Hekim - Hasta ilişkisi nasıl olmalıdır?
Hekim - Hasta ilişkisi nasıl olmalıdır?
03 Temmuz 2014 -

Ben dahiliye uzmanıyım. Günlük hekimlik pratiğimde ortalama 80-100 hasta ile münasebetim oluyor. Bana müracaat eden hastalardan edindiğim gözlem neticesinde toplumumuzda Hekim - Hasta ilişkisinin yeterince bilinmediği kanaatine vardım. Bu sebeple olması gereken ilişkiyi betimleyecek bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim. 

 

Hekim - Hasta ilişkisi hastanın günlük hayatının işleyişi sırasında kendinde fark ettiği, bilinç düzeyine çıkmış olan rahatsızlık hissi ile başlar. 

 

Hasta hissettiği rahatsızlığın tanımlanması ve tedavisi için aile hekimlerine müracaat eder. 

 

Hastalar hekimine müracaatı sırasında kendinde fark ettiği rahatsızlık hissini bütün ayrıntıları ile anlatmakla mükelleftir. 

 

Hekim, hastanın rahatsızlık hissine sebep olabilecek hastalıklar açısından fizik muayenesini yapar. İHTİYAÇ DUYARSA kan tetkikleri, idrar tetkikleri, gaita tetkikleri, görüntüleme tetkiklerine müracaat eder. Aile hekimi bu süreç sonunda ileri tetkik ve değerlendirme gerektiği kanaatine vardığı hastalar için ilgili branşı işaret ederek hastası için randevu alır ve ilgili branş uzmanına yönlendirir. Ek işlem ve/veya sevk gerektirmeyen durumlarda tedavisini vererek veya hastaya önerilerde bulunarak hastasını yolcular. 

 

İşlemesi gereken sağlıklı süreç budur. Bu süreç hekim kaynaklarını efektif kullanmak ve ileri değerlendirme gereken hasta gruplarına hekimlerin yeterince zaman ayırılabilmesi için de elzemdir. 

 

Ancak günlük meslek pratiğimde şahit olduğum diyaloglar devletimizin halk sağlığına verdiği önemin göstergesi olan ücretsiz muayene ve tedavi olanaklarının halk tarafından maalesef HUNHARCA suiistimal edildiğini göstermektedir. Bu suiistimalin sağlık harcamaları bağlamında devlete bindirdiği ek yük yıllık SGK harcamalarının neredeyse üçte biri düzeyindedir. 

 

Hekim kendisine başvuran hastayı en iyi şekilde değerlendirmekle yükümlüdür. Çamaşır makinalarının bile kilogram bazında çamaşır yıkama kapasitelerinin olduğu dikkate alınırsa bir hekimin de efektif hizmet verebileceği optimal hasta sayısı olabileceğini öngörebilmek gerekir. Bu optimal hasta sayıları nedir diye dünya standartlarını yoklayacak olursak tek tek, branş branş vermeyeceğim ama ülkemizdeki günlük hekimlik pratiğinde her bir hekimin değerlendirdiği hasta sayısının beşte biri kadar olduğunu söyleyebilirim. Yani dahiliye için ortalama 20 dakikada bir hasta randevusu verilmesi anlamına gelir ki bu da günlük 16 hasta anlamına gelir. Hekimlerin özverileri ve sağlık politikasının da desteği ile bir günde dünya standartlarının 5 katı kadar hastaya hizmet verilmektedir. Hekimlerin hizmet verdiği hasta gruplarını irdeleyecek olursak bir önceki paragrafta büyük karakterlerle yazdığım HUNHARCA zarfının ne anlama geldiğini daha iyi anlayabiliriz. 

