AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Tahsin Murat Turgay
    • “Akademisyen öncelikle bilimsel ve etik açıdan dürüst olmalı. Yılların getirdiği bilgi birikimini ve tecrübelerini yetiştirmekte olduğu bireylere aktarabilmeli, mesleğini sevmeli ve hoşgörülü olmalı.”

20 Kasım 2010, Cumartesi

Prof. Dr. Tahsin Murat Turgay

Akademisyenlerimiz köşesinin bu haftaki konuğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tahsin Murat Turgay

 

Öz geçmişinizi anlatır mısınız?

1960 Bolu doğumluyum. İlkokul ve ortaokulu Bolu’da okudum. 1977 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandım ve 1983 yılında dereceyle mezun oldum. 1983-1985 yılları arasında Erzincan’da mecburi hizmetimi yaptım. 1985-1990 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalında uzmanlık eğitimimi tamamladım ve iç hastalıkları uzmanı oldum. 1992 yılında aynı fakültede immünoloji uzmanı unvanını aldım. İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı İmmünoloji Bilim Dalında yardımcı doçent, 1993 yılında doçent, 1999 yılında da profesör oldum. Halen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi  Romatoloji Bilim Dalı Başkanı  olarak görev yapmaktayım. Bu arada 2002-2005 yılları arasında aynı fakültenin Geriatri Bilim Dalı Başkanlığını vekaleten yürüttüm. Türkiye Klinikleri Tıp Bilimleri Dergisi’nin Romatoloji Bölüm Editörlüğü’nü de yapıyorum. İki yıl boyunca Yüksek Sağlık Şûrası üyeliğinde bulundum. Halen Sağlık Bakanlığı İlaç Ruhsatlandırma Danışma Üyeliği yapmaktayım.

 

Branşınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı?

Hem insani açıdan hem de bilimsel açıdan örnek aldığım kişi, İmmünoloji Bilim Dalının kuruluşunda ve yetişmemde büyük emeği olan Prof. Dr. Güner Tokgöz’dür. Uzun yıllar İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve İmmünoloji Bilim Dalı başkanlığı yapmıştır. Aynı zamanda immünoloji laboratuvarının gelişmesinde de büyük emek sahibidir.

 

Başınızdan geçen mesleğinizle ilgili en ilginç anınız nedir?

Üniversite seçme sınavında 7 tercihim vardı. Bunlardan ilk 5’i tıp fakültesi, 2’si de diş hekimliği fakültesi idi. İstediğim fakülteyi ilk tercih olarak kazandım. Sonuç belgesi geldiğinde sevinçten ağladığımı unutamam. Mezun olurken de diplomamı o zamanın YÖK Başkanı olan merhum Prof. Dr. İhsan Doğramacı’dan almıştım. Bu, benim unutamadığım önemli zaman dilimlerinden biridir.

 

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Vatandaşlarımızın sağlık sistemimize ilişkin olarak yakındıkları konuların başında, hastanelerimizdeki yığılmalar geliyor. Özellikle kamu hastanelerinde, polikliniklerde tetkik ve tahlillerin yapıldığı laboratuvarlar, görüntüleme merkezlerindeki kalabalıklar, uzun kuyruklar hastaları canından bezdiriyor. Vatandaşlar sağlık personelinin kendilerine yeterince zaman ayırmadığından ve insancıl davranmadığından şikâyet ediyor. Bunun sebebi, sağlık personelinin iş yükünün fazla oluşu, hasta hakları, halkla ilişkiler ve iletişim konularında yeterince eğitilmemesidir.

Daha verimli ve yeterli sağlık hizmeti verilebilmesi için bir hayli değişiklikler oldu. Son zamanlarda reçeteler ile ilgili sıkıntılar hastaların mağdur olmasına neden oluyor. Aynı zamanda uzman doktorların yükünü arttırıyor. Tabii ki sağlık ile ilgili sorumluların kısa bir zaman diliminde çözülebilmesi beklenemez ancak, insanımıza yakışır hizmet yapısının gerçekleşeceğine inanıyorum.

Tıp fakültelerinde tıp eğitimi açısından da sıkıntılar var. Altyapıyı kurmadan, yetişmiş öğretim elemanları temin etmeden tıp fakültesi açıp öğrenci almanın sıkıntılarının büyük olacağı görüşündeyim.

 

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?

Bu mesleği isteyerek seçtim. Branşımı da isteyerek seçtim. Hiçbir zaman pişmanlık yaşamadım. İş yükümün çok ağır olduğu zamanlarda dahi bu mesleği icra etmekten mutluluk duymuşumdur.

 

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

Klinisyenler açısından en önemli nokta, iyi bir anamnez ve iyi bir muayenedir. Hastaya zaman harcayıp, bu iki nüveyi uygulayamaz iseniz hastalığın teşhisinde sıkıntı çekersiniz. Biz hastaların büyük bir yüzdesinin teşhisini iyi bir anamnez-fizik muayene ile koyarız. Diğer laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemleri genellikle bize yol göstericidir. Ancak son zamanlarda pek çok hekim, derinlemesine anamnez ve fizik muayene yapmadan hemen laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerine başvuruyor. Bu da hem ekonomik açıdan yük getiriyor hem de bu ilgili birimlerin gereksiz yere iş yüküne sebep oluyor.

 

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?

Öncelikle bilimsel ve etik açıdan dürüst olmalı. Yılların getirdiği bilgi birikimini ve tecrübelerini yetiştirmekte olduğu bireylere aktarabilmeli, mesleğini sevmeli ve hoşgörülü olmalı.

 

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?

Yüzü aşkın yurt içi ve yurt dışı yayın, 20 kitap bölümü ve 60’ı aşkın bildirim var.

 

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?

Bizim bilim dalımız Türkiye’de kendi branşında önemli gelişmelere imza atmıştır. Mevcut öğretim üyelerimiz bir yandan bilimsel açıdan çalışmalarına devam ederken, bir yandan da zaman zaman idari görevlerini birlikte yürütmüşlerdir. Bilim dalımız öğrenci eğitimi için kitaplar yayınlamış, pek çok kongre ve sempozyumlara da ev sahipliği yapmıştır.

Son zamanlarda Romatoloji Bilim Dalı fiziksel yapı olarak da önemli ilerlemeler kaydetti. Klinik bütünüyle hastalara daha iyi hizmet verecek şekilde yenilendi. Ultrasonografi, polarize ışık mikroskobu gibi romatoloji bilim dalı için gerekli bütün cihazlar  temin edildi. Yine şu anda hastalara günü birlik tedavi vermek üzere çok iyi bir gündüz tedavi ünitesini kurmuş durumdayız.

 

YÖK başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?

Tek cümle ile yetenekli ve bilimsel açıdan meziyetli bireylerin yolunu açabilecek, daha demokratik üniversitelerin oluşturulmasını isterdim.

 

Eğitim verdiğiniz ana bilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?

Biz, bilim dalımızda aile fertleri gibi çalışırız. Huzurlu bir ortamımız var. Akademik kariyerden öte ağabey-abla ilişkilerimiz var. Herkes birbirini sever ve sayar. Zaten bilimsel faaliyetler ancak huzurlu bir ortamda verimli olabilir. Beni, bilim dalımızda sakin yapılı olarak tanırlar.

 

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?

Şu anki şartlarda evet.

 

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?

Maalesef. Daha önce nefralitrazis nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşadım. Ancak bu günlerde bile işime devam ettim. Sağlık açısından kendime özen gösterdiğim söylenemez.

 

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?

Türk Sanat Müziği’ne meraklıyımdır. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Türk Sanat Müziği Korosu’nun kurucuları olan 2 kişiden biriyim. Ud çalarım. Her gün yaklaşık 1 saat ud çalıyorum. Esasında hayat bir ritm-makam olayıdır. Hastalıklarda bile bu ritm vardır. Bu düzeni en iyi tanımlayan sanatlardan biri de musikidir.

 

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?

Hayır, her şey istediğim doğrultuda gerçekleşti.

 

Ailenize yeterince zaman ayırabiliyor musunuz?

Mümkün olduğunca evet.

 

Teşekkürler

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer