YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Mobbing / İş Yerinde Psikolojik TacizProf. Dr. Erol ÖZMEN

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Erol ÖZMEN

02.06.2008, Pazartesi

Tüm Yazıları
Mobbing, bir kişiyi psikolojik baskı altında tutarak yıldırma ve görevden ayrılmaya zorlama eylemidir. Mobbing olarak tanımlanabilecek davranış örüntüleri her iş yerinde kendine özgü nitelikler taşıyor olmakla birlikte, bu tür davranış örüntüleri şu şekilde sınıflandırılabilir: (1) Kendini ifade etme ve gösterme yollarını tıkama (ör: “Konuşması kesilir, susturulur”, “görev verilmez”, “görüşme istekleri rededilir, randevu verilmez”); (2) Özgüvenini, özsaygısını ve değerlilik duygusunu sarsmaya çalışma (ör: “küçük düşürülür”, “aşağılanır”, “hakarete ve kötü muameleye maruz kalır”, “tehdit edilir”); (3) Sosyal ilişkilerini kısıtlama (ör: “yalnız bırakılmaya çalışılır”, “onunla arkadaşlık edenlere iyi gözle bakılmaz”); (4) Saygınlığını ve onurunu zedeleme (ör: “herkesin önünde aşağılanır”, “hakkında asılsız dedikodular çıkarılır”, “alay edilir”). Fakat iş yerinde yaşanan her türlü çatışmanın ya da gerginliğin mobbing olarak nitelenmesi doğru değildir. Sıradan bir çatışma ya da gerginlikte yaşananlar belli bir olay ya da olaylar ile sınırlıyken, mobbingde hedefte belli bir kişi vardır. Başka bir deyişle mobbing, belli bir kişinin sistemli olarak psikolojik baskı altında tutulmasıdır.

Kişiyi psikolojik olarak yıldırmayı amaçlayan bu tutum ve davranışlar, hedef olan kişinin iş ve yaşama karşı isteklikliğini, ruh sağlığını ve beden sağlığını olumsuz etkileyebilir. Fakat mobbingin etkisinin yalnız hedef alınan kişi ile sınırlı kalmadığı, tüm kurumu etkilediği ve çalışanlarda verimliliği ve dayanışmayı azalttığı görülmektedir.

Ülkemizde mobbing olaylarının ne kadar sıklıkta görüldüğü bilinmemekle birlikte, iş yerlerinde ilişki biçiminin hiyerarşik nitelikler taşıması ve denetim düzeneklerinin yeterince çalışmaması nedeniyle yaygın olarak görüldüğü tartışma götürmez bir gerçektir.

Mobbing olarak nitelenebilecek tutum ve davranışların en çok yaşandığı yerlerden birisi de üniversitelerdir. Mevzuatın rektöre verdiği yetkilerin kötü ya da kötüye kullanılması ve denetim düzeneklerinin yavaş çalışması ya da hiç çalışmaması öğretim üyelerinin yaygın biçimde mobbinge maruz kalmalarına neden olmaktadır. Birçok örnek sayılabilecek olmasına karşın, üniversitelerde en çok rastlanan mobbing olarak nitelenecek davranışlar arasında “yöneticinin açıkça aşağılayıcı tutum ve davranış göstermesi”, “yöneticinin randevu vermemesi”, “usulsüz soruşturma açılması ve ceza verilmesi”, “soruşturmanın usulsüz biçimde yürütülmesi”, “hukuk dışı, etik kurallara ve mesleki geleneklere aykırı tutum ve davranışlarla baskı oluşturulması”, “benim adamım kadrosunu almadan kimseye kadro vermem’ tutumu”, “dilekçelere cevap verilmemesi”, “izinlerin onaylanmaması ya da geciktirilerek onaylanması”, “mesleğini (hekimlik) yürütmenin engellenmesi”, “gerekmediği hâlde öğretim üyesi alarak çatışmaların arttırılması”, “görevlendirilmelerin uzmanlık alanlarına ya da hizmetin gereklerine göre yürütülmemesi”, “asılsız söylentiler çıkarılması”, “herhangi bir alanda başarılı olma olasılıklarının engellenmeye çalışılması”, “diğer çalışanlardan farklı olarak bazı kişilerin başarılarının görmemezlikten gelinmesi”, “tecrit etmeye, yalnız bırakılmaya çalışılması”, “iş arkadaşlarını bazı kişilerin aleyhine karar almaya zorlama”, “hizmetin gerektirdiği destekten (personel, techizat) yoksun bırakma” sayılabilir. Kuşkusuz üniversitelerde çalışanlar tarafından yukarıda söylenenlere birçok mobbing türü davranış eklenebilir. En az bu tür davranışların yaşanması kadar üzüntü verici olan bir başka gerçek ise mobbinge maruz kalan bir öğretim üyesinin hakkını arayamamasıdır. Hakkını arayabilmek için bir başlangıç olan dilekçelere ya da bilgi edinme mevzuatı çerçevesinde yapılan başvurulara yanıt alınamaması üniversitelerde sık görülür. Ne yazık ki ülkemizde haksızlığa uğrayan bir kişinin hakkını arama yolları çok dolambaçlı ve yokuşludur. Mahkemelerin sonuçlanmasının uzun sürmesi, Yükseköğretim Kurulunun kendisine yapılan başvuruların çokluğu karşısında kıpırdayamaz bir hâlde olması, Üniversite’lerde ve Yükseköğretim Kurulunda Bilgi Edinme Birimlerinin sağlıklı işle(til)meyişi, Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulunun yapılan başvuruları aylarca sonuçlandırmaması mobbing mağdurlarının mağduriyetinin katlanmasına yol açmaktadır.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer