AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Mustafa Yandı
    • “Akademisyeni, yaptığı işleri başkasınca sorgulanmasına fırsat vermeden sürekli kendi sorgulayan; klasik bilgi ve tutumların sürekli daha iyisini arayan; rutin görevini yerine getirirken veya  sorunlara çözüm arar, araştırma yaparken ‘...mış gibi’ davranmayan; göründüğü gibi olan, olduğu gibi görünen biri olarak tanımlarım.”

17 Eylül 2010, Cuma

Prof. Dr. Mustafa Yandı

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Acil Tıp Ana Bilim Dalı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Yandı

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1949 Ürgüp doğumlu, evli, 3 çocuk babasıyım. İlk ve orta öğrenimimi Ankara da bitirdim;  1976 yılında Hacettepe Tıp Fakültesinde lisans, 1981 de Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalında uzmanlık  eğitimimi tamamladıktan sonra 1982-85 yılları arasında Adana Ceyhan Devlet Hastanesinde yaptığım “Genel Cerrahi Uzmanı ve Başhekimlik” görevini müteakiben Ocak 1985 tarihinde halen aynı görevi yürüttüğüm Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalında öğretim üyeliği (Yrd. Doç. Dr.)’ne atandım. 1991 yılında doçent, 2001 yılında da profesörlüğe yükseltildiğim bu ana bilim dalında halen görevimi sürdürmekteyim.

KTÜ Tıp Fakültesi bünyesinde ilk kez kurulan Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığına  1998 yılında atandım. On yıl süreyle kuruluş ve kurumlaşmasına çaba harcadığım bu ana bilim dalından yetişen arkadaşlarıma görevi 2008 yılında devrederek ayrıldım.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Bana göre işimin en zor tarafı, özellikle hastayı tedavi hizmetinde işin özünü bilmeden  verdiğiniz hizmete müdahale eden hasta yakınları, meslektaş çalımları ve sağlık sistemindeki mevzuattır.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Tıp mesleğini seçme nedenim; belki de, 11 yaşında iken, 1960 yılında,  Başkentte, romatizmal kalp kapak hastalığından muzdarip hamile annemi iki bilim dalı ve iki hastane, Kardiyoloji -Kadın Doğum; Ankara Doğumevi-Numune Hastaneleri arasında kaybetmemdir. Her ne kadar sistemden ve kendimden kaynaklanan nedenlerle meslek yaşamımda pek çok zorluk ve sorunla boğuşmuşsam da  bu mesleği seçtiğim için “Dünyaya yeniden gelsem yine bu mesleği seçerdim” diyecek kadar memnunum.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Bir akademisyeni, yaptığı işleri başkasınca sorgulanmasına fırsat vermeden sürekli kendi sorgulayan; klasik bilgi ve tutumların sürekli daha iyisini arayan; rutin görevini yerine getirirken veya  sorunlara çözüm arar, araştırma yaparken ‘...mış gibi’ davranmayan; göründüğü gibi olan, olduğu gibi görünen biri olarak tanımlarım.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Elbette özelde branşımda, genelde mesleğimde,  duruşunu yukarıdaki tanıma yakın gördüğüm bir değil birçok kişi, hocalarım oldu. Otuz beş yıldır devam ettirdiğim mesleğimde bir önceki paragrafta tanımlamaya çalıştığım ilkelerim de öyle oluşmuştur.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’deki sağlık ortamını, gerek hizmet vereni gerekse  alanı maalesef sektördeki diğer aracı kesimler ile  sistem, mevzuat tarafından hırpalanan; ancak, hizmetin her iki tarafının özverisi ile dünya standartlarında yürütüldüğü bir ortam olarak görüyorum.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

ABD Texas Tech Üniversitesi, Lubbock, Tıp Fakültesinde  kısa bir süre, poliklinik ve serviste gözlemcilik ve birkaç ameliyatta yer alma fırsatım oldu.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Teklifler aldım. Ancak, evli olmam, ülkeme hizmet etme sorumluluğum  ve ailevi nedenlerle kabul edemedim.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Net rakam bilememekle birlikte 40 civarında yurtiçi ve yurtdışı  dergilerde yayımlanmış yayınım var.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK Başkanı olsaydım; kanımca aslî görevi “araştırma ve eğitim..” olan tıp fakülteleri başta olmak üzere, tüm üniversite ve fakültelerin rutin dışı işlevlerini artırmanın çarelerini arar; öğretim üyeleri ve araştırmacıların maddi kaygı duymadan bu görevlerini yerine getirmeleri için alt yapıyı düzenlemeye çalışır; kısaca üniversitelerde yarışın “greko-romen” (!) stilde olması için gereken önlemleri almaya özen gösterirdim.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Mesleğimde akademik kariyerin en üst noktasına ulaşmış olmama rağmen; asıl önemsediğim, görev yaptığım fakültemde  kendi bilim dalım dışında, Türkiye de yeni olan  acil tıp gibi bir ana bilim dalının kuruluş ve kurumlaşmasına kendi yol ve yöntemlerimle muvaffak olduğum inancı ile hedefime yaklaştığımı düşünüyorum.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

En zor sorunuz bu oldu. Yüzlerce anı arasından hangi birini anlatayım. Daha tıp fakültesinde 3’üncü sınıf öğrencisi iken ameliyat merakımızdan biz öğrencilerin ısrarı ile danışman öğretim üyemizin yaptığı bir deviasyon ameliyatını izlerken, şimdi Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi (Prof. Dr.) olan, bir arkadaşımızın bayılması üzerine hocamızın hastasını anestezistlere emanet ederek bayılan arkadaşımızı ayıltmaya yöneldiği çabalarından tutun da özellikle benim yatak başı öğrenci vizitlerim de  senkop geçiren öğrencilere kadar olayların hangisini anlatayım?

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Eşime ve çocuklarıma sorarsanız kendi sağlığıma gösterdiğim özen yeterli değil. Hatta hiç özen göstermediğimi söyleyecekler. Ancak, bana kalırsa  sıkıla sıkıla dökülen dişlerimin dışında özen gösterecek bir sağlık problemim olduğunu düşünmüyorum.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Tıp dışında, yaşadığım şehir olan Trabzon’da Tabip Odasının Türk Sanat Müziği Korosu’nda yer almak gibi müziğe karşı aktif ilginin yanı sıra, devlet ya da özel tiyatro gösterilerini sürekli takip etmek; hafta sonları kuzeydoğu Anadolu dağ ve yaylalarında yürüyüşlere katılmak gibi hobilerim olduğunu söyleyebilirim.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Keşke dediğim önemli pişmanlığım olmadı. Ancak, zaman zaman daha az sorumlulukları olan kendime ve aileme daha fazla zaman ayırabildiğim bir iş yapıyor olsaydım dediğim olmuştur.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Özellikle mesleğimin ve akademik kariyerimin ilk, gençlik yıllarında özellikle de  çocuklarımın ilk ve ortaeğitim dönemlerinde onlara yeteri kadar vakit ayıramadığımı  kabul ediyor ve üzüntüsünü duyuyorum.

 

Teşekkürler

14/09/2010

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer