AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Sermet Koç :Ülkemizde adli tıbbın ideal bir düzeye çıkmasını en önemli sorumluluğum olarak görüyorum”
    • Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı ve Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sermet Koç.

19 Şubat 2006, Pazar

Prof. Dr. Sermet Koç :Ülkemizde adli tıbbın ideal bir düzeye çıkmasını  en önemli sorumluluğum olarak görüyorum”
Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı ve Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sermet Koç.

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1961’de Samsun’un Havza ilçesinde doğdum. 1978’de Kastamonu Göl Öğretmen Lisesi’nden, 1985’te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 2 yıllık mecburi hizmet görevimi tamamladıktan sonra, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda adli tıp uzmanlık eğitimimi takiben “uzman” oldum. Askerlik görevinden sonra, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda uzman olarak çalışmaya başladım. 1994’te “Adli Tıp Doçenti”, 2000’de ise “profesör” oldum. Halen, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı ve Adli Tıp Enstitüsü’nde öğretim üyesiyim. Ayrıca, çok sayıdaki mesleki akademik görevlerim arasında Adli Tıp Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği ve Türkiye Klinikleri Adli Tıp Dergisi Editörlüğü’nü sayabilirim. Evli ve 3 çocuk babasıyım.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Şu yıllarda, pek aktif sayılmasa da şiir okumayı ve ara sıra şiir yazmayı (deneme) seviyorum.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Bir çok adli tıp uzmanı ve meslektaşımın değişik yanlarını kendim için örnek alıyorum. Bugün artık aramızda olmayan saygı ile andığım hocam Prof. Dr. Şemsi Gök ve Uz. Dr. Cevat Özer’den çok etkilendiğimi söyleyebilirim.

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?
Aslında başkalarınca “çok ilginç” kabul edilebilecek, bizce sıradanlaşmış pek çok anımız vardır. En ilginci olmasa da birisini anlatayım: Bir gün anabilim dalı başkanlık odamda çalışırken, en az 2-3 yıldır tanıdığım bir doktora öğrencisi geldi “Sermet Hoca nerede, kendisini nasıl bulabilirim?” diye sordu. Önce espri yaptığını sandım. Niçin aradığını sorduğumda “tez konusu ile ilgili olarak danışmak üzere geldiğini” söyledi. Baktım espri değil, aradığı kişinin “ben” olduğunu söylediysem de inanmadı, beni onun asistanı olarak bildiğini söyledi. Bunun üzerine “daha önce derslerine girdiğimi” hatırlatınca, yine ısrarla beni hoca yerine dersi anlatan asistan olarak tanıdığını söyledi ama asistanın adını öğrenme ihtiyacı da duymamıştı. Nihayet durumu anladığında çok bozuldu ve özür diledi.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir hekim olarak, Türkiye’deki sağlık ortamının çok ‘sağlıksız’; adli-tıbbi bir ifade ile de ‘kokuşmuş’ olduğunu düşünüyorum. Sağlık, bir insan hakkı olarak kabul edilmedikçe ve temel sağlık hizmetleri, her vatandaşın kolayca ulaşabileceği bir şekle dönüştürülmedikçe; bilimsel ve akademik yaşamda söylenen sözler ve harcanan çabaların çoğu boşuna gidiyor. Örneğin, bir yanda, “çocuk hakları sözleşmesi” kliniklerimizin duvarlarını süslüyor veya okullarda çocuklarımıza dağıtılıyor; öte yanda hala binlerce çocuk enfeksiyon, kaza, ihmal gibi önlenebilir nedenlerden ölüyor, sokak çocuğu olmaya devam ediyor, sağlıklı yaşama hakkından mahrum kalıyor. Bazen sağlıkta olup bitenlere şaşırıyorum, örneğin “Sağlık Bakanlığı kimin bakanlığı? Ne için ve kimler için çalışıyor?” anlamakta güçlük çekiyorum. Bu konuda ilgililerin, hekimler ve sağlık çalışanlarının sesine kulak vermesini diliyorum.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tıptan önce bir yıl kimya fakültesinde öğrenim gördüm ama ailemde hep kendime örnek aldığım ağabeyim Dr. Serdar Koç’un etkisiyle tıp fakültesine geçtim. Tıp mesleğini severek seçtim ve memnunum. Başlangıçta adli tıp uzmanlığını bilinçli olarak seçmemiş olmamla birlikte, daha sonra tanıdıkça ve önemini kavradıkça ilgim ve beğenim artı.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Bir gün önce yaşadığını bildiğiniz bir insanın, ölü bedeninin karşınızda durması, kabullenmesi çok ama çok zor bir gerçekliktir. Düşünün bu kişi bazen sizin tanıdığınız biri veya yok yere ölmüş bir çocuk veya bir başka kişi de olabilir. Ben buna, “Mesleki Tükenmişlik” kavramından yola çıkarak, “Mesleki Çaresizlik Sendromu” diyorum. İster ölü, ister canlı olsun; adalet arayanlara “hekim” olarak bir ışık tutmak, insana çok ağır; ama bir o kadar da önemli görev ve sorumluluklar yüklüyor.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Bizdeki bir çok “akademisyen” etiketli medyatik zevatı düşündüğümde, bir akademisyenin öncelikle kendi işini doğru düzgün yapması gerekir diye düşünüyorum. Elbette, bir akademisyenin yaşamında; nitelikli araştırma ve yayın yapma olmaz ise olmaz unsurlardır.

Yurtdışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
ABD’de “adli patoloji” kursuna katıldım. Bir süre Almanya’da Erlangen-Nürnberg Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nde bulundum, Ausburg’da ve Kıbrıs’da mahkemelerde bilirkişi olarak görev yaptım.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz? Neden?
Yalnızca bir-iki yıl süre ile ve maddi imkanlarım uygun olsa idi, deneyimlerimi arttırmak ve alanımla ilgili yenilikleri görmek için isterdim.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Ne tam “evet” ne de tam “ hayır”. İstanbul trafiğinin verdiği stresten kaçınamıyorum ama sigaradan bilinçli olarak uzak durduğumu söyleyebilirim.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Her insan gibi mutlaka. Özellikle günlük yaşamdaki bir davranışım veya söylediğim bir söz yüzünden, birinin üzülmesine yol açtığımı anladığımda, çoğu kez haklı da olsam bir pişmanlık duyarım.

Yurtiçi ve yurtdışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
Yurtdışı dergilerde tamamı yayınlanmış 8; özeti yayınlanmış 24; yurtiçinde yayınlanmış 80 kadar yazım var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
İstanbul Üniversitesi, ülkemizin en eski ve büyük eğitim kurumlarından biri. Son yıllarda bilimsel araştırmalar ve yurtdışı yayın konusunda üniversitemiz önemli bir ilerleme kaydetmiş olup, yurtdışı yayınlarda ilk sıralarda yer almaktadır. İ.Ü. Rektörlüğü’ne bağlı “Bilimsel Araştırma Projeleri Sekreterliği” tarafından araştırıcılara önemli maddi destek verilmektedir.

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Bu işi en iyi yapabilecek deneyimli birinin “başkan” olmasını tercih eder ve ona yardımcı olurdum. Tabii, YÖK’ün önce kendisini sorgulaması ön koşulu ile.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Genel olarak ‘iyi’ olduğunu söyleyebilirim.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Hayır. Kişisel olarak gerçekleşmesinden mutluluk duyacağım bir çok mesleki-bilimsel proje var. Ülkemizde adli tıp ve adli bilimlerin her alanda ideal bir düzeye çıkmasını; yani bugün var olan kurumların gerçek anlamda kurumsallaşmasını, bu camianın bir ferdi olarak en önemli sorumluluğum ve hedefim olarak görüyorum.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Hayır, ama sanırım onlar benim bu halime alıştılar ve çok şükür bana anlayış gösteriyorlar. Teşekkürler.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA
12/09-15/09 10. Ulusal Haseki Tıp Kongresi ve 9. Haseki Hemşirelik Sempozyumu HEMŞİRELİ... SAKA