YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Ruhsal hastalıkların tedavisinde ilaç mı daha etkili, yoksa psikoterapi mi?Prof. Dr. Erol ÖZMEN

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Erol ÖZMEN

01.05.2006, Pazartesi

Tüm Yazıları
Günümüzde pek çok kişi ruhsal hastalıkların tedavisinde ilaçların geçici, psikoterapinin ise köklü bir iyileşme sağladığına inanmaktadır. Bu inanış muhtemelen ruhsal hastalıkların soyut bir hastalıkmış gibi görülmesinden ve soyut bir hastalığın somut bir madde olan ilaç ile tedavi edilemeyeceği düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Diğer yandan ilaçlar ile ilgili olumsuz düşünceler de (ilaçların bağımlılık yaptığı, ciddi yan etkiler ortaya çıkardığı) bu inanışı pekiştirmektedir.

Ruhsal yapının, ruhsal işleyişin, her türlü düşünce ve duygunun beyindeki sinir hücrelerinin faaliyetleri ile ilgili olduğu biliniyor olsa da, beyin-davranış arasındaki ilişkinin gerektiği gibi kurulamaması bu inanışı beslemektedir. Ruh (zihin) ve beden, bütün dünyada yaygın olarak birbirinden farklı ve birbiriyle ilgisiz yapılar gibi algılanır. