Prof.Dr.Canan Karatay 2 dernekten gelen o itirazlara yanıt verdi
Prof.Dr.Canan Karatay 2 dernekten gelen o itirazlara yanıt verdi
12 Kasım 2014 -

Sayın Editör,

Dr. Canan Karatay'a iki dernekten gelen itiraz haberinize cevap vermek istiyorum. Ekteki Gebelik Şekeri Nedir Açıklamamı yayınlamanızı yayın etik kuralı açısından rica ediyorum.

Saygılarımla,

Prof. Dr. M Canan Karatay
Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı


      GEBELİK ŞEKERİ NEDİR? NELER YAPMALIYIZ ?

Gebe kalmadan önce, diabetik olmayan bir anne namzedinde, BÜTÜN Gebelik hormonlarının etkisi ile, insülin direnci ya da Diabetes Mellitusun gelişmesine gebelik şekeri adı verilir.
Gebelik sırasında bir annenin şekerinin yüksek seyretmesi, kendisinde olduğu gibi karnındaki bebeğinde de bir çok komplikasyona neden olur.

Asıl görevimiz ana ve çocuğun sağlığını korumak olmalıdır!

Gebelik şekerinin sebebi nedir önce bu soruyu irdelemmemiz gerekmez mi?

Bir çok bilimsel araştırma, hamile annenin yüksek miktarda karbonhidratlarla beslenmesi sonucu GEBELİK ŞEKERİNİN MEYDANA geldiğini göstermiştir!

Annenin aşırı miktrada şekerli yiyecek ve şeker yüklemesi gibi yüksek şeker yüklü içeceklerle, ve rafine olmuş karbonhidratların vücuduna girmesi sonucu, yeni doğan bebeğin kordon kanında insülin yüksekliği olduğu gösterilmiştir!

PLACENTA gebeliğin devam edebilmesi amacıyla bir çok önemli hormon üretir. Aynı zamanda da bebeğin eşi, yani PLACENTA ana rahminde büyümekte olan bebeğin gereksimi olan su ve besleyici maddeleri anne kanından alarak bebeğe geçmesini sağlar.

PLACENTANIN gebeliğin devam edebilmesi amacıyla bizzat ürettiği hormonlar şunlardır:
1.    Östrojen ve progesteron hormonları
2.    Kortizol (yani vücudumuzun yaptığı kortizon)
3.    Plasenta hormonu laktojen (ana sütü hormonu)

Bu hormonların tümü gebe annede insülin direncini başlatan hormonlardır. Yani gebilik süresince, özellikle ilk 3 aydan sonra, annenin pankreasında üretilem insülin hormonunun, kan şekerini normalleştirme etkisi giderek zorlaşır.

Hamileliğin devam etmesi amacıyla placentadan salgılanan bu hormonlar insülinin normal görevini bloke ettiği için, engellediği için, gebelik hormonlarının bu engelleyici etkisine, bilimsel olarak kontra-insülin etki diye adlandırılır (insülin karşıtı etki denir).

Placenta büyüyüp geliştikce salgılanan hormonların miktarı da giderek artar. İnsülin hormonunun etkisinin bloke olması sonucu gebe olan annede İNSÜLİN HORMONU YÜKSELİR VE İNSÜLİN DİRENCİ meydana gelir.  Özellikle, gebeliğin 20-24’üncü haftalarından itibaren İNSÜLİN DİRENCİ oluşmaya başlar. Gebelik haftaları ilerledikce de İNSÜLİN DİRENCİ birlikte giderek artar.

Çünkü, 20-24’üncü haftalarda başlamış olan İNSÜLİN DİRENCİNİ kırabilmek için, annenin pankreası daha da fazla insülin üretmeye başlamıştır. Bu nedenle de Annede GEBELİK ŞEKERİ başlar ve hamileliğin sonuna doğru giderek de artar!

Bilinenin aksine, gebe annenin pankreası fazla miktarda insülin üretir, ve annenin kan insülini devamlı olarak yüksektir.

Bu bağlamda, Pankreasın insülin üretemediği bilgisi tamamen yanlıştır.

ÖNEMLİ UYARI:  

GEBELİK ŞEKERİNİ ÖNLEMEK DE YALNIZ VE YALNIZ ANNENİN VE ONU İKİ CANLISIN DİYEREK BESLEYEN YAKINLARININ ELİNDEDİR…TAMAMEN ONLARIN SORUMLULUĞUNDADIR!

ANNENİN KARBONHİDRATLARDAN UZAK KALARAK, DOĞAL PROTEİNLER VE YAĞLARLA BESLENMESİ İNSÜLİN DİRENCİNİN BAŞLAMASINI VE GİDEREK ARTMASININ ÖNÜNÜ KESER !

MESELE BU KADAR BASİTTİR!

NOT:
1.    Karatay öneri ile beslenen annelerde gebelik şekeri gelişmez!
2.    Doğal, işlenmemiş yiyeceklerle beslenen annelerde gebelik şekeri gelişmez!
3.    Doğal, işlenmemiş yiyeceklerle beslenen annelerde gebelik şekeri gelişmiş olsa dahi, geriler ve ANNENİN GEBELİK ŞEKERİ KAYBOLUR! İYİLEŞİR ! KARNINDAKİ BEBEK RAHATLAR!
4.    Her gün sürekli bir şekilde 20-30 dakika yürüyen gebelerde aynı zamanda doğal, işlenmemiş yiyeceklerle BESLENDİKLERİ TAKTİRDE gebelik şekeri gelişmiş olsa dahi, geriler ve geçer.
5.    Karatay kitaplarını okuyup uygulayanlar bunları yazmakta ve de söylemekteler.
6.    KARATAY UYARILARI GEBELİK ŞEKERİNİ ÖNLER!
ANANIN RAHAT VE SAĞLIKLI BİR GEBELİK GEÇİRMESİNİ SAĞLAR. BEBEĞİ SAĞLIKLI DÜNYAYA GELİR!

Gebelik şekeri var mı yok mu diye gebelere ŞEKER YÜKLEMESİ YAPILMASI gerikir mi?

Kelimenin tam manasıyla gerekmez!  Kesinlikle yanlış bir uygulamadır!
Yukarıda da açıklamış olduğum gibi, her gebede değişik düzeylerde, gebelik hormonlarına bağlı olarak insülin yüksekliği ve direci oluşuyor. Ana ve çocuk sağlığı bakımından bu gelişme gayet doğal, gayet fizyolıjik sağlıklı bir gelişmedir.

Bir anne adayı için, en önemli olay ya da faktör bilinçli olarak, bu durumun ileri derecelere erişmesini önlemektir.

HİÇ YOKTAN, ACABA İNSÜLİN DİRENCİ VAR MI YOK MU DİYE, ZATEN İNSÜLİN DİRENCİ GELİŞMİŞ OLAN BİR ANNEYE, ŞEKER YÜKLEMESİ YAPILMASI, ANNE KARNINDAKİ BEBEĞE DE OLDUKCA CİDDİ ZARAR VERMEKTEDİR!

HAMİLE BİR ANNEYE ŞEKER YÜKLEMESİ YAPMAK, YANGINA KÖRÜKLE GİTMEYE EŞ DEĞERDİR!

YARANIN ÜZERENİE TUZ EKMEK İLE EŞ DEĞERDİR1

Şeker yüklemesinin neden ZARARLI OLDUĞUNU ve neden asla gerekmediğini açıklayalım.

Doğal olarak, bebeğin beslenme ve büyümesi amacıyla annenin kanındaki besin maddeleri ile birlikte, annenin, yükselmiş olan kan şekeri de bebeğe hemen geçer.  Annenin yüksek kan şekerinin düşmesi için, annenin pankreasından salgılanan  annenin insülin hormonu ise, diğer besin maddeleriyle birlikte plasentadan bebeğe geçmez. Plasentada, ana insülinin bebeğin kanına geçmemesi için engel vardır. Bu nedenle, anneden gelen yüksek şekerin düşürülmesi amacıyla, her bebeğin kendi pankreasından aşırı miktarda İNSÜLİN HORMONU salgılanır.

İNSÜLİN HORMONU anabolizan bir hormon olduğu için. bebekte yağ depolanmasına ve de aşırı gelişmeye, kilo almaya neden olur!  Ana rahmindeki bebekte İNSÜLİN DİRENCİ oluşmaya başlar.

Ana rahmindeyken bir TOSUNCUK OLUŞMUŞTUR artık.

ŞEKERLİ İÇECEKLERİ KULLANAN ANNELERİN PLASENTALARINDA DA GELİŞME BOZUKLUĞU/GELİŞME GERİLİĞİ OLDUĞU GÖSTERİLMİŞTİR!

SONUÇ:

1.    Şekeri yükselten hızlı ve basit karbonhidratlarla (yüksek glisemik indeksli)beslenen annelerin bebeklerinde ana rahminde insülin direnci gelişir. Bir nevi metabolik sendrom ana rahminde ortaya çıkar.
2.    Şekerli gazlı içeceklerle, şuruplarla, yani şeker yüklemesi yapılan annelerin bebeklerinde ve kendilerinde insülin direnci gelişir, gelişmiş olanlar da ise metabolik bozukluk daha da artar.
3.    Yani zaten normal ve fizyolojik olarak gelişmişl olan gebelik şekeri daha beter hale gelir. Ana da da bebekte de!

İşte bu nedenlerle şeker yüklemesi yapılması doğru değildir diyoruz!

4.    Doğal protein ve yağlı besinlerle ve yavaş karbonhidratlarla yani düşük glisemik indeksi olan, düşük insülin indeksli olan karbonhidratlarla beslenen annelerin bebeklerinde, ana rahmindeyken İNSÜLİN DİRENCİ/METABOLİK sendrom GELİŞMEZ ve de EĞER GELİŞMİŞSE ÖNLENİR! ÖNÜ ALINIR VE GERİLER!
5.    Sıvı şeker yüklenmiş içecekler, gazlı tüm içecekleri kullanan annelerde ve de bebeklerinde, zaten var olan insülin direnci daha da beter bir hal alacaktır!
Plasenta gelişmeyecektir!

Ana rahmindeki bebek neden kilo alır?

Hamile annenin kan şekeri yüksek ise, yüksek kan şekeri olduğu gibi bebeğe de geçer. Bebeğin pankreası, yüksek kan şekerini algılayınca, BEBEĞİ KORUMAK AMACIYLA, aşırı miktarda İNSÜLİN HORMONU salgılar. Şekerin fazlası bebekte yağ olarak depo edilir, bebek normal kilosunun üstüne çıkar VE KİLO ALMAYA DA DEVAM EDER.

TOSUNCUK bebeğin sebebi annenin yüksek kan şekeri ile birlikte bebeğin insülin hormonunUN DEVAMLI OLARAK YÜKSEKLERDE KALMASIDIR, yüksek olmasıdır!

NOT:

Annenin açlık kan şekeri normal olsa dahi, hamileliğin 20-24 haftalarında, İNSÜLİN ETKİSİNİ BLOKE EDEN plasenta hormonlarının fizyolojik OLAN etkisi ile, HAMİLELRDE insülin direnci başlamakta ve hamilelik ilerledikce de giderek artmaktadır unutmayalım!

Yani anne ve karnındaki tosuncukta hem kan şekeri hem de insülin hormonu fizyolojik olan normal şartlarda dahi biraz yüksek seyreder.

Tosuncuk dedidiğimiz bebeğe insülin hormonu yüksekliği ne gibi zararlar verir?

1.    Tosuncuk bebeklerde ve annelerinde doğum sırasında bir çok komplikasyon oluşmaktadır. Rahim ağzı yırtılmaları, perine yırtılmaları, yeni doğan bebeklerde omuz çıkığı, vs. gibi.
2.    Yeni doğan bebek plasenta ayrılır ayrılmaz, bebeğe artık annenin yüksek kan şekeri geçmez ve  bebeğin kan şekerini yükseltmez.
3.    Ancak hala, yeni doğanın kanında  İNSÜLİN HORMONU yüksek olarak bulunmaktadır. Bebeklerin göbek bağı kanında yüksek olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle doğar doğmaz bebekte ani şeker düşüklüğü yani HİPOGLİSEMİ krizi gelişir. Tehlikelidir.
4.    Önemli olan, hamileliğn başında itibaren tedbir alarak, ananın ve karnındaki bebeğin şeker ve insülinini yükseltmemektir.
5.    Ananın ve bebeğinin aşırı kilo almalarının önlenmesini sağlamaktır!
6.    Şeker yüklemesi yapıldığında, hem annenin hem bebeğinin kan şekeri ve insülini aşırı derecede yükselir. 50 ya da 100 gr kadar olan suda eritilmiş şeker, yani sıvı şeker aniden anne ve bebeğin kan şekerini fırlatır! Bir çok anne bu nedenle kusmaya başlar. Birden bire yükselen kan şekeri nedeniyle, ani olarak aşırı insülin salgılanır ve anne baygınlık geçirir. Yani anne HİPOGLİSEMİ krizine girer.
7.    Aynı anda, ana rahmindeki bebekte de HİPOGLİSEMİ gelişerek bebek baygınlık gelişir, bebek hareketsiz kalır.
8.    Ana rahmindeki bebeklerde son haftalara doğru artan insülin yüksekliği, bebeğin akciğerlerinin ve diğer organlarının normal gelişmesini engeller.
9.    Bu nedenle, hamileliklerinde bir ya da bir kaç kez şeker yüklemesi yapılmış olan annelerin yeni doğan bebeklerinde solunum güçlüğü oluşur. Akciğer ödemi bile gelişen bu bebekler, doğdukları andan itibaren annelerinin göğsünde dinleneceklerine haftalarca bebek yoğun bakımında kuvözlerde günlerini geçirmek zorunda kalırlar.
10.    Ana rahminde İNSÜLİN DİRENCİ gelişmiş olan bebeklerin, bağışıklık sistemleri de tam olarak gelişemez. Bu nedenle, yeni doğanlarda sık sık infeksiyon hastalıkları görülmektedir. Çocukluk yaşlarında alerjik hastalıklar, kanserler ve astım hastalıkları sıklıkla görülmektedir.
11.    Ana rahminde İNSÜLİN DİRENCİ gelişmiş olan bebeklerde çocuk yaşlarında dahi yetişkin tipi şeker hastalığı gelişmektedir.
12.    Ana rahminde İNSÜLİN DİRENCİ gelişmiş olan bebeklerde çocuk yaşlarında dahi karaciğer yağlanması başlamaktadır.

ÖNEMLİ NOT:

Bu bağlamda, bebek sahibi olmak isteyen ve hamile olan annelere 10 EMİR ya da 10 UYARIMIZ OLACAK:

1.    Doğal besleneceksiniz!
2.    Aşırı karbonhidrat yemiyeceksiniz,
3.    Meyva şekerli sıvı ve gazlı içecekleri tüketmeyeceksiniz.
4.    Açık havada bol bol yürüyeceksiniz!
5.    Yaz aylarında uzun uzun denizde yüzeceksiniz, yüzme bilmiyorsanız bebeğiniz için öğreneceksiniz!
6.    D Vitamini değerlerinizi 100 ng/ml’in üzerine çıkaracaksınız. Yüksek D vitaminin toksik etkisi yoktur, korkmayın
7.    B12 ve Folik asidinizi yükselteceksiniz
8.    SAKIN ŞEKER YÜKLEMESİ YAPTIRMA! KENDİNİ VE BEBEĞİNİ HİPOGLİSEMİ KRİZİNE SOKMA!
9.    Bol bol balık, doğal köy tereyağı, doğal yoğurt, köy yumurtası tüketeceksiniz.
10.    Bol bol uyuyacak ve sürekli sevdiğiniz bir müziği dinleyeceksiniz!

SONUÇ:

Hamilelere şeker yüklemesi yapılarak, gebelik şekeri olduğu ortaya çıkınca, hekiminiz zaten yukarıda saydığımız, son derece önemli olan 10 öneriyi size söyleyecek ve de uygulamanızı isteyecektir.

Siz eğer 10  öneriyi gebeliğinizin başından itibaren uygulamaya başlarsanız, Şeker yükleme testine gerek yoktur ve de gereksizdir.

Ayrıca sağlıklı Bebek sahibi olmak istiyorsanız:

HER TÜRLÜ ŞEKERDEN KORK !
YÜKSEK D-VİT’TEN KORKMA!

Gebelik şekerinizin olup olmadığını anlamanızın ve de kontrol etmenizin en kolay yolu son derece basittir. Kendiniz bunu kolaylıkla yapabilirsiniz!

1.    Gittiğiniz hastaneden parmaktan kan şekeri ölçme aleti isteyeceksiniz, bedavadır. Bu konuda hekiminiz  ya da diabet hemşiresi size yardımcı olacaktır.
2.    Bu aletle diabet hemşiresinden kan şekerinizi ölçmeyi öğreneceksiniz.
3.    Eve gelince, yediğiniz her hangi bir yemekten ya da ara öğünden, ya da şekerli gazlı içecek, meyva suyu ya da örneğin karpuz kavun, ekmek, pilav makarna, tost, pasta vs. yemeden önce ve yedikten 1.5-2 saat sonra kan şekerinizi ölçeceksiniz…Kan şekeriniz fırlamışsa o yiyeceği bir daha TÜKETMEYECEKSİNİZ!
4.    Bu şekilde ölçüm yaparak kendi kan şekerinizi zıplatmayan yiyecekleri tüketirseniz bilesinizki gebelik şekeriniz gelişmez, gelişmiş ise de geçer ve iyileşirsiniz. Hipoglisemik ataklarınızdan kurtulursunuz!
5.    Kandaki D vitamini değerinizi de 100ng/ml’nin üstünde tutarsanız da gebelik şekeriniz gelişmez, gelişmiş ise de geçer iyileşirsiniz. Almış olduğunuz kilolardan da kurtulursunuz.
6.    Gebelik şekerini düzeltmek annenin yalnız ve yalnız annenin elindedir. Kimsenin değil.

GEBELİK ŞEKERİNİ KENDİNİZ DÜZELTEBİLİR, NORMAL BİR DOĞUM YAPAR VE DE
SAĞLIKLI BİR YAVRU SAHİBİ OLABİLİRSİNİZ!


NOT:

1.    Bütün şeker hastaları da aynı yöntemi uygulayarak insülin direncinden, metabolik sendromlarından, şeker hastalıklarından ve tüm dejeneratif hastalıklardan kurtulabilirler
2.     Dejeneratif hastalıkların ve şeker hastalığının tehlikeli komplikasyonlarını da önleyebilirler!


SONUÇ:

1.    Gebelik şekeri tabii ki çok tehlikelidir. Gebelik şekeri tanısını koyabilmek için illa bir kaç kez şeker yüklemesi yapmak gerekli değildir.
2.    Gebelerin kanında yalnız ve yalnız bir kereye mahsus olarak İNSÜLİN HORMONU düzeyini öğrenmek yeterli olacaktır. 5IU/mL’nin üstünde değer bulunacak oılursa, gebeye yukarıda verilen sağlıklı doğal beslenme ve yaşama önerileri verilmesi yaterlidir. Olay bu kadar basittir.

