AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Muhammet Güven
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Erciyes Üniversitesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Muhammet Güven

18 Nisan 2010, Pazar

Prof. Dr. Muhammet Güven
"Tıp fakültesinde görev yapacak bir akademisyen, gelişimlere ve yeniliklere açık, sürekli kendisini geliştirebilen, sorunları zamanında ve hızlı çözebilen, iyi doktorun yanı sıra iyi insan yetişmesine katkıda bulunan kişidir."

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Erciyes Üniversitesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Muhammet Güven

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1966 Konya doğumluyum. İlk ve Ortaöğrenimimi Konya'da tamamladım. 1989 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Zorunlu hizmetimi Afyon SSK Hastanesinde yaptım. 1991-1995 yılları arasında Erciyes Üniversitesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalında araştırma görevlisi olarak çalıştım.

Diyarbakır'da askerlik görevimi yaptım. 2000 yılında doçent, 2006 yılında profesör oldum. 1995 yılında yoğun bakım alanında çalışmaya başladım. 2003 yılında yoğun bakım bilim dalının kurulmasında görev aldım. 2005 yılında bir grup meslektaşımla beraber Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneğini kurduk. Halen derneğin başkanlığını yürütmekteyim. 2006-2009 yılları arasında İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığı yaptım. 2005-2008 yılları arasında başhekim yardımcılığı ve işletme müdürlüğü yaptım. Halen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Yoğun Bakım Bilim Dalında öğretim üyeliği ve Erciyes Üniversitesi Hastaneleri Başhekimliği görevlerini sürdürüyorum. Evli ve 5 çocuk babasıyım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Aslında lise yıllarımızdaki en popüler meslek olması ve çevrenin yönlendirmesi en önemli etkenlerdendi. Ayrıca mesleğe ilgi de duyuyordum. Mesleğimden dolayı zaman zaman sıkıntılar olsa da, artık yapılması daha zor hale gelse de yine de memnunum, diyebilirim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Birçok zor tarafı var. Birincisi, insan ile uğraştığımız için muhatabımız da insan. Özellikle sorunu olan ve endişe içindeki insanla uğraşmak çok zor. Birçok kişi şartlanmış veya şartlandırılmış. Hekimin her şeye muktedir olduğunu ve hastaya bir şey olursa bunun işini iyi yapmamasından kaynaklandığını düşünüyorlar.

Çenesi atan bir hastayı kaybettiğinizde dahi hasta yakınları bundan sizi sorumlu tutabiliyor. Bir başka zorluk da, günümüzde hekimlerin mesleki bilgilerine göre değil, sosyal güvenlik kurumu, çeşitli kanun, yönetmelik ve genelgelere göre tedavi yapmak zorunda olması. Eğitimle ilgili sorunlar var. Eğitimcisi ve hastanesi olmayan çok sayıda tıp fakültesi açılıyor. Şefi olmayan hastanelere araştırma görevlisi gönderiliyor. Mevcut tıp fakültelerine kapasiteleri üzerinde öğrenci verilirken, ihtiyaçlarının altında araştırma görevlisi kadrosu tahsis ediliyor. Bütün bunlar mesleğini seven bir hekim ve öğretim üyesi olarak mesleğin geleceği ile ilgili kaygı duymamıza neden oluyor.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
İtiraf etmeliyim ki, son yıllarda idari görevlerim nedeniyle akademik fonksiyonlarımı yeterince yerine getiremiyorum. Ancak idealimdeki bir akademisyeni tanımlayabilirim. Tıp fakültesi öğretim üyeleri diğer akademisyenlerden farklılıklar göstermektedir. Eğitim fonksiyonları yanında sağlık hizmeti sunumu da yapmaktadırlar. Bu aynı zamanda eğitimin de bir parçasıdır. Bu nedenle tıp fakültesinde görev yapacak bir akademisyen, gelişimlere ve yeniliklere açık, sürekli kendini geliştirebilen (şartlar elverirse), aynı zamanda insanları seven ve iletişimi iyi, sorunları zamanında ve hızlı çözebilen, öğrenci ve araştırma görevlilerine sadece mesleki bilgileri değil, insani bilgileri ve becerileri kazandırabilen, iyi doktorun yanı sıra iyi insan yetişmesine katkıda bulunan kişidir.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Öğrencilik yıllarımda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Murat Duman Hocamın ders anlatışı ve dâhiliye konularına hakimiyeti beni çok etkilemiş ve iç hastalıklarını seçmemde etken olmuştu. Asistanlık yıllarımda Hocamız Prof. Dr. Fahrettin Keleştemur'un bilim adamı kimliği beni etkilemiş ve akademisyen olmamda önemli rol oynamıştı. Aslında romatolog olmayı düşünerek ihtisas yapmıştım. Ancak şartlar yoğun bakımcı olmama neden oldu.

Şimdi işimi çok seviyorum. Keşke idari görevlerden arınıp sadece yoğun bakım ile ilgilenebilsem. Yurt içinde çok yeni bir dal yoğun bakım. Yurt dışındaki başarılı meslektaşlarımızdan mutlaka çok yararlanıyoruz. Ancak örnek konusunda özel bir isim veremeyeceğim. Ülkemizdeki meslektaşlarımızın çok daha zor şartlarda daha önemli işler yaptığını düşünüyorum.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her yönüyle sağlıksız olduğunu düşünüyorum. Öğrenciler için sağlıksız. yetersiz eğitici ve imkânlarla ya da kapasitelerinin üzerinde öğrenci almak zorunda kalan üniversitelerde eğitim görüyorlar. Yetersiz yetişiyorlar, hastalarla baş başa kaldıklarında doğacak sorunlardan onları koruyacak hiçbir mekanizma yok.

Hekimler için sağlıksız. Tedavi ve teşhislerde eliniz kolunuz giderek bağlanıyor. Buna rağmen doğacak her türlü sorundan siz sorumlusunuz. Onu ödemem, bunu keserim, diyen bir ödeme sistemi, onu yazarsın bunu yazamazsın diyen kısıtlar, her hastaya bakmalısın diyen bir sistem, hastama bir şey olursa haaa, diyen hasta yakınları (aranızda kan davası yoksa hekim hastama niye zarar versin diye düşünmeyen), habersiz kaldığında değişmez haber kaynağı sağlık olan basın karşısında hekimin durumu. Diğer sağlık çalışanları için de aynı şeyleri söylemek mümkün. Buna yetersiz personel de eklenmelidir. Hastalar için sağlıksız. Bir yandan her istediğiniz kuruma gidebileceğiniz bir sistem, diğer taraftan yola döşenmiş dikenler. Fark ücretleri, ilaç ve malzeme kısıtları, yapılabilir yapılamaz işlemler. Daha da önemlisi, mantar gibi açılan tıp fakülteleri ve yarın bunlardan mezun olacak doktorlar. Sonuç; mutsuz ve verimsiz sağlık çalışanları, tatmin olamamış, kızgın hastalar ve yakınları. Fatura ise her halükârda doktora. Hekimlerin hiç mi kusuru yok? Tabii ki var. Ama her meslektekinden fazla değil.

Bunları herkes yeterince tartışıyor ve yorum yapıyor. Bunu başkalarına bırakalım. Zaten yukarıda saydığımız bütün olumsuzluklar da bundan kaynaklanıyor.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Maalesef hayır. Şartlar el vermedi. Ama en çok istediğim şeylerden biri bu idi.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Kısa süreli evet. Ama sürekli hayır.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Seksenin üzerinde yurt içi ve dışında (40 civarında) yayınlanmış makale, bir o kadar bildiri, çok sayıda kitap bölümü ve birkaç kitap editörlüğüm mevcut.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi hem fiziksel ve donanımsal hem de akademik kadrolar yönünden gelişmesini tamamlamış, ülkemizin en önde gelen kurumlarından biridir. Bilimsel açıdan ve akademik performans yönünden de ön sıralarda yer almaktadır.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Öncelikle YÖK'ün yapısını değiştirirdim. Çünkü YÖK bugün itibari ile tıp eğitiminin ve hastanelerinin içinde YOK. Öğrenci sayısına Sağlık Bakanlığı karar veriyor, asistan sayısı da öyle. Diplomaları bile Sağlık Bakanlığı onaylıyor (Hukuk diplomalarını Adalet Bakanlığı onaylasa ne olur?). Devlet Yükümlülüğü kapsamında hekim verilmiyor, hepsi Sağlık Bakanlığı bünyesinde değerlendiriliyor (Sağlık Bakanlığı yükümlülüğü mü?), akademik dışı hekim kadrosu alamıyor, üniversite hastaneleri diğer hastanelerle aynı kefeye konup aynı şartlarda hizmet verilmesi isteniyor (YÖK müdahil değil), sağlık eğitiminde müfredat komisyonlarını Sağlık Bakanlığı topluyor-YÖK değil. Daha birçok şey sayılabilir. Bu nedenle tıp eğitimi ve üniversite hastaneleri açısından sanki YÖK'e gerek YOK gibi görünüyor. Tıp eğitimi için ne yapılabilir. Öncelikle bu kadar çok tıp fakültesi gerekli değil. Çok hekim sağlık hizmeti sunumunu artırmaz, sadece ulaşımını kolaylaştırır. Ancak kalitesini düşürür. Çok hekimin çok hasta ve sağlık harcamalarında artışı beraberinde getireceğini unutmamak gerekir. Açılmış yeni fakülteler sadece temel tıp eğitimi verebilmeli, diğer yıllar gelişmiş fakültelerde değerlendirilebilir. Tıp fakültesi kontenjanları azaltılmalıdır. Buna karşın gerçek eksiğin olduğu, ama hekim eksiği olarak algılanan yardımcı sağlık personeli yetiştiren eğitim kurumları artırılmalıdır. Maalesef eğitim ve sağlık hizmeti nüfus başına düşen hekim sayısı ile değerlendirilmektedir. Oysa gerçek, yardımcı personel sayısı ve ücretlerle ilişkilidir. Sağlık eğitiminde ve hizmet sunumunda örnek gösterilen ABD dekinden daha fazla oranda doktor sayısına sahip ülkelerin, ya da Avrupa ülkelerinden daha fazla doktora sahip ülkelerin eğitim ve sağlık hizmeti sunumundaki yerine bakılabilir. Daha fazla doktorla daha iyi hizmet vermezsiniz.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Akademik unvan olarak evet. Ancak mesleki tatmin olarak hayır. Yapabileceğim birçok şeyi yapamadığımı ve bir kısmını da asla yapamayacağımı biliyorum. Her şey zamanında yapılırsa anlamlı oluyor.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Kurtulma ihtimali yüzde 1-2 olan bir hastamın babasına durumunu anlattığımda bana "Allah razı olsun, siz elinizden geleni yapıyorsunuz, takdir Allah'tan" demişti. Ertesi gün hastası vefat ettiğinde geldi ve "Yaptıklarınıza teşekkür ederim." deyip ayrıldı. On dakika sonra kapıdan tekrar girip "Sizi şikâyet edeceğim, hastamla yeterince ilgilenmediniz." dedi. Çünkü kapıda biri akıl vermiş ve "Git dava et." demişti. Biz genç bir hastayı kaybettiğimize üzülürken, yakınları neler düşünüyordu. Bu hekimlerin hangi şartlarda hizmet verdiğini göstermesi açısından önemli.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Hayır. Hiç ilgilenemiyoruz kendimizle.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Bilgisayar ve bilişimle ilgilenmeyi, futbol izlemeyi seviyorum. İdareci olduktan sonra spor yapamaz oldum, ama daha önce az da olsa yapabiliyordum. Her türlü cihazın tamir ve bakımı ile ilgilenmeyi seviyorum. Biraz keşfetme merakı sanırım. Evime eskiden çok az tamirci gelirdi. Artık çok ilgilenemiyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Sıklıkla. Tıp hayatımın her aşamasında kaçırdıklarım için keşke dedim. Keşke bugünkü aklımla yeniden tıp fakültesinden başlasam. Neler yapmazdım ki. Hiç derslerimi aksatmazdım, her gün düzenli çalışırdım, stajlarda daha dikkatli olurdum, yabancı dil sorunumu 30 yaşından sonra değil, okulda çözerdim, tüm kitapları hatmederdim, yurt dışına ne olursa olsun giderdim ve daha neler neler.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Yeterince den vazgeçtim. Hiç ayıramıyorum.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) aydin sinal (hekim)
21.07.2018 13:42:30
söz ucar yazi kalir,bakalim sayin profosör sikayet ettigi konulara ne derece cözüm bulacak,halep ordaysa arsin burda derler
People
1
2) Dr.Cevdett (Cerrah)
21.07.2018 12:04:32
''Öncelikle bu kadar çok tıp fakültesi gerekli değil''
Muhammed hocam dekanlık ve rektörlük tecrübesine sahip, burada yazan pek çok arkadaş gibi tıp alanındaki sıkıntıları bilen birisi. Umarım doğruları yaparken önüne çıkan engelleri aşmayı başarır. Allah yar ve yardımcısı olur inşaallah.
People
11
3) Ali Kaynak (Akademisyen)
21.07.2018 09:18:57
Sayın Bakan Yardımcısı olan hocamızın mükemmel tespit ve çözüm önerileri var. Mevcut durumda sistem bütün olarak ele alınmayıp sorunlar parça parça çözülmeye çalışıldığından karmakarışık bir durum oluyor. Çok öğrenci ve az asistan paradoksunu çok güzel görmüşler. öğretim üyesiz yeni üniversiteler vs çok doğru tespitleri var. Bu garip afiliasyon sisteminin de çarpıklıklarını görüyordur. Sayın Bakan piyasa koşullarından gelen Bakan Yardımcısı ise akademik felsefeye sahip görünen düşünceye sahipler. Bakalım bahsettiklerinin yüzde kaçını başarabilecek. Kendisine sistemin kobayları olarak başarılar diliyoruz.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA