AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Mesut Çetin
    • “Akademisyen her şeyden önce öğrenme aşkını, şevkini hiç kaybetmemelidir. Devamlı kendini geliştirmeli, bildiklerini ve  öğrendiklerini  genç nesile aktarmalı ve kalıcı olması için de yayın yaparak bu bilgilerini yaymalıdır.”

31 Ekim 2010, Pazar

Prof. Dr. Mesut Çetin

Akademisyenlerimizi tanıttığımız Sayfamızın bu haftaki konuğu, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi Prof. Dr. Mesut Çetin

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

Uşak’ta 1957’de  doğmuşum. Aynı adı taşıyan benden 3,5 yaş büyük ağabeyim menenjitten ölünce ağabeyimin  ismini bana vermişler. Belki bu nedenlerle ta o zamanlardan beri sorduklarında ‘Büyüyünce doktor olacağım’ derdim. İlkokula  bir yıl erken gitmişim. Ancak yaşıtlarımdan bu bir yıl  önden gidiş hali  öğretmen lisesini 4 yıl okuduğum için sonradan  normalize edilmişti. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesine 2 aylık yaz dönemi öğretmenlik görevinden istifa ederek kaydolmuştum. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden 01 Ağustos 1980 tarihinde mezun oldum. Diyarbakır’da 1981-1985 arası kıt’a hizmeti  yaptım. Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Psikiyatri Ana Bilim Dalında 1985-1989 yılları arasında psikiyatri asistanlığım oldu. İstanbul GATA Haydarpaşa Psikiyatri Servisinde 1989’da yardımcı doçent, 1991’de doçent, 1999’da da profesör oldum. Halen orada görev yapıyorum. Yirmi yıldan beri kesintisiz olarak Klinik Psikofarmakoloji Bülteni dergisinin editörlüğünü yapıyorum. Dergimizi çıkaran grubun önderliğinde  1998 yılından beri  Ulusal Psikofarmakoloji Kongrelerini ve 2008 yılından beri Psikofarmakoloji Tedavi Güncellemeleri Toplantıları’nı düzenledik. Bu kongre ve toplantıların da  kongre başkanlığını ve/veya eş başkanlığını yaptım. Bu kongrelerde dünya çapındaki bilim adamlarını Türk meslektaşlarımızla buluşturup, ortak panel, yuvarlak masa, “workshop”, kurs  yapmalarını sağladık. Bu toplantıları 2005 yılında kurulan Psikofarmakoloji Derneği çatısı altında yapmaya başladık. Psikofarmakoloji Derneğinin temel felsefesi, bilim talep edenlerle  ücretsiz paylaşılmalı idi. Bu anlayışla Klinik Psikofarmakoloji Bülteni'nin yazılarının tam metinlerinin web sitesinden ücretsiz olarak indirilmeye açılması  gibi;  tüm kongre, toplantı ve seminer etkinliklerimizin de videoları  Psikofarmakoloji Derneğinin web sitesine http://www.psikofarmakoloji.org/ konarak, ücretsiz olarak Türkçe ve İngilizce izlenme imkânı sağlanmış olup, böylece, bu kongrelere davet edilen dünya çapındaki bilim insanlarının birikimlerinin hem kongre ve toplantılara katılamamış ülkemizin en ücra köşesindeki meslektaş ve ilgili Türk bilim insanlarının istifadesine ve hem de  bu kongrelerde bilimsel etkinlikler sergileyen Türk bilim insanlarının sesinin ve çalışmalarının  dünya bilim arenasına duyurulması hedeflenmiştir. Bu bilimsel etkinlikleri Türkçe ve İngilizce izletmek Türkiye’de belki bir ilk idi.  

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Mesleği seçmem belki yukarıda saydığım nedenden, belki de başka bir sebepten olmuştur. Ama kendimi bildim bileli başka meslek düşündüğümü hatırlamam. Mesleğimden çok memnunum.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Tedaviye dirençli hastalar karşısındaki ‘çaresizlik’ duygusu. Özellikle hasta ve ailesi ile empati yaptığınızda bunu çok derinden hisseder insan.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Her şeyden önce öğrenme aşkını, şevkini hiç kaybetmemelidir. Devamlı kendini geliştirmeli ve yenilemeli, yenilikleri gecikmeden izlemeli ve bildiklerini ve  öğrendiklerini   genç nesile aktarmalı  ve  kalıcı olması için de yayın yaparak bu bilgilerini yaymalıdır.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Sadece branşımda değil, imrendiğim pek çok kimse olmuştur.  Bu manâda tek bir idolüm yoktur diyebilirim. Bu özellikleri elimden geldiğince sentezlemeye çalışmış ve insanın ızdırabını dindirecek her çabayı desteklemişimdir. O yüzden hiçbir zaman bilimde bağnaz olmadım. Meslek hayatım boyunca bazı meslektaşlarım yadırgasa, bıyık altından gülseler  bile; bir yandan  biyolojik psikiyatri ve psikofarmakolojiyi en iyi şekilde öğrenmenin yanında psikoterapileri -özelllikle bilişssel terapiyi- öğrenip uygulamaya çalışırken; diğer taraftan  akupunktur, hipnoz, herbal terapi, tamamlayıcı tıp uygulamalarını yetkili uzmanlardan öğrenerek Sağlık Bakanlığının onayladığı sertifika ve yeterlik belgelerini almaya gayret gösterdim.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sorunları olmakla beraber, daha iyiye gideceğine inanıyor ve temenni ediyorum.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Kısa sürelerle  bulunabildim.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Hayır. Daha çok nörobilim ve araştırma yapmak isterdim. Bu yöndeki imkânların bazı ülkelerde Türkiye’den daha iyi olmasından dolayı.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Elliden fazla olmuştur sanırım.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Tıbbi yayıncılığa biz de 1990’da Klinik Psikofarmakoloji Bülteni’ni çıkararak başladık. Şu an 20’nci cildindeyiz ve üç senedir SCI-Expanded indeksinde yer alıyoruz. Türkiye’de tıbbi yayıncılık maalesef kişisel çabalarla yürütülüyor. Özverili insanlar bunu bıraksa sanırım iş yürümez. O yüzden tıbbi yayıncılığı devletin, üniversitelerin desteklemesi gerek. Son doçentlik kriterleri düzenlemesi  yerli tıbbi yayıncılığı negatif etkileyebilir. Bildiğim kadarıyla SCI’de bir elin parmakları kadar tıbbi dergimiz yer almakta. En büyük eksiklik uluslararası arenaya taşınma konusunda Türkçe yayınların çevrilmesi ve internette tüm dünyadaki okuyucuya sunulması konusu bence. Bu yapılırsa  Türk tıbbi dergilerinin de “impact  factor” puanları yükselir kanımca. Bu çeviri desteğinin finansmanın TUBİTAK, vs. fonlarla sağlanması  ve özellikle tıbbî çeviriye yönelik daha fazla eğitim veren yüksekokulların YÖK tarafından kurulması  mutlaka gerekir, diye düşünüyorum.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Daha özerk daha demokratik daha özgür daha toplum sorunlarıyla ilgilenen ve daha fazla dünya üniversiteleri ve dünya  bilim arenasıyla ile entegre ve iş birliği yapan  ve daha çok araştırmaların yapılabileceği zemini elden geldiğince hazırlamaya çalışırdım.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Hayır.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Klinik Psikofarmakoloji Bülteni’ni 1990’da hiçbir maddi kaynağımız olmadan fotokopi makinasında sabahlara kadar çoğaltarak ve sonra da ciltçiye taşıdığımızı, sonuçta 350 tirajlı bir dergi olarak  ve baştan beri ücretsiz  meslektaşlarımıza ulaştırma çabalarımızı unutamam.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Elden geldiğince.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Spor, okuma, bir zamanlar resim, karikatür, balık tutma, bilgisayar teknolojilerini takip vs.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Ortaokul, lisede keşke matematik, fen çalışacağıma o enerjiyi  birkaç lisanı iyi öğrenmeye harcasaydım derim hep. O yüzden şimdiki eğitim sisteminden nefret ederim.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

O konuda dertliyim. Fazla alana dağılınca zaman fukarası oluyor insan. Ama her şeyin bir bedeli var. Elden geldiğince telafi etmeye çalışıyorum.

 

Teşekkürler.

01/11/2010

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
5
1) Şenay Günaydın (Laboratuvar teknisyeni)
25.11.2013 11:08:39
Başarılarını ve yayınlarınızı takip ediyoruz, gerçekten de bu ülkenin yetiştirdiği ender insanlardan birisiniz. iyi ki varsınız. Sayenizde yüzlerce aile daha huzurlu ve sağlıklı yaşıyor.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer