YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Ne Olacak Bu Üniversite Hastanelerinin Hâli?Prof. Dr. Erol ÖZMEN

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Erol ÖZMEN

09.02.2015, Pazartesi

Tüm Yazıları

Üniversite hastanelerinde tüm çalışanları etkileyeceği (etkilediği) açık olan bir kriz varken üniversitelerin ve öğretim üyelerinin olup bitenleri kayıtsız biçimde izledikleri görülmektedir. Ortada var oluşu etkileyecek ciddi bir kriz varken, sorunun çözümü konusunda yöneticiler dâhil öğretim üyelerinin bir şeyler yapma gereksinimi duymadan eylemsiz bir bekleyiş içinde olmaları üzücü bir durumdur. Muhtemelen üniversite hastaneleri kendilerinin vazgeçilemez olduklarını, sağlık politikalarını belirleyenler ise üniversitelerin eninde sonunda “hiza”ya geleceğini düşünmekteler. Fakat öncelikle sorunun adı net olarak ve yüksek sesle konmalıdır: Üniversite hastaneleri yönetsel ve ekonomik bir kriz içindedir!

 

Öğretim üyeleri biraz da toplumumuzda son zamanlarda iyice yaygınlaşan “öğrenilmiş çaresizlik” hissi içinde çözümü dışarıda (‘bir kurtaran olacaktır elbette’) aramaktadırlar. Fakat sağlık sistemine yönelik mücadele ile üniversite hastanelerinin durumları birbirinden ayrı düşünülerek çözüm arayışı içine girilmesi gerekmektedir.

 

Üniversite hastanelerinin karşı karşıya olduğu sorun gündeme geldiğinde öğretim üyelerinin ilk aklına gelen doğal olarak bu hastanelerin eğitim işlevidir. Tıp fakültelerinin temel işlevi ve önceliği kuşkusuz eğitimdir. Fakat ülkemizdeki yapılanmaya bakıldığı zaman üniversite hastanelerinin aynı zamanda üçüncü basamak sağlık hizmeti sunan ve öğretim elemanlarının gelir elde etmesini sağlayan bir kurum olduğu görülmektedir. Bu yapılanma dikkate alındığında üniversite hastanelerinin tek önceliğinin eğitim olması gerektiğini söylemek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Ülkenin sağlık sistemi içinde üçüncü basamak sağlık hizmetinin sunulduğu ve hizmet verenlere ek gelir sağlandığı kurumda ne yazık ki hizmet de en az eğitim kadar gündeme gelmek durumundadır.

 

Burada asıl sorulması gereken, üniversite hastanelerinin eğitimden kaynaklanan giderlerinin kim tarafından karşılanacağıdır. Günümüzde bu giderler ya üniversite hastanesinin kendi yarattığı kaynaklardan ya da üniversiteye devlet tarafından ayrılan ödenekten karşılanmaktadır. Bu giderler üniversite hastanesinin gelirlerinden karşılanmamalıdır. Diğer yandan bu gidere Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’nun katkı sağlamasını beklemek de doğru bir yaklaşım değildir. SGK’nın kendi varlığını sürdürebilmek için çeşitli önlemler alması da son derece doğaldır.

 

Öncelikle üniversite hastanelerinin ülkenin genel sağlık sistemi içindeki yeri netleştirilmelidir. Eğer üniversite hastaneleri sağlık sistemi içinde üçüncü basamak olma rolünü sürdürmek istiyorlarsa hizmet verdikleri bölgede her türlü üçüncü basamak sağlık hizmetini karşılamaları gerekmektedir. Bir şekilde üçüncü basamağa gelen hastanın gereken sağlık hizmetini mutlaka alabilmesi gerekmektedir.

 

Üniversite hastaneleri tarafından en çok gündeme getirilen taleplerden biri de doğal olarak Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatlarının artırılmasıdır. Ancak bu konuda somut karşılaştırmalı veriler ortaya konulmamaktadır. SUT fiyatlarının artırılmasını talep etmek kadar maliyetler de gözden geçirilmelidir. SUT fiyatlarının etkisini göz ardı etmek mümkün olmamakla birlikte, yaşanan krizin asıl nedeni üniversite hastanelerindeki hantal ve çağdaş yaklaşımlardan uzak yönetsel işleyiştir. Üniversitelerdeki yönetsel işleyişle ilgili “yönetici atanması”, “yöneticilerin denetlenmesi”, “hastaneye eleman alınması”, “‘kaynakların kullanılması”, “hesap sorma ve verme” ve “gelirlerin kullanılması” süreçlerine bakıldığında krizin doğuş ve sürüş nedenleri açıkça görülmektedir. 

 

Yaşanan sorunu aşmak için üniversite hastanelerinde sık başvurulan yöntemlerden biri de daha çok hizmet vermektir. Ancak, uygulamalarda da görüldüğü gibi eğer verimlilik üzerine odaklanılmazsa hizmet verilen hasta sayısının artırılması işe yaramamaktadır. Ayrıca, zararın büyümesine de neden olabileceği unutulmamalıdır.

 

Hastanenin işleyişine doğrudan katkısı olmayanlara (Bazı üniversitelerde dekan, dekan ve rektör yardımcılarının hiçbir katkısı olmamaktadır.) ek katkı payı ödenmemelidir. Hastane zarar ediyorsa yönetsel görevden kaynaklanan ek katkı payı ödemeleri ve görevlendirmeler gözden geçirilmelidir.

 

Öğretim üyeleri eğitim ve araştırma etkinlikleri için kendilerine yapılan ödemeleri artırma mücadelesi vermeli, yapacakları hizmet ve araştırmalar için fon bulma ve kaynak oluşturma alışkanlığı kazanmalıdır.

 

Refleks olarak, kutuplaşmanın etkisiyle köktenci bir karşı çıkışın güncel sorunu çözmeye hiçbir katkısı yoktur. Bugünkü sistem içinde krizi atlatmaya çalışma, sisteme teslim olma ya da sistemi kabullenme anlamına gelmemektedir. Öğretim üyeleri öğrenilmiş çaresizlik içinde teslimiyetçi bir yaklaşımdan sıyrılmak zorundadır. Bir yandan kamuoyu oluşturma, sağlık politikalarını etkileme çabası içinde iken bir yandan da verimliliği artırmanın yollarını aramaları gerekmektedir. Üniversiteler “öğrenilmiş çaresizlik” ve “Nasıl olsa benim fazla zarar görmeyeceğim bir çözüm bulunacaktır.” sarmalından kurtulmanın yollarını bulmalıdırlar.

 

Üniversite hastaneleri sağlık sistemi ile ilgili değişimleri kabullenmese de onlara uyum sağlamak zorundadır. Aksi durumda üniversite hastaneleri yok olacak ve öğretim üyeleri hiçbir şekilde karşı karşıya kalmak istemedikleri uygulamalara maruz kalacaklardır.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) fly (dr)
12.02.2015 22:04:22
ilkokul mezunu futbolcunun milyarlarla oynadığı, lise mezunu polisin 3500, 4 yıl yüksekokul mezunu hakimin 5000 den fazla kazandığı bir ülkede siz toplumun %1 lik diliminde yer alan uzman doktoru 2400 maaş+1600 sabit dönere (ek döner hastanesine göre değişiyo)ve emekli olduğunda da 1500 tl (hepsi o kadar) maaşa çalıştıramazsınız, hele onları yetiştiren ve hayatını bu uğurda heba etmiş hocaları hiç çalıştıramazsınız..zorla güzellik olmaz kardeşim bakın muayenehaneleri kapattınız ne oldu kadın doğum 50 puana düştü ücrada bir çok branştan doktor bulamıyosunuz zorunlu hizmeti bitiren basıyo istifayı..bi kere eşyanın tabiatına aykırı bu, vatandaşta anladı artık ama iş işten geçti..defansif tıp hortladı kimse elini hastaya sürmüyo legal olarak şutluyo hastalar yollarda telef oluyo..artık akılcı çözüm bulmanız lazım mızrak çuvala sığmıyor herkes iş yapar gibi görünüyor!
People
0
2) ilhan kostum (emekli öğretim üyesi)
12.02.2015 17:34:09
BÜYÜK ŞEHİRLERDEKİ ÜNİVERSİTE HASTANELERİNDE BU DÜZEN DAHA NE KADAR SÜRECEK?
ÖĞRETİM ÜYESİ SAAT KAÇTA GÖREVE GELİYOR, SAAT KAÇTA GÖREVDEN AYRILIYOR, BELLİ DEĞİL… ÖĞRETİM ÜYELERİ ARASINDA DA GÖREVE GELMEMEK VEYA GEÇ GELMEK VE ERKEN AYRILMA KONULARINDA YARIŞ VAR.” BANKAMATİK HOCALIK” NE ZAMAN SONA ERDİRİLECEK?
HASTANENİN BORÇ TEDARİK EDİLEREK DÖNDÜRÜLMEĞE ÇALIŞILDIĞI SÖYLENİYOR, ÖĞRETİM ÜYELERİNİN DÖNER SERMAYEDEN ÖDEME YAPMALARININ İLAÇ VE MEDİKAL ALET FİRMALARINA BORÇLANARAK GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİ BELİRTİLİYOR, ANCAK ÖĞRETİM ÜYESİNİ DENETLENEMİYOR, ÖĞRETİM ÜYESİ HASTANENİN PARA KAZANMASI İÇİN ÇALIŞTIRILAMIYOR.
ESKİ HOCALARIN ÇOK TEHLİKELİ BİR ÖĞÜTÜ VARDIR. “KILIÇ KIRILIR, KOL İÇİNDE KALIR”, “BİZ BİR AİLEYİZ, AİLE İÇİNDE OLANLAR DIŞARIDA ANLATILMAZ.” BU SÖZLER “BİZ BİRLİK OLALIM, İSTEDİĞİMİZİ YAPARIZ, KARŞILIKLI ÇIKARLARIMIZI KORURUZ” ŞEKLİNDE YORUMLANABİLİR.
ASİSTANLAR (TIPTA UZMANLIK ÖĞRENCİSİ) ÇALIŞIYOR, ONLARIN EMEKLERİNDEN HASTALARDAN HİÇBİR HABERİ OLMAYAN ÖĞRETİM ÜYESİ YARARLANIYOR. BİR KISIM ÖĞRETİM ÜYESİ (KLİNİSYEN VE CERRAH) ÖZEL HASTA MUAYENESİ YAPARAK KENDİ VE HASTANE BÜTÇESİNE KATKIDA BULUNABİLECEK İKEN, BUNU DA YAPMIYOR.
“NEDEN HASTA BAKMIYORSUNUZ” SORUSU SORULAMIYOR. ÖDENEN ÜCRETLERİN ÇOK DÜŞÜK OLDUĞU İDDİA EDİLİYOR.
YÜKSEK ÖĞRETİM YASASINDA YETERSİZLİK Mİ VAR ?
YASA YAPILIRKEN ÖĞRETİM ÜYELERİ İLE ONLARIN SEÇTİĞİ KENDİ YÖNETİCİLERİNİN BU TÜR HATALARI YAPABİLECEKLERİ AKLA GELMEDİ Mİ ?
YOKSA YETERLİ YASA VAR, MEVCUT DÜZEN ORGANİZE BİR ŞEKİLDE BU YASALARIN UYGULANMASINI ÖNLÜYOR MU ?
ARTIK TOPLUMU DÜŞÜNMEYEN BİLİM ELEMANLARININ NASIL ÇALIŞTIRILMASI GEREKTİĞİ DÜŞÜNÜLEREK YASA YAPILMALIDIR.
“BİLİM ELEMANININ ZEKASI ÜST DÜZEYDE, BU KESİNLİKLE TOPLUM İÇİN, İNSANLIK İÇİN ÇALIŞIR, YASALARDA AYRINTIYA GİRMEYE GEREK YOK” DÜŞÜNCESİ TERK EDİLMELİ, BİLİM ELEMANI TOPLUMA HİZMET VERMİYOR, DEVLETİN KAYNAKLARINI VERİMSİZ BİR ŞEKİLDE TÜKETİYORSA İŞİNE SON VERİLMELİDİR.
People
0
3) bozeren (nş uz dr)
12.02.2015 09:37:16
ne olacak, gerçek üniversitelerin gerçek hastaneleri kalacak, diğerleri arada eriyecek, buharlaşacak. olan da devletin (milletin) parasına olacak. olacağı bu.. bir olayda beklentiler makul ihtimaller ile uyumlu olmalıdır.
People
0
4) osman (dr)
11.02.2015 23:44:43
Çalıştığım ilde asistanları ile beraber 12 hekimden oluşuk bir üniversite kliniğinin aylık cirosu benim özel hastanede tek başıma yaptığım ciro ile aynı. Kimse de kalkıp durumu sorgulamıyor. Benim de işime geliyor. sayelerinde ben iş yapıyorum. İşin garip tarafı 3. basamak sağlık hizmetini bile yine özel hastanelerin veriyor olması. kalite için Sağlık bakanlığı bir şeyler yapıyor, ve üniversitelerin mevcut misyonunu sonlandıracağa benziyor. Üniversiteler ise tam bir bataklık halinde. Şimdilik "ben eğitim veriyorum" avuntusunun arkasındalar. Halbuki bakanlığın ve özellerin eğitimi de üniversitelerin elinden alıyor olduğunun farkında değiller.
People
0
5) ünal ayrancı (doktor)
09.02.2015 10:59:55
o kadar hoca, asistan, öğrenci ve binaya rağmen küçük bir özel hastane kadar verimleri yok. sağlık bakanlığına devredilmeliler biran önce. hoca kisvesi hastaları o hastanelere gitmeyi kısıtlıyor. özelde nasıl bir profesör birebir hasta ile ilgileniyorsa üni hastanesinde de ilgilenmeli.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer