AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Neşet Nuri Gönüllü
    • “Bir akademisyen bilimsel ve etik kurallar ışığında bilim üreten ve bunu yayan, mesleğiyle ilgili güncel gelişmeleri izleyen ve bunu alanında uygulayan, birikimlerini paylaşmasını bilen, gerektiğinde kendi kendini eleştiren ve başkalarının görüş ve eleştirilerine hoşgörüyle yaklaşan, aynı anlayışa sahip akademisyenler yetiştirmeye çaba harcayan kişi olmalıdır.”

08 Kasım 2010, Pazartesi

Prof. Dr. Neşet Nuri Gönüllü

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Neşet Nuri Gönüllü

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

Ürgüp’te 1954 yılında doğdum. İlk ve ortaokulu Ürgüp’te tamamladıktan sonra lise eğitimine Nevşehir Lisesinde başladım ve Trabzon Vakfıkebir Lisesinden mezun oldum. Tıp eğitimine Atatürk Üniversitesinde başladım, ancak koşullar burada eğitimimi tamamlamama olanak vermedi ve tıp eğitimimi 1986 yılında Ege üniversitesinde bitirdim. Zorunlu hizmet sırasında girdiğim TUS sınavı ile Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalında uzmanlık eğitimine başladım ve uzmanlığımı aldıktan sonra yaklaşık 2 yıl kadar Isparta Yalvaçta genel cerrahi uzmanı ve Başhekim olarak görev yaptım. Haziran 1995 tarihinde halen çalışmakta olduğum Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalında yardımcı doçent olarak göreve başladım. 2000 yılında doçent, 2006 yılında da aynı ana bilim dalında profesör kadrosuna atandım ve halen bu görevde mesleki yaşamıma devam etmekteyim.

Göreve başladığım Haziran 1995’ten bu yana üniversite bünyesinde çeşitli idari ve akademik görevler yürüttüm. Ulusal Fıtık Derneği ve Kocaeli Cerrahi Derneğinin kurucu üyesiyim. Halen Ulusal Fıtık Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Kocaeli Cerrahi Derneği Başkanıyım.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Tıp mesleğini seçmemde en büyük etkenlerden birisi ben lise öğrencisiyken doktor olan abimin telkinleri olmuştur. Ayrıca her ne kadar şimdi azalmış olsa da bizim çocukluğumuzda doktorluğun gerek toplumdaki saygınlığı gerekse de çok ulvi bir meslek olması nedeniyle herkesin olmak istediği bir meslek olması idi.

Şu anda da bu mesleğin mensubu olmaktan memnunum.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Mesleği uygulama anlamında bakıldığında işin zor tarafı pek yok denilebilir. Ama ülkede henüz vizyon ve misyonu belirli, tam oturmuş sağlık politikaları yürütülememesi ve başta maddi gerekçelerle güncel teknolojiye ulaşmadaki güçlükler, mesleği yürütürken gerekli araç, gereç ve malzemenin sağlanmasındaki güçlükler ve de sağlanan malzemenin kalitesindeki sorunlar ciddi problem oluşturmaktadır. Akademik anlamda ise akademik yaşamın gereklerinden biri olan bilim üretmede karşılaşılan maddi ya da insan gücü anlamındaki desteğin yetersiz olduğu söylenebilir.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Bir akademisyen bilimsel ve etik kurallar ışığında bilim üreten ve bunu yayan, mesleğiyle ilgili güncel gelişmeleri izleyen ve bunu alanında uygulayan, dürüst, duyarlı, birikimlerini paylaşmasını bilen, gerektiğinde kendi kendini eleştiren ve başkalarının görüş ve eleştirilerine hoşgörüyle yaklaşan, aynı anlayışa sahip akademisyenler yetiştirmeye çaba harcayan kişi olmalıdır.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Tıp mesleği sadece teorik bilgileri edinilerek yürütülebilecek bir meslek değildir. Özellikle cerrahi eğitiminde usta çırak ilişkisi çok önemlidir. Bu anlamda alanımdaki meslekte kendini geliştirmiş işini en iyi yapan benden küçük ya da büyük tüm “ustalar” benim için örnek teşkil eder.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu soruyu ya da sorunu birkaç cümleyle özetlemek maalesef mümkün değil. Türkiye’de günümüze kadar uygulanan sağlık politikalarının hedefinin tam belli olmaması sağlıktaki karmaşanın esas nedenlerinden biridir. Türkiye de sağlıkta amaç nedir, sağlığı korumak mı yoksa sağlık bozulduktan sonra düzeltmek mi? Sağlıkta yatırımlar bunlardan hangisi düşünülerek yapılmaktadır. Yine sağlık eğitimi konusunda da ciddi problemler var. Altyapı ve kadro problemi göz ardı edilerek çok sayıda tıp fakültesi açılması ya da devlet hastanelerinin eğitim hastanelerine dönüştürülmesi hem mezuniyet öncesi hem de mezuniyet sonrası eğitimde bir standardizasyon sağlanmasını engelleyen en önemli faktörlerden biridir. Çalışanlara ek gelir sağlanmasında performans sisteminin uygulanması da özellikle eğitim kurumlarında sakıncalar doğuracak bir uygulama gibi gözüküyor. Çünkü burada değerlendirmeye alınan bilimsel uğraşlar ya da eğitim faaliyetleri değil, hizmet anlamında gerçekleştirilen faaliyetlerdir.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Kısa süreli kurslar ve kongre katılımları anlamında evet.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Sanırım burada yurt dışından kasıtla gelişmiş ülkeler kastedilmektedir. Bu anlamda bakıldığında mesleği uygulama anlamında çok anlamlı bir farklılık olduğunu düşünmüyorum. Ama kurumsallaşma, akademik yaşam ve bilimsel araştırma olanakları anlamında bakıldığında daha üretken daha tatmin edici bir mesleki yaşam olabilirdi. Ancak ülkemde çalıştığım için mutluyum.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Toplam 85 civarında yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış yayınım mevcut. Ayrıca basılmış kitap ve çeviri anlamında da eserlerim var.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Akademik aşama için yayın konusunda belirli zorunlulukların getirilmiş olması bu kuralın gereğini yerine getirebilmek için araştırmacıların ciddi çalışmalarını yurt dışında basılan dergilere göndermelerine neden olmuştu. Bu nedenle yurt içinde yayınlanan dergiler değerli araştırmaları basmakta zorlanmakta idi. Artık yurt içinde yayınlanmakta olan birçok dergi araştırmacıların bu alandaki ihtiyacını karşılamak için uluslararası indekslere girmek gereğini hissetti ve yayın kabulünde evrensel kuralları daha sıkı uygulamaya başladı. Böylece hem ülkemizde yayınlanan daha çok tıbbi dergi uluslararası indekslere girmeye başladı hem de daha kaliteli bilimsel araştırmaların yerli dergilerde basılır olması sağlanmış oldu.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

YÖK kurumsallaşmasını tamamlamış bağımsız bir kurum değildir ve siyasi iktidarların kolaylıkla kontrol edebildikleri bir kurumdur. Bu nedenle yükseköğretim kurumlarında değişiklik yapmayı düşünen bir akademisyen YÖK başkanı olmaktan daha çok ülkeye Başbakan olmayı amaçlamalıdır.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Bir başarı elde etmek için önünüze hedef koyarak işe başlarsanız ve bunu da yeterli görürseniz o noktaya ulaştığınızda durağanlık başlar. Bilimsel gelişmeler durağan olmadığından sürekli bir ilerleme ve gelişme içinde olduğundan değişmeyen bir hedefin olması da kişinin ona ulaştığı noktada durağanlaşmasını sağlar.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Ülkemiz koşullarında mümkün olduğunca

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Doğayı severim. Bu nedenle günübirlik yürüyüşler ya da farklı aktiviteler şeklinde doğada vakit geçirmek beni eğlendirir. Ayrıca bir sanatçıyım diyecek kadar olmasa da temel eğitimini aldığım fotoğrafçılık ilgi alanlarımdan birisidir.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Bu soruyu ‘aynı hayatı baştan yeniden yaşama şansınız olsaydı değiştireceğiniz şeyler olur muydu’ şeklinde yorumlarsak mutlaka bu günkü yaşam deneyimiyle insanın keşke denecek kadar olmasa da değiştirmek isteyeceği şeyler olabilirdi.

 

Teşekkürler

08/11/2010

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer