YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Hiç Çaresiz Kaldınız mı?Prof. Dr. Başar CANDER

Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Başar CANDER

03.10.2011, Pazartesi

Tüm Yazıları

Eminim birçok kişi buna “Evet” diyecektir. Hayatın her alanında defalarca bu durumla karşılaşıyoruz. Sosyal ekonomik çok önemli bir sorun bu. Ancak sağlıkla ilgili konularda bu durumun daha dramatik yaşandığını söyleyebiliriz. Tabii çözümün daha zor olduğunu da. Bunu sadece hastalar açısından düşünmeyelim. Bu durum doktorlar açısından da çok ciddi bir sorundur. Sağlık sistemimiz rutin işlemler, hastalıklar ve tedaviler açısından iyi sayılabilecek şekilde çalışmaya başlamıştır. Özellikle ayaktan hasta takibinde… Ancak hastada birçok problem varsa, komorbidse, riskli hastaysa bu işlerlik için farklı çözümler üretmek zorunda kalıyoruz.

 

Bugün bir meslektaşımız aradı, opere ettiği (aslında çok zor olmayan) bir hastada böbrek yetmezliği, solunum yetmezliği ve ARDS geliştiğini, hastaya faydalı olamayacağını söyledi ve yardım etmemi istedi. Hastayı kabul ettim. Nasıl memnun kaldığını anlatamam. Bu öyle özel bir durum değil bizim için. Çoğu zaman bu tür hastalar için aranırız ve elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışırız. Çünkü Tıp Fakültesi Hastanesi olarak bu tür hastaların tek ümidi konumundayız. Tabii ki özellikle büyük şehirlerimizde, daha doğrusu üç büyük ilimizdeki bazı Bakanlık hastaneleri ve  özel hastaneler de bu hizmeti veriyor. Ancak, özellikle bu üç ilimizin dışında bu hastalar için sevk yeri kaçınılmaz bir şekilde tıp fakültesi hastaneleri oluyor.

 

Bu işin doğası bu. Tıp fakültesi hastaneleri en ileri tetkik ve tedavilerin yapıldığı merkezler olmak durumunda. Yıllardır da bu böyle devam edip gitmiştir. Bu yüzden bu hastaların; kritik, riskli, komorbid hastaların başvurduğu yerler tıp fakülteleri hastaneleridir. Şimdi bu gerçek bir yana bırakılarak, tıp fakültesi hastaneleriyle diğer hastaneler kıyaslanmaya çalışılıyor. Ne yönden? Nicelik yönünden. Oysa, kıyaslamanın yapılması çok yönlü olmalıdır.

 

Bakanlığın genel görüşü, tıp fakültesi hastanelerinin iyi işletilmediği yönünde.  Bunu ekonomik verilere ve hasta sayısına bakarak yapıyorlar. Bu son derece yanlış bir değerlendirme. Acil servisleri baz alarak bu konuyu irdelediğimizde, örneğin; bir Bakanlık hastanesine günde 1.000’e yakın acil servis başvurusu olurken, tıp fakültelerinde bu sayı ortalama 150 civarında. Bu fark nereden kaynaklanıyor? Her iki hastanede çalışmış bir kişi olarak söyleyebilirim ki, bu hastaların nitelikleri farklı. Bu sadece bir kişinin gözlemi olabilir mi? Hayır. Hastaların tanı kodlarını inceleyerek konuyu araştırabiliriz. Aynı zamanda yatış sürelerini, tedavilerini ve sonuçlarını da. Bunu hastanelerdeki bütün branşlar için yapalım. Karşımıza farklı hasta nitelikleri çıkacak. Peki bu durumda nicelik değerlendirmesi ve karşılaştırması yapılabilir mi? Yapılamaz. Ama yapılıyor. Sonuçta devlet hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastaneleri yüz binlerce hasta bakarken, tıp fakültelerinde bunu onbinlerle ifade edebiliyorsunuz. Tabii bu hasta sayısına paralel olarak hastanelerin getirileri de farklı oluyor. Bakanlık hastaneleri dev bütçelere ulaşıyor, her türlü desteği alıyor, rahatça işletme sağlanıyor. Gariban tıp fakülteleri de en ağır, fakat daha az sayıda hastaya bakmış oluyor. Bütçe dar ve işletilemiyor. Bu konuda sorunun işletme olduğu sonucuna varılıyor. Yani siz adil olmayan bir uygulama yapacaksınız, tıp fakültesi hastanelerinin bütçesi dar kalacak, ödeme yapmakta zorlanacak, birileri de fakülte hastanelerinin iyi işletilmediğini ileri sürecek.

 

Evet, sağlık sistemimizde işletme büyük bir problem. Ama yapılan karşılaştırma çok yanlış ve haksızca. Tıp fakültesinde başhekim olarak görev yapan öğretim üyeleri bu işi bilmiyor ve ne hikmetse onların yetiştirdiği öğrenciler hep bu işi onlardan daha iyi yapıyor. Ya da tıp fakültesindeyken bu işi yapamayan hoca Bakanlık hastanesine gidince bu işi çok iyi yapıyor. Böyle bir analiz olabilir mi? Aahh. bunun altında eğitim sistemimizde mantık ilminin yeterli yer almaması var. Osmanlının yükselme döneminde dorukta olan mantık ilmi maalesef modern eğitimimizde gerekli ağırlığı kazanmadı. Bu yüzden her yerde mantık ilminden yoksun analizlere muhatap oluyoruz.

 

Çaresiz bir hastanın çaresi olacaksınız, en ağır hastaların umudu olacaksınız. Ancak ne SGK ne başka bir kurum bunu dikkate almayacak, kurtarılan hayatların bedeli olmayacak ve sonuçta dar bütçenizden dolayı iyi işletemiyor olacaksınız hastanenizi.

Her şey maddi karşılık bulmayacaktır ve biz çaresiz hastalara, doktorlarımıza çare olmaya devam edeceğiz.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer