AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Musa Bali
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Bali

28 Haziran 2009, Pazar

Prof. Dr. Musa Bali
Bir akademisyen sorumluluklarını bilmelidir.

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Bali

Mete Generaloğlu/Ankara
Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
İlkokulu kendi köyümde Gaziantep ili, Nurdağı ilçesi, Gökçedere Köyü'nde birincilikle bitirdim. Ardından İslahiye Ortaokulunda okudum. İslahiye bizim ilçemiz. O zamanlar İslahiye'de lise yoktu. Bu nedenle bir yıl Kilis Lisesinde okuduktan sonra, küçük yaşta babamı kaybetmemiz ve ekonomik nedenlerle, Konya'ya teyzemlerin yanına giderek 2 yıl Konya Erkek Lisesinde okudum. 1970-1971 döneminde lise tahsilimi tamamlamamın ardından, Gazi Üniversitesi Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine girerek, 2 yıl da orada gece bölümünde okudum. Üniversiteye devam ederken, aynı zamanda Ankara'nın o zamanlar belli başlı en büyük matbaalarından birinde çalıştım. Çalışırken içimde hep doktor olmak ideali vardı ama, ekonomik veya birtakım sosyal nedenlerden dolayı bunun çok zor olduğunu düşündüğümden, pek dışarı vuramazdım. İki yıl bu matbaada çalıştıktan sonra işten ayrılıp, 6 aylık bir çalışmanın sonunda yüksek puan alarak, 1973 yılında tıp fakültesine girdim. O zaman hemen hemen bütün tıp fakültelerini tercih edebiliyordum ama, ekonomik nedenlerle Adana'yı tercih ettim. Tıp fakültesini 1979'da bitirdikten sonra Ankara'ya geldim ve Kızılcahamam Hükümet Tabipliğine atandım. Askerlik hizmetimi Genel Kurmay Başkanlığında yaptım. Sonrasında tekrar Kızılcahamam'a dönerek üç yıl daha Verem Savaş Dispanseri Hekimi olarak çalıştım. 1985 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesine girdim. Gazi'nin ilk asistanlarından sayılırım. Uzmanlığımı tamamlayarak, 1989 yılında yeni kurulmuş olan Trafik Hastanesine dahiliye uzmanı olarak girdim. Burada bir buçuk yıl çalıştıktan sonra, 1991 yılında tekrar Gazi'ye dönerek, bakanlık kadrosuyla nefroloji yan dal ihtisası yaptım. Yan dal ihtisasımı 1993 yılında tamamladım. 1994 yılında Yardımcı Doçent, 1997'de Doçent ve 2003 yılında da Profesör unvanı aldım. Halen Gazi Üniversitesinde mesleğimi icra ediyorum.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Ben hayatımda idealist bir hekim olmak istedim. Konya Lisesinde okurken annem bana 100 lira para göndermişti, Doktora gitmiştim, KBB'ci bir hekimdi. Bunun 50 lirasını bir kulak temizliği yaparak almıştı. O zaman "Ben hekim olacağım, ama insanlardan çok para almayacağım, insanları üzmeyeceğim" demiştim. Ben hekimliğin manevi yönü ağır olan bir meslek olduğunu düşünüyorum. Bu mesleği seçtiğim için de memnunum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Gecesi gündüzü, sabahı akşamı, tatili olmayan bir meslek. Bu mesleği sevmezseniz yapamazsınız. Toplumda en zor işler size kalır. Bir ölüm olduğunda, ya da yakınlarınızdan birisi hasta olduğunda ya da onlarla ilgili detaylı bilgileri açıklamak hep size düşer. Bu zor yönlerinden birisidir.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Bence bir akademisyen sorumluluklarını bilmelidir. Bu iki türlü olur. Bir hoca olarak sorumlulukları var, bir de doktor olarak sorumlulukları var. Akademisyen olduğunuz zaman iyi bir hekim oluyorsunuz. Yıllarca okuyorsunuz, klinik deneyimleriniz oluyor ama, orada bir çelişkiniz oluyor. "Acaba ben doktor muyum, yoksa ders veren bir hoca mıyım? Hangisini ağırlıklı olarak yapsam?" diye çelişki yaşıyorsunuz Halkımız, ailemiz, çevremiz de bizi iyi bir doktor olarak görüyorlar. Sizden o yönde faydalanmak istiyorlar.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Ben tıp fakültesinde öğrenciyken Prof. Dr. Faruk Özer isminde bir efsane hocamız vardı. Hacettepe'den Çukurova Üniversitesine gitmişti, oranın uzun süre dekanlığını yaptı. Bir hekim olarak ondan etkilenmişimdir. Ayrıca, Gazi'den Övsev ve Halis Dörtlemez hocalarımız vardı. Onlar da çalışkanlıkları, disiplinleri, insan ilişkileri ile bizlere örnek teşkil eden hocalarımızdı.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her yerlerden bir şeyler alınmış gibi geliyor bana. Hekim memur mu?, serbest meslek sahibi mi? Tamam bunu tartışalım. Son zamanlarda tam gün yasa tasarısı gündemde. Bu yasa çıksın, ama bu haliyle değil. Hükümet hekimi ucuza çalıştırmak istiyor. Bu gönüllü olur. Bugün bir bakın, maaşlar ortada. Bir hükümet geldi askerlere verdi, diğeri geldi başkasına verdi, bu hükümet geldi yargı mensuplarının maaşlarını iyileştirdi. Bu şekilde bir iyileştirme olamaz. Hekim hep göz ardı edildi. Bugün güzel şeyler de yapılıyor. Sosyal güvenlik kurumları birleştirilmiştir, SGK oluşturulmuştur, hastanın hekime, sağlık hizmetine ulaşması daha kolay hale getirilmiştir vesaire. Bunlar güzel ama, Sağlık Bakanlığı uygulamalarında, lütfen birazcık hekimlerin özlük haklarına da yönelsin. Bugün asistanlar üniversite hastanelerini değil, Sağlık Bakanlığı hastanelerini tercih ediyor. Devlet hastanelerine saygımız sonsuz, orada da arkadaşlarımız var ama, eğitimleri üniversiteyle kıyas edilemeyecek şekilde tartışılır. Bu oradaki arkadaşlarımızın yetersizliğinden filan değil, kadro ve yoğunluk bakımından.
Devlet hastaneleri, üniversitelerden daha iyi durumda. Performans uygulamaları var. Bir asistan 4.5 bin lira performans alabiliyor. Bizde ise bir profesör 3 bin lira döner alabiliyor. Bu farklılığı iyi görmek lazım. Hekimleri belirli kanunlara dayanarak, belli bir yere mahkâm edemezsiniz. Bu gönüllülükle olur. Yapılması gereken kavga etmek değil, el birliği ile devlet hastanelerini de, üniversite hastanelerini de birlikte kalkındırmaktır.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Ben ülkemden son derece memnunum ama, ülkemin yararına birşey olursa yapabilirim. Bizim ülkemiz daha sıcak, insanlar daha vefakâr. Size hiç değilse bir tebessüm edebiliyor. Dışarıdaki ilişkiler bize göre daha farklı. Orada bilimsel çalışmalara veya öğrencilerinize daha çok vakit ayırabilirsiniz. Bize göre mesleği yapmak, dışarıda daha kolay. Araştırmacı araştırmasını yapıyor. Hastanedeki doktor sorumluluklarını daha iyi yerine getirebiliyor. Herkesin işi belli. Herkes kendi işini yapıyor. Bizdeki gibi bir kişi birçok işi birden götürmekle uğraşmıyor. Bizde birtakım şeylerin daha olgunlaşması lazım.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt içi ve yurt dışında yayınlanmış olan çalışmalarımın sayısı 60'ın üzerinde. Bunun yine yaklaşık 40 tanesi yurt dışı dergilerde yayınlanmış olan yayınlarım.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Gazi Üniversitesi bizim başladığımızda çok güç koşullar altında hizmet veriyordu. Özellikle barakalarda hizmet verdiği dönemleri biliyoruz. Şu anda gurur vereci bir yerde. Gerek yayınlar bakımından gerek mesleki bakımdan gerekse tercih edilmesi bakımından son derece olumlu bir yerde.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Bir kere YÖK Başkanı olmak istemezdim. Çünkü benim düşündüğüm YÖK Başkanlığı bir koordinasyon şeklinde. Örneğin; bir rektörlük seçimi, dekanlık seçimi veya bölüm başkanlıkları seçimi seçimlere toptan karşıyım. Seçimler öğretim üyeleri arasında çeşitli kırgınlıklara neden oluyor. En başta bunu düzeltirdim. Bazı kişilere mevki ve makam çok cazip geliyor, bırakmak istemiyorlar. Seçimleri tamamen kaldırmak isterdim. Bilimsel çalışmaları teşvik ederdim, bunun yanında cezalandırma değil, ödüllendirme yönünde bir gelişme yapardım diye düşünüyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Çok şükür. Geldiğim yeri size anlattım. O günlerden bugünlere geldim. İnsanın ömrü sınırlı, bunu düşünmek lazım. Memnunum.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
O kadar çok anım var ki, belki bir kitap olur diyebilirim. Bir tanesini anlatayım. Liseyi bitirdiğimde çalıştığım kurumda sekreterlik yapıyordum. İşçilerin anlattığına göre, en fazla çalışan birkaç ay çalışıyormuş. Ben bir buçuk iki sene çalışmıştım. Patronumuz biraz titiz bir insandı. Onunla yanlış bir telefon bağlamam nedeniyle bir tartışmamız olmuştu. Telefona oldukça düzgün konuşan bir işçi çıkmıştı. Patron buna sinirlendi bana, "Niye işçi bağladın? Ben işçiyle muhatap olmam, patronla görüşürüm" deyince, "İşçi de bir insan. Size öncelikle düzgün konuştuğu için görüşür müsünüz? diye sordum" dedim. Patron bana "Sen bu işi zaten beceremiyorsun" dedi. Buna karşılık, "Şu anki fakültemden de memnun değilim zaten. İnşallah tıp fakültesine gireceğim. Doktor olacağım" dedim. Bizim koşullarımızda o zaman doktor olmak çok zordu. Kendisi bana inanmadı, "Sen kim, doktor olmak kim?" dedi. Aradan zaman geçti, ben tıbbı bitirdim. Bir gün fellowken baktım patronumuz, nefrolojik sorunları için kayınvalidesini getirmiş. Gittim, önce hastayı muayene ettim, sonra patronun elini öptüm. Şaşırdı, nereden tanıştığımızı sordu. Kendisine, eskiden sekreteri olduğumu söyledim, o zaman tanıdı. Duygulandı, boynuma sarıldı. Yanında çocukları da vardı. Birisinin liseyi bitirdiğini, diğerinin ise üniversitede iki yıl okuduğunu söyledi. Beni çocuklarına örnek göstererek, "Bakın bizim Musa nerelere gelmiş, siz ne haldesiniz" dedi. İflas ettiğini ve Gaziantepli bir ihracatçının yanında çalıştığını anlattı. Ondan sonra da görüşmelerimiz devam etti. Bu beni çok duygulandırmıştı.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Gösterdiğimi söyleyemem. Benim hipertansiyonum vardır. Yaptırdığım testler sonucunda kan basıncımın yüksek olduğunu gördüm ve EKO yaptırdığımda kalbimde büyüklük olduğunu anladım. Ondan bu yana tansiyon ilaçları kullanıyorum. Bir de ben Gaziantepliyim. Yöresel yemeklere düşkünlüğüm de vardır. Bazı şeyleri bilmenize rağmen nefsinize hakim olamadığınız zamanlar geliyor. O nedenle kendi sağlığıma yeterli özeni gösterdiğimi söyleyemem.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Ben daha çok kitap okurum. Her alanda, mesleki ya da meslek dışı pek çok kitap okumuşumdur. Bunun dışında bir bahçemiz var. Zaman zaman orasıyla ilgileniyorum. Başka bir hobim yok.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Sanırım bu hekimler için çok ciddi bir sorun. Ayırabildiğimi söyleyemem. Benim küçük oğlumdan da zaman zaman bu konuda şikâyet alıyorum.

Teşekkürler.
26/06/2009
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer