YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Bilimsel DenetimProf. Dr. Başar CANDER

Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Başar CANDER

25.10.2010, Pazartesi

Tüm Yazıları

Tıp mesleği en çok emek sarf edilen, sürekli eğitimin gerekli olduğu çok farklı bir meslek.Uzman doktor olmak için yıllarca çalışmanız gerekiyor.Bir diğer farklı yönü de direkt insan hayatıyla olan bağlantısı. Bu yüzden yapılan en ufak hatalar bile bazen hastanızın kaybına neden olabiliyor.Bu yüzden sıfır hata ile çalışmanız gerekebiliyor.Peki doktorlar bunun karşılığını alabiliyor mu? Asla. Örneğin; ventriküler fibrilasyona girmiş bir hastada doğru ve zamanında müdahale hastayı tekrar hayata bağlıyor.Hayatını kaybedecek bir kişiye  tekrar hayata dönmek için ne verirsin diye sorarsak, bunun cevabını tahmin etmek zor değil. Peki bu şekilde insan hayatını kurtaran doktorun buna karşı aldığı bedel nedir? SGK ödemelerine bakarsak 115 TL. Doktora bunun 10 TL si bile yansımaz.Bu nasıl bir düzendir ki top oynayarak veya şarkı söyleyerek insanı eğlendirenler insanı hayata döndüren doktarların binlercesinin bir ömürde kazandığı parayı bir yılda kazanıyor.Bu taraftan mutlaka bakmalıyız.

 

Ancak işin bizi ilgilendiren diğer bir tarafı var. Biz işimizi ne derece düzgün yapıyoruz? Her doktor işini doğru ve gerektiği gibi yapıyor mu? Her zaman bunu yapıyor mu? Doktorların verdiği kararların denetimi gerekmiyor mu? Veya bu denetim sadece mahkemeye yansıdığında savcılar ve hakimler tarafından mı yapılacak? Mezun olan doktorlar yeni gelişmeleri  ne kadar takip ediyor? Maalesef mesleğimiz başka hiçbir meslekte olmadığı kadar bilimsel gelişmeleri takip etmeyi gerektiriyor.Sürekli yenileniyor ve siz sürekli bu yenilikleri takip etmek zorundasınız.

 

Eğer bu gelişmeleri takip etmiyorsanız veya yanlış kararlar veriyorsanız bunu kim sorguluyor veya denetliyor.Biz sadece medyaya yansıma şekliyle olayları görüyoruz ve eğer mahkemeye yansımışsa karşılığını buluyoruz.Bu denetimsizlik hiçbir gelişmiş ülkede kabul edilen bir uygulama değil.Bu ülkelerde doktorlar bilimsel faaliyetlerini kanıtlamak zorundadırlar.Ülkemizde bu konuda bazı çalışmalar olmakla birlikte bu istenilen düzeyde değil.

 

Bu konu özellikle acil servislere başvuran kritik hastalarda daha belirgin şekilde karşımıza çıkıyor. Acil servisler hastanenin vitrinidir sözü yaygın kullanılıyor ancak bu sözün başka bir yönü var. Acil servislerde bütün doktorların aldığı kararları, hasta yaklaşımlarını daha rahat değerlendirebilirsiniz.Bazı örneklerle konuyu açalım: Solunum yetmezliği olan bir hasta. Göğüs hastalıkları uzmanı değerlendiriyor. Bizim açımızdan bir patoloji yok diyor. Kardiyolog değerlendiriyor. Kalp açısından normal diyor. Dâhiliye uzmanı değerlendiriyor. Bizimle ilgili değil diyor. Bunlardan biri yanılıyordur veya yanlış değerlendiriyordur. Hasta kaybediliyor. Peki kim yanıldı? Kim haklı? Bunu kim ortaya koyacak?

 

Spesifik vakaları düşünelim. İlgili uzman doktor hastanın yatmasına gerek görmüyor. Aslında yatması gereken hastayı gönderiyor. Sonra hasta kötüleşip tekrar geliyor? Bunun hesabı hangi mekanizma tarafından sorgulanacak. Hastanelerin bilimsel denetim yapması gerekmiyor mu? Bu sorun başta multidisipliner kritik hastalar olmak üzere birçok hasta grubunda karşımıza çıkmaktadır. Bir başka hasta grubu da sevk edilen hastalar. Gerekli gereksiz sevkler?

 

Sonuç olarak bizdeki sağlık sistemi tamamen doktorların iyi niyetle ve doğru karar vereceği bir algı üzerine kurulmuş. Oysa bu kararların rahatlıkla sorgulanabileceği, doktorların bilgi ve gelişim düzeyinin denetlenebileceği  sistemler oluşturulmalı. Bu iş her seferinde mahkemelere bırakılmamaı. Bu şekilde belki üst düzey yöneticilerimizin de doktorlarımıza bakış açısı değişebilir

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer