YAZARLAR

Tüm Yazarlar

“Öfke ile kalkan zarar ile oturur” ya da “Öfke baldan tatlıdır”Prof. Dr. Erol ÖZMEN

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Erol ÖZMEN

02.10.2006, Pazartesi

Tüm Yazıları
Öfke denildiğinde akla hep şiddet ve saldırganlık gelir. Belki de bu nedenle öfke pek kabul görmeyen bir duygudur; yaşanması ve ifade edilmesi ayıplanır. Oysa kızgınlık, sinirlilik, öfke ve hiddet insanın doğasında bulunan en önemli duygulardan birisidir. Öfke insanın doğasında bulunan, iyi işlendiğinde insanın ruh sağlığını olumlu etkileyen ve psikososyal gelişimine önemli katkılar sağlayan bir duygudur. Öfke, özde insanın haklarına sahip çıkmasını ve kendisini korumasını sağlayan bir duygu olmasına karşın; dizginlenmeden ve ölçüsüz biçimde ifade edildiğinde hem bireysel hem toplumsal yıkıma yol açabilmektedir. Bu nedenle öfke, insanları nasıl etkilediğinin ve insanların onu nasıl işlediğinin incelenmesi ve ne olduğunun anlaşılması gereken bir duygudur.

Günlük yaşamımıza baktığımızda istediğimiz ya da beklediğimiz bir şey olmadığında; haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde; birisinin bizi önemsemediğini, küçük düşürdüğünü ya da adam yerine koymadığını düşündüğümüzde öfkelendiğimizi görürüz. Olayları olduğu gibi kabullenememe, beklentilerinin karşılanmadığını düşünme, aşağılandığını ve adam yerine konmadığını düşünme, haksızlığa uğradığını düşünme insanı öfkelendiren başlıca ögelerdir. Öfkeli kişi çoğu zaman incinmiş özdeğerlilik duygusunu onarma çabası içindedir.

İnsanın öfke duygusunu nasıl yaşayacağını belirleyen en önemli etmen kişilik yapısıdır. Öfkesini nasıl hissettiği, nasıl yaşadığı, nasıl ifade ettiği ve nasıl işlediği insanların kişilik özelliklerini anlamada önemli bir ipuçlarıdır. Kimileri çok kolay öfkelenirken, kimilerinde “peygamber sabrı” vardır, sanki hiç öfkelenmiyormuş izlenimi verirler. Kimi öfkesini dizginlemeden ölçüsüz biçimde söz ve davranışlarıyla gösterirken, kimi içinde fırtınalar koparken bunu hiç belli etmezler. Bazı kişiler ise yapmaları gereken işi aksatarak, surat asarak, başkaları ile alay ederek, başkalarını aşağılayarak, laf arasında iğneleyerek ya da imalı dokundurmalar ile öfkelerini dolaylı yoldan ifade etme eğilimindedirler.

Tüm duygular gibi öfke de düşüncemizi etkiler. Öfkeli olduğu anda her insan olup bitenleri ve karşısındaki insanları olduğundan daha farklı algılama ve yorumlama eğilimindedir. Öfkelendiğimiz insanları her zaman gördüğümüzden ya da sakinken gördüğümüzden daha farklı algılar ve değerlendiririz. Öfkemizin kaynağı olduğunu düşündüğümüz kişiyi damgalar ve dünyanın en kötü insanı olarak görmeye başlarız. Aslında bazı insanların daha öfkeli olmalarının nedenlerinden birisi de bu düşünce kalıplarıdır. Her şeyi ya siyah ya da beyaz görme ve değerlendirme eğilimi bunlardan birisidir. Oysa gerçek, hayatın grinin tonlarından oluştuğu ve renklerin hangi taraftan bakıldığına göre değiştiğidir. “Mutlak adalet” talebi de insanları öfkelendiren beklentilerden birisidir. Fakat doğa ve hayat yalnız canlılara değil, cansız varlıklara bile adil davranmamaktadır. İnsan için mücadele azmini ve kararlılığını yitirmeden adaletsizlikleri kabullenmekten başka çare yoktur. Öfkeli olduğunda bir çok kişi kendisini hem kendisine hem de başkalarına haklı olduğunu kanıtlama uğraşı içine girer. Oysa bu çaba öfkeyi arttırmaktan başka sonuç yaratmaz. Çünkü haklıyı-haksızı ve doğruyu-yanlışı bulmaya çalışma çabası, olup biteni anlamaya çalışmak değil, haklılığını hem kendisine hem başkasına onaylatma çabasıdır. Kuşkusuz her olayda haklı ve doğru olan mutlaka olur; fakat yanlış olan mutlak ve tümüyle haklı ve doğru olduğunu görme isteğidir. Oysa çoğu zaman (değişen oranlarda olmak üzere) her iki tarafın da haklı yönleri bulunmaktadır.

Öfkenin bütünüyle olumsuz bir duygu olduğu gibi öfke ile ilgili diğer bir yanlış inanış da ruh sağlığı açısından öfkenin mutlaka ifade edilmesi gerektiğidir. Öfkenin denetimsiz, rastgele ve belirli bir süzgeçten geçirilmeden ifade edilmesi hemen her zaman sosyal ilişkilerin bozulmasına yol açar. Bazı kişilerde öfke ifade edildikçe öfkenin şiddetinin daha da arttığı görülmektedir. Bazı kişilerde ise ifade edilen öfke daha sonra baş edilemeyen suçluluk duygularına ve depresyona neden olabilmektedir.

Kuşkusuz öfkeyi bir çok yönden ele almak bu yazının sınırları dışındadır. Bu yazıda öfkenin bütünüyle olumsuz bir duygu olmadığı vurgulanmaya çalışılmıştır. Ruh sağlığı açısından önemli olan öfkenin insanın doğasında olan bir duygu olduğunu bilerek yaşanan öfkeyi hissedebilmek, o anki anlamını anlayabilmek ve öfke tarafından yönlendirilmeden, onu yönlendirebilmektir.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer