AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Necmi Aksaray
    • Akademisyenler sayfasının bu haftaki konuğu Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmi Aksaray

21 Ekim 2007, Pazar

Prof. Dr. Necmi Aksaray
Akademisyenler sayfasının bu haftaki konuğu Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmi Aksaray

“Tüm üniversitelerde 5’er yıllık sözleşme yapılması ve bu 5 yılın sonunda performansa göre sözleşmenin uzatılmasından yanayım”

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1947 yılında Erzincan’da doğdum. Lise eğitimimi Erzincan’da tamamladıktan sonra Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Aynı yıl Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında uzmanlık eğitimime başladım. Arada kısa dönem askerlik vazifemi yapıp 1977 yılında uzman oldum. 2 yıl başasistanlık yaptıktan sonra İngiltere Glasgow Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları departmanında 1980 ve 1981 yıllarında 2 yıl süre ile burslu olarak eğitim gördüm. Yurda döndükten sonra 1982 yılında doçent ve 1988 yılında profesör oldum. Fakültemde Pediatrik Enfeksiyon Bilim Dalını kurdum. Fakültemiz dergisinde yayın kurulu üyeliği, Türkiye’de bir çok dergide danışmanlık, Türkiye Klinikleri dergisinde branş editörlüğü yapıyorum. Halen Avrupa Çocuk Enfeksiyon Derneği (ESPID) üyeliği, Türkiye Milli Pediatri Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği, Türkiye Çocuk Enfeksiyon Derneği Yönetim Kurulu üyeliği (bir ara başkanlığı ) ve birçok dernekte üyeliğim bulunuyor. Evliyim ve 2 erkek çocuk babasıyım.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Türkiye’de modern pediatri kavramını yerleştiren; Türkiye’ye, özellikle de tıp eğitimine büyük katkıları olan Sayın Prof. Dr. İhsan Doğramacı ve Çocuk Enfeksiyon Bilim Dalının kurulması ve yaşatılmasında büyük emekleri geçen hocalarımız Prof. Dr. Güler Kanra ve Prof. Dr. İbrahim Yıldırım’ı her zaman saygı duyduğum ve örnek aldığım kişiler olarak anıyorum.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şu anda üniversitelerde karşılaştığım öğretim üyelerinin ekonomik zorluklarından ve çalışma ortamlarından dolayı mutlu olmadıklarını görüyorum. Bu nedenle üniversitelere acilen el atılmalı. Üniversiteler dışındaki sağlık hizmetlerinden dolayı görünürde halkın mutlu olduğunu seziyorum, ancak özel poliklinikler ve hastanelerden çıkan reçete kalitesinin ciddi oranda düştüğünü söyleyebilirim. Hastayı görmeden veya görse bile göstermelik tetkikler ve rastgele reçetelerle ülkenin mali yönden bir bakıma soyulması durumu ile sağlık kalitesi yönünden yaşanan çöküşün, Bakanlığımız ve üniversiteler tarafından acilen ele alınması gerekiyor

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Liseyi bitirdikten sonra açıkça söylemek gerekirse meslekler hakkında pek bilgim olmadığı için tercihlerimi üniversite mezunu ağabeylerim yaptı ama çok doğru tercih yapmışlar. Onlara her zaman minnettarım. Mesleğimi öğrencilerim dahil herkese zevkle yaptığımı ve çok mutlu olduğumu söylüyorum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
İnsanı direkt ilgilendiren bir meslek olduğu için hata yapmamak durumundasınız. Devamlı dikkatli olmaya mecbur hissetme, onları memnun etmek için gayret sarf etme zihin olarak tabii ki yorucu ve yıpratıcı oluyor. Meslekte her türlü insanla da karşılaşıldığı için çok sıkıntılı anların yaşandığı da bir gerçek. Öğretim üyeliği ise tam bana göre. Büyük zevk alarak yapıyorum.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Hangi branşta olursa olsun günlük yaşamında sosyal ilişkileri iyi olmayan, insanı sevmeyen bir kişinin akademisyen olduğu takdirde mutlu olması ve başarılı bir yaşam sürmesi mümkün değildir. Öncelikle akademisyenin birinci görevi öğrenci yetiştirmektir, onlara her zaman yakın olmalı ve onlardan övgü alan kişi olmalıdır. Arta kalan zamanlarında araştırma ve bunları yazıya dökebilmelidir. Böylece hem üniversitesini hem de ülkesini akademik dünyada yükseltir.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Ocak 1980 ve Ocak 1982 yılları arasında üniversitemin temin ettiği burs aracılığı ile İngiltere Glasgow Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Departmanında 2 yıl süre ile klinik ve laboratuvarlarında eğitim gördüm.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Ülkemizin bana göre en büyük sorunu bir türlü sistem kuramamak ve oturtamamak. 2 yıl süre ile gözlemlediğim kadarı ile İngilizler bizden çalışkan değiller, ancak oturmuş bir sağlık sistemi var, o yürüyor ve çalışanlar kesinlikle büyük çaba sarf etmiyor. Bizler daha çok çalışıyoruz ancak gerek eğitimde gerekse hasta hizmetlerinde onlardan kalite olarak çok gerideyiz. Orada gerek eğitim ve gerekse hasta hizmetinden başka hiçbir işle uğraşıp yorulmanıza gerek yok. Bu nedenle öyle bir sistemde çalışmak tabii ki büyük özlemim.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yurt içi ve yurt dışında 100’ün üzerinde yayınlanmış makalem var. Bunların 20’sinden çoğu yurt dışı dergilerde yayınlanmıştır. Ayrıca şimdiye kadar sayısız seminer, sempozyum ve kongrelerde, panelist veya panel başkanı olarak görev yaptım, yurt dışı kongrelere çok sayıda posterlerle katıldım. Bölgemizdeki şehirlerde hekimlere eğitime yönelik konferanslar verdim.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Yakınlarda gazetelere de akseden dünyadaki ilk 500 Üniversite içindeki 5 Türk Üniversitesinden biri olan üniversitemde çalışmaktan gurur duyuyorum. Ancak bazı branş fakültelerimizin gerek eğitimde gerekse araştırmada daha da atak olması gerektiğine inanıyorum. Yeniliklere daha açık olmalıyız.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Bugün için üniversitelerimizdeki en büyük sorun öğretim üyesinin gelecek için ekonomik kaygılarının olmasıdır. Tıp fakültelerinde daha iyi bir ekonomik getiri için yarım gün çalışma ve diğer fakültelerde her branşta dışarıda legal veya illegal para kazanmak için mesailerin harcanması, hem eğitimde hem de araştırmalarda ciddi performans düşüklüğü yaratıyor. Ayrıca tam gün çalışıp da mesleğinin gereklerini yapmayanlara hiçbir uygulama yapılamıyor. Bu nedenle ben çakılı kadroya karşıyım. Tüm akademisyenlerin ekonomik olarak rahatlatılması şartı ile tüm üniversitelerde 5’er yıllık sözleşme yapılması ve bu 5 yılın sonunda performansa göre sözleşmenin uzatılmasından yanayım.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Özellikle üniversitelerde gerek eğitimde gerekse günlük çalışma hayatında fikir ayrılıklarının olması kaçınılmazdır. Yeter ki insanlar birbirini kırmasın küskünlükler olmasın. Ben yıllarca çalıştıktan sonra ayrılırken arkamdan iyi şeyler söylenmesini isterim. Kavganın ve çekişmelerin kimseye faydası yok. 30 üyeli kalabalık bir anabilim dalının halen ikinci en yaşlı öğretim üyesiyim. Çalıştığım arkadaşlarıma gerek kadro, gerekse birçok alanda yardımlarım olmuştur ve bunlardan büyük zevk almışımdır. Ben onların her zaman Necmi Ağabeyi olarak kalmak isterim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Bir üniversitede öğretim üyesi olarak bundan büyük hedef olabilir mi? Ders verdiğiniz öğrencilerinizden övgüler almak, çalışma arkadaşlarınızla başarılara imza atmak, kliniğinizi ve üniversitenizi yukarılara taşımak bizler için en büyük hedef olmalı zaten. Ben bunların hepsini tattım.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen en ilginç anınız nedir?
Yurt dışı da dahil 34 yıllık meslek hayatımda birbirinden ilginç birçok olay yaşadım. Bu yorucu fakat bir o kadar da zevk aldığım meslek hayatımdaki bu anılarım arasından en ilgincini ayırmam zor. En iyisi bir kitap yazmak.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Açıkça söylemek gerekirse, bu mesleğin yoğun temposu nedeni ile ben ve benim gibiler başına bir sorun gelmedikçe kendilerini hep unuturlar. Kiloma hep dikkat etmeme rağmen son zamanlarda yıllık biyokimyasal tetkiklerle kendimi kontrol ettiriyorum. Şükür ki şimdi her şey iyi gidiyor

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Yakın zamanlara kadar hayatımda her türlü sporu yaptım. Televizyonlardaki her sporu seyrederim tabii ki futbol en başta. Koyu bir Galatasaray taraftarıyım. Türkiye ve takımım kaybedince o gün uyuyamam. Gezmek ve sinemada güzel filimler izlemekten büyük zevk alırım.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Hayatta hiçbir zaman geriye dönüp bakmam. İleriyi düşünürüm ve her yaptığım işten zevk almışımdır. Şimdiye kadar tüm yaşadıklarım güzel şeylerdi ve bana mutluluk verdi. Zaman zaman hep iyi şeyler yaşadığımdan olsa gerek içimden ‘Ben Allah’ın sevgili kuluymuşum’ diye geçiririm.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
29 yıllık evliliğim sırasında eşim, mesleğim icabı ve yurt dışı eğitimim sırasında birçok güçlüklere göğüs gerdi. Onun yardımlarını ve desteğini unutamam. Kendisi de halen çalışıyor; 2 oğlum var onlara hep iyi eğitim vermek ve yurt dışını görmelerine olanak tanıyarak vizyonlarının genişlemesi için gayret sarf ettim. Bir eş ve baba olarak onlarla hep iftihar ettim. Onlarla beraber olmak bana hep huzur ve mutluluk verir.

Teşekkürler.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer