YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Hasta-Hekim İlişkisinde İletişim SorunuProf. Dr. Erol ÖZMEN

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Erol ÖZMEN

17.10.2011, Pazartesi

Tüm Yazıları

Basına yansıyan haberler ve sağlık çalışanlarının günlük uygulamaları sırasındaki gözlemleri, ülkemizde hasta-hekim ilişkisinde ciddi sorunlar yaşandığını göstermektedir. Hasta-hekim ilişkisinde profesyonel olan tarafın hekimler olması nedeniyle ilişkide yaşanan sorunlara çözüm geliştirme ve ilişkiyi daha olumluya götürme yükümlülüğü hekime aittir. Hasta-hekim ilişkisinde yaşanan sorunların boyutlarından biri de, konuya hastaların bakış açısıdır. Bu konuda bilgi sahibi olunmadığında çözüm geliştirmek mümkün değildir. Hastaların bakış açısını gösterebilecek bilgilere ulaşmanın bir yolu da, hastane hasta hakları kurullarına yapılan başvuruları incelemektir.

Nitekim, Türkiye Klinikleri Tıp Bilimleri dergisinin 2011 yılı 3. sayısında yayımlanan “Hastane Hasta Hakları Kurullarının İletişim Sorunu İçerikli Başvurulara Bakışı: Konya Hastaneleri Örneği” başlıklı makalede bu konu incelenmiştir. Bu araştırmada, Uludağ, “Hasta Hakları Uygulama Yönergesi” çerçevesinde Konya’da hastanelerde oluşturulan “hasta hakları kurulları”nın iletişim sorunu içerikli başvurulara bakışını incelemiştir. Araştırmada şikâyetlerin daha çok ‘poliklinik hizmetleri’ (yüzde 40.0) ile ilgili olduğu ve bunu ‘ilk ve acil yardım hizmetleri’ (yüzde 17.9) ile ilgili şikâyetlerin izlediği görülmüştür. Şikâyetler içerik analizi yöntemi kullanılarak içeriklerine göre sınıflandırıldığında, yüzde 40.4’ünün iletişim kaynaklı olduğu ve bunu tıbbi sorunlar (yüzde 17.9), hizmete erişememe (yüzde 14.7), işletme sorunu (yüzde 14.2) ile ilgili şikâyetlerin izlediği belirlenmiştir.

Araştırmanın ilginç bulgularından biri de, kurula giren tüm dosyaların yüzde 62.7’sinin hastanın aleyhine sonuçlanmış olmasına karşın, iletişim sorunu olarak sınıflandırılan başvurularda bu oranın yüzde 74.3’ünün hasta aleyhine sonuçlanmış olmasıdır. Uludağ, iletişim sorunu içerikli başvuruların hasta aleyhine sonuçlanma oranının daha yüksek olmasının kurulların yapısından, iletişim sorunlarının genelde soyut olduğu için ispatlanmasının zor olmasından ve genellikle olayların tıbbi boyutunun ön planda tutulmasından kaynaklanabileceğini ileri sürmektedir. Uludağ, elde ettiği bulguların sağlık personelinin gerek okul döneminde gerekse de mezuniyet sonrasında hasta ve hasta yakınlarıyla doğru bir iletişim kurmasına dönük olarak eğitim çalışmalarının yapılmasına gereksinim duyulduğunu gösterdiğini bildirmektedir.

Bir araştırmanın bulgularından yola çıkarak bir genelleme yapmak yanlış olmakla birlikte, günlük uygulamalarda karşılaşılanlar bu araştırmanın bulgularını ve yorumlarını desteklemektedir. Hekimler için klinik uygulamalar her şeyden önce gelmektedir. Bu yaklaşım, hekimlerin hastalarından klinik uygulamaları kolaylaştıran, uysal, söz dinleyen ve tedavi uygulamalarını eksiksiz uygulayan tutum ve davranışlar göstermelerini beklemelerine yol açmaktadır. Oysa, kişilik yapıları ve herhangi bir ciddi hastalığa yakalananlarda görülen psikolojik tepkiler dikkate alındığında bu beklentinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı açık olarak görülmektedir. Olumlu hasta-hekim ilişkisinin hasta psikolojisini etkileyerek hastalığın prognozunu da etkilediği dikkate alındığında hasta-hekim iletişimine en az klinik uygulamalar kadar önem verilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) dr murat (ürolog)
23.10.2011 13:11:34
Türkiye sağlık sistemindeki genel problem sağlığın özelleştirilmesi ve muayenesi olan küçük burjuva hekim-patronların yok edilip büyük sermayeye işçi edilmesi sürecidir. Bu sürecin uygulayıcılarının kılıflar
People
2
2) kungoren (uzm dr)
22.10.2011 23:01:15
Evet hasta hekim ilişkisi adına bir deneyimimi aktarayım. Kafa travması geçiren bir hasta ilde kitomografi cihazı bozuk olduğu için bizim ilçedeki hastaneye sevk edildi. ben hastaya tüm tetkiklerini yaptırdığım ve yatırıp müşehadeye alıdığım ve hatta gece 12 de kontrol BT si için hastaneye gittiğim halde hasta yakını yerel gazeteye yazmadığını bırakmamaış. Ve hasta yakını eğitimli birirsi olmasına rağmen (bir okul md) Bu sistem ve imkanlar dahilinde kime laf anlatacağız ve kimden anlayış beklenecek. Bu ülkede herşey mükemmel herkez işini çok iyi yapıyorda bir doktorlarmı kötü. hocam belki olaya psikiyatri gözüyle bakıyor ama bakanlık politikaları ve kışkırtması artık dayanılmaz hale geldi.İnsanlar bu şikayet işini suistimal ediyorlar
People
0
3) postenflamatuar (uzdr)
20.10.2011 11:51:17
Erol hocamız çok fena yanılıyor.
"ilişkisinde profesyonel olan tarafın hekimler olması nedeniyle ilişkide yaşanan sorunlara çözüm geliştirme ve ilişkiyi daha olumluya götürme yükümlülüğü hekime aittir" diyor. Sanki karşımızda 0-10 yaş aralığındaki çocuk hasta ya da gerçeklerden kopuk kişiler varmış gibi bir hava çiziyor.Yani hocamız tüm hastalara psikiyatrik hasta muamelesi yapmamızı salık veriyor. Öyle hastaları zaten psikiyatyriye yönlendiriyoruz.Tüm hastaları psikiyatrik hasta muamelesi çekilmez ki hocam. Öyle olsa aynı hastanın "ilişkisinde profesyonel olan tarafın polisler-gardiyanlar-maliye memurları-belediye çalışanları-gümrük memurları-bakanlar-müsteşarlar olması nedeniyle" polise, karakola, maliyeye, bakanlıklara işi düşenlerin aynı meslek grubu üyelerine yönelik aynı saldırgan ve agresif tavur sergilemeleri gerekir. Doktorlar dışında belirttiğim yere giden saldırgan ve şikayetçi kişilikler efendileşiyor, nazikleşiyor ve gayet sabırlı oluyorlar. Kısaca medenileşiyorlar. Böyle bakıldığında ilişkide sorunlu ve sorumlu tarafın herzaman değil ama büyük çoğunlukla bizzat5 hastalar olduğu anlaşılıyor.

Yukarıda belirrtiğim başka mesleklek çalışanlarının arkasında devletin ilgili bakanları ve mahkemeleri durduğu için saldırganlar yapacakları taşkınlıkların cezasız kalmayacağını biliyor ve gayet mantıklı olarak akıllı oluyorlar. Doktorlar ve diğer sağlık çalışanları bizzat devletin çeşitli kurumlarınca hedef yapıldıkları için saldırgan ve kişilik bozukluğu olan insanlar bunu adeta teşvik primi olarak görüyorlar. Psikopatın istediği 1 teşvik devlet baba vermiş 10 teşvik.

Onun için sorumlu kişi biz değil hastalar ve onları kışkrtanlardır. Bari bu gerçekleri birbirimizden saklamayalım.
People
1
4) Füsun Uzunoğlu (Göz hastalıkları uzmanı)
18.10.2011 13:58:58
Çok güzel bir konuya değinmişsiniz.
Bu yıl Türk Oftalmoloji Kongresinde bu konuda bir konferansım oldu. "Görmenin psikolojisi" Konu karmaşık olmakla birlikte, bu konuda yapılmış çalışmalara da gönderme yaptım. Temel sorun şu ki, çoğumuzun hastayı bir bütün olarak ele alacak zamanımız yok, ayrıca çalışma şartlarımızın gertirdiği aşırı zihinsel yorgunluk ve stres de bizim hasta psikolojisiyle uğraşacak zamanımızdan çalıyor. Fakat en azından farkındalık geliştirmemiz ve daha duyarlı olmamız gerekiyor. Üstelik ülkemizdeki "hastalığında sorumluluk alm"a ve eğitim düzeyini ele aldığımızda, karşı karşıya olduğumuz zorluk daha da belirgin olarak kendisini gösteriyor. Çalışmalarınızın devamını dilerim. Saygıyla.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer