AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Metin Arslan
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Arslan

07 Mart 2010, Pazar

Prof. Dr. Metin Arslan
"Akademisyen sadece kendi mesleği ile ilgili sorunlara değil, memleket meselelerine de duyarlı olmalı."

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Arslan

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1948 yılında Ankara'da doğdum. İlk, orta ve lise tahsilimi Ankara'da yaptıktan sonra 1967- 1968 eğitim-öğretim yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine başladım. 1972 yılında bu fakülteyi bitirdikten sonra aynı fakültenin İç Hastalıkları Kliniğinde asistan olarak göreve başladım.

1975 yılında Ankara Mevki Hastanesinde kısa dönem askerlik görevimi yaparak tekrar Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesindeki görevime döndüm. 1977 yılında "Angina pectoris teşhisinde beta reseptör stimülatörlerinin yeri" konusunda tez hazırlayarak İç Hastalıkları Uzmanı oldum. 1978 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniğinde göreve başladım. 1981 yılında "Obezite Tanısında Adaptif Termogenezin Rolü" konusunda yaptığım çalışmam ile endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı oldum.

1983 yılında "İnsanda prostaglandinlerin insülin salgısı üzerinde etkisi" konusunda tez hazırlayarak İç Hastalıkları-Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Doçenti oldum. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi (GÜTF) İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalında Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başladım. 06 Temmuz 1988 tarihinde endokrinoloji ve metabolizmanın bilim dalı olmasıyla bu bölümün başkanı oldum. Ana Bilim Dalı aynı yıl "Stresin insanda prolaktin salgısı üzerine etkisi" konulu profesörlük takdim tezimle Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı profesörlüğüne yükseldim. 1999-2002 tarihleri arasında GÜTF İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığı, 22 Ocak 2007- 22 Ocak 2010 tarihleri arasında da GÜTF Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundum. 2009 yılında Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Üniversite Kitapları Telif ve Çeviri Ödülü aldım.

Ankara Endokrinoloji Derneğinin kurucu üyesi, Türkiye Endokrinoloji Derneği, "American Diabetes Association (ADA)" ve "European Association Study of Diabetes (ESAD)" üyesiyim. Halen GÜTF İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmaktayım. Evli ve iki çocuk babasıyım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıp mesleğini seçtiğim için son derece memnunum. Başlangıçta iki düşündüğüm alan vardı. Birisi tıp, diğeri siyasal bilgilerdi. Tıp mesleğini saygın bir meslek olduğunu düşündüğüm için seçtiğimi söyleyebilirim. Ancak günümüzde hekimler yoğun çalışma temposu nedeniyle çocuklarının da bu mesleği seçmesini pek istemiyorlar. Ben görüştüğüm arkadaşlarıma çocuklarını doktor olmaları için teşvik etmelerini tavsiye ediyorum. Türkiye'de eğitim birçok alanda çok noksan.

Böylelikle hiç değilse aile içinde de bu mesleki eğitimi alabilirler, diye düşünüyorum. Çocuklar ailedeki anne-baba, ya da her ikisi hekim olan örneklere bakarak nasıl olması gerektiğini görebilir, diye düşünüyorum. Böyle aileler gördüğüm zaman da ben memnun oluyorum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Bizim belli bir saatimiz yoktur. Devamlı olarak 24 saat işimizle ilgiliyiz. Tıp fakültesinden mezun olduktan sonra asistanlıkta, uzmanlıkta bu çok çok daha fazla. Sanki yardımcı doçent, doçent, profesör olunca rahatlayacağım, gibi geliyor insana, ama öyle değil, sorumluluklarınız katlanarak artıyor.

Bir de mecburi hizmet konusu var. Biz mecburi hizmet yapmadık ama, mezun olur olmaz mecburi hizmete giden doktorlar var. Dönüyorlar, uzmanlık sınavına girip uzman oluyor, tekrar gidiyorlar. İç hastalıkları, genel çocuk sağlığı hastalıkları, genel cerrahi gibi bazı branşlarda üst yan dalları olan branşlar var. Onu yaptıktan sonra tekrar bir 500 gün mecburi hizmet yapıyorlar. Bu başka bir meslekte yok, sadece doktorlarda var. Bu bile başlı başına bir zorluk.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen güncel olmalı, branşı ile ilgili her şeyi takip etmeli ve takip ettiği bu gelişmeleri çevresindekilerle paylaşmalı. İyi niyetli olmalı, bulunduğu ortama huzur vermeli. Akademisyen motomot ders anlatmamalı, mutlaka görsel ögelerden de faydalanmalı. Sadece kendi mesleği ile ilgili sorunlara değil, memleket meselelerine de duyarlı olmalı.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Mutlaka iyi taraflarını gördüğümüz ve beğendiğimiz hocalarımız vardır. Biz de hoca olduktan sonra, hocalarımızdan gördüğümüz iyi yönleri kendi öğrencilerimize uygulamaya çalışıyoruz.


Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Büyük kentlerin dışında da birçok üniversite var ve birçok yerde de yenileri kuruluyor. Acaba bu üniversitelerden yetişen öğrenciler yeterince donanımlı olarak yetişiyorlar mı, diye düşünüyorum. Bununla birlikte Türkiye'deki sağlık ortamını değerlendirirsek, biz büyük şehirde yetiştik ama, Doğu'ya da gittik, Güneydoğu Anadolu'ya da gittik. Benim gördüğüm, devlet nasıl ki belediyeyi, yolu, öğretmeni götürmüşse, sağlık hizmetlerini de Türkiye'nin en ücra köşesine kadar götürmüş. Oralarda ebeler, hemşireler, doktorlar en iyi şekilde hizmet veriyorlar. Belki de bu Cumhuriyet tarihinde en iyi yapılmış işlerden bir tanesidir. Benim okuduğum, duyduğum kadarıyla Avrupa Birliği'ne entegre olma açısından, sağlık politikası çalışmaları konusunda iyi bir durumdayız. Ancak şu yaşadığımız günlerde bazı değişiklikler olmakta. Bunların da neler getireceğini zaman içerisinde göreceğiz.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Özellikle uzman asistanlıktan sonra hoca kademesine geçiş dönemimizde çeşitli yurt dışı kongrelere katılmışlığım oldu, ama bunun dışında bir aydan uzun süre kaldığım bir yer olmadı. Birer aylık çeşitli yurt dışı deneyimlerim olduğunu söyleyebilirim.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Belki 6 ay bir yıl gibi olabilir ama, yurt dışında uzun süreli olarak doktorluk yapmayı hiç düşünmedim. Ben Türkiye'de doktorluk yapmaktan çok mutluyum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yaklaşık olarak bir rakam verirsem Yur tiçi 50, yurt dışında da 150 civarında olmak üzere 250 yayınım bulunuyor.


YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Türkiye'de yabancı dil eğitimi konusunda bir eksiklik var. Bu eksikliği bir şekilde gidermeye çalışırdım. Üniversitelerdeki en geçerli dil İngilizce olduğu için ben buna İngilizce diyeyim, ikinci bir dilin tam anlamıyla öğretilmesi için çalışırdım.

Bilimsel açıdan başka ülkelerden bir geriliğimiz yok, ancak karşılıklı konuşma açısından bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Bu öğretim üyeleri için de geçerli.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Ulaşabildiğimi düşünüyorum. Rahmetli Hocam Selahattin Kolloğlu profesör olduğumda "Ben profesörlerin hocasıyım" demişti. Bu çok güzel bir sözdü. Şimdi ben de düşünüyorum, benim de yetiştirdiğim profesörler var. O nedenle hedefime ulaşabildiğimi düşünüyorum.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Mutlaka bir sürü anı olmuştur ve bunların pek çoğu da iyi anılardır. Benim oğullarımdan biri doktor. Benim mezun olduğum Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Mezuniyet töreninde diplomasını ben vermiştim. O benim için mutlu ve unutulmaz bir anıdır.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Her ne kadar "Mum dibine ışık vermez" diye bir söz varsa da, bence mum dibine ışık verir. Herkes bir şikâyeti olduğunda çok önemsemeyebilse de, bir doktor şikâyeti olduğunda ya da çevresinden birisinin bir şikâyeti olduğunda hemen olmasa bile çok geciktirmeden onun üzerinde durur. Çalışma temposunun çok yoğun olması belki biraz engel yaratabilir ama, ben doktorların kendi sağlıklarına yeterli özeni gösterdiğini düşünüyorum.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Herkesin mutlaka bir hobisi vardır. Kimi bir müzik aleti çalar kimisi başka bir hobiyle uğraşır. Ben daha lise çağındayken gitar çalmaya başlamıştım. Üniversite yıllarında buna ilgim biraz azalmış olsa da gitarım evde hâlâ durur. Bununla birlikte "jogging", hatta daha ilerisi günlük koşular yapıyorum. Bunu alışkanlık haline getirdim. Bunun yanı sıra fotoğraf merakım var. Fotoğraf çekiyorum ve beğendiklerimi elektronik ortamda arkadaşlarımla paylaşıyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Şu anda ben büyük bir üniversitenin oldukça gelişmiş bir bölümünün başkanlığını yapmaktayım. Burada yetişen elemanlarımızın hepsini belli bir süre yurt dışına 6 ay bir yıl süreyle gönderdik. Bizim zamanımızda böyle bir imkân yoktu. Keşke bizim uzmanlığımız ve hocalığımızın başladığı dönemlerimizde de böyle imkânları olsaydı da, biz de gidip iyi bir üniversitede konu üzerinde uzun süre çalışabilseydik, diyorum.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Hoca olduktan sonra belki biraz vakit ayırabiliyor ya da artık daha çok vakit ayırmam gerekli, diye düşünüyorsunuz. Ama doktorların ailelerine yeterli vakit ayırabildiğini düşünmüyorum.

Teşekkürler

08/03/2010
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA