YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Taşlar OturmuyorProf. Dr. Başar CANDER

Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Başar CANDER

30.06.2014, Pazartesi

Tüm Yazıları

Ülkemizde de dünyada da o kadar çok sorunla karşı karşıya kalmaktayız ki. Dünya âdeta bir sorun yumağı gibi. Özellikle belli coğrafyalarda öyle büyük trajediler yaşanıyor ki gerçekten bu durumun sonu iyi değil. Bunları gördükçe, iç dünyamızda yaşadığımız devasa sorunlar dahi rölatif olarak küçük kalabiliyor.

 

Her gün binlerce kişinin öldürüldüğü günümüzde sosyoekonomik sorunlar bu can kayıplarının yanında bir şey ifade etmeyebilir. Ancak, ülke içinde yaşadığımız sorunlar ve sürekli değişim de yakın coğrafya ile iç içe, bu yüzden yaşadığımız politik sorunlar da küçümsenecek düzeyde değil. Tabii bütün bunların birbiriyle irtibatlı global planlamaların ürünü olduğunu öne sürenlere göre bu sorunlar da devasa boyuta erişiyor. Böyle olunca, iş hayatımızda, mesleğimizle ilgili yaşadığımız sorunlar devede kulak misali kalabiliyor. Olaylara geniş açıdan bakıldığı zaman bizim yaşam alanımıza daralan dünyadaki sorunlar ve memnuniyetsizlikler ötelenebiliyor.

 

Aslında dünyada yaşanan kargaşa ülkemize, ülkemizdeki kargaşa bağlı olduğumuz merkezi yönetim birimlerine, oradaki kargaşa çalıştığımız ortamlara, üniversitelere ve hastanelere yansıyor. Bu yüzden bunları birbirinden ne kadar bağımsız düşünebiliriz veya zamanın bir sonucu mu bu yaşadıklarımız, ayrılabilir mi bilemiyorum. Fakat bir gerçek var ki sağlıkta yaşanan büyük değişim, birçok düzenleme ve yenileme hayatımızı olumlu olumsuz etkilerken sürekli değişimden kurtulamıyoruz, bir türlü stabil hâle gelemiyoruz. En kötü karar bile bazen kararsızlıktan iyidir misali bu sürekli değişim hem bizi hem toplumsal yapıyı ve duygulanımı  bozuyor. Sanırım şu sırada biraz durgunluğa ihtiyaç var.

 

Yasalar değişiyor, değişen yasa tekrar değişiyor, yöneticiler değişiyor, yapıyı temelden değiştirecek projeler üst üste geliyor, derken bu istikrarsızlık ve sürekli devinim çok yakan motor gibi bizi yoruyor. Gün geçmiyor ki çalıştığımız ortamda bir değişiklikle karşılaşmayalım; ya kurallar ya da kişiler değişiyor.

Bu sürekli değişim Sağlık Bakanlığında daha ön planda. Kurum başkanı değişiyor,  hastane yöneticisi değişiyor, daire başkanları değişiyor, genel müdürlükler ihdas ediliyor, sonra kaldırılıyor. Bir işe bir birim bakarken, bir bakıyorsunuz başka bir birime bağlanmış. İç işleyişlerde bir kargaşa… bazen yetki karmaşası… Bir konuda birden fazla yetkili birim vesaire. Durmadan koşan bir maraton koşucusu gibi sürekli efor harcamayı gerektiren bu değişimler kurumları yoruyor, etkinliğini azaltıyor.

 

Evet, değişim ve gelişim önemli ama sonuçları hesaplanmadan yapılan her hamle, sorun çıkınca yeni bir hamleyi gerektiriyor. Bir şeyler yanlış gidiyor.

 

Bir de buna son zamanlarda çift başlı sistemler eklendi. Hastane yöneticisi, başhekim, genel sekreter, sağlık müdürü, eğitim sorumlusu, idari sorumlu… Yaklaşık iki yıldır uygulanan bu sistemde çok kişi de görevinden alındı.

 

Peki, bu sistem ne hedefliyordu? Kim ölçtü tarttı bu sistemi ve önerdi? Hedeflerine ulaştı mı? Olmadıysa yapboz tahtası gibi yeniden mi değişecek? Bu değişimler kişilerden çok toplumu ve kurumları yıpratıyor. Artık bir süre dursa bu değişimler de ne olup bittiğine şöyle bir baksak.

 

Değişerek bakınca sonuçları tam göremiyoruz ama taşların oturmadığı belli. Sanki bir şeyler yanlış gidiyor.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer