AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Osman Yeşildağ
    • Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Yeşildağ

04 Nisan 2010, Pazar

Prof. Dr. Osman Yeşildağ
"Materyalist olmayan, ahlaki değerlere bağlı, tıbbi etik kurallarına riayet eden, eğitim ve araştırmadan haz duyan mütevazı kişiler akademisyenliği seçmelidir."

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Yeşildağ

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
25 Kasım 1955 tarihinde Niğde'nin Fertek kasabasında doğdum. İlk ve orta eğitimimi Bor Şehit Nuri Pamir Lisesinde tamamladım.1972 yılında liseyi birincilikle bitirdim. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesine girdim. Lise 1. sınıfta TÜBİTAK bursu kazanarak 9 yıl süre ile lise ve üniversitede karşılıksız burslu olarak okudum. 1979 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Hemen akabinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları asistanlık sınavını kazanarak uzmanlık eğitimime başladım. 1983 yılında İç Hastalıkları uzmanı oldum. Arkasından 16 ay süreyle Ankara Kara Kuvvetleri Karargahında yedek subay olarak askerlik hizmetimi yaptım. 1985-1987 yılları arasında 2.5 yıl Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde iç hastalıkları uzmanı olarak mecburi hizmetimi yaptım. 1987 yılında yeniden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesine dönerek kardiyoloji yan dal ihtisasına başladım.1990 yılı Aralık ayında kardiyoloji uzmanı oldum. 1991 yılı nisan ayı başında yardımcı doçent olarak Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalına öğretim üyesi olarak atandım. 1993 yılında doçent oldum. 1993 yılında ECFMG ve 1994 yılında TOEFL sertifikasını aldım. İngilizce dışında Fransızca'dan da doçentlik yabancı dil belgesine sahibim. 2000 yılında kardiyoloji profesörü oldum. Aynı yıl Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığına seçildim ve bu görevi 2003 yılına kadar yürüttüm. 2003 yılında Avrupa Kardiyoloji fellowu [Fellow of European Society of Cardiology (FESC)] ve 2004 yılında da Avrupa Kardiyoloğu (European Cardiologist) seçildim. 1991 yılında Karadeniz'de ve Samsun'da ilk kez koroner anjiyografiyi başlattım. Karadeniz'de ilk balon anjiyoplastiyi 1992 yılında, ilk stent implantasyonunu 1995 yılında ve ilk mitral balon valvüloplastiyi 1996 yılında yaptım 2000-2003 yılları arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevini üstlendim. Yirmiden fazla kardiyoloji uzmanının yetişmesine katkıda bulundum. 19 Eylül 2007 tarihinde Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalına profesör olarak atanarak İstanbul'a geldim. Halen aynı yerde öğretim üyesi olarak tam zamanlı çalışmaktayım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Bu mesleği insana hizmet açısından en önde gelen mesleklerin başında gelmesi, toplumda hekimlere büyük saygınlık gösterilmesi sebebiyle ve büyük ölçüde ailemin meslek seçimimde yol göstermesini dikkate alarak seçtim. Günümüzde de olduğu gibi mezun olduğum yıllarda üniversite giriş sınavında çok yüksek puan alan öğrenciler Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini tercih ediyordu. Bu eğilimin etkisinde kaldım. Bu mesleği seçmemden büyük haz duydum. Özellikle, manevi yönden bana sağladığı tatmin ve mesleğe toplumda gösterilen saygınlık, kararımın doğru olduğunu ortaya koydu. Ayrıca mezun olduğum fakültenin verdiği eğitim ve mesleki yönden sağladığı prestij benim Hacettepe'li olmakla gurur duymamı sağladı. 12 Eylül öncesi anarşi ortamında eğitim görmeme ve okulun o devirde bazen aylarca kapatılmasına rağmen, mezun olduktan 14 yıl sonra ECFMG sınavını geçebilmemde Hacettepe'nin verdiği eğitimin büyük rolü olduğunu düşünüyorum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Hastalığın prognozunun kötü olduğunu ve terminal döneme yaklaştığını görmemize rağmen, hasta ve hasta sahiplerine ümit vermek zorunda olmak ve sonuna kadar mücadele etmek bence işimizin en zor tarafıdır. Bu tür hastalara, Hocam Prof. Dr. Şevket Uğurlu'dan esinlenerek yeterince ihtimam gösterilmesi için "Saksıda çiçek olmuş" dediğim oluyor.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
Özverili, çalışkan ve fedakâr olmalıdır. Materyalist olmayan, ahlaki değerlere bağlı, tıbbi etik kurallarına riayet eden, eğitim ve araştırmadan haz duyan mütevazı kişiler akademisyenliği seçmelidir. Akademisyenlikten zengin olmak mümkün değildir.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?
Evet. Halen Amerika Birleşik Devletleri'nde çalışan İnvaziv Kardiyolog Dr. Ubeydullah Deligönül'ü tanımaktan ve kısa bir süre de olsa kendisiyle çalışmaktan çok mutlu oldum. Mesai mefhumu tanımadan çalışan Dr. Deligönül'ü kendime örnek alıyorum.

Türkiye'deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Maalesef ülkemizdeki sağlık ortamını olumlu bulmuyorum. Tam gün çalışmayı desteklememe rağmen hekim emeğinin ucuzlatılmasını ve özlük haklarımızın budanmasını benimsemiyorum. Sayın Hocam rahmetli Prof. Dr. Nusret Fişek'in dediği gibi "Hekimle hasta arasına para ilişkisi girmemesi." ilkesi tamamen göz ardı edilerek sağlık ticari bir meta haline gelmiş, "Paran yoksa öl" felsefesi yürürlüğe sokulmuştur. Koruyucu hekimlik, ilk basamak sağlık ocağı hekimliği ve sevk zinciri uygulaması yürürlükten kalkmış görünmektedir. Sağlığın anayasal hak olduğu unutularak, halkımız vahşi kapitalizmin "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" felsefesine kurban edilmiştir. Yurdun dört bir yanında pıtırak gibi biten, niteliksiz, olanakları yetersiz ve akreditasyonu söz konusu olmayan tıp fakültelerinin açılması mesleğin saygınlığını ve prestijini azaltmaktadır.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
1995 yılında invaziv kardiyoloji alanında bilgi ve görgümü artırmak için Amerika'ya gittim. Nebraska eyaleti Omaha kentinde bir süre meşhur invaziv Türk Kardiyoloğu Dr. Ubeydullah Deligönül'ün yanında çalıştım. 1996 yılında kısa bir süre gözlemci olarak Cleveland klinikte bulundum.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Başlangıçta tek amacım ECFMG sınavını geçerek yurt dışında ihtisas yapmaktı. Fakat 12 Eylül ihtilalinin getirdiği mecburi hizmet, askerlik, evlilik, doçentlik sınavı derken bu hayalim suya düştü. Mezuniyetten 14 yıl sonra ECMG ve TOEFL sınavlarını geçerek Amerika'da Nebraska'ya gittiğimde, başlangıçtaki düşüncemin gerçekçi olmadığını ve uzun süre yurt dışında yaşama ve yabancı insanlara hizmet etme düşüncesinin hiç de cazip olmadığı kanısına vardım. Çünkü, orada 40 yıl kalmasına rağmen, zengin olmuş fakat mutlu olamamış, yurt özlemi devam eden ve benliğini kaybeden Türkleri gördüm.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Şu ana kadar basılmış 20 adet yabancı yayın, 32 adet yabancı bildiri, 95 adet ulusal dergilerde basılmış yayın, 101 adet ulusal bildiri ve editörlüğünü yaptığım ve bazı bölümlerinin yazarlığını üstlendiğim 5 adet kitabım mevcuttur.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi halen kabuk değiştirme aşamasındadır.
Zaten kaliteli bir öğretim kadrosu ve üst sıralarda yer alan öğrenci ve asistan kalitesine sahiptir. Yeni binasına taşındıktan, fiziki altyapı ve ekonomik koşulları düzeldikten sonra daha büyük atılım yapacağına inanıyorum. Kardiyoloji Ana Bilim Dalında her biri kendi sahasında otorite olan diğer meslektaşlarımla birlikte olmaktan mutluyum. Ana bilim dalımızın kısa süre içinde eksikliklerini tamamlayıp daha üst noktalara tırmanacağına şüphem yoktur.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Rektör atamalarında seçim sistemini kaldırıp liyakat ve ehliyete dayanan bir atama sisteminin getirilmesi için çaba sarfeder, 2547 sayılı YÖK Kanunu'nun antidemokratik maddelerinin değiştirilmesini sağlardım. Bu suretle üniversitelerin daha özgür bir ortamda, hiçbir baskıya maruz kalmadan bilim üreten kurumlar olmasına, idari, mali ve bilimsel özerkliğin yerleşmesine katkıda bulunurdum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Hayır. Meslekte daha üst noktalara gelmemi sağlayacak olanakları barındıran ortama henüz kavuşamadığım için potansiyelimi yeterince kullanamadığımı düşünüyorum. Bu konuda daha fazla çaba içinde olmam gerektiğine inanıyorum. Biraz daha zaman ve sabıra ihtiyacım var.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
2000 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinde Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı seçildim. Aynı yıl fakülteden sınıf arkadaşım da rektörlük seçimlerinde 3. sırada olmasına karşın rektör olarak atandı. Kendisinin kardiyoloji ana bilim dalının gelişmesine katkıda bulunacağını düşünerek mutlu oldum. Fakat rektör arkadaşım beklediğim gibi davranmadı. Daha önce kardiyoloji merkezi olarak DPT onayı alan ve inşaatı biten bir binayı çocuk hastanesine çevirdi. Ayrıca benim tez hocası olduğum ve yabancı dil bilgisi olmadığını bildiğim bir kardiyoloji uzmanını bana bilgi vermeden yardımcı doçent olarak atadı. Konu hakkında itirazda bulunduğumda bu şahsın "misyon adamı" olduğunu söyleyerek benim uyarımı dinlemedi. Hatta bu konudaki süregelen itirazlarım sebebiyle çeşitli bahanelerle hakkımda soruşturmalar açılarak muhtelif disiplin cezaları verildi. Bu nedenle mahkemelerde uğraşmaktan neredeyse avukat oldum. Bu arada 2004 yılında hastanede arabamın anahtarı çalındı. Bir süre sonra arabam evimin önünden çalınarak Tekkeköy'de dağda yakılmış olarak bulundu. Olay faili meçhul kaldı. Yabancı dil bilgisi olmayan bu yardımcı doçent, 2006 yılında üniversitelerarası dil sınavı (ÜDS)'nda yerine aynı bölümden bir başka yardımcı doçenti sınava sokarken suç üstü yakalandı. Buna rağmen, bu yardımcı doçent aylarca üniversitede çalışmaya devam etti. Sonunda öğrencilere yönelik bir sınavda salon başkanı olarak görevlendirilince olay basına yansıdı. Oluşan tepkiler sebebiyle sonunda mecburen üniversiteden uzaklaştırıldı. Ne yazık ki, kardiyoloji ana bilim dalındaki diğer öğretim üyeleri "Viran olası hanede evlad-ı ayal var" diyerek benim yanımda yer almadılar. Bu olay, liyakat ve ehliyet aranmaksızın, kadrolaşma amaçlı olarak "Çamurdan olsun, benden olsun." zihniyetiyle yapılan atamaların yanlışlığını açıkça ortaya koymaktadır.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Eskiden askerlikten beri yakın zamana kadar düzenli olarak koşardım. Hatta bir defasında non-stop 20 km koşmuştum. Fakat İstanbul'a geldiğim 2007 yılından beri düzenli spor yapamıyorum. Diyetime dikkat etmeme karşın kilo alıyorum. Buna rağmen şimdilik ciddi bir sağlık problemim yok.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Okumayı, seyahat etmeyi, fotoğrafçılığı hobi olarak yapmaya çalışıyorum. Fakat yoğun çalışma temposu sebebiyle yeterince zaman bulamıyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Hayır. Pişman olacağım davranışlardan uzak durmaya çalışırım. Tevfik Fikret'in dediği gibi, doğru bildiğim yolda yalnız da olsam gitmeyi tercih ederim. Yalnız ülkemizde maalesef doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlar.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Maalesef, İstanbul'un hızlı temposu ve yoğun çalışma koşullarım sebebiyle, çok istememe rağmen 7 yaşındaki minik oğluma, 18 yaşındaki eczacılık fakültesi öğrencisi güzel kızıma ve aynı hastanede eczacı olan fedakâr eşime yeterince zaman ayıramıyorum. Herhalde emekli olunca zamanımız olacak.

05/04/2010
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)