YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Bu Üçlüye Dikkat!Prof. Dr. Başar CANDER

Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Başar CANDER

26.09.2011, Pazartesi

Tüm Yazıları

Genelde bu ikiliye dikkat! diye kullanılıyordu, ancak bazen üçlü de olabilir. Üçüncü dönem. hem AK Parti hem de Sağlık Bakanımız için… Tarihte görülmemiş bir seçim başarısı diyenler de var. Sadece Türkiye için değil, belki de dünyada. Ancak herkesin kabul ettiği bir şey var ki, öyle veya böyle halkın bu teveccühü altında sağlık reformları çok önemli bir yer tutuyor. Halk sağlık reformlarından memnun. Neden? Çünkü daha önce de söylediğim gibi, dibe vurmuş bir sağlık sistemi vardı. Ne yaparsanız bunun üstüne artı olacaktı. SSK kuyruklarını, rehin tutulan hastaları, ilaçlarını temin etmek için olmadık bürokratik işlemlere tabi tutulanları unutmayalım. “Muayenehaneye gitmeden asla hastanede yatamam” anlayışına sahip topluluk istediği özel hastaneye gidip istediği yerden ilaçlarını almaya başlayınca, daha ötesi sosyal devletin tüm imkânlarından yararlanınca memnuniyet kaçınılmaz oluyor. Ancak bu reformların aslında otelcilik ve hizmete ulaşma alanında olduğunu belirtelim. Nitelik konusunu incelemek gerekiyor.

 

Mecburi hizmetimi Malatya’nın Darende ilçesinde yaptım. Darende ilçesini bilen bilir, Malatya’ya da, Kayseri’ye de ulaşımı zor, yol ortasında saklı bir cennet gibi. Ancak doğu-batı arasındaki ulaşımda kilit yerlerden biri. Özellikle zorlu kış şartlarında... Hele o yıllarda sürekli yol kapanır ve biz de bir çok hastayı, yolda kalmış hastayı  acil serviste değerlendirmek zorunda kalırdık. Yine böyle yolların kapandığı, şehirler arası otobüslerin Darende’de mahsur kaldığı bir günde genç bir hasta karın ağrısı şikâyetiyle acil servise başvurdu. Ben o sırada başhekim olarak görev yapıyordum. Şimdi İnönü Üniversitesinde Tıp Fakültesi Dekanı olan Sevgili Arkadaşım Prof. Dr. Ahmet Kızılay da acilde nöbetçiydi. Hastaya perfore apandisit teşhisi koyduk. Ama sadece pratisyen hekimler olarak biz vardık. Ameliyathane çalışmıyordu. Yollar kapalıydı. Durumu Malatya’ya bildirdik. O dönem Malatya valisi, aynı zamanda hemşehrim olan Saffet Arıkan Bedük’tü. Yol açma makineleri eşliğinde Sayın Vali ve bir ambulans yola çıktı. Bütün gece onları stres içinde bekledik. Ancak yoldan geri dönmek zorunda kaldılar. Hastayı o gece takip ettik. Ertesi gün vali askeri helikopterle, sağlık müdür yardımcısı ve üst düzey bir askeri bir yetkiliyle hastayı almaya geldi. Hassasiyetinden çok etkilendik valinin, tabii hastanın helikopterle nakli o zaman müthiş bir olaydı. Ancak o yıllarda Batılı ülkelerde hava ambulans ve uçakları vardı. Bugün bizim semalarımız da bu hasta nakli eden helikopterlerle dolu ve tabii içlerinde vali değil, bizim doktorlarımız var. Bu gelişimleri göz ardı edemeyiz. Ancak şimdi gelelim asıl soruna, yani üçlümüze. Helikopterle en iyi hastanelere taşınan bu hastalarımız optimal tıbbi müdahaleyi alıyorlar mı?

 

Sağlık reformunun henüz iyileştirmediği veya yeteri kadar iyileştirmediği  bir alanımız var. O alan da şu üç terimi kapsıyor: Acil hasta, kritik hasta ve yoğun bakım hastası. Bu hastalara ülkemizde ne derece gerekli tıbbi bakım sağlanıyor? Sağlık reformunun çözmek zorunda olduğu asıl konu bu. Maalesef bu konu hastane yaparak, yoğun bakım açarak, cihaz alınarak çözülmüyor. Geçenlerde Sağlık Bakanlığı yanlış bilmiyorsam, 500’e yakın donanımlı ventilatör aldı. Bunlar gerekliydi tabii. Ancak bunlar, uygun hastalarda uygun şekilde kullanacak yetişmiş elemanlar ve bunların çalışma koşulları sorgulanmadan yapılmış alımlar. Konuyu bilmeden yazmıyorum. Türkiye’de ventilatörden çıkan hasta oranlarını inceleyelim. Kritik durumdaki hastalara verilen hizmet kalitesini sorgulayalım. Bu konuda, ciddi sayıda yetişmiş insan gücüne ihtiyaç var. Ama birçok kişi böyle bir sorumluluk almak istemiyor. Doktorlarımız da böyle ağır bir yükün altına girmek istemiyor. Risksiz hastalara, ayaktan takip edilen hastalara rahatça bakıp endişe duymadan, stres yaşamadan maksimum puanlara ulaşmak varken, bu ağır hastalara gerek acilde gerek yoğun bakımda bakacak “birkaç iyi adam” dışında kimse bulamıyoruz. Bunu en çok işin içinde olan bizler biliyoruz. Bundan sonra sağlık reformları da bu açıdan sorgulanacaktır.

 

Yoğun bakımla  ilgili çalışmaları takip ediyorum. Maalesef bu iş, yoğun bakımı bir ideal olarak seçmiş kişiler dışında, birçok kişiye kâğıt üzerinde yoğun bakım uzmanlığı verilerek çözülemeyecektir. Hele, yıllarca yoğun bakıma gönül vererek yoğun bakım işletmiş, ancak uzmanlık hakkı tanınmayan branşları dışlayarak hiç çözülemez. Bu konu üzerine hassasiyetle durmaya devam edeceğim.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer