AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Ufuk Beyazova
    • Akademisyenlerimiz sayfasının bu haftaki konuğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Beyazova

22 Nisan 2007, Pazar

Prof. Dr. Ufuk Beyazova
‘Sosyal pediatri henüz tıpta ayrı bir üst uzmanlık dalı değil, ayrı bir alan haline getirildiğinde çocuklarımıza verilen hizmetin kalitesi artacak’

Akademisyenlerimiz sayfasının bu haftaki konuğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Beyazova

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
1971 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. Önce Trabzon’da Çömlekçi 2 Numaralı Sağlık Ocağında çalıştım. Daha sonra Hacettepe Üniversitesinde uzmanlık eğitimlerimi yaptım.1974’te Halk Sağlığı Uzmanı ve 1979’da Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldum. Aynı yıl Hacettepe’de halk sağlığı bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladım. Bu zaman içinde bu anabilim dalına bağlı Etimesgut Devlet Hastanesinde çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak çalıştım. 1982’de halk sağlığı doçenti oldum. 1986’da Gazi Üniversitesi Çocuk Sağlığı Anabilim Dalına öğretim üyesi olarak geçtim ve 1988’de Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları alanında doçent oldum. 1996’da aynı dalda profesör oldum.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Her zaman benzemeye çalıştığım, saygı duyduğum birçok hocam oldu ama Prof. Dr. Nusret Fişek’in yeri başkadır. İnsan sevgisini, demokrat olmayı, halkın yararına hekimlik yapmayı, tarafsızlığı, haksızlıklara direnmeyi, yanımda çalışanları desteklemeyi ondan öğrendim.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hekimler ve hastalar açısından çok ciddi zorluklar var. Hekim dağılımının iyi olmadığını düşünüyorum, hemşire sayısının yetersiz olduğunu düşünüyorum. Bizim işimiz bir ekip işi olduğundan hep birlikte iyi bir hizmet ortaya koyamıyoruz. Öte yandan bütçede sağlığa ayrılan payın yetersiz olduğu kanısındayım. Hekimlere destek olunmadığını, devlet tarafından yeterince arka çıkılmadığını, hekimlerin iyi bir çalışma ortamı elde edemediklerini düşünüyorum. Hekime bazı yerlerde gereğinden fazla yükleniliyor, bakabileceğinden fazla hastayı karşısında buluyor, dolayısıyla bakım niteliği düşüyor. Bazı yerlerde gerekli araç-gereç yok, hekimler yalnız kalıyorlar. Sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi ülkemize çok uygun bir sistemdi, çoğu sorun bu istemin işletilmemesinden kaynaklanıyor.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Tabii, çok memnunum. Hekimliğin beni en çok çeken tarafı sosyal hizmeti de kapsaması.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Planladığınız her şeyi yapamıyorsunuz. Mesela hastanın yoksul olması durumunda gerekli gördüğünüz her tedaviyi yapmakta sıkıntı var. Hastanın ailesinin yoksul ya da eğitimsiz olması durumunda çocuğu korumak çok zorlaşıyor. Benim alanım sosyal pediatri. Sosyal pediatri, çocuğu tek başına hasta olarak görmeyen bir bilim dalı. Mesela ‘3 yaşında bir çocuk, ishali var, ateşi var’ gibi değil. Biz çocuğu içinde yaşadığı aileyle, yaşadığı kentle, ülkeyle birlikte o çocuğun hasta olmasına etki eden bu faktörlerle birlikte ele alıyoruz.

Bir akademisyen nasıl olmalı? Nasıl tanımlarsınız?
Akademisyen; insanları sevmeli. Çok iyi insan ilişkileri olmalı ki, bilgilerini aktarabilsin. Bilgisini arttırma hevesi ve yeteneği de olmalı, kendini sürekli öğrenci hissetmeli ki bilimdeki ilerlemeleri, gelişmeleri yakalayabilsin. Sorumluluk sahibi olmalı, işini iyi yapmayı görev bilmeli, ülkesinin insanlarına, tüm insanlığa karşı sorumlu hissetmeli kendini. Çevresindekileri desteklemeli, yetiştirdiği kişilere yol gösterebilmeli. Kendi bilim alanında araştırmalar yapabilmeli. Üniversitenin dört duvarı arasında bilim yapmakla yetinmemeli, toplumu ile bütünleşebilmeli, doğru bildiği konuları toplumunun yaşamına geçirebilmeli.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Tabii, dünyanın neresinde olursa olsun buna benzer bir iş yapmak isterdim ama bu işi Türkiye’de yapmaktan memnunum. Bu tür hizmetlerde toplumun sosyo-kültürel yapısını yakından tanıyor olmak çok önemli.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayınlanmış kaç yayınınız var?
20 yabancı, 100’e yakın yerli yayınım var. 10’dan fazla kitap bölümüm, 2 kitabım var.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Gazi Üniversitesini çok seviyorum, mutluyum. Arzu ettiklerimin tamamını herkes gibi ben de elde edemiyorum. Üniversite olarak zorluklarımız çok. Ancak el ele zorlukları aşmaya uyum içinde keyifle çalışmaya topluma yararlı olmaya çalışıyoruz.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Devletin üniversitelere yaptığı katkıyı arttırmaya çalışırdım, bunun nasıl yapılacağına ilişkin planlar yapardım. Üniversitelerdeki özerkliği arttırırdım. Üniversite bağımsız olsun, siyasal iktidarlardan tamamen ayrı kurumlar halinde çalışabilsin isterdim. Öğrenciler için daha iyi sosyal koşullar, daha iyi barınma koşulları, daha iyi ders dışı etkinliklere katılma olanakları yaratırdım. Öğrencilerin sadece ders düşünen, at gözlüğüyle bakan insanlar olmaması için programlar yapmak isterdim.

Eğitim verdiğiniz anabilim dalındaki kişilerle ilişkileriniz nasıl? Onlar sizi nasıl tanımlar?
Sosyal pediatriyle ilgili çabalarımın önde geldiğini fark ediyorlardır. Belki barışçı olarak tanımlayabilirler. Çocukları hastalıklardan korumaya ilişkin çaba gösteren biri olarak tanımlarlar belki. Bir de Türkçe’yi seven Türkçe konuşma sevgisi aşılamaya çalışan biri olarak tanımlarlar. Ben Anadilimizin Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın dediği gibi “ses bayrağımız” olduğuna inanıyorum. Mesleki dilimizi Türkçeleştirme çabası gösteriyorum.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Büyük ölçüde ulaştım. Kendimi toplumla mesleğimi bütünleştirmek açısından şanslı görüyorum. Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıkları ile Dünya Sağlık Örgütü ve UNİCEF ile çeşitli sivil toplum örgütleriyle çalışmalar yaparak çocukların bağışıklanması, korunması, haklarını kullanabilmeleri gibi konularda hizmetler verebildim.

Mesleğinizle ilgili başınızdan geçen en ilginç anınız nedir?
Etimesgut Hastanesinde nöbet tutan, genç bir hekimken, küçük bir çocuk getirmişlerdi; organik fosfat zehirlenmesi nedeniyle. Aile ortadan kayboldu. Biz çok fazla uğraştık, gece sabaha kadar çocuğu yaşatmak, tedavisini yapmak için. Sonunda başarılı olduk. Geldiğinde çok kötü durumda olan çocuk iyileşti. Sabah çok yorgun bir halde hemşire hanımla birlikte çay demledik, uykusuz geçen gecenin sabahında çayımızı içiyoruz ve aramızda “Nasıl bir aile bu, bu kadar ağır durumda çocuğu nasıl bırakıp gittiler?” diye konuşuyoruz. Çocuk da yatağın kenarında oturmuştu. O sırada pencereden hastaneye bir araba yanaştığını gördük, iki kişi indi arabadan, bagajını açtı ve oradan bir küçük tabut çıkardılar. Çocuğun öldüğünü düşünmüşler ve tabut getirmek için ortadan kaybolmuşlar. Çocuklarının yatakta oturduğunu gördüklerinde büyük bir sevince kapılmışlardı. O çok güzel bir duyguydu.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösteriyor musunuz?
Spor yapıyorum, sağlıklı beslenme konusunda pek başarılı olduğumu söyleyemem.

Tıp dışında uğraşılarınız ya da hobileriniz var mı?
Sinemayı çok seviyorum. Kitap okuyorum. Sosyal pediatrideki arkadaşlarımızla birlikte her ay bir kitap okuyoruz ve ayın sonunda toplanıp kitaplarımızı birbirimize anlatıp, tartışıyoruz. Yüzmeyi seviyorum. Hayvanları severim, kedim-köpeğim var. Sivil toplum örgütlerinde çalışıyorum. Bir de Türkçe var, hekimlik dilini Türkçeleştirmeye çalışıyorum.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Çok olmuştur. Yaşım ilerledikçe “keşke” yerine “bu durumda ne yapabilirim?” demeye başladım.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Gayret ediyorum. Yeterince diyemem, hep işim için ailemden zaman çalarım.

Gerçekleşmesini istediğiniz bir düşünüz var mı?
En önemli düşlerimden biri sosyal pediatrinin Tıpta Uzmanlık Tüzüğü’ne üst ihtisas dalı olarak girmesidir. Sosyal pediatri ülkemizde de ayrı bir alan olunca, bu işin içine birçok insan çekilecek, bu alana çok değerli insanların girme şansı artacak. Öte yandan ülkenin çocuk sağlık politikaları, çocuklara hizmet modelleri konusu bilimsel çalışmalarla ortaya konacak bir alandır, tüm bilimsel çalışmalarda olduğu gibi bu konuda da bir laboratuvara gereksinim var. Bu alan sosyal pediatri bilim dalı olacaktır, üniversitelerde bu dal olduğunda akademisyenler bu bilgiyi daha kolay ve nitelikli üretecekler, mezun olan hekimler, pediatri asistanları sosyal pediatri eğitimi alarak yetişirlerse, ülke çocuklarına özellikle çocuğu hastalıklardan, örselenmelerden korumak, sağlıklı yetiştirmek konularında daha çok yardımcı olabileceklerdir.

Teşekkür ederiz.
23/04/2007
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer
27/09-01/1011.Aile Hekimliği Güz OkuluAİLE...ANTA
19/10-22/104.Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik KongresiGENELANTA
22/10-25/106. Puader KongresiÇOCUK...ANTA
02/11-04/11TMFTP Ultrasonografi KursuRADYOLOJİİSTA
14/03-18/03Ulusal Akciğer Sağlığı Kongresi (UASK) 2018GÖĞÜS...ANTA