AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Necati Örmeci
    • “Akademisyen okumayı ve araştırma yapmayı sevmeli”

09 Eylül 2007, Pazar

Prof. Dr. Necati Örmeci
“Akademisyen okumayı ve araştırma yapmayı sevmeli”

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1952 yılında Isparta’nın Senirkent kazasında doğdum. İlkokul ve ortaokulu burada bitirdim. 1976’da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. Mezuniyetimden yaklaşık bir hafta sonra aynı fakültede İç Hastalıkları Anabilim Dalında asistan oldum. 1983-85 yılları arasında Gastroenteroloji Bilim Dalında uzmanlığımı yaptım ve 1985 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalında yardımcı doçent oldum. 1985 yılında Japonya’ya gittim ve Tokyo Women’s Medical Collage’de diagnostik endoskopi, endoskopik ultrasonografi ve endoskopik girişimlerle ilgili eğitim gördüm. 1986 sonunda Japonya’dan döndüm. 1988 yılında doçent oldum. 1990’da TÜBİTAK’ın açtığı bursla gene Tokyo’da “Tokyo National Cancer Center’de 4 ay süreyle, erken mide kanserinin endoskopisi, sitolojisi ve histepatolojisiyle ilgili çalışmalarda bulundum. 1994 yılında profesör oldum. 1999 yılında bir ay süreyle Miami’de Cleveland Clinic’de bilgi ve görgümü arttırmak üzere çalıştım. Halen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalında görevimi sürdürmekteyim. 2006 yılı Eylül ayında fakültemizin İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığına seçildim.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Özellikle böyle bir insan yok. Ancak hocalarımın veya meslektaşlarımın hoşuma giden davranışlarını örnek almışımdır.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bence Türkiye’deki sağlık ortamı iyiye gidiyor. Çünkü insanlar Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı gibi kategorilerden kurtulmaya başladılar. Sağlık sistemi bir bütün olmaya başladı. İnsanlar istedikleri hekimi seçebilme, istedikleri hastaneye gidebilme özgürlüğüne sahipler. Tabii ekonomik şartların iyileşmesiyle sağlık sistemi de daha iyiye gidecektir.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
İnsanları çok sevdiğim için tıbbı seçtim ve kararımdan dolayı çok memnunum. Daha küçük yaşlardan itibaren doktor olmak istemişimdir. Lise sıralarında, kompozisyon dersinde “Ne olmak istiyorsunuz” konulu bir sınav sorusuna “Doktor” olmak isteğimi ve nedenini yazmıştım. Hatta sıra arkadaşım da doktor olmak isteğini yazdığı için öğretmene, kopya çektiğimizi zanneder endişesiyle “Bizi ayırın, çünkü arkadaşım da doktor olmak istiyor, ben de doktor olmak istiyorum” demiştim. Öğretmen de gülmüştü. Diğer arkadaşım da gerçekten nöroşirurjiyen oldu.

İşinizin en zor tarafı nedir?
Stresli bir işimiz var. Gastroenteroloji yarı cerrahi bir branş. Böyle olduğu için çok stresli.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen okumayı sevmeli. Araştırma yapmayı sevmeli, araştırmayı takip etmeli ve öğretmeyi sevmeli, bu konuda verici olmalıdır.

Yurt dışındaki mesleki deneyimlerinizi anlatır mısınız?
Ağırlıklı olarak Japonya’da alanımla ilgili çalışmalarda bulundum. Bunun dışında İngiltere’de 15 günlük bir kursa katıldım. Dünyanın pek çok ülkesinde bilimsel tebliğler, poster sunumlarında bulundum. Bazı ülkelerde özellikle mide kanseri ve kist hidatiğin perkütan tedavisi ile ilişkili konferanslar verdim.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Türkiye şartları yerine ABD şartlarında olsaydım çok daha farklı seviyelerde bir insan olabilirdim. Çünkü Türkiye’de çok zor şartlarda elde ettiğiniz şeyleri orada çok daha kolay bir şekilde elde etme imkanınız var. Araştırma şansınız da ona göre daha kolay.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yayın sayım 117’dir. 19 kitap editörlüğüm ve değişik kitaplarda “chapter”lerim var. Yayınlarımın yaklaşık 35 tanesi yurt dışıdır.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeleriniz nelerdir?
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi şu anda Türkiye’nin en iyi gastroenteroloji bölümüne sahiptir. Bu iyiliğin altında, Türkiye’nin en eski gastroenteroloji bilim dalı olması ve yerleşik bir düzene sahip olması yatıyor. Öğretim üyesi sayımız 16’dır. Kalabalık sayılırız. Bu nedenle herkes belli dallarda daha derinliğe inerek, spesifik çalışmaktadır. Bu da tabi, ilerlemenin kurallarından biridir.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Üniversitelerde mutlaka bilimsel otomatizmayı sağlamak gerekiyor. Yani çalışanla çalışmayanı birbirinden mutlaka ayırmak isterim. Araştırma yapan, bilimsel yayın yapan öğretim üyelerinin daha hızlı yükselmesini, daha iyi maddi imkanlar almasını sağlarken çalışma yapmayan ve üniversitede öğretim üyesi olmanın gereğini yerine getirmeyenler için mutlaka bir değerlendirme sistemi getirirdim. Üniversitenin politik davranışlarından, ayrımcı davranışlarından kurtulmasını sağlamak isterdim. Siyasi görüşler bilimsel başarıda ölçü olmamalıdır. Bilimsel başarı sağlayan hak ettiği yere yükselmelidir ama başarısı olmayan bir insan da siyasi düşüncesinden ötürü taltif edilmemelidir. Üniversite öğretim üyelerinin üzülerek gördüğüm bir tarafı var; kişiler politikayla uğraşmaktan, yapması gereken işini maalesef ikinci-üçüncü plana atıyor. Bu, üniversite adına üzüldüğüm bir durum.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Ben herkesi çok seviyorum. Bu soruyu sanırım onlara sormak gerekir.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Akademik açıdan tatmin oluyorum, işimi seviyorum. Ama üniversitedeki bir takım eksiklikler beni üzüyor.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Sağlığıma hiç zaman ayırmadım. Sağlık sorunlarım var aslında, diş sorunlarım var ama vakit bulup halledemedim. Yakın zamanda onu gündemime alacağım.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Spor yapmayı severim ve Türk sanat musikisini severim, kanun çalarım. Tıp okumayı severim.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Hepimiz insanız. Sosyal yaşantı kalmadığı için bu meslekte “Acaba başka bir meslekten olup biz de ayak üstü yatsa mıydık!” diye zaman zaman düşüncelerim olur ama bu kısa sürer. Mesleğimi çok seviyorum. Bu nedenle hiç de pişmanlık duymadım.

Ailenize yeterince zaman ayırabiliyor musunuz?
Maalesef aileye ayrılan zaman da kısıtlı oluyor. Üniversitede hırslıysanız ve işinizi çok severek yapıyorsanız, başarılı olmak için tıp okumaya zaman ayırmak zorundasınız. Doğal olarak bu durum ailenize ayırmanız gereken zamandan çaldığınız anlamına geliyor.

Teşekkürler.
10/09/2007
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
2
1) ömer ceylan (inşaat mühendisi)
29.05.2014 20:54:34
hocam çok güzel anlatmışsınız tebrik ediyorum
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer