YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Bel Ağrısı Prof.Dr. Erbil DURSUN

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi FTR AD Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Erbil DURSUN

17.12.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

Tüm popülasyonlarda bireylerin yüzde 80’inde, yaşamın bir evresinde bel ağrısı şikâyeti ortaya çıkacaktır. Bu kadar yaygın görülmesi, birçok hekim grubunu ilgilendirmesi, yüksek oranda iş gücü kaybına neden olabilmesi bel ağrısını önemli kılan nedenlerdendir.

 

Literatürde birinci basamak sağlık hizmetlerinde saptanan bel ağrısı nedenleri şu şekilde yer almaktadır: Hastaların yüzde 90’ında nonspesifik, kesin patoloji ile zayıf korelasyonlu bel ağrısı; yüzde 4’ünde semptomatik disk hernisi; yüzde 4’ünde kompresyon fraktürü; yüzde 3’ünde spinal stenoz; yüzde 0,7’sinde spinal malignansi (primer/sekonder); yüzde 0,3-5’inde ankilozan spondilit; yüzde 0,01’inde spinal enfeksiyon.

 

Siyatalji ile sonuçlanan disk hernisinin ömür boyu prevalansı erkeklerde yüzde 5, kadınlarda yüzde 2,5’tir. Dünya Sağlık Örgütüne göre bir vakada bel ağrısının spesifik nedene bağlı olma olasılığı yüzde 0,2 olarak bildirilmiştir. Bu rakamlara baktığımızda yapılabilecek en önemli yorum şudur: Ülkemizde hem halk hem de hekimler bel ağrısını büyük bir oranda bel fıtığına bağlamaktadır. Hâlbuki durum hiç de öyle değildir. 

 

Bel ağrısının teşhisinde düz grafi ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ülkemizde çok sık kullanılmaktadır. Ancak, X-ray görüntülemede bulunan dejeneratif  değişiklikler (disk mesafesi darlığı, osteofitler, skleroz) ile bel ağrısı arasındaki ilişki zayıftır. Görüntülemede saptanan spondilolizis, spondilolistezis, spina bifida, spondiloz ve Scheuermann hastalığının belirtilerle bir bağlantısı yoktur. MRG’de asemptomatik bel fıtığı saptanan kişi oranı yüzde 76’lara kadar çıkmaktadır. Hâlbuki MRG’ye bakıp disk hernisi operasyonu endikasyonu konulmaktadır. Şikâyeti olmayanlarda yüzde 76 oranında bel fıtığı saptanabiliyorsa, MRG ile cerrahi endikasyon koymak ne kadar anlamlıdır? Hemen her türlü bel ağrısında, rutin lomber radyografi ağrı ve fonksiyonel prognoza etkisizdir. Öte yandan, hızlıca MRG yapılmasının direkt grafiye üstünlüğü yoktur, sadece cerrahi oranını artırıcı etkisi vardır. Dünyadaki kılavuzlar (guideline) bel ağrısının erken döneminde (en az bir ay) radyografik görüntülemenin karşısında yer almaktadır. Oysa ülkemizde daha bel ağrısı anamnezi bile alınmadan hastalar radyolojiye gönderilmektedir.

 

Yine bel ağrısının ülkemizde yoğun şekilde ameliyat edildiğini biliyoruz. Ampirik de olsa, gözlemlerimize göre ameliyat oranı son yıllarda, özellikle performans uygulamasından sonra gittikçe artmaktadır. Burada bazı kılavuz verilerinden söz edelim: Dejeneratif  değişikliklerle birlikte olan kronik radiküler olmayan bel ağrısında yapılan spinal füzyonun yoğun rehabilitasyona üstünlüğü yoktur. Radikülopatili disk prolapsusunda standart açık diskektominin yararı, cerrahi olmayan tedavilere göre az-orta derecede daha üstündür. Ancak, burada iyiliğin süresi üç ay-dört yıl arasında değişmektedir. Bütün bunların yanında, kılavuzların radikülopatili bel fıtığında cerrahi ve cerrahi olmayan tedavilerin etkileri ile ilgili görüşü, yeterli kanıtın olmadığıdır. Mayo Klinik, radikülopatide cerrahi endikasyonu şu kriterlerle bildirmektedir: Altı haftalık konservatif tedavide belirtiler gerilemiyorsa, ilerleyici kuvvetsizlik oluşuyorsa, temel aktivitelerde bile ciddi sıkıntı varsa.

 

Dünya Sağlık Örgütü, özellikle yaşlılarda disk hernisi ve spinal kanal daralmasının görüntüleme tekniklerinde çok sık görüldüğünü, birçok vakada bu görünümlerin ağrı ile ilgili olmadığını ve cerrahide çok az bir bölümünde ağrının tamamen ortadan kaldırılmasının söz konusu olduğunu bildirmektedir.

 

Kılavuzlar bel ağrısının prognozunun kötü olması ve kronikleşmesinin nedeni olarak psikolojik sıkıntı, depresyon, işten tatmin olmama ve somatizasyonu önemli parametreler olarak vermektedir. Hastanın işe yavaş dönüşü; psikolojik sıkıntı, yaşlılık, kadın olmak, fonksiyonel disabilite olması, iş veya iş arkadaşları ile ilgili problem olması, önceden hastanede yatış olması ve önceden bel ağrısı epizodunun olması ile ilişkilendirilmektedir. Kötü prognoz, eğitim seviyesinin düşüklüğü ile anlamlı olarak koreledir. O halde bel ağrısında prognozun tayin edilebilmesinde yukarıdaki faktörler mutlaka değerlendirilmelidir. 

 

Bel ağrısının yüzde 70’e kadar olan nedenini idiyopatik olarak bildiren yayınlar vardır. İlgili hekimlerin, dünya üzerinde çok sık karşılaşılan bu belirtiye kılavuzların doğrultusunda  çok daha itinalı olarak yaklaşmaları yararlı olacaktır. Görüntüleme metotlarının gerektiğinde kullanılması, cerrahi ve cerrahi olmayan tedavilerin uygun şekillerde planlanması, hastaların psikolojik durumlarının da göz önüne alınması hem tasarruf hem de optimum yararlanım sağlayacaktır.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
1
1) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
19.02.2015 10:21:45
Sayın Prof.Dr. Erbil DURSUN,
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi FTR AD Öğretim Üyesi

Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.Faydalandım.

Türkiyede bu sık rsstlanan soruna sistematik ve denetleyici yaklaşım ancak !birinci basamakla diğer tüm branşların iletişim kayıt sevk geribildirim sistemi kurgulanması ile mümkün ve bu sisitemin olması gerekiyor.

Yukarda anlattıklarınızın geri bildirim , kayıt ve sevklerin takibi ,hekimin eğitim ve yaklaşım eksik ve yanlışlıklarının ancak bu halde tesbiti mümkün.Geliştirilebilmesi , rehabilitasyonu ancak bu şekilde mümkün.

Son yılardaratgele açılan tıp fakülteleriyle ne kadar yaklaşım ekslikliği olabileceğini varın hesap edin , hesap edelim !

Yoksa sizin bu güzel tesbitleriniz sağlıkta büyük oranda çalışan "GEREKSİZLİK , USULSUZLUK" yaklaşımlarını sıradan hale getirmiş ve yanlış yapmayı da malesef sıradan hale getirmiştir.Sahada uygulama , eğitim , kayıt sorunları var.

Bu durumda en çok kazanan bile bile yanlış yapanlardır.En suistimal edenler en çok sistemin bu açığını kullanarak çalışanlarıdır.

hangi sağlık sistemi , mezuniyet sonrası eğitim ve denetimler bu anlamda önemmlidir.

Ama aval aval hepberaber bakıyoruz.Sistemde açıklar , yanlışlar , olağanlaştırılmış kayıt tutmama , hastaya yeterli zaman ayırmama var.

Nedeni performasn sistemi , malpraktis , hasta hakları sistematiğiyle siyasal rant sağlama tutumu ! Peki siyasiler bu sistemleri uygularken neden hastaya yeterli süre ayrılması ve iş yükü sorununu ihmal ediyor?Neden niteiki hizmeti öne çıkarmıyor.Cahaletin algılayacağı şey değilde ondan.

Çok yazık !Malesef bu sağlık sistemi var.Bu sağlık sistemi ,niteikisiz iş ortamını , siyasallaşmayı dayatarak , biz hekimlerin hertürlü eğitim ve birbirimizle bilgi paylaşma , iş yükünü nitelikli kılma yada kılamama sorunlarımızı kitlemektedir.Sonuç hekime şiddet ve prestij kaybı ve niteiksiz ortamda ve ucuz ve bol maliyetli çalışma tutumları.

Dernekler , üniversiteler , titri ve tuzu kuru olanlar bu sonuçlardan en sorumlu olanlardır.

Bahsettiğiniz bel ağrısı ile sağlık sisteminde yapılan yanlışlar ancak sistematik yaklaşım , kayıt , hekimin ve yaptığı sevkin bu sistematikle takibi sonucu akla yakın yaklaşımlara kavuşabilir.

Bütün bunlar mümkündür.Özerkli ve çoklu konttrol, sağlık sisteminin ticari öğelerini azaltma ile mümkün.Tam tersi yapılmaktadır.

Saygılarımı sunuyorum
Dr.Mücahit Altuntaş
People
0
2) Ahmet Doğan (Stj.Dr)
19.02.2015 00:59:00
Hem biz hekim adayları için, hem de aktif olarak hekimlik sanatıyla meşgul olan hocalarımız, büyüklerimiz için çok faideli bir yazı olmuş, Erbil hocamıza çok teşekkür ediyorum. Anlaşıldığı üzere bu yazı birçok meta analizin incelenmesi sonucu kaleme alınmış ve bilimselliğinde su götürmez gerçeklikleri içeren bir yazıdır. Her ne kadar hekimlik pratiğinde bu bilgiler göz ardı edilse de, hiçbirimizin unutmaması gereken işbu kaidelerin dile getirilmesi konusunda olumsuz eleştirilerin arkasında durabilmek şahsım ve dahi ileride mensubu olacağım meslek erbabı için akıl kârı değildir. Erbil hocamıza biz gençleri henüz saha hekimliğine başlamadan evvel böyle aydınlatıcı yazılarıyla donattığı için çok teşekkür ediyorum. Saygılar.
People
3
3) Malik doğru (Dr)
22.12.2012 15:37:59
Herni için bitkisel yaglar ile tedavi yolu bulan bir beyin cerrahi var eğer endikasyon herni ve darlık yoksa skolyoz yoksa tedavi yüzde 100 Cerrahi tarih oldu ürün Türkiye'den tüm dünyaya gönderiliyor
People
1
4) Doğu kara (Dr)
20.12.2012 07:45:24
Sanki fb-gs maçı var ortada. Takım tutar gibi bilimsellik olurmu? Texbooku aç oku. Cerrahi kriterler net ve kesin ( ilerleyici kuvvet kaybı, cauda ekuina sendromu, geçirilemeyen ağrı) . Nedir yani....keşke bir Ftr uzmanı bu işi kökünden çözsede bitse bu iş. Ama yine en iyi çözüm yatay duruma geçmek. Yani beli ağrıyan insanların yüzde 90 ının ağrısı yatınca geçer. Bu sırada kim dokunmuşsa sanki o geçirmiş ağrıyı gibi olur:)
People
1
5) ali karacay (opr dr)
17.12.2012 13:15:10
sayın erbil bey siz beyin cerrahı değilsiniz, branşınız olmayan bir konuda nasıl cerrahi kriterleri sayabiliyorsunuz ve nasıl mr a bakılarak ameliyat kararı veriyorlar diyerek cerrahları töhmet altında bırakabiliyorsunuz, sizi kınıyorum , ayrıca bir başka doktor sizler için hastayı muayene bile etmeden mr a bakarak yatırıp fizik tedavi veriyorlar derse tepkiniz ne olurdu merak ediyorum, lütfen biraz daha düşünüp taşınarak yazılarınızı yazmanızı şiddetle tavsiye ediyorum
People
1
6) ALİ KARACAY (OPR DR)
17.12.2012 11:15:55
Editörün Notu: Yorumlarınızda büyük harf kullanmayınız.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
24/05-25/05 Marmara Odyoloji Günleri-2019 DİĞER İSTA
25/05-25/05 Vaskülitlere Multidisipliner Yaklaşım ROMATOLOJİ İSTA
25/05-26/05 MS'de Sağlıklı Yaşam Sempozyumu NÖROLOJİ İZMİ
30/05-31/05 5.Nadir Görülen Hastalıklar Sempozyumu NÖROLOJİ İSTA
26/05-01/06 Hastane İnfeksiyonları Eğitim Programı 2019 ACİL TIP ANTA
12/06-14/06 37. Zeynep Kamil Jineko-Patoloji Kongresi KADIN... İSTA
13/06-15/06 9. Solunum Zirvesi GÖĞÜS... ISPA