Saygılarımla,

Prof. Dr. M Canan Karatay
Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Ecem Can (Diyetisyen)
01.12.2014 23:10:02
bilge doktor (hekim)

her fırsatta canan hocaya hakaret ediyorsunuz, yazık size :))
People
0
2) mehmet erdem alagüney (iç hastalıkları uzmanı)
29.11.2014 01:38:54
feci konfüze olmuş hoca:)))
yaklaşık olarak 50 gram glukoz 200 kalori, 100 gram glukoz da 400 kaloridir.
öğlen yemeğinden sonra yediğiniz çikolatanın kalorisine bi baksanıza.
neymiş 100 gram glukoz testi bebeğe zarar verecekmiş. yaraya tuz ekecekmiş.
bu ülkede başımıza ne geldiyse matematik bilmemekten geldi zaten :)))
People
0
3) selim (yrd.doç.dr)
26.11.2014 16:19:26
sayın karatay buna inanıyor ve söylüyor olabilir. ama söyledikleri bilim değil.çalışmasını yapsın, hakemli akademik dergilerde yayınlansın.bizde onu uygulayalım .
People
0
4) Koray Taşcılar (Doktor)
15.11.2014 00:33:47
Yazı altında süren tartışmayı büyük ilgiyle okudum. Emin olun yukarıdaki yazıyı okuyan ve hekim olmayan hiç kimse Karatay'ın gebelikteki insülin direnci mekanizmaları hakkında yaptığı tıbbiye 3. sınıf açıklamalarıyla ilgilenmiyor. Hekim olsun olmasın kimse prensip olarak sağlıklı beslenme ve yaşam biçimi konusundaki fikirlerine de karşı çıkmıyor. Karatay'ın (ve benzer mefkureye meftun ettibanın) açıklamaları arasında kamuoyuna en çok ulaşan ve en etkili olanları iki tanedir.
1-Kolesterol ilaçları zararlıdır.
2-Gebelik diyabeti taramak için yapılan şeker yüklemesi testi zararlıdır.
Karatay bize bu iki açıklamasının doğru olduğu konusunda bize sunduğu kanıt sadece "TÜMEVARIM YOLUYLA YAPILMIŞ ÇIKARIMLAR"dan ibarettir.
İnsanlık bu yöntemin geçerli bir kanıt elde etme yöntemi olmadığını farkedeli neredeyse 100 yıl oldu. Bu nedenle Karatay'ın söylediklerini doktorların da yapması için tek bir şeye ihtiyaç var. Hanımefendi bize zararlı olduğunu söylediği uygulamaların kime ve ne kadar zarar verdiğini göstermelidir (bunun için gerçek insanlardan toplanmış gerçek veriye ihtiyacı olacak). Eğer bu konuda yapacağı kaliteli bir çalışmayı muteber bir hakemli dergide yayınlarsa biz de seve seve kimseye statin vermez, şeker yükleme testi de yapmayız.
People
1
5) Ayse (kadindogumcu)
14.11.2014 20:24:23
Yükleme testini ısrarla savunanlar görunce şaşırıyorum. Diyabetin önemi tartışılmaz zaten. Kadın dogumcu olarak elimde bu test olmazsa diye düşünüyorum gebede diyabeti anlamayacak miyim?Net yanıt anlıyorsunuz!Kadına bakınca,biraz anamnez alınca, fetal ölçümler ve sıvıyı görünce kafanızda fikir oluşuyor .kan şekeri ,hba1c bakılarak da suphelerinizi dogrulayabiliyorsunuz. Sonuc ne ciksa da kadina doğru beslenme yönünde uyarıyı yapmak yine de gerekiyor. Diyelim o anda diyabet tanisini eldeki bu verilerle konulamadi,ki bu cok az ihtimaldir hele ki PREGESTASYONEL diyabet zaten mutlaka bas bas bagirir ben burdayim diye!beslenme uyarısı yapıldı eve gitti.Bu kadın zaten 1 ay sonra geliyor yine, tekrar değerlendiriyoruz. farklı diyabet şüphesi yaratan bir bulgu varsa ,glisemi ölçümü tekrarlanabilir veya takip konulabilir, Guzel olan su ki gebe ayda bir tekrar geliyor,tanı koymak için yeni bulgular varsa tekrar şansınız oluyor,ha hiç gelmeyen de var ama onlara tanı koysan da diyet veya insülin versende kesinlikle yapmiyorlar zaten değişen hiçbişey olmuyor,takip k kaldı ki bazen OGTT de 24 haftada normalken şüpheli bulgularla tekrarladigimizda 32.hafta civarı yüksek çıkabiliyor yani %100 dogrulugu yok o haftada. Yani yine klinik veri,USG bulgularindan suphelenilerek tanıya gidiyoruz. Bizim diyabette hastada neyi gorecegimizi bilmek altın standart oolmalı,bu ilkel testlere kilitlenmeye gerek yok.Bu yukarıda izlediğim yol %100 işler mi hayir ama %99 işi görür. Bu % 1 0GTT yi yapmadığım icin değil ben bişeyleri atladigim için, hasta takibe gelmediği için yanlış bilgi verdiği için olabilir.Yani OGTT istemeyen gebeye testi yapmadiginizda bazılarının dusundugu gibi faciayla karsilasilmiyor yeter ki diyabette hasta da ne göreceğimizi bilelim,endüstriyel zorlama testlerin kölesi olmayalım ve keşke hastaya ayirabilecek,meslegimizi tekrar severek yapabileceğimiz muayene zaman aralığına kavuşabilsek!
People
1
6) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
14.11.2014 17:08:00
Sayın Karlıdağ

Değerli meslektaşım

Hiperglisemi konusunda arka plan toplumda artan obezitedir.Obesitenin arka planı tüketim kültürü , rafine karbonhidrat , yaşam tarzı.

Hemen tetkik ve ilaçlara giriyoruz ama gündelik tükettiğimiz ,önümüze gelen ve getirilen rafine karbonhidrat kültürünü lütfen etrafınıza bakarak, gözeleyerek tekrar kaydedin.

Dediğiniz torbabaya koyma sorunu tamam.Haklı olabilirsiniz ama aynı eleştiriyi "mış" gibi yapılan ve aslında kulak arkası edilen tüketilen ürün ve yaşam tarzında pek futursuzca yapıyoruz.

Dolaysıyla bizim önümüze konulan ilaç ve test , işlem ağırlık bilimsel olma tutumlarını öne sürebiliyoruz.Oysa hepsi atlanıyor.Yani pratikte yoklar.Buraya dikkatinizi çekiyorum.

Lütfen bilim Dünyasının ve pratikte ülkemizin obesiet , diyabet , yada konumuz olan hiperglisemi artışındaki başarızıslığına değinirmisiniz.Sanıyorum gözden kaçmış.

Sizden klasik olmayan bir yaklaşım bekliyorum.Neden diyabet ülkemizde patladı ? Hiperglisemi neden bu kadar yaygın bir sorun ? Ne yapmak lazım ? Dernekler ne yapıyor ?

Eğer bu bir tüketim kültürü sorunu ise ne yapılabilir?

Şimdi Canan Karatayı bir iki cımbızlanmış konuyla eleştiriyoruz da neden şu obesitedeki ikiye hatta bugünlerde uğursuz rakam Avrupaya göre artış hızında dörde katlanması sorununu atlıyoruz.

Türkiye Diyabet Vakfı başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz ise, "Türkiye'deki artış, Avrupa'daki artış oranından ise 4 kat daha fazla. Bu durumda Türkiye Avrupa'nın en fazla artışının yaşandığı ülke. Ülkemizde diyabet 10 yıl içinde yüzde 100 arttı. 2013 Diyabet Atlası verilerine göre Türkiye'de diyabetin görülme sıklığı yüzde 14.5" dedi

Başarısızlığın bilimsel açıklaması nedir ?Sizden bu konuda kariyer yapmış biri olarak temel başlıkları verin.

Bunları yaptığınızda Canan Karatayın işporta usulü söylediklerini daha sistematik ve devlet eliyle yapılması gerektiğini söyleyeceksiniz.Öyle umuyorum ve bende 6. maddeye mecburen benim dediğim noktalra geleceksiniz diyorum.

Evet soru şu "Neden obesitede ve dolaysıyla diyabette katlanan rakamlar var ? Obesite , diyabet sorunu nasıl çözülür ?

Sorunu özde Canan Karatayın dediği gibi ama daha sistematik yaklaşmak zorundayız.Yani ilaçlarla değil.Tüketilen ürünlerle bakmak zorundayız.Başka bilimsel yolu yoktur.

Sorun bir kültürü fetişize etmek değil ama hipertansiyonun hiç olmadığı yada az oluğu kültür ve kabile hikayesi vardı ? Diyabet sorunuda benzer bir kültür sorunudur.Diyabetik hastaların %80 obez veya fazla kiloludur.Patlıyor.

Sağlık sistemi ve genel yaklaşımlar hep ilaç ve işlem üzerin , tanı koymak üzerin ve biz asıl sorunu atlıyoruz.Bu yüzden sorun patlıyor.Doğal süreçleri , sıradan olanı ve olması gerekini kaçırıyoruz.Hekimi ve sağlık sistemide dayatılan malpraktis , performans , diğer akceli ve fıtrat ilişkilerinden dolayı bunları atlıyor.

Sayın Karlıdağ

Değerli meslektaşım

Evet soru şu "Neden obesitede ve dolaysıyla diyabette katlanan rakamlar var ? Obesite , diyabet sorunu nasıl çözülür ?


Sizi bir kültür sorunuyla , yaşam tarzıyla başbaşa bıraktığımın farkındayım.Canan KAratay genelde yaklaşımlarında buna yani dayatılan yanlışlara değiniyor.Tartışmanın bana göre özü budur.O yüzden bu değeri daha çok öne çıkarıyorum.Buzdağının arka planı ve sorun budur.

"Neden obesitede ve dolaysıyla diyabette katlanan rakamlar var ? Obesite , diyabet sorunu nasıl çözülür ?

People
0
7) zeynep k (hekim)
14.11.2014 15:57:30
bu yazıyı okuyan hastalar tek seferde yüksek doz D vit alırsa ne olacak? Nasıl doğal yollardan D vit'in artırılması gerektiğini de yazsaymış keşke. depo D vit kullanımı tavsiye edilmiyor. ve de 100 toksik düzeydir..
People
0
8) Dr.Kubilay Karşıdağ (Hekim)
14.11.2014 15:42:20
Sayın Dr.Mücahit Altuntaş,

Değerli Meslektaşım,

Beslenmenin temel ilkeleri konusunda farklı bir fikirde olmamak mümkün mü? Rafine karbonhidrat ve ürünlerinin olumlu etkilerini savunacak br tek jekim ble olabilir mi? Altını çizmeye çalıştığım hepimizin hiçbir şekilde itiraz etmeyeceği doğru fikirlerin yanına insanlara zarar verecek söylemleri ekleyip “torba” tarife yapılması.
Görev yaptığım okul, prevansiyonun yalnızca diyabette değil, insulin direnci ile seyreden tüm hastalıkların tedavisinde ana yöntem olduğunu savunur. Ülkemizin öncelikli ana sorunu nasıl tedavi edeceğimiz değil, nasıl koruyacağımız olmalıdır. Yaşam stil değişikliğinin, en başarılı ilaca üstünlüğü 3 KAT DAHA FAZLA iken başka bir görüşü savunmak mümkün müdür?

Biz hekimler ağzımızdan çıkan her kelimeyi, her cümleyi doğru bir üslupla söyleyen insanlar olmalıyız.. Olmasak bile olmak zorundayız. Söylediklerimizin içini doldurmak için de bilgi ve birikimimiz olmak zorunda. 6. Madde ile kastettiklerim bunlardı.

HbA1c, bilindiği gibi ancak belli değerlerin üzerinde seyreden glukozun proteinlere irreversibl bağlanmasını gösterir. Tanıda kullanılabilmesi için iyi standardize olması gerekliliği yanında gestasyonel diyabette kullanılabilirliliği kısıtlıdır. Çünkü gebelikte çok önemli olan minik dalgalanmaları göstermekte yetersiz kalır. Fruktozamin bile kapiller takip kadar yararlı olamaz.

İnsulin yerine farklı bir ilaç kullanabilir miyiz? Metformin kullanımı ile ilgili çok iyi veriler var ama henüz daha kullanım sayısı çok az ve sure çok kısa. Glibürid hakkında sadece şunu söyleyebilirim. Amerikan Diyabet Kongresinde glibürid kullanımı hakkında ilk sunuyu yapan araştırıcı bunu beyaz amerikalılarda değil, hispanikler, zencilerde yaptığını itiraf etti ve “ben olsam hastalarıma kullanmazdım” dedi.

OGTT’yi hastanın kusmayacağı şekilde yapmak mümkündür. Bunu tüm pratik gruplarımızda öğrencilerimize anlatırız ve bizim ülkemizde ilk defa kurulmuş ayrı bir “Gebelik Diyabeti Polikliniği” nde gördüğümüz hastalarda OGTT'de kusma vakası çok ama çok nadirdir. Belli nıktalara dikkat edilirse hiç görmezsiniz.

Değerli meslektaşım, bana atfettiğiniz sıfatlara rağmen 6. maddede ısrar ediyorum.

Saygılarımla.
People
0
9) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
14.11.2014 14:56:58
Sayın Dr.Kubilay Karşıdağ (Hekim)

Canan Karatay empoze ettiği yaşam tarzıyla obesitede en önemli konu olan ( glisemik indeksi yüksek un şeker hamuişi gibi özellikle rafine ürünlerin )tüketiminin azaltılması.

Aynı düşüncede taraftayım ve yaşamın içinde yer alan yöntemlere sahip çıkmaya çalışıyorum.

Canan Karatay hiperglisemi ve daha önemlisi testlerle vakıf olmaya çalıştığınız obesite ve hiperglisemi soruna doğal ve kümülatif yoldan farkındalık oluşuturmaya çalışıyor.Bu taktir edilmesi gereken bir proaktif tutumdur.Kendisine öne çıkardığı değerler için teşekkkür ederim.Önemlidir.

Sizin hamile bir kadına şeker yüklemeniz ise birçok sorunu olan bir konu.

Hamile kolay kusar ,şeker yükleme testi bir kez yapılır ve hasta için yorucudur , son olarak tek bir test ile hiperglisemiye de vakıf olamazsınız.Bunun daha kolay , doğal , insanı yormayan yoları vardır.Bunlardan bahsetmeniz gerekir.

Test sonucunda vereceğiniz veya vermeyi düşünebileceğiniz insülinin (yan etki ) hipoglisemi , anobolizan (kilo aldırıcı etkisi), maliyeti ,uygulama kalitesi ve zamanlaması , hamiledeki fizyolojik süreçlerle eşdüş(eme)me sorunları gibi sorunları olabilir !

HbA1c denen ortalam şeker değerlerini gösterebilen bir test var.Buda kullanılabilir.Yada çok bilimsel akademik kalalım deniyorsa tokluk yemek sonrası bir kaç ölçüm alınabilir.Daha sağlıklıdır.Daha mantıklıdır.

Sayın Karlıdağ

Ülkemizde ikiye katlamış bir obesite sorunu var.Ülkemizde sürekli pomapalanan ve çocukların zehirlendiği ve obesite sorunuyla karşı karşıya olduğu , rakamlara yansıyan katlanan bir doğal beslenme sorunumuz var.Bunların sebebleri bellidir.En önemli sebeb de un nişaşta ve özellikle şekr ve şekerli ürünlerin aşırı tüketimidir.Canan Karatay burada çok önemli mesajlar vermektedir.Bilim ve endüstrinin ise kafası karşımış ve tüketime ve önüne bilim diye konan ona gösterilen kadar odaklandığı veriler var.

Sizin Hamileler , Obez hamileler ve yaşam tarzına odaklanmanız gerekirken odaklanığığınız konuya ve son başlıktaki
6.maddedeki "Doğru olmayan bilgilerle insanların yaşamlarını olumsuz yönde etkileyebilecek söylemler ve davranışlarda bulunmamak bir hekimin ilk dikkat etmesi gereken bir ilkedir" eğer Canan Karatayın yaklaşımını kasdederek söylüyorsanız ! ,aşırı deforme olmuş profesyonellik ,odaklanmışlık ve çarpıtılmış buluyorum.

Aşırı deforme olmuş profesyonellik ve odaklanmışlık ve çarpıtılmış buluyorum.Neden böyle düşünüyorum ?!

Obesite ve artı sorunlarla başedememiş , dolaysıyla kümlatif olarak yani hestaneye , bahsedilen teste ulaşamyacak ve ulaşamayan çok çok sayıda hasta bırakın hiperglisemiyi , insülin drencini çok daha ötesi obesite ve artçı etkilerini sorunlarına maruz kalıyor ve buradaki mahsur ve sorunlar sanıyor çok çok daha önemsenmesi gereken bilimsel gerçeklik ve sorun olarak bekletilmektedir.

Sağlık sistemimizde ABD ve Avrupada dahil artan obesie ve tüketim sorunu var.Nedense hiç bir bilimsel yöntem , seçilmiş gruplarda "bilimsel yöntemlerle çalışılmış gruplarda " zayıflama yöntemleri de dahil , bununla başa çıkamıyor aksine bu ve bunun getirdiği Diyabet Hipertansiyon , Kroner arter ve daha birçok hastalıkları artıyor.

O zaman bilimsel yöntem bir yerde ya yanlış yapıyor ya işine geleni görüyor ve soruna bütünsel yaklaşamıyor.Bilimsel yöntem diye empoze edilen yöntemlerde yada daha iddialısı toplumlarda sorun , eksiklik yada bir zaafiyet olduğu çok açıktır.

Müsade ederseniz ben sizin altıncı maddedeki doğru olmayan bilgilerle yaklaşım yerine bütünselliği olmayan sekter yaklaşımlarla (insanların ve daha önemlisi toplumun) (temel sorunlarını )yaşamlarını olumsuz yönde etkileyebilecek söylemler ve davranışlarda bulunmamak bir hekimin ilk dikkat etmesi gereken bir ilkedir diye revize etmek isterim.Buradan görünen bu !

Nereden ne görünürse görünsün bırakın hamilelleri toplumda ikiye katlanan bir (süper)hiperglisemi sorunu var.Biz testi tartışıyoruz.Sömürgelere özgüdür.Kök sebebler ihmal edilir.

Sağlık sistemi içinde (öne çıkarılması gereken asıl sorunları ve kök nedenleri bir yana bırakıp şeker yüklenmesi ve hiperglisemi yerine ! ) , sağlıktaki tüketim ağırlıklı yaklaşımları da gündemize koyarak söylüyorum.Önce zarar verme ve önce doğal yolu , doğal sosyo kültürel imkanları ve ekonomik imkanları gör , perspektiflerini iyi koy diyebiliyorum.

Sanıyorum bütünü görmeyi unutuyoruz.Obesite patlıyor ve biz hale başarılı olamadık diye kolayca geçiştiriyoruz.Bunu bilimsel ve bilimsel yönteme paye çıkarınların kendi önüne koyup nerede yanlış yapıyoruzu sorusunu sormasını umuyorum.Nerede yanlış yapıyorsunuz.Bunu sizden rica ediyorum.Bilimsel , samimi , odaklanmış yada geniş çerçeveden bir yorum bekliyorum

Saygılarımla
Dr.Mücahit Altuntaş
People
0
10) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
14.11.2014 12:20:13
Ayşe (Jinekolog)size teşşekkür ediyorum.

Mesel zaten şeker değil.Kolesterolde değil sağlıkta işlem tüketim , ilaç , doldur boşalt meselesidir.

Hoca binlerce yıllık bir öneriyi hatırlatıyor.Önce zarar verme !

Sorun nerede bilyormusunuz !

Performans sisteminin ve tüketim kültürünün sağlıkta ticarileşmenin ve %90dışa bağımlı sağlık cihazları ve ithalat bağlı sağlık sömürü sisteminin sürüp sürmemesinde !

Canan hoca genel olarak bu yaklaşıma önerileriyle taş koymuş oluyor.

Dernekler niye açıklama yapmıyor.Bekliyoruz.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori