AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Solmaz Erdem
    • Akademisyen bilimsel dünya görüşüne sahip, çalışmaktan zevk almayı bilen, zamanını efektif değerlendirebilen, mütevazı bir yapıda olmalıdır.

06 Aralık 2010, Pazartesi

Prof. Dr. Solmaz Erdem

Akademisyenlerimizi tanıttığımız sayfamızın bu haftaki konuğu, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Solmaz Erdem

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1957 Çankırı doğumluyum. İlk, orta ve üniversite eğitimimi Ankara’da tamamladım. 1974’te Başkent Lisesinden mezun olduğum yıl Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünü kazandım. 1979’da mezun olduktan sonra yüksek lisans eğitimimi yine Hacettepe Üniversitesinde yaptım. 1983’te Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalında araştırma görevlisi olarak çalışmaya ve doktora eğitimine başladım. 1988’de doktoram bittikten sonra Pamukkale Üniversitesinde 1999 yılına kadar yardımcı doçent olarak çalıştım. 1999’da tıbbi biyoloji alanında doçent oldum, aynı yıl Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev aldım. Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalındaki çalışmalarım sürerken Afyon Sağlık Yüksekokulu müdürlüğü ile görevlendirildim. Aynı zamanda Temel Tıp Bilimleri Bölüm başkan yardımcılığı görevim sırasında, fakülteye alınacak ilk öğrencilerin eğitim programlarının hazırlanmasında katkılarım oldu. Daha sonra atandığım Sağlık Bilimleri Enstitüsü müdürlüğü görevimi sürdürürken hemşirelik yüksek lisans programlarının (koşulları zorlayarak) açılmasında çalışmalarım oldu. 2002 tarihinde ailesel bazı zorunluluklar nedeniyle üniversitedeki görevime ara verip Ankara’ya yerleştim. Ankara’da alanımla ilgili çalışmalarımı sürdürdüm. TSE’nin Sağlık Komisyonunda bazı standartların hazırlanmasında görev aldım. Türkiye’de tıbbi alanda önde gelen bir yayınevinde çalışmalar yaptım. 2008 yılında Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesinde doçent olarak tekrar göreve döndüm. Mayıs 2010’da profesör kadrosuna atandım. 2008’den bu yana Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı olarak görevimi sürdürmekteyim

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Liselerde ‘modern fen’ eğitiminin pilot olarak uygulanmaya başladığı Başkent Lisesinde son sınıfta biyoloji ya da matematik okuma tercihi öğrencilere bırakılmıştı. Ben biyoloji tercih ettim, ancak sınıf kalabalıklığı gibi bir nedenle beni zoraki olarak matematik şubesine verdiler. Üniversiteye girişte içimde ukde kalan biyoloji bölümünü kazandım ve çok mutlu oldum. İş yaşamımda ise sağlık alanında çalışmak istediğim için doktoramı tıbbi biyoloji ana bilim dalında yaptım, bugün de tıbbi biyoloji öğretim üyesi olarak çalışıyorum. Bunu özellikle belirtmemin nedeni, istemim dışında matematik okutulan o bir yılı hiç unutamamam. Hem biyoloji hem sağlık kombinasyonu olan bu alanı seçtiğim için memnunum.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Akademisyenlik saygın bir çalışma alanı olmakla birlikte, ülkemiz ekonomisinin bu saygınlığı sağlayıcı koşullara elverişli olmamasının yanı sıra, evli kadın olmak da işimizin diğer bir zor tarafı. Ben şu an evli olmadığım için bu zorluğu yaşamıyorum, ancak evli olduğum yıllarda işimizin eve taşıyor olması oldukça sıkıntı yarattı. Pek çok akademisyen hanımın da bu tür sıkıntılar yaşadığını tahmin ediyorum, ama kol kırılır yen içinde kalır.

 

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Akademisyenliğin bir yaşam tarzı olduğunu düşünüyorum. Bu meslekte çalışma saatlerinin üst sınırı olmadığından dinlenme, uyku gibi şeylerden mahrum kalmayı doğal kabul edip boşa harcanan 5 dakikanın bile muhasebesini yapacaksınız. Akademisyen bilimsel dünya görüşüne sahip, çalışmaktan zevk almayı bilen, zamanını efektif değerlendirebilen, mütevazı bir yapıda olmalıdır. Biçimsellikten uzak olmalı, içinde yaşadığı toplumun sorunlarına duyarsız kalmamalı, mevcut bilgi birikimini bu sorunların çözümünde yol gösterici olarak kullanabilmelidir.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Yetişmemin her evresinde, ilkokuldan doktora eğitimi dâhil, emeği geçmiş hocalarımın tümüne şükran duyuyorum. Branşımızda model aldığım tek bir isim veremeyeceğim, çünkü her birinin farklı yönleri size örnek teşkil ediyor. Ancak doktora eğitimimde çok emeği geçmiş hocam Prof. Dr. Ayşe Başaran’ın ismini burada anmak isterim.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sağlık alanında artan ihtiyaçlara bağlı olarak, yapılmakta olan çalışmaların Türkiye genelinde arttırılması gerektiğini düşünüyorum. Üniversite hastanelerinin çözüm bekleyen sorunlarının halledilmesi de gündeme alınmalıdır.

 

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

2002 yılında yaklaşık 1 ay kadar Şikago’da Illinois Üniversitesi’nde gözlemci olarak bulundum, ayrıca yurt dışında yapılan bazı kongrelere katıldım.

 

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?

Hayır, çok zorunlu kalmadıkça insanın çevresinden, sevdiklerinden uzakta yaşamasının zor olacağını düşünüyorum. Yeri gelmişken lisansüstü eğitimin tümünün yurt dışında yapılmasını da ülkemiz ekonomisine yük bulduğumu söylemek isterim. Sadece planlanan ya da yürümekte olan bir çalışmanın ülkemizde yapılamayan bir evresinin yurt dışında gerçekleştirilmesinin daha rantabl olacağına inanıyorum. Bence bilimsel yenilikleri takip etmek için yurt dışına kısa sürelerle gidilmesi yeterlidir.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış 40’a yakın makalem, ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılarda sunulmuş yine 40’a yakın bildirim bulunmaktadır.

 

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Doçentlik sınavında jürinin yaptığı sözlü sınav pek objektif olmamakta, çok çalışsanız bile başka faktörler devreye girmektedir. Bunun yerine profesörlükte olduğu gibi belirlenen kriterleri karşılayacak puanları olanların atamasının yapılmasını isterdim. Sözlü sınav adeta mahkemeye savunmanızı sunma havası taşımaktadır. Araştırma görevlilerinin tez danışman hocaları ile uyum gösterememeleri durumunda hakem öğretim üyesi görevlendirmesi yapılmasının da iyi olacağını düşünüyorum. Üniversitelerde rektör seçimleri dâhil her aşamada yapılan oylamalarda öğretim üyelerinin verdiği oyların gerçekten ‘gizli oy’ olması için düzenlemeler yaptırırdım. Çünkü genellikle hem gizli oylama yapılıyor hem de herkes birbirinin verdiği oyları bildiğinden gereksiz kırgınlıklar yaşanıyor. Sosyal yaşamın çok zayıf olduğu küçük yerleşim yerlerinde fakülte gibi birimler açılmasını uygun bulmazdım. Üniversite okumak üzere ağır bir sınav kazanıp gelmiş öğrencileri barınma-yemek-kültürel etkinlikler vb. gereksinimlerini karşılayamayacakları bir ortama göndermenin üniversiter yaşamın gereği olan ufuk açma işlevini yerine getiremeyeceğini düşünüyorum.Yurt dışına lisansüstü eğitim için öğrencilerin sadece ‘bilgi-görgü’ arttırmak için değil, gerçekten gerekli alanlarda gönderilmesini; uzun süreli eğitim yerine kısa sürelerle daha çok sayıda araştırmacının yurt dışına çıkabilmesini sağlardım..

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Hayır, mesleğinizde belli bir aşamaya gelmiş olsanız bile hâlâ öğreneceğiniz çok şey olduğunu görüyorsunuz.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Meslek yaşantımda ilk verdiğim seminerde; bir kongrede ilk sunduğum bildiride; doçentlik sınavına girerken uzun bir yoğun çalışma döneminin sonunda tamamen uykusuz geçirdiğim son gecede çektiğim heyecanları anlatamam. İlginç olan anıma gelince, asistanken doktoramı bitirdiğim yıl doçentlik merkezi yabancı dil sınavına hiçbir hazırlık yapmadan kendimi sınamak için fakülteden hocalarımla birlikte ben de girdim. Kurslar alarak birkaç kez sınava giren hocalarımızın yanı sıra benim ilk girişte başarılı olmamı hoş bir anı olarak hatırlıyorum, burada Ankara Başkent Lisesindeki İngilizce hocamı anmadan geçemeyeceğim, onun sayesinde Hacettepe’de hazırlık sınıfını A kurunda okudum, ileriki yıllarda da yabancı dille ilgili bir sorun yaşamadım.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Maalesef, sadece biraz yediklerime dikkat etmeye çalışıyorum, bir de bol yürüyüş yapıyorum. Yürüyüş için ayrıca zaman ayırmak yerine günlük koşuşturma sırasında, ayağımda hep düz pabuçlarla her fırsatta yürüyorum.

 

Mesleğiniz dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?

Vakit bulabildiğim ölçüde doğa-kültür gezilerine katılmaya çalışıyorum. Anı türünde kitaplar okumayı seviyorum.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Keşkelerim çok fazla, ama bunları düşünmek üzülmekten başka bir şey kazandırmıyor. Hayatımızı resetleyebilme imkânımız keşke olsa.

 

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Liseye ve üniversiteye giden iki kızıma çok fazla zaman ayıramıyorum, ama kendimi şöyle teselli ediyorum: Onlara; çalışıp ayaklarının üstünde durabilen, üstelik çalışmaktan zevk alan bir bilim kadını-eğitimci anne modeli oluşturduğumu düşünüyorum. Onlara verebileceğim en kıymetli miras bu.

 

Teşekkürler

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer