YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Hasta-Hekim İletişimini ve İlişkisini YönetmekProf. Dr. Erol ÖZMEN

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Erol ÖZMEN

06.10.2014, Pazartesi

Tüm Yazıları

 

            Birçok web sayfasında, okuyucuların yorumlarını iletebildikleri bölümler bulunmaktadır. Zaman zaman anlamsız didişmeler söz konusu olsa da, kendi adıma buralarda yazılanları çok önemserim. En azından ele alınan konunun farklı insanlar tarafından nasıl görülebileceği konusunda fikir veriyor olması nedeni ile önemsediğim köşe yazılarının ve haberlerin okuyucu yorumlarına mutlaka göz gezdiririm.

 

Sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınları arasındaki ilişki ve iletişimin ele alındığı haber ve köşe yazılarının yorumları incelendiğinde, bazı hekimlerin hayal kırıklığı içinde tepki gösterdikleri; hekimlerin haksızlığa uğradıkları, hak ettikleri saygıyı göremedikleri, yöneticiler tarafından suistimal edildiklerini düşündükleri gözlenmektedir.

 

Hekimler tarafından yazılanların ve söylenenlerin önemli bir kısmı doğruluğu tartışılamayacak nitelikler taşımaktadır. Fakat bütün bunların yarattığı duygu ve düşüncelerin etkisiyle hasta-hekim ilişkilerinde yaşanan sorunlara “Hastalar ve hasta yakınları haddini bilsin.” ve “Bu tümüyle yönetsel bir sorundur.” yaklaşımı ile sorunların çözülmesi mümkün değildir. Hastaların kendiliğinden, tam da hekimin istediği şekilde davranmasını beklemek büyük bir yanlıştır. Hastalar kişilik yapıları, içinde bulundukları hastalığın psikolojik etkileri, haksızlığa uğradıkları (ya da haksızlığa uğrayacakları) gibi düşünceler ve geçmişte her alanda yaşadıkları mağduriyetler nedeni ile huysuz ve baş edilmesi zor bir hasta hâlinegelebilmektedirler.

 

Hasta ve hasta yakınlarının hangi ruh hâliyle davrandığını anlamanın en güzel yolu, hekimin bu hastalar ile empati kurmaya çalışması ve kendisi ya da bir yakını hastalandığında nelerle karşılaştığını, yaşadıklarını ve iç dünyasında olup bitenleri gözden geçirmesidir.

 

Diğer yandan hekim, hasta-hekim ilişkisinde yaşanan sorunları anlamayı engelleyen “genelleştirme” ve “her şeyin hesabını sorma” tarzında bir yaklaşım içinde olup olmadığını da değerlendirmelidir. Genelleştirme, her insanın zaman zaman kullandığı psikolojik başa çıkma düzeneklerinden biridir. Bu düzeneği kullanan hekimler, hasta ve hasta yakınları ile yaşanan bazı sorunları (özellikle psikopat hastalar ile yaşanan sorunlar) öne çıkararak, yaşanan tüm sorunlarda aynı durumun söz konusu olduğu yargısına ulaşırlar.

 

Yine, her insanın zaman zaman yaptığı yanlışlardan biri de, uğradığı tüm haksızlıkların hesabını belli bir kişiden sormasıdır. Hekimler doğal olarak, sağlık sisteminin ve günümüz koşullarının yarattığı statü kaybı nedeni ile toplumdan, hasta ve hasta yakınlarından bekledikleri saygıyı görememenin yarattığı hayal kırıklığı içindedirler. Bu hayal kırıklığı bazen birikerek, hesabın tek bir kişiden sorulmasına (hatta bazen patlama tarzında) neden olabilmektedir. 

 

Hasta-hekim iletişiminde yaşanan sorunları ele alırken, tepkisel davranan hekimlerin bu davranışlarını değerlendirirken en çok dikkat çeken konulardan biri de “anlamaya çalışmak”, “haklı olmak”, “sorumlu olmak”, “suçlu olmak” ve “yönetmek” eylemlerinin farklı anlamlara geldiğinin dikkate alınmadığıdır. Anlamaya çalışmak karşıdakinin “haklı”, anlamaya çalışanın “haksız” olduğu anlamına gelmemektedir. Kişilerarası her türlü ilişkide yaşanan bir sorun ya da çatışmanın ortaya çıkmasından tümüyle (yüzde 100) bir tarafın sorumlu olması çok ender görülen bir durumdur. Bir sorun yaşandığında karşı tarafın ya da ortamın sorumluluğu yanında sorunun ortaya çıkmasında yüzde 1 bile olsa “Benim payım var mı?” sorusu mutlaka sorulmalıdır (Bu soruyu sormak, karşı tarafı haklı görmek ve kendisinin haksız olduğunu kabul etmek anlamına gelmemektedir). Belki de asıl önemlisi, sorunun ortaya çıkmasından yüzde 100 karşı taraf ve/veya ortam/sistem sorumlu olduğunda bile “Ben böyle bir durumda ilişkiyi nasıl ve ne kadar yönetebilirim?” arayışına girmektir.

 

Bu noktada mutlaka vurgulanması gereken şudur: İlişkiyi yönetmeye çalışma “hasta ve hasta yakınlarının haklı olduğunu kabul etme”, yine de sorun yaşanırsa “ortaya çıkan sorunun sorumlusunun hekim olduğu” anlamına gelmemektedir.

 

Hekimin temel görevi hastanın acısını dindirmektir. Ne yazık ki bazen bu görevin hastaya karşın yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu görevin hastaya karşın yerine getirilmesi hastanın bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve hekimin rol modeli olması ile mümkündür. Hekimin temel görevini yerine getirebilmesinde hasta-hekim iletişimini ve ilişkisini yönetmek, en az hastadan öykü almak ve hastayı muayene etmek kadar önemlidir.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Debreli (dr.)
15.10.2014 23:34:12
İŞTE BAZI HASTALARIN DOKTORLARA BAKIŞ AÇISI (EKŞİ SÖZLÜK'TEN ALINTIDIR):

BAŞLIK: doktorlara tavsiyeler

"1-mesleki yabancılaşma palavralarını geç. hiç bir acıya yabancı kalma. senin işin insan bedeni, biyoljisi fizyolojisi. acıyı anlamıyorsan da küçümsüyüyormuş gibi görünme.
2- hastalarına saygı göster. sen diye hitap etme, emri vaki konuşma. zira konuşursan benim gibisine denk gelirsin seni oracıkta ...sokup sokup çıkarır. ondan sonra oryantal, kıvırma falan işleri hoş değil. az evvel ki görkemli horgörün bir anda 'aman abi ... yiyeyim' kıvamına gelmesin. daha da küçük düşüyorsun zira.
3- karşına gelen her insan cahil, savunmasız, laf anlamaz insan değil. nabza göre şerbet vermeyi öğren. bak bir daha söylüyorum. benden önce fırçalayarak dışarı gönderdiğin amcanın intikamını alırım. gözünün yaşına bakmam.
4- herşey para değil. ...inanıyorsan, içinde biraz ahlak ve onur ve merhamet kırıntısı varsa hipokrat yeminine az biraz saygın varsa devlet hastanesinde (... üniversitesi) prof olmana rağmen orada yapabileceğin ameliyatı, yalnızca özel hastanede yaparım ve 30 bin tl alırım ... lüzümu yok.
5- devlet hastanesinde insanlara ... gibi davranıp, özel muaynehane de kibarlıktan kırılmamanın alemi yok. adam ol her yerde aynı ol.
6- eğer devlet hastanesinde çalışmaktan memnun değilsen ... git özel hastaneye. git özel muayenehane aç. devlet hastanesinde çalışıp para alıp üstüne bir de insanlara beş karış surat sallamanın, sanki amme hizmeti görüyormuş gibi davranmanın alemi yok. seni tutan ne ... bas git özele kazan milyarlar.
7- fazla house izleme. zira ne burası amerika, ne de sen house gibi hayali bir kahramansın. house'ın gerçekliğine kendini fazla kaptırıp işinin ehli, süper uzman şişkin egolu tanrı kompleksli insan rolüne bürünme. havanı öyle bir alırlar (1 ve 2 de belirtmiştim) ondan sonra oryantal gibi kıvırmaya başlarsın. bende ukalalığı severim. ama hak edilmiş ukalalığı. yani sırf doktor olmak seni ukala yapmamalı. biraz bilg, görgü, donanım. onları sana doktorluk kazandırmıyor maalesef. house'de onları bedavaya kazanmadı*
8- özel muayenahanede 10 dakikada yaptığın bir muane sonucu 300 tl alıyorsun. al helal hoş olsun belli ki hak etmişsin ama bak yine söylüyorum herşey para değil. yaptığın işte insanlara yardımcı olma şansın var. her iş ve meslek grubunu hayatla, yaşamla böyle örganik ve direk bir bağı yok ama senin ki yüce bir ideale dayandırılabilecek mesleklerden. kısacası yeri geldiğinde bir ameliyatı da bedava yap. ölmezsin ama bir yaşama dokunabilir, onu kökten değiştirebilirsin. insanlar bunu yapabillmek için gönülllük esas afrikalara hem de can güvenlikleri olmadan gidip beş kuruş almadan hizmet ediyorlar. ben de sana bedava çalış demiyorum. aldığın eğitimin elbette bir karşılığı olacak. ama parayı bulmuşken ...çocukluğunun lüzumu yok. yaşama, usa karşı sadakatini ve inancını yitirme. merhametini asla.
9- insanlara hastlalıklarını, teşhisi adam gibi anlat. karnından ,yarım ağızla, 'nasıl olsa anlamaz bu salaklar ne desem' tavrıyla anlatma. daha önce de söyledim nabza göre şerbet vermeyi öğren.
10- tüm bunları yapan sen dayak yediğinde gelip buralara can güvenliğim yok diye ağlama. zira hiçbir meslek grubunun can güvenliği yok. senin mesleğin yaşamın tam göbeğinde, o sebepten herkesten daha güçlü daha sabırlı, daha dirayetli ve anlayışlı olmak mecburiyetin. bu asgari şartları yerine getiremiyorsan doktorluğu bırak. git tekel bayi aç. bak küçük iskender bile tıbbı bırakmış şairliğe kök salmış. elbet seninde yapabileceğin başka bir iş var. aksi halde bu davranışların yüzünden bu ülkede dayak yersin. (asla onaylamıyorum) zira bu davranışlarını zaten avrupa'da falan sergileyemezsin. yani çelişkin senin içinde. çelişkinin kendisi bizzat sensin. eğer insanlara horgörüyle, bir tür üstünlük duygusuyla yaklaşır ve onları elinden geleni yaptığına ikna etmezsen dayağı yersin. herkes benim gibi tatlı bir dille sana dersini vermez.
11- ve son olarak insanlara yanlış teşhis koyup, onları sakat bırakıp, ölümlerine sebebiyet verip ileride geri dönülmez hasarlara yol açan senin gelip buralarda ağlama hakkın yok. o insani, vicdani hesaplaşmayı bile yapamayan sen, öyle ...argümanlarla gelip buralara kendini savunma. bunu sok kafana.

(tüm bu yazdıklarım bütün doktorları aynı kefeye koyduğum anlamıa gelmez. içlerinde işini namusuyla ve hakkıyla yapan insanlar var biliyorum. bazılarına denk geldim. ama maalesef bu doktorlardan çok çok çok az var.)


15.10.2014 18:10 kulotsuzcorap"

NOT: BU KARA PROPAGANDA AMAÇLI YORUMLARI ŞİKAYET HAKKINIZ VARDIR.
People
0
2) op.dr.gökhan doğan (plastik cerrahi)
13.10.2014 10:54:57
konu çok önemli. tesbitleriniz çok doğru. istifade ettim. teşekkür ederim.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer