AKADEMİSYENLER

Tüm Akademisyenler

    • Prof. Dr. Yeşim Erbil
    • Prof. Dr. Erbil : “ Akademisyenlik, ismin önüne yazılan sıfatlardan ibaret değildir. Yaşam tarzınız, duruşunuz, deontolojik tavrınız, bilimselliğiniz ile akademisyen olabilirsiniz. Bir akademisyen rol model olmalıdır. ”

14 Kasım 2016, Pazartesi

Prof. Dr. Yeşim Erbil

 

 

Öncelikle sizi tanımak isteriz, kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Ben her şeyden önce duyarlı olmaya çalışan bir insanım, sonra da hekimim. 1992 yılında genel cerrahi uzmanı olduktan sonra “endokrin cerrahisi” ile ilgilenmeye başladım ve 1999 yılından itibaren sadece endokrin cerrahisi ile uğraştım. Ülkemizde endokrin cerrahisinin gelişmesi ve bu alanda pek çok genç cerrahın yetişmesinde katkım olduğunu düşünüyorum. Eğitim ile ilgili çalışmalarımı her zaman devam ettirdim. Kitaplar, makaleler, eğitim DVD’leri ile genç meslektaşlara ulaşmaya çalıştım. 2012 yılında Türk Cerrahi Derneği Başkanlığına seçildim ve görevim geçtiğimiz Ekim ayında sona erdi. Cerrahi camiasında kadın başkan dünyada ilk kez yaşanan bir olaydı. Yaşamımın en büyük onuruydu. 2016 yılının Şubat ayında hep tam gün çalıştığım üniversiteden ayrılıp, özel hekimlik yapmaya başladım.

Doktorluk mesleğini neden tercih ettiniz? O süreci biraz anlatır mısınız?

Doktor abime küçük yaşlarda çok özenirdim. Annem doktor olmamı çok isterdi. Evimizde hep okuyan bir öğrenci olurdu ve hiç ses çıkarılmazdı ders çalışıyorlar diye. Annem ve babam her zaman okuyan insanı çok takdir ederdi. Üniversite sınavlarında ilk yıl hiçbir yeri kazanamadım. İkinci yıl tek tercih yaparak Cerrahpaşa Tıp Fakültesine girdim ve ikinci sınıftan itibaren cerrahide nöbet tutmaya başladım. Fakülteyi cerrahide nöbet tutarak bitirdim diyebilirim. TUS sınavında da cerrahi dışında başka bir şey yazmadım. 1987 yılında ilk yapılan TUS sınavı ile İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalına asistan olarak başladım ve bu yılın Şubat ayına kadar çalıştım.

Cerrahi branşının iyi/kolay ve zor tarafları nelerdir sizce?

Hastayı ameliyat edebiliyor olmak değişik bir duygu. En basit ameliyat olarak görülen apandisitte bile, siz o organı çıkarmazsanız hastayı kaybedersiniz. Bunu biliyor olmak cerrahı ve cerrahiyi daha özel kılıyor. Ancak bu, cerrahların yüksek egolu olma hakkını da vermemeli. İşler yolunda gittiği zaman sorun olmazken, hastada yaşanan bir komplikasyonda haksız yere suçlanmak ise mesleğimizin zor tarafıdır.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?

Akademisyenlik ismin önüne yazılan sıfatlardan ibaret değildir. Yaşam tarzınız, duruşunuz, deontolojik tavrınız, bilimselliğiniz ile akademisyen olabilirsiniz. Bir akademisyen rol model olmalıdır.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?

Uzun süreli olmadı, kısa süreli gittim hep.

Üniversitelerdeki sağlık hizmetleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Üniversitelerin şu anda geldiği durum çok iç açıcı değil; ancak ülkenin her yerinde hizmet veren doktorlar bu üniversitelerden yetişti. Komplike vakalar yine üniversitelere gidiyor. Güzel bir bina yapıp önüne tabela asma ile üniversite olunmamalı. Bu köklü kurumlarımızı yeniden canlandıracak uygulamalar ivedilikle hayata geçirilmeli. İnsan yetiştiren bu kurumlarımızın hepimize ait olduğu ve çöküşleri ile hepimizin zarar göreceği unutulmamalı.

Genel cerrahi uzmanı olmasaydınız başka ne iş yapmak isterdiniz?

Öğretmen olurdum büyük ihtimalle.

Yeni jenerasyon hekimlere bir öneriniz var mı?

İnsana dokunan çok özel bir mesleğe sahibiz. Sıkıntılarımız olsa da etik kurallar içerisinde mesleğimizi icra etmeliyiz. İnsanı sevmek ve her zaman hastanın yerine kendimizi koyarak hareket etmeliyiz.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?

Uzun yıllardır çok çaresiz hastalıklarla mücadele eden insanların dramlarına tanık olduğum için kendimle ilgili ufak tefek şeyleri önemsemem. Sağlığımla aşırı ilgili olduğum söylenemez.

Kendinizi üç kelime ile tanımlamanızı rica etsek bunlar ne olurdu?

Çalışkan, disiplinli, güvenilir.

Boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz,  hobileriniz var mı?

Boş zamanım olmuyor uyku dışında. Eğitim çalışmalarımı hobi olarak yapıyorum. Kitap okumak, yazı yazmak benim için boş zaman değerlendirme hobileri değildir. Akvaryum merakım vardır. Tatlı su ve deniz akvaryumu kurulumu ve bakımını bilirim. Goblen işlerim zaman zaman. Kedileri çok severim, sokakta gördüğüm her kedi ve köpeği sevmek isterim.

Hayatınızda “keşke” ve “iyi ki” dediğiniz iki durum neydi?

İyi ki cerrah olmuşum… Keşke rahmetli babam bugünleri görebilseydi, keşke yatağa bağımlı olan annemi daha çok gezmeye götürmüş olsaydım.

Yemek kültürünüzle ilgili neler söylersiniz? Özellikle sevdiğiniz bir yemek var mı?

Yemek seçmem genellikle, ancak çok sevdiğim yemekler vardır. Türk mutfağı her zaman tercihim olur. En sevdiğim yemek de “köfte”dir.

Geldik En’li sorularımıza;

En çok mutlu olduğunuz veya dinlendiğiniz zamanlar?

Evimde kanepeye uzanıp kedilerimi sevdiğim anlar.

Sizi en çok yoran insan profili?

Egosu yüksek insanlar.

En son okuduğunuz kitap ve sizde bıraktığı iz?

Her sene “Suç ve Ceza”yı okurum; şu an yeniden okuyorum. İnsan psikolojileri beni etkiler.

En son gittiğiniz şehir veya ülke /Neden?

Viyana, kongre nedeni ile.

En son gittiğiniz film veya tiyatro?

Cehennem.

 

Teşekkürler.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)