşadığı toplumun gelişme ve eğitiminde de görev alması ve duyarlı olması gereklidir. Akademisyenin bir başka görevi de davranış, konuşma, genel görünüm gibi pek çok konuda öğrencilerine ve çevresine örnek olmaktır.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Sadece kendi branşımda değil tüm branşlarda örnek aldığım kişiler var. Bunlar benim için çok özel insanlar. Hocam Prof. Dr. Necmiye Tümer bunlardan biri. Babam ve annem her zaman yanımda olan örnekler. Bence bir kişi tümüyle değil bazı yönleri ile de örnek alınabilir. Görebilenler için her insanda örnek alınacak bir şeyler bulunabilir, bazen ne yapacağınızı bazen de neyi yapmamanız gerektiğini öğrenirsiniz.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son yıllarda sağlık alanında durum oldukça karmaşık görünüyor. Ne yazık ki basın kuruluşları aracılığı ile zaman zaman yapılan eksik hatta yanlış bildirimler sıklıkla hekim ve hastaların karşı karşıya gelmesine yol açmaktadır. Toplumumuzda birçok kesimde kaliteli eğitimin yetersiz olmasının birçok konuda olduğu gibi sağlık konusunda da problemleri arttırdığına inanıyorum. Toplumumuzun her düzeyinde, sadece kendi açısından değil aynı zamanda karşı tarafın gözüyle de bakabilme ve düşünebilme yeteneği geliştirilmediği sürece sanırım bu karmaşa devam edecek. Televizyon aracılığı ile her yaştan ve her kesimden insana birçok temel konuda eğitim verebilmek mümkün iken bunun yeterince yapılmamasına da anlam veremiyorum.

Üniversite hastanelerinin mali durumları, malzeme ve personel teminindeki güçlükler önemli sorunlarımız arasında yer almaktadır. Bunların yanında üniversite hastaneleri ve Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde doktor ve hemşire ücretlerinin dağılımındaki dengesizlik sağlık çalışanlarını olumsuz etkilemekte ve motivasyon eksikliğine yol açmaktadır. Ülkemize doktor, uzman ve yandal uzmanı yetiştiren, bu grupların eğitimi için mutlaka gerekli olan hasta bakımını en iyi şekilde yapmakla yükümlü olan tıp fakültesi öğretim üyelerinin, uzman ve asistanların ekonomik açıdan farklı değerlendirilmelerini anlaşılır ve kabul edilebilir bulmuyorum.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Ne yazık ki böyle bir fırsatım olmadı. Çalıştığınız yerde aynı görevi yürüten başka hekimin olmaması durumunda ne yöneticinizin sizi bu konuda motive etmesi ne de sizin böyle bir teklifte bulunmanız çok olası görünmüyor. Ancak günümüz koşullarında tüm akademisyen adaylarına bu fırsatın verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Gelişmiş ülkelerdeki çalışma koşullarını görünce insanın içi biraz burkuluyor ancak yine de sadece geçici süre için bunu yapmak isterdim. Ülkemizin eğitimli insanlara ihtiyacı var ve bizim bu görevleri yapmamız gerekiyor.

Yurt içi ve dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışında yayınlanmış 78 yayınım var. Sanırım çeşitli yükseltme sınavlarında ve atamalarda yurt dışı yayınlara daha fazla önem verilmesi nedeniyle yurt içi daha az sayıda yayınım bulunmakta.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Bence üniversitelerin sayısından çok niteliği önemli. Sadece eğitilen insan sayısı değil yeterli sayı ve kalitede öğretim elemanın sağlanması, kurumun altyapısı ve eğitim materyalinin yeterliliği, öğretim üyesi ve öğrenci için yaşam koşullarının iyileştirilmesi öncelikle üzerinde durulması gereken konular. Aynı olanakları vermeden eğitilen insanlardan daha sonra ortak sınavlarda başarı beklemek bence çok mantıklı bir yaklaşım değil. Üniversitelerin sadece bilim açısından değil aynı zamanda kişisel gelişimi de sağlayabilen çeşitli fikirlere açık, özgür düşünebilen, birbirini anlayabilen insanlarla gelişeceğine inanıyorum.

Eğitim verdiğiniz bilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl?
Hekimlik mesleği ve eğitimi ekip çalışması gerektirir. Kliniğimizin eskiden kalan ve içinde yoğrulduğumuz özelliklerinden biri de birlikte uyum içinde çalışmak ve birbirine destek olmaktır. Ben ve arkadaşlarım hocalarımızdan öğrendiğimiz gibi sevgi ve saygı sınırları içinde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Uzun vadede hedeflediğim düzeye ulaşmış olmak bana mutluluk veriyor. Ancak kişisel ve kurumsal gelişme için hiçbir zaman aynı noktada kalmamak ve sürekli ilerlemek gerekir. Bu nedenle sık sık daha kısa vadeli hedefler koyarak çalışmaya dikkat ediyorum.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Tıp alanında çalışanların anıları kitapları dolduracak kadar çok ancak bunlar hemen kaydedilmezse unutuluyor. Klinikte asistan olarak çalışmaya başladığım ilk aylarda gelen acil bir hastaya önce birlikte çalıştığım hocam damar yolu açmaya çalıştı ancak birkaç denemeye rağmen bu mümkün olmadı. Ben son derecede heyecanlı bir şekilde hastayı izlerken hocam kelebek seti uzatarak “Bir de sen dene” dedi. Teorik olarak bilmeme rağmen bu konudaki deneyimim henüz çok fazla değildi. Korku ile damara girmek için hazırlandım ve ilk denememde damara girmeyi başardım. Meslek yaşamımın başında yaşadığım bu olayı, sanıyorum bana büyük bir mutluluk ve özgüven sağlaması nedeniyle her zaman keyifle hatırlarım.

Kendi sağlığınıza yeterli özen gösteriyor musunuz?
Dikkat etmeye çalışıyorum ama bu konuda yapmam gerekenleri bilmeme rağmen problemi ertelemek için her zaman bir neden oluyor. Birebir insanla karşı karşıya kalınan mesleklerde kişisel zaman yönetimi zor oluyor. Günlük hayatın karmaşasından dolayı bıçak kemiğe dayanmadan bu konuya öncelik vermiyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ve hobileriniz var mı?
Doğa gezileri yapmayı ve bu gezilerde çektiğim fotoğraflara tekrar tekrar bakmayı çok seviyorum. İş yaşamının stresinden uzaklaşmamda çok yararlı olduğu gibi ailem ile vakit geçirmeme de imkan veriyor. Kitap okumak ve hızlı tempolu şarkıları dinlemek hoşuma gidiyor.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Asistanlık yıllarımda nöbetler ve yoğun çalışma temposu nedeniyle aileme yeterince vakit ayırmak mümkün olmuyordu. Daha sonra bu imkanım biraz daha arttı ama fark ettim ki şimdi de çocuklar eskisi kadar evde olamıyor. Yine de çok sıkı bağları olan bir ailemiz var ve birlikte olabilmek için hepimiz elimizden geleni yapıyoruz.

Teşekkür ederiz.

04/02/2008
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer