AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Nurten Eskiyurt
    • Akademisyen; derse giren, araştırma yapan ve iyi bir klinisyen olmaya çalışan kişidir. Ama bunun için de çok büyük hazırlıklar yapması ve özveri gereklidir.

25 Kasım 2012, Pazar

Prof. Dr. Nurten Eskiyurt

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1948 İstanbul doğumluyum. İstanbul Kız Lisesinde okudum. 1972 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun oldum. 1973 yılının sonunda da İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalında asistanlığa başladım. 1978 yılında uzman, 1987 yılında doçent oldum ve 1993 yılında da profesörlüğe yükseldim. O günden bu yana, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon (FTR) Kliniğinde çalışmaktayım.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Öncelikle seçtiğim meslekten gerçekten memnunum. Hayatımda başka bir iş düşünemiyorum. Kişilik özelliğimde baskın yanım insan sevgisi olduğu için hastalarımla olan ilişkilerimde hiç zorlanmadım, hatta çok dostluklar kurdum. Ama tıp fakültesini tesadüfen, branşımı ise bilinçli bir şekilde seçtim. Tıp fakültesi, adının fakülte oluşu ve öğrencilik hayatının altı yıl olmasından dolayı bana cazip gelmişti. Çünkü aynı zamanda Maçka Mimarlık Yüksek Okulunu kazanmıştım. Fiziksel tıp ve rehabilitasyon ihtisasını ise Cerrahpaşa’da stajda iken -yaz ayı, asistan izinli idi-, hoca ile bir ay poliklinikte asistan gibi çalışıp çok sevdim.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Her zaman üniversitede tam zamanlı araştırmacı, klinisyen ve öğretim üyesi olarak çalıştım. İşimi sevdiğim için bana zor gelmiyor. Klinisyenliği, hastayla ilgilenmeyi, araştırma yapmayı seviyorum. Zor olan tarafı, iyileşme ihtimali az olan çok genç insanlar, hastalar. Orada yaşadığımız empati insanı çok etkiliyor, o hastanın yerine kendini ya da ailenden birini koyarak karar vermek çok yıpratıcı oluyor.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Çok zor bir sual. Çünkü akademisyen kavramı 1983 yılından bu yana çok değişti. Akademisyenliğin en önemli aşamalarından biri olan doçentlik sınavında talebe dersi kalktı. Sınav aşamaları değişti. Akademisyen; derse giren, araştırma yapan ve iyi bir klinisyen olmaya çalışan kişidir, özellikle benim branşımda. Ama bunun için de çok büyük hazırlıklar yapması ve özveri gereklidir. Akademisyen bir üniversite ya da eğitim hastanesinden yetişen insan olmalıdır. Ne yazık ki yaşam koşulları genç akademisyenlerin önceliğini değiştirdi.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Tüm hocalarımın olumlu yanlarını örnek aldım.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Umutla bakıyorum. Yani 1974’ten bugüne kadar 39 yıldır üniversitede görev yapmaktayım ve umudumu hiç yitirmedim, daha iyi olacağı umudunu her zaman taşıdım. Ama şu sıra bir geçiş dönemi. Türkiye’de bir sağlık reformu yapılıyor, sağlık politikası değişti, bu politikalar içerisinde doğru uygulamalar da var, yanlış uygulamalar da. Bu arada üniversite öğretim üyeleri, hele ki tam zamanlı çalışan hocalar cezalı gibi olduk.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Maalesef olamadı, uzun vadede yurt dışında bulunmadım. Ancak hekimlik hayatım boyunca yurt dışında birçok kongreye katıldım. Zaman zaman uzun veya kısa süreli katıldığım birçok  kurs sertifikam var.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Koşullarım uygun olsa çok isterdim. Ama uzun süreli değil. Belirli bir süre yapıp tekrar ülkeme dönerek öğrendiklerimle birlikte oraya paralel bir uygulama içerisinde olmak isterdim.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?

Toplam 200 civarında yurt içi ve yurt dışı yayınım bulunmaktadır.

 

Türkiye’deki tıbbi yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda sizce yapılması gerekenler nedir?

Türkiye’deki tibbi yayıncılık oldukça iyi, daha iyiye gideceğini umuyorum.

 

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Hiç olmak istemezdim. YÖK Başkanı olmak çok ağır bir yükümlülük. Ama neleri değiştirirdim? Öncelikle şu andaki YÖK ve yönetimini, vizyonunu ve misyonunu değiştirirdim.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Evet.

 

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Kırk yılda haliyle, birçok yaşanmışlık ve anı oluyor. Hemen aklıma gelen birini anlatayım. On yıl kadar önceydi, salı günleri klinikte yatan hastaları tartıştığımız sabah toplantısındayım. Hasta, yeni inme geçirmiş bir doktor hasta. Asistan takdim ederken, benim yaşımda olduğu dikkatimi çekti. Toplantı sonrası yanına gittiğimde aynı yıl mezun olduğumuzu öğrendim. İkinci sınıfta anatomi masasını paylaştığım çok sevdiğim bir arkadaşımla o koşulda karşılaşmak beni bir hayli etkiledi. Halen görüştüğüm arkadaşım, hafif bir sekel ile mesleğine devam ediyor. Bunun gibi birçok hüzünlü ve sevinçli olaylar yaşadığım oldu.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Hayır.

 

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?

Edebiyat, tiyatro ve seyahati severim. “Puzzle” yaparım.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Özel hayatımda da, iş hayatımda da hiçbir zaman keşke demedim.  Bazen insan kendi özgür iradesiyle karar alamıyor, koşullar insanı o noktaya getiriyor. Diğer taraftan, şu an tekrar meslek hayatına başlasam, tüm koşulları zorlayıp yurt dışında eğitim için bir süre gitmek isterdim.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Bugüne kadar gayret ettiğimi düşünüyorum. Bu soruya hiçbir meslek sahibi “Evet” diyemez, çünkü ikisini bir arada götürmek gerçekten çok zor. Zaman zaman aileye, zaman zaman da mesleğe ağırlık verilir. Bu şekilde 40 yılı geçtim. Şimdiler de daha çok vakit ayırmaya çalışıyorum.

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)