YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Mutlu Ederseniz, Mutlu OlursunuzProf. Dr. Erol ÖZMEN

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Erol ÖZMEN

16.04.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

Hasta ve hasta yakınları ile hekimler arasındaki iletişime dair çeşitli sunumlarda en çok vurgulamaya çalıştığım konulardan biri de, hasta-hekim ilişkisinin uygun biçimde yönetiminin hekimin sorumluluğunda olduğudur. Fakat sunumlarda ve günlük uygulamalarda bu yaklaşıma karşı birçok hekimde hiç beklenmeyen bir direnç olduğu görülmektedir. Meslektaşlarımızın azımsanmayacak bir kısmının bu yaklaşımın çatışmalı durumlarda hastaya hak vermek (Başka bir deyişle, çatışmalarda hekimlerin haksız olduğunun kabul edilmesi) anlamına geleceğini ve hastaları daha da “şımartacağını” düşünüyor olmaları hep şaşırtmıştır beni. Bir kısmı da, hasta ve hasta yakınları “adam gibi davranırsa” hiçbir sorunun yaşanmayacağı kanaatini  taşıyor.

 

Oysa, kişiler arası iletişimin temel kuralları dikkate alındığında bu kaygıların büyük oranda tepkisel olduğu çok açık görülmektedir. Aynı şekilde, hasta-hekim ilişkisinde profesyonel olan tarafın hekim olması da hekime ilişkiyi yönetme sorumluluğu ve yükümlülüğü vermektedir. Hasta-hekim ilişkisi hekimin içinden geldiği gibi değil, profesyonel bir davranış içinde “seçilmiş davranış” göstermesini gerektirmektedir. Nitekim, hastaların bir kurumda karşılaştıklarına başka bir kurumda karşılaşmıyor ya da bir hekimle yaşadıkları bir sorunu başka bir hekimle yaşamıyor olmaları (Hatta farkın siyah ile beyaz kadar net bir farklılık gösteriyor olması) hasta-hekim ilişkisinin yönetilebileceğini kanıtlamaktadır.

 

Ruh sağlığı uzmanları tarafından ayrıntılı olarak incelenen ve tanımlanan “hastalığa psikolojik tepkiler” ve “yas süreci” dikkate alındığında, “hastaların adam gibi davranmaları gerektiği” beklentisinin sağlık çalışanlarını profesyonel yaklaşımdan nasıl uzaklaştırdığı kolayca görülmektedir. Örneğin; gerçek ya da imgesel nedenlerle yaşadığı suçluluk duygularının etkisiyle kolayca öfkelenebilecek olan bir hasta yakınının bu durumunun hekimler tarafından fark edilmesi, ilişki ve iletişimin buna uygun biçimde yönetilmesi gerekmektedir. Böyle bir durumda hekim suçluluk duygusunun alevlendireceği öfkeyi ortaya çıkmadan önleyebilmeli, öfkelendiğinde hasta yakınının öfkesini yatıştırabilmeli ve her türlü girişime karşın saldırganlaşan hastadan kendisini korumayı bilmelidir.

 

Kişiler arası her türlü ilişkide olduğu gibi hasta-hekim ilişkisinde de, yaşanan çatışmalar ve kötü iletişim iki tarafın da kaybıyla sonuçlanır.  Bu çatışma her iki tarafı germekten başka bir sonuç yaratmaz. Hekim açısından baktığımızda, bu gerginliğin kolayca atılamadığı sık görülen bir durumdur. Hekimlerin hekimlik mesleğini seçmelerini etkileyen kişilik özellikleri, meslekleri gereği sahip oldukları değerler ve vicdani yapıları dikkate alındığında bu çatışmaların hekimlerde düşünüldüğünden daha derin izler bıraktığını tahmin etmek zor değildir. Nitekim günlük uygulamalarda hastaları ile daha iyi ilişki ve iletişim kurabilen hekimlerin mesleki açıdan daha doyumlu oldukları, hastaları ile sık sık çatışma yaşayan hekimlerin ise tükenmişlik içinde olduğu görülmektedir.

 

Diğer yandan, günümüzde hem küresel hem de  ulusal düzeyde yaşanan değişimler hasta-hekim ilişkisinde bazı farklılaşmalar oluşturmaktadır. Hastaların beklentileri ve hasta-hekim ilişkisine bakış açıları giderek değişmekte, hastalar kabullenicilikten daha talep edici ve sorgulayıcı olmaya başlamaktadır. Hastaların beklentilerinin eskiye göre daha yüksek olması yanında daha fazla bilgiye sahip olmaları da hasta-hekim ilişkisini etkilemektedir. Bu bilginin yanlış olması yanında doğru olması da bazen sorun olabilmektedir. Bu değişimler, hasta-hekim ilişkisinin kuramsal açıdan ve tıp eğitimindeki ağırlığı açısından yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşündürmektedir.

 

İşin aslına bakacak olursanız, hasta-hekim ilişkisinin hekim tarafından nitelikli bir şekilde yönetilmesi hekime de çok şey kazandırmaktadır. Nitelikli bir hasta-hekim ilişkisi ve iletişimi sonunda öncelikle hastanın öyküsü hakkında daha doğru bilgi alınır, bu da hekimin daha doğru tanı koymasını sağlar,  hasta ise  tedavi önerilerini daha istekli biçimde uygular. Hasta hekimine bağlanır, ona olan güveni artar. Gereksiz çatışmalar, gerginlikler yaşanmaz. Hasta kendisine verilen hizmetten memnun kalır. Sonuç olarak hastasının mutluluğu hekimi de mutlu eder.

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Azize (Emekli)
21.04.2012 14:47:29
Saygı insanın içinde olacak lafını çok beğenirim. Bir kişiyle dr çok ilgilenemedi diye karşıdaki kişinin olumsuz tavırlar alması, saygısız davranması normal karşılanamaz. Hele şiddet, küfürlü konuşma, bağırmalar bunlar karşıdaki kişinin davranışlarına göre yapabileceğimiz şeyler değildir. HERKES KENDİ DAVRANIŞLARINDAN SORUMLUDUR. İşin ehli Psikiyatrist dr.ların da dediğine katılıyorum: kimse bizi mutlu ya da mutsuz edemez; olaylara verdiğimiz tepkilere göre mutlu ya da mutsuz oluruz. Saygılarımla...
People
0
2) Polimorfizm (uzm.dr.)
21.04.2012 12:49:46
Ben hiç katılmıyorum. Profesyonellik adı altında hekimin her zaman alttan alması gereken taraf olduğunu iddia etmek haksızlıktır. Bir insan bir doktorla veya herhangi bir kişiyle ilişki kurmasını bilmiyorsa bunun cezasını doktor çekmemeli. Doktorda davranış bozukluğu varsa tabi ki vatandaş hakkını arayabilmeli. Bunun da sınırları bellidir. Halk nasılsa cahil doktor okumuş adamdır idare etsin derseniz cehalete vize vermiş oursunuz. Kaliteli hizmet kaliteyi hakeden kişiye verilir.
People
0
3) mesleğine küsen hekim (uz dr)
20.04.2012 15:43:04
Sayın hocam! Acil servislerinde ve polikliniklerinde günde yüzlerce ve hatta binlerce hasta bakılmaya çalışılan devlet hastanelerinin birinde sadece bir gün çalışmanızı ve oraya gelen yüzlerce hastayı mutlu edip mutlu olmanızı tavsiye ediyorum. Bu arada Aziz Nesin'in "Muni" isimli öyküsünü okumanızı da öneririm.
People
0
4) ali rıza aktaş (uzm.Dr)
20.04.2012 14:31:19
Hekimlik mesleğini icra edeceklerin asgari taleplerinin karşılandığına ve özlük haklarının olduğuna inanılıyormu?Siyasi çözüm arayıcıları ve seçtikleri bürokratları genelin mutluluğu ve memnuniyeti için feda edilecek bir insan gurubu olarakmı hekimleri görüyor.Burda profeyonel olması gereken idareciler ne kadar profesyonel? Mutlu edebilmek için asgari olarak hekimlerinde mutlu edilmesi gerekmiyormu?Hekimlerinde insan vede insancıl sınırları olduğu gerçek manada algılanıp değerlendiriliyormu? Bu değerlendirmelerden yapılan uygulamaların çözüm sağlaması mümkünmü?Bizden hizmet verirken Tanrı gibi Karşılığını alırkende en mütavazi en biçare bir mahlukat gibi olmamız bekleniyor.Bizneyiz??!!!!!!!!!!!!!!!!
People
0
5) mcm (dr)
20.04.2012 10:43:22
katılıyorum
People
0
6) hassan (uzm dr)
18.04.2012 15:30:19
Hocam Ersin Arslan kardeşimizin vefatından sonrada aynı görüştemisiniz.
Aslında bu tür yazıları birçok asistanın süzgecinden geçerek hastaneye yatmış hastalarla muhatap olan sayın hocalarımız yerine sahada manyağı, psikopatı, esrar keşi ile uğraşan özellikle kırsal kesim ilçe hekimlerinin yazması lazım.

Yada hocalarımızı sahada görmek lazım.
People
0
7) Yasemin İlhan yalçın (hekim)
17.04.2012 10:50:26
Altına imza atabileceğim bir yazı olmuş çok teşekkürler.Tüm hekimlerin okumasını dilerdim.Artık meslektaşlarım yeni hasta profiline göre davranış geliştirmeliler ve iyi iletişim yöntemlerini kullamayı öğrenmeliler,bu konuda Tabip odalarıda üstüne düşeni yapmalı.Yalnızca olanlar protesto etmekle olmaz bu işler.
People
0
8) mehmet can (sağlık çalışanı)
16.04.2012 13:57:39
hocam ağzınıza sağlık.konuyu çok güzel özetlemişsiniz.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer