AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Şamil Aktaş : Arkadaşlarım ‘tatlı su hekimi’ diye dalga geçiyorlardı. Şimdi en doğru seçimlerimden biri diye düşünüyorum”
    • Akademisyenlerimiz köşemizin bu haftaki konuğu İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şamil Aktaş

05 Eylül 2006, Salı

Prof. Dr. Şamil Aktaş : Arkadaşlarım ‘tatlı su hekimi’ diye dalga geçiyorlardı. Şimdi en doğru seçimlerimden biri diye düşünüyorum”
Akademisyenlerimiz köşemizin bu haftaki konuğu İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şamil Aktaş.

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?
1962 doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden 1985 yılında mezun oldum. Mecburi hizmetimi Manisa 2 No’lu Merkez Sağlık Ocağında tamamladıktan sonra 1987 yılında girdiğim, o zamanki adıyla İstanbul Üniversitesi Deniz ve Sualtı Hekimliği Bilim Dalı’nda önce uzman, sonra doçent ve daha sonra da profesör unvanlarını aldım. Halen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Evliyim ve üç kızım var.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Anabilim Dalı’mızın başkanı Prof. Dr. Maide Çimşit’i birçok açıdan kendime örnek aldım.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen en ilginç anınız nedir?
Kaçkar Dağları’nda yüksek irtifa dalışı araştırması yapıyoruz. Kamp kurduğumuz göl 3400 metreden yüksekte ve 70 metre derinliğe ulaşan bir göldü. Gölde dalışlar ve çeşitli ölçümler yapıyorduk. Orada tanıştığım yaşlı bir ihtiyar fiziksel ve zihinsel olarak öylesine dinçti ki kendisine bunun nedenini sormadan edemedim. Uzun ve sağlıklı yaşamasının iki sırrı olduğunu söyledi, “Boyumu geçen taşa tırmanmam, boyumu aşan suya girmem” dedi. O an, çok uzun ömürlü olamayacağımın farkına vardım. Hüzün verici bir anım da Marmara depreminde göçük altından değişik zamanlarda kurtarılarak kliniğimize getirilen bir ağabey-kız kardeşin, aynı klinikte yan odalarda yatıp hiperbarik oksijen tedavisine alınırken ancak 5. günde birbirlerinden haberdar olmalarıydı. Babaanneleri hariç tüm ailelerini depremde kaybetmişlerdi. Tesadüf babaanne de 2 hafta sonra Bursa’dan tedavi için yollanınca kliniğimizde bir araya gelebildiler.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Diğer her şeyde olduğu gibi bunu da kaotik ve dezorganize olarak değerlendiriyorum. En ileri ülkelerdeki son teknolojiye ve bilgiye ulaşmak da mümkün, en geri kalmış ülkeleri aratmayacak yokluklar da mümkün, özellikle temel sağlık hizmetlerinde. Üstelik bunun yalnız parayla da ilgisi yok. Şansınıza.

Tıp mesleğini seçme sebebiniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
İsteyerek seçmedim, daha çok orman veya ziraat mühendisi olmak isterdim. Biraz bizim liseyi bitirdiğimiz dönemde tıbbın çok popüler oluşuna, biraz da ailemin isteğine uyarak tıbba girdim. Bitirince bırakırım, dalgıçlık yaparım diyordum, bu sefer de 12 Eylül oldu, mecburi hizmet yasası çıktı. Lise mezunu sayılmayayım, diplomayı alayım diye mecburi hizmete gittim. Orada tıp mesleğini çok sevdim. Özellikle branşıma girince mesleğimi bulduğumu anladım. Başlarda sualtı hekimliği ütopik bir branştı, hayal gücü gerekiyordu, arkadaşlarım “tatlı su hekimi” diye dalga geçiyorlardı. Şimdi en doğru seçimlerimden biri diye düşünüyorum. İki kutsal mesleğe; hekimliğe ve öğretmenliğe her ikisine birden sahip olmak herkese nasip olmaz diyorum.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Maddi karşılığını almadan aciller, nöbetler, yoğun çalışma… Diğer hekim meslektaşlarımdan farklı değil. Alışılıyor.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Her şeyden önce öğretmeye tutku derecesinde bağlı olmalı. Verdiğiniz bir dersten sonra en fazla siz yorulmamışsanız, en fazla sizin başınız ağrımıyorsa o ders boşa geçmiş denebilir. Araştırma konularında pratik olmalı, şüpheci davranmalı ve sistemli düşünmeye, ufak adımlarla ilerlemeye gayret etmeli. Artık elma ağacının altında otururken yer çekimini, hamamda yıkanırken suyun kaldırma kuvvetini keşfetme devri geçti.

Yurt dışı mesleki deneyiminiz oldu mu?
Kongreler ve kısa süreli inceleme gezileri dışında olmadı.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Mesleğimi seviyorum ve dünyanın neresinde olursa olsun aynı işi yapmak isterdim. Ama bunu kesin olarak söylemek için o ülkede doğup büyümek gerekir. Belki başka yerlerde başka işler, başka uğraşlar daha fazla çekerdi.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Göstermiyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Her gün “keşke” diyorum, sürekli pişman oluyorum. Başka türlüsü de olmaz diye düşünüyorum.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
100’e yakın bildirim, 30 civarında dergi yayınım var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
İstanbul Tıp Fakültesi birçok konuda öncü, insan kaynağı olanakları sınırsız bir kurum. Dünya çapında meslektaşlarla birlikte çalışmak büyük avantaj. Ancak büyüklüğünün ve eskiliğinin getirdiği dezavantajlara da sahip. İster istemez şehrin dinamizmi de karmaşıklığı da kurumuma yansıyor. En olmayacak olanaklara ulaşabilip, aklınıza bile gelmeyecek yerde takılabilirsiniz. Alışmak ve yoluna yordamına aşina olmak gerekli.

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
YÖK asli amacına, koordinasyon görevine dönmeli diye düşünüyorum. Üniversiteler idari ve mali özerkliklerine kavuşmalı.

Eğitim verdiğiniz klinikteki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Bunu onlara sormalı.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
İstanbul Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olmak yeterince büyük bir hedefti ve ulaştım. Ama şimdi bulunduğum yerde yapmak istediğim çok şey var. Zaten öyle olmazsa ayrılıp arkadan gelenlere yer vermeli.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Neredeyse tıp benim hobim olacak kadar çok uğraş alanım var. Öğrencilik yıllarımda dalgıçlık, tiyatro, fotoğrafçılık ve dağcılıkla uğraştım, gitar çaldım. Cerrahpaşa’da tiyatro, dağcılık ve fotoğrafçılık kollarının kurucu üyesiydim. Şimdi fotoğrafı yalnızca mesleki amaçlarla çekiyorum, dağcılığa fırsatım olmuyor. Biraz da branşımla ilgili olarak dalmaya devam ediyorum. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun Yönetim Kurulu üyesiyim. Federasyonun ve Dünya Sualtı Aktiviteleri Konfederasyonunun (CMAS) üç yıldız dalış eğitmeniyim. İstanbul Tıp Fakültesi Sualtı Sporları Kulübünün (ÇAPASAS) sorumlu öğretim üyesiyim. Ayrıca İstanbul Avrupa Korosu’nda yaklaşık 10 yıl koristlik yaptım. Halen Acapella Grup 34 isimli koroda koristim.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Ayırmaya çalışıyorum. Bunun önemine biraz geç vardım. Artık eve iş götürmemeye gayret ediyorum. Tüm kitaplarımı, dosyalarımı ve bilgisayarımı işe taşıdım. Gece çalışmam gerekirse klinikte kalıyorum.

Teşekkürler. 04-09-2006
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
3
1) R.Nedim Güçsav (Dalış Eğitmeni ve Balıkadam/Scuba Diver.)
24.11.2013 13:42:33

Beni vurgundan kurtaran Prof.dr. Şamil Aktaş tır.Saygılarla Şamil bey.. İzmirden İstanbula geçiyorum.Görüşmek istiyorum.Selamlar...
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
16/11-21/11 55. Ulusal Nöroloji Kongresi NÖROLOJİ ANTA
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
23/11-23/11 Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal Kardiyo Onkoloji Toplantısı KARDİYOLOJİ İSTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
20/11-24/11 24. Prof. Dr. A.Lütfi Tat Sempozyumu DERMATOLOJİ ANTA
22/11-24/11 7. Uluslararası Ürojinekoloji Kongresi ÜROLOJİ İSTA