 

Günlük poliklinik pratiğimde değerlendirdiğim 80-100 hastanın iyimser bir oran verecek olursam %70’inin dahiliye uzman hekimine ihtiyaç göstermeyen ve aile hekimleri tarafından rahatlıkla tetkik ve tedavi edilebilecek hasta grubu olduğunu söyleyebilirim. Kalan %30 hastayı değerlendirmek ve tedavisini vermekten mutlu olduğumu ifade ederek bu %70’lik kısmı biraz daha irdeleyeyim. Mevsimine göre değişmekle beraber bu %70’lik hasta grubunun en fazla yarısının bir hekime ihtiyaç duyduğunu söyleyebilirim. Geri kalan yarısının Mevlana’nın söylemiyle cahilliğinden bihaber cahiller olduğunu ifade etmek beni üzüyor ancak hastane ortamında en fazla sesi yükselen ve mütemadiyen şiddete başvuran, hekimlere saygısı bir yana kendilerine bile saygıları olmayan popülasyonun sıklıkla bunlar olduğunu söylersem zannediyorum ki bu grubun ıslahının ne kadar önemli olduğunu sizler de anlayabilirsiniz. Bu grup hastaların doktora geliş sebepleri:

 

•    Ben tahlil yaptırmaya geldim.

•    Kardiyolojiye gittim, kalp damar cerrahisine gittim, göğüs hastalıklarına gittim onlarda bir şey çıkmadı bir de dahiliyeye geleyim dedim. 

•    Check-up yaptırmak istiyorum.

•    Çoktandır tahlillerime baktırmadım (Kayıtlarda en son 1 ay önceki tetkikleri mevcut).

•    Bana bir MR çektirir misiniz? Yanında bir de gelmişken bütün tahlillerimi yaptırıver oğlum.

•    Ben ilaç yazdırmaya geldim (kronik hasta değil - Devlet eczaneden keyfe keder aldığı ilaçları ödemek zorundaymış gibi)

•    Seni çok övdüler ben de bir görüneyim dedim. Şöyle bir etraflıca bakıver de bir şeyim var mı? (Şikayet YOK)

•    Ailemde kanser var. Beni de bir etraflıca değerlendir, şöyle MR’ımı, tomografimi, ultrasonumu falan çekiver bir de kanser tahlilleri varmış onların hepsini yaptırıver. (Şikayet YOK)

•    Ben geçen hafta çok hastalandım eczaneden şu ilaçları aldım kullandım bunları bana yazıver.

•    Benim hanım evde, ilaçlarının raporu bitmiş eczacı dedi ben de yazdırıvereyim dedim. 

•    Anne ve babasını koluna takarak getiren genç üniversite mezunu bayan; ‘Annemle babama şeker tahlilleri, guatr tahlilleri, tümör markerleri, bir de 3 aylık şeker tahlili varmış. Onları yaptırmak istiyorum. - Siz doktor musunuz? -Hayır ama bu tahlilleri yaptırmak istiyorum. - isterseniz ben bir muayene edeyim ihtiyaç duyarsam isteyeyim. - Hayır biz bu tahlilleri yaptırmak istiyoruz.

 

            Bu ve benzeri aslında hasta olmayan ancak hasta olmadığına tetkiklerle ikna olmaya çalışan, televizyondan edindikleri yarım yamalak bilgilerle doktorculuk oynamaya çalışan ve gereksiz bir sürü tetkik, görüntüleme ve girişime kendi istekleri sonucu maruz kalan, bu şekilde devletin zarara uğramasına sebep olan ve işin en zor kısmı hasta olmadığına ikna olamayan bir popülasyon tüm hekim grupları için mesleki şevklerini kıran ve güne kötü başlayıp, kötü bitirmesine sebep olan bir gruptur. Dünyada zorlu eğitim süreçleri sonunda yetişen bu hekim kaynağının hasta olmayan bireylerin evhamlarını dindirmek amacı ile kullanılması insan kaynağı israfı anlamına gelmektedir. 

 

Normalde gördükleri eğitimin zorluğu, sürecin uzunluğu ve sayılarının azlığı ve nedeni ile ulaşılmalarının zor olması beklenen hekimlerin hasta kotalarının arttırılarak halkın kolaylıkla ulaşabilmesi neticesinde kıymetten düşmesi, özel sağlık hizmeti veren kurumların ticari kaygılar neticesinde kamuoyunu yanlış bilgilendirmesi, mevcut sağlık politikası nedeniyle daha çok kazanmak isteyenlerin sağlıklı bireylerde olmayan hastalıkları ekarte etmek amacı ile yığınla girişimsel tetkikler yapması ve benzeri birçok durum sağlık hizmet kantitesinin artmasına ancak kalitesinin azalmasına neden olmuştur. SGK bununla mücadele etmeye çalışırken müşteri memnuniyetini de engellemeyecek şekilde sadece hekimlere yönelik yaptırımlara gitmekte bunun neticesi hekimlerin hasta ve yakınlarına SGK tarafından nitelikli dolandırıcı olarak nitelenmemek için gösterdiği direnç sağlıkta şiddeti doğurmaktadır. 

 

Kişinin evde rahatsızlığı ile ilgili hangi doktora gitmesi gerektiğine kendisinin karar verdiği ve telefonla randevu alarak istediği uzmanlık dalındaki hekime, aile hekimi süzgecinden geçmeden muayene olabildiği başka bir sosyal güvenlik sistemi var mıdır? bilmiyorum. Ancak tüm dünya zorlukla yetiştirmiş olduğu hekim kaynağını efektif kullanmak adına basamak sistemini uyguluyorken ülkemizin üst solunum yolu enfeksiyonu için bile uzman hekime hatta mümkünse profesöre devlet imkanları ile muayene olmak isteyen doyumsuz bir popülasyonla hekimleri karşı karşıya getiren sağlık politikasında bir düzenlemenin yapılıp yapılmayacağını merak ediyorum. 

 

Hekime daha fazla hasta değerlendirtmek kaliteden ödün vermeden mümkün değildir. Kalitesiz sağlık hizmeti komplikasyonları ve yetersiz değerlendirme sonucu verilen eksik tedavi nedeniyle sirkülasyonu artan hasta anlamına gelir. Sağlık hizmetinin kalitesi en son teknoloji ürünü cihazların varlığıyla değil hekimin kalitesi ile ölçülür. Hekimin kalitesi günlük mesaisinde kendi eğitimi ve hastası için ayırdığı zaman ile yakından ilişkilidir. Okumayan hekim bir zaman sonra gördükleri dışındakileri unutmaya mahkûmdur. Okuyabilmek için dingin bir zihin gerekir ki mevcut hasta yoğunluğunun olduğu bir sistemde ailesine bile vakit ayıramayan hekimin okumaya zaman ayırmasını beklemek ütopya olur. Okumayan hekim ilaç endüstrisinin kuklası durumuna gelir ki bu durum ülke ekonomisine daha fazla zarar verir. 

 

Bu yazdıklarımı sadece vergilerimizle oluşan maddi kaynaklarımızı ve yine vergilerimizle eğitim gören yetişmiş insan kaynaklarımızı nasıl daha efektif olarak kullanabiliriz diye düşünerek kaleme aldım. Bu sebeple yazdıklarımı ilgililerin saha çalışanının geri bildirimi olarak değerlendirerek sağlık politikası üretirken dikkate alacaklarını umuyorum. Halkı bu yazı ile eğitme beklentisinde değilim çünkü halkı sağlık sistemi içerisinde yönlendirecek olan sağlık politikasıdır. Bireysel olarak etik bulmadığım vatandaş isteklerine direnmeye devam ediyorum ancak her gün, güne huzursuz başlamak ve günü huzursuz bitirmek bana da ağır geliyor artık. Lütfen bir an önce bu hususta bir düzenleme yapılsın artık.

 

Uzman Dr. Nizameddin KOCA

Anahtar Kelimeler:

hekim hasta iliskisi

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
1
1) dr.mehmet (uz.dr)
07.07.2014 10:12:22
TRD'nin günlük sağlıklı bir iş miktarı ile ilgili çalışması.
TÜRK RADYOLOJİ DERNEĞİ
TURKI SH SOCI ETY OF RADIOLOGY
S i c i l N o : ( 0 6 ) 0 6 - 0 3 8 - 0 4 5
T a r i h : 2 7 . 0 6 . 2 0 1 4
S a y ı : 2 0 1 4 / 1 1 9
DERNEK ADRESİ: Hoşdere Caddesi Güzelkent Sokak Çankaya Evleri F Blok Daire 2 Çankaya PK: 06540 ANKARA
TELEFON 0 312 442 36 53 FAKS 0 312 442 36 54 E-posta: trd@trd.org.tr URL www.turkrad.org.tr
YÖNETİM KURULU
Başkan
Abdulhakim COŞKUN
Başkan Vekili
Halil ARSLAN
Genel Sekreter
Ercan KOCAKOÇ
Mali Sekreter
Zeynep YAZICI
Üyeler
Adem KIRIŞ
M. Emin SAKARYA
Polat KOŞUCU
Ş. Mehmet ERTÜRK
Tuncay HAZIROLAN
Radyoloji İşyükü Standartları ile İlgili Türk Radyoloji Derneği Görüşü
Radyolojik incelemeler tanı, evreleme, planlama, tedavi ve izlem gibi tıp uygulamalarının tüm aşamalarında vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Yeni teknik ve yöntemlerin devreye girmesi ile birlikte bu alandaki uygulamalar aynı zamanda radyologların iş yüklerinde önemli artışlar yaratmış durumdadır. Artan iş yükü baskısı sadece harcanan zaman anlamına gelmemektedir. Artan iş yükü ile birlikte kötü uygulama (malpraktis) alanında risklerin arttığı bir başka gerçektir. Bu nedenle Radyoloji işyükü standartları belirlenirken bu gerçeği de unutmamak gerekir.
Radyolojik incelemeler klinik uygulamaların bir parçası olup, incelemenin planlanmasından elde edilen görüntülerin raporlandırılmasına kadar uzun bir süreçle gerçekleşir. Bu nedenle çoğu zaman yapıldığı gibi bir incelemeyi sadece teknik çekim süresi ya da raporlandırma için harcanan zamandan ibaret olarak görme yanılgısı yaşanır. Bu yanılgı nedeniyle günlük mesai saatleri belirli bir süreye bölünerek standart günlük inceleme sayılarına ulaşılmaya çalışılır.
Bu konuda dünyada yapılmış çalışmalara baktığımızda “The Royal College of Radiologists” tarafında 2012’de yayınlanan “Clinical radiology workload: guidance on radiologists’ reporting figures” başlıklı raporunda saat başı yapılabilecek tetkik miktarları şu şekilde belirtilmiştir:
Modalite:
tetkik / saat
Direkt grafi
30-60
BT/MR
3-6
Kompleks BT/MR
1-2
Kardiak MR
1-2
PET BT
1-2
Mamografi
4-6
Kompleks meme çalışması (Mamografi/US/biyopsi)
2-3
Baryumlu tetkik
2-4
Ultrasonografi
4-6
Kompleks Ultrasonografi +/- biyopsi
2-3
Yukarıda bahsedilen gerçeklerle birlikte, Sağlık Bakanlığı kurumlarında çalışmakta olan üyelerimizin özellikle adli olgular, soruşturmalar ya da hastane yönetimlerinin taleplerine cevap verebilmek adına, derneğimiz tarafından radyolojik incelemeler için standart ayrılacak birim zaman bilgisi vermek zorunlu hale gelmiştir.
TÜRK RADYOLOJİ DERNEĞİ
TURKI SH SOCI ETY OF RADIOLOGY
S i c i l N o : ( 0 6 ) 0 6 - 0 3 8 - 0 4 5
T a r i h : 2 7 . 0 6 . 2 0 1 4
S a y ı : 2 0 1 4 / 1 1 9
DERNEK ADRESİ: Hoşdere Caddesi Güzelkent Sokak Çankaya Evleri F Blok Daire 2 Çankaya PK: 06540 ANKARA
TELEFON 0 312 442 36 53 FAKS 0 312 442 36 54 E-posta: trd@trd.org.tr URL www.turkrad.org.tr
YÖNETİM KURULU
Başkan
Abdulhakim COŞKUN
Başkan Vekili
Halil ARSLAN
Genel Sekreter
Ercan KOCAKOÇ
Mali Sekreter
Zeynep YAZICI
Üyeler
Adem KIRIŞ
M. Emin SAKARYA
Polat KOŞUCU
Ş. Mehmet ERTÜRK
Tuncay HAZIROLAN
Buna göre süreler şu şekildedir:
Ultrasonografi : 10 dakika
Doppler US : 20-30 dakika (incelenecek bölgeye göre değişebilir)
Mamografi : 10 dakika
BT : 10-20 dakika (incelenecek bölgeye göre değişebilir)
MR : 10-20 dakika (incelenecek bölgeye göre değişebilir)
Direkt grafi : 5 dakika
Bu süreler ikinci basamak sağlık hizmeti veren merkezler esas alınarak belirlenmiştir. Buna göre günde uygulanacak inceleme sayısı ortalama,
Doppler : 20-25/gün
US : 40-50/gün
BT : 40-50/gün
MR : 40-50/gün
Mamografi : 40-50/gün
Direk Grafi : 100-120/gün
Bununla birlikte çalıştığı birime bağlı olarak radyologun inisiyatifi ile maksimum yüzde elli oranında artış kabul edilebilir.
Yukarıdaki rakamlar bir radyoloğun tek modalitede çalıştığı varsayılarak hazırlanmıştır. Birden fazla modalitede çalışan radyolog yukarıdaki sayılar esas alınmak sureti ile günlük sayılarını belirleyebilir. Örneğin US ve BT’de çalışan radyolog günlük 20-25 US ve 20-25 BT rapor edebilir gibi.
Önerilen süreler standart incelemelerin yorumlanması içindir. Ultrasonografik incelemede yorumlama ve tetkik iç içe yapılmaktadır. Sürelere rapor yazımı dahil değildir.
Görüldüğü üzere yurtdışı radyolojik incelemelerde özellikle BT, MR ve US incelemelerinde olağan ve kompleks vakaların inceleme sürelerinin birbirinden farklı tutulduğu görülmektedir. Bizim verdiğimiz sürelerde ülkemiz şartları göz önüne alınarak bu ayrıma gidilmemiştir.
Bilgilerinize sunulur,
Türk Radyoloji Derneği Yönetim Kurulu
People
0
2) HT (DR)
05.07.2014 02:27:57
YORMAYIN KENDİNİZİ KARDEŞİM.
BİZİM MİLLETİN GENİNDE BİR MUTASYON VAR AMA BULUNAMADI BİR TÜRLÜ.
EĞİTİME DİRENÇ GELİŞTİREN!!!
NE KADAR DA ANLATSAN, DİDİNSEN BİLDİĞİNİ OKUR, DOKTORDAN-BİLENDEN DEĞİL ETRAFTAN DUYDUĞUNU YAPAR, SENİNLE DE SONUNA KADAR TARTIŞIR...
BU İŞİ GENETİKÇİLER BELKİ ÇÖZER!!!
YIPRATMAYIN KENDİNİZİ....
HA BİR DE;
HİÇ KİMSEYE ONUN KENDİ KENDİNE BİÇTİĞİ DEĞERDEN DAHA FAZLASINI BİÇMEYİN; KİMSEYİ KENDİSİNDEN DAHA FAZLA DÜŞÜNMEYİN...
SİZ KENDİNİZE VE SEVDİKLERİNİZE LAZIMSINIZ...
ONLARA İNTERNETTEKİ İLAÇ OT-BİTKİ ÇAYI TARİFLERİ, ÜFÜRÜKÇÜ, TÜKÜRÜKÇÜ ,MUSKACI REÇETELERİ, BAL TV,DOKTORUM PROGRAMI, DR.ÖZ, YETİŞ ZAHİDE, GAZETEDE OSMAN MÜFTÜOĞLU SAĞLIK KÖŞESİ VB. YETER DE ARTAR BİLE....
hayat kısa ve hastalar kadar bizler için de yaşamaya değer!!!
People
0
3) yandal (dr.)
04.07.2014 19:59:33
(özellikle acil hekimleri) çok saldırıya uğruyoruz.
People
0
4) dr. mehmet (Uz.Dr)
04.07.2014 17:35:10
Uzmanlık dernekleri ve Bakanlık bir branş hekimi sağlıklı bir şekilde kaç hasta bakabilir.Bunun hesabı çıkarılmalı.
Her bir tetkik (Uzmanlık alanlarına göre )ne kada sürede yapılabilir.Bir EEG , EMG, Dopller vb. ne kadar sürer veortalaması nedir vb.
Ameliyat süreleri komplikasyonsuz ve normal şartlarda ne kadar zaman almaktadır.
Konsültasyon v e vizit süreleri hesaplanmalı.
SONUNDA HASTA SAYISI GÜNLÜK MESAİ SAATİ İLE BU İŞLEMLERİN ADEDİ VE SÜRE TOPLAMLARINA ORANLANARAK BULUNMALI.

Doktorlarında diğer memurlar gibi sağlıklı bir ortamda ve sağlıklı şartlarda çalışma hakkı olmalı.
People
0
5) UZ DR (DR)
04.07.2014 10:40:04
bu işi çözmek 1 dakıkadır.tetkıklere koyarsınız katkı bakın ozaman tetkık isteyenler geliyormu.hatta sizin istediğiniz tekike bile karsı gelirler para vermemek için. bunu yetkılılerde biliyor ama iste...
People
0
6) A.K (Doktor)
04.07.2014 10:09:26
Eeeeee...Herkesin bilip herkese tekrar tekrar anlattığı hiçkimsenin umursamayıp hiçkimsenin birşey yapmadığı konuyu sen tekrarladın da noldu...
People
0
7) Tamer Engin (dr)
04.07.2014 09:27:10
"Ben MR çektirmek istiyorum" diye baş vuran bir kişiyi reddedersiniz, sonra bir bakarsınız ki, aynı kişi bir gün sonra bir meslektaşınızın polikliniğinin kapısında, elindeki MR filmlerini sallayarak size sırıtıyor...
People
0
8) yelda yıldız (UZ DR)
03.07.2014 22:48:56
Ellerinize sağlık;
bu gidişle sağlık hizmetlerini SELF SERVİS yapacağız…..
People
0
9) fly (dr)
03.07.2014 19:39:57
sistem hastalardan öyle nefret ettirdi ki artık onlar için üzüldüğümü söyleyemiyorum..muayene ücreti de 30 tl olmuş kına mı yaksam ne yapsam bilemedim!
People
0
10) Mehmet K. Çelenk (Dr.)
03.07.2014 16:35:24
Sn. Sinal, aferin.

Nihayet, Türkiye’nin temel gerçeklerini yakalamaya (veya hatırlamaya) başladınız. Evet doğru, burası Almanya değil.

Amerika’da Silikon Vadisi’nde üst düzey mühendis olarak çalışan bir arkadaşım vardı. Burada da Aselsan’ın çok özel ve gizli projelerinde görev almıştı. Çocuklarını Amerika’da değil, Almanya’da okutuyordu. Bir keresinde hiç unutmam, muhakeme yeteneği ve rasyonel düşünce açısından Türk halkı ile Alman milleti arasında 200 sene fark olduğunu söylemişti bana.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori