'Literatürde böyle ameliyat yok'
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Kamil Çağrı Köse, dünyada ilk kez yaptığı boyun düzeltme ameliyatıyla büyük bir başarıya imza attı.
'Literatürde böyle ameliyat yok'
14 Temmuz 2013 15:09 -

Köse, boynun ileri derecede arkaya bükülmesi sebebiyle normal bir insan gibi karşıya bakabilmeleri için 70-80 derece öne eğilmesi gereken üç kas hastasının boynunu düzeltmeyi başardı.

Doç. Dr. Kamil Çağrı Köse, kas hastalıklarının bel ve sırt bölgesinde omurilikte eğrilikler oluşturabileceğini, ancak boyunda eğriliğin nadir görüldüğünü belirtti. Bu hastaların, ayakta durduklarında boynun 'c' şeklinde geriye eğilmesiyle sürekli yukarı bakmak zorunda kaldıklarını, dolayısıyla önlerini göremediklerini ifade eden Köse, "Bu hastalar, karşıyı görebilmek için 70-80 derece eğilerek yürümeleri gerekiyor. Bu da yaşam kalitesini azaltıyor, sırt ve belde de bozulmalara neden oluyor. Ayrıca, böyle yürümek zamanla işkence haline geliyor, dayanılmaz ağrılar veriyor." dedi.

Boynunda ileri derecede geriye doğru büküklük şikayetiyle hastaların kendine ulaştığını kaydeden Köse, ikisi kardeş üç hastayı kendi geliştirdiği yöntemle tedavi etti. Onur ve Uğur Doğan kardeşler taburcu olurken, 16 yaşındaki Vedat Çevik'in tedavisi tamamlandı. Doç. Dr. Köse, ameliyat hakkında şu bilgileri verdi: "Hastalık sebebiyle kaslar iyice sertleşmiş, boyun geriye doğru 'c' şeklinde kıvrılmış ve öylece donmuş kalmış. Bu hastaları, yaklaşık 5 saat süren aynı anda üç aşamalı bir ameliyata aldık. Önce boynun ön tarafından girip C 7 boyun omurunu ve T 1 sırt omurunda kesiler yaptık. Sonra boynun arkasından yine kemik ve kas kesileriyle düzeltme ve gevşetme işlemi gerçekleştirdik. Yani kemik ve katılaşmış kaslarda kesitler oluşturarak boynu gevşettik, vidalarla sabitledik. Yeniden hastayı öne çevirip önden bir daha girip yeniden sabitledik. Boynun önden ve arkasından bir seansta üç ameliyat yapmış olduk. Artık karşıyı görmek için 70-80 derece eğilmeleri gerekmiyor. Normal bir insan gibi karşıya bakabiliyorlar."

"LİTERATÜRDE BÖYLE BİR AMELİYAT YOK"

Köse, yaptıkları araştırmada, böyle bir tedavi şeklinin tıp litaratüründe tanımlanmadığını, bu yöntemin dünyada ilk kez kendisi tarafından geliştirildiğini vurguladı. Ameliyatın, uluslararası tıp dergilerinde yayınlanması için hazırlık yaptıklarının kaydeden Köse, "Bu tedavi biçimi bu tür hastalara umut oldu. Karşıya bakabilmek için dik duramıyorlardı. 70-80 derece eğilip ancak karşı tarafa bakabiliyorlardı. Kas hastaları en azından artık daha konforlu biri hayat yaşayabilecekler." diye konuştu.

"SÜREKLİ TAVANA BAKMAKTAN KURTULDUM, SANKİ YENİDEN DOĞDUM"

Kas hastası Vedat Çevik ise ameliyattan sonra sanki dünyaya yeniden geldiğini söyledi. Ameliyattan önce çok büyük sıkıntı ve ağrılar çektiğini belirten Çevik, yaşadıklarını şöyle anlattı: "6 yıldır başım sürekli gerideydi. Normal ayakta durduğumda sadece tavanı görüyordum, önümü göremiyordum. Önümü görebilmem için epeyce öne doğru eğilmem gerekiyordu. Bu da beni çok yoruyordu. Geceleri rahat uyuyamıyordum. Dayanılmaz ağrılarım oluyordu. Artık dik durabiliyorum ve önümü görebiliyorum."

Anne Nazire Çevik ise ameliyattan önceki oğlunun durumuna çok üzüldüğünü belirterek, "Çok kötü günler geçirdik. Oğlumu, boynu düzelmiş görmek beni çok mutlu etti. Doktorumuzdan Allah razı olsun." diye konuştu.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Eren Tiryaki (makinacı)
10.01.2014 01:43:56
benim de boynum doğuştan egri ama ameliyatta ölüm riski yüzde 80 die ameliyat olamıorum.siz bi çare bulabilir misiniz?
People
0
2) drA (dr)
21.07.2013 19:10:32
hocam işler her zaman böyle yolunda gider mi? bir gün bu riskler gelip başınıza patlarsa ne olacak? tüm cabanız boşa gitmeyecek mi o zaman?

ciddi geç komplikasyon olasılığı varmış. o zaman hasta ailesi size karşı hosgörülü olacak mı?

hocam, avukatlar 'izinsiz faz 1 çalışma suçtur' diyor, haberiniz var mı?
People
0
3) RKTR (Uzm)
18.07.2013 18:55:47
Değerli hekim arkadaşlarım, muhterem hocalarım, sevgili tıp öğrencisi kardeşlerim,

Bu sütunlarda herkes tazminatlardan bahsediyor. Doğru elbette bu var, ve çok da büyük bir sorun. Asla yadsınamaz. Ve avukat komisyonları % 40-50 olduğuna göre, daha çok tazminat musibetleri gelecek doktorların başına. Ama lütfen şu da gözden kaçmasın: OLAY SALT TAZMİNATTAN İBARET DEĞİL.

Bu ülkede yürürlükte olan malum “Milli Tıp Hukuku Formülü”ne göre, size 1 değil, 2 dava açılacak, dolayısıyla HAPİS ve MESLEKTEN MEN riskleriniz de var, bunu hiç aklınızdan çıkarmayın. 3-6 sene hapis ve 1-5 sene (ikinci seferinde de yaşamboyu) men ile yargılanacaksınız.

Türkiye’deki hukuk sistemine göre, DOKTOR KATİLDEN DAHA SUÇLUDUR. Katil sadece hapis alır. Çoğu zaman birkaç seneyle de kurtulur. Alevere-dalavere ile hiç yatmayanları dahi vardır. Hiçbir katil meslekten menedilmez. Hiçbir katil trilyonlarca lira tazminatla yargılanmaz.

“Hapis alsam da, paraya çevrilir” filan demeyin. Genellikle öyle oluyor belki, ama ben kodese atılmış doktorlar da biliyorum. Yahu, medimagazin’de bile kaç kere “hapse giren doktor” haberi çıkmadı mı ? Velev ki paraya dahi çevrilse, HAPİS RUHEN KORKUNÇ BİR TRAVMADIR. Sicilinizi de bitirir. Özel sektöre giremezsiniz. Yurtdışına hiç gidemezsiniz. Hatta davanızı kazansanız da gidemezsiniz. Başvuru formlarında ilk soru şudur: “HİÇ DAVA EDİLDİNİZ Mİ ?”

Adli Tıp Kurumu’nda çok ciddi hatalar yapılabildiğini, branşı sizinle tamamen alakasız adamların sizi nahak yere SUÇLU çıkartabileceklerini de unutmayın. Bu şekilde, aslında kusuru yokken suçlu bulunmuş doktorlar var. Sayıları hiç de az değil. Sansür edilmeyeceğini bilsem, örnekleri yazarım. Bir komplikasyondan, bir şansızlıktan, ferkedilmesi çok güç minör bir nüanstan, hatta alakanız dahi olmayan bir şeyden suçlu çıkartılabilirsiniz.

Durumun vehametini idrak edbilmeleri açısından, değerli meslektaşlarımdan hiç değilse bir kez, son zamanlarda sayısı jet gibi artan “Tıp Hukuku Sempozyumları”na gitmelerini rica etmiştim. Bunu yapan kaç kişi oldu bilemiyorum. Ama gitmemeniz büyük eksiklik olacaktır, inanın. Gitmeseniz dahi, en azından kendi kendinize şunu sorun: NEDEN BAŞKA HİÇBİR MESLEK GRUBU İÇİN BÖYLE SEMPOZYUMLAR DÜZENLENMİYOR ??

Bakın, ben akıl mantık ötesi bir İFTİRAYA uğradım. Bir gün yazacağım da ne olup bittiğini. Tek korkum: okuyacaklarınıza inanmayacak olmanız, o kadar akıl-dışı her şey.

Haa sonra ne oldu, kafalarına vura vura kazandım davayı. AMA;

 Hayatımın 7.5 senesi çift dava ile mahvedildi. Savcılardan nefret ettim. Hepsi değil elbette ama bazılarının ne kadar doktor düşmanı olabildiklerini gözümle gördüm.

 Korkunç derecede vakit kaybettim.

 Avukatlar, seyahatler, bilirkişiler filan derken, 30 milyardan fazla para harcadım.

 Yaşama zevkim bitirildi. Uyku düzenim bile hala bozuktur.

 Tamamen Defansif Tıp’a geçtim. İnvazif olayım da bitti.

 Önceden çok çok sevdiğim, her zaman kendi annem babam gibi davrandığım hastalarımdan soğudum. Hatta artık onlardan korkuyorum bile. Ve mesleğimden de iğreniyorum. Nisbeten iyi bir hastanede olmama rağmen de, başka iş arıyorum.

“E meslek sigortamız var ya” diyen zavallı arkadaşlarım. Beni güldürmekten başka işe yaramıyorsunuz. Onun ÖDENMEME ŞARTLARI’nı bir okusanıza. Daha önce kaç kere yazdım, bir daha yazacağım o şartları. Bir sürü var. Ayrıca behey gafiller, o sigorta –o da eğer ödenirse- tazminatınızın BİR KISMINI karşılar; sizi hapisten, meslekten men edilmekten, hayatınızı da mahvedilmekten kurtarmaz. Yıllarca mahkemelerde debelenmenizi engellemez. Avukat masraflarınızı da karşılamaz.

Beni şikayet eden açgözlü cahillere ne oldu ? Onları bana karşı azmettirdiğini kesin olarak tesbit ettiğimiz çakal avukata ne oldu ? HİÇBİR ŞEY OLMADI. Bana yaptıkları yanlarına kar kaldı. İleride tek ümidim, AİHM.

Herkesten çok rica ediyorum. İnsanlara yardım etmek elbette çok güzel bir şey. Kahraman olmak da bazılarımıza pek hoş gelebilir.

Lakin, lütfen bu ülkenin “MİLLİ TIP HUKUKU FORMÜLÜ”nü unutmayın. Bir kere kaptırırsanız bu hukuk sistemine paçayı, sonra resmen mahvediliyorsunuz. Kazansanız dahi kaybettiğiniz başka bir sistem yok, bana inanın.


People
0
4) Dr. Aydın (Öğretim Üyesi)
18.07.2013 15:55:22
Riskli ameliyat demek, her zaman ölüm-kalım arasındaki ince çizgi demek değil. Bu nedenle de çelişki yok. Bazen basit ve %100'e yakın başarıyla yapılan girişimlerde bile hastaya, sizin fiziksel ve moral durumunuza, kullanılan ilaç ve alet-edevattaki birtakım aksaklıklara bağlı sorunlarla karşılaşabilirsiniz ve bu risk az yada çok her zaman vardır.

Ölüm-kalım demek, siz o noktada müdahale etmezseniz geri dönüşü olmayan nokta demektir.
People
0
5) mehmet mert (ürolog(op.dr.))
18.07.2013 12:14:55
Hukukçu arkadaşı eleştiren meslektaşlarım, arkadaşın yazdıklarında yanlış olan ne var, siz kendi yakınınıza daha önce denenmemiş bir işlemin yapılmasına razı olurmusunuz??
People
0
6) vatandaş (iktisatçı)
18.07.2013 10:12:42
Sayın doktor aydın bey yorumunuz için teşekkür ediyorum. Ama sizin yazdığınız "Hiçbir doktor ölüm-kalım noktasında ben bu işi yapmıyorum demez ve diyemez" ile ilk yorumdaki riskli ameliyat yapmıyorum sözü acaba çelişmiyormu. Kendisini yarı tanrı olarak gören doktor sizin insanların gözünde düşmenizin nedenide işte tam burası.

Her vatandaşı doktor düşmanı zannetmeyiniz lütfen. Allah kolaylık versin.
People
0
7) alper gül (dr)
17.07.2013 16:17:53
bu sitede yorum yazan ezik dr düşmanları önce terbiyeli saygılı olun konuşma adabını bilin sonrada çok biliyorsanız çapınız yetiyorsa buyurun tıp fakülteleri orada girin okuyun emin olun yerimizi seve seve size bırakırız DAHA İYİSİNİ BUYRUN SİZ YAPIN..
People
0
8) postenflamatuar (uzm dr)
17.07.2013 15:54:14
Kahraman doktorlar "metin gün (Hukukçu)" isimli avukatın yorumunu okusun. Kahramanlığın aslında enayilik olduğunu anlamak istemeyenlere açık açık söylüyor. Faz I klinik çalışmayı bilen avukatların olduğu memlekette yasaları didik didik etmeden "vitamin c" reçete etmenin, "basit kist eksizyonu" yapmanın bile on kere düşünülmesi lazım.
Avukatlar boşına "faz I" çalışmalarına kafa yormuyor. İşin ucunda trilyonluk tazminat davaları var. Yani işin ucunda doktorun ve ailesinin biirilmesi var. aylık 4-5 bin TL kazancı olup trilyonluk tazminatları dikkate almayan enayi kahramanlara kolay gelsin.

Bu duruma müdahil olmak yerine taksimi arşınlayan,siyasi particilik yapan biricik paravan meslek örgütümüze laf kondurmayan kahraman meslektaşlarıma da kolay gelsin. Herhalde onlar onlar aylık 200-300 bin tL kazandıklarından bu tür durumları dikkate almıyorlar!
People
0
9) üç harfli (op)
17.07.2013 12:46:25
Vatandaş kendince haklı,
Bizim yarı tanrı olduğumuzu bilmiyor zavallı iktisatçı.
Belki olmayanlarımız vardır,
Ama yalnızca allah bilir, yüz kaçı?
People
0
10) drburcu (uzman doktor)
17.07.2013 12:22:29
vatandaş ne yazdığının farkında değil. dikkate bile almıyorum iktisat mezunu birinin yazdıklarını....
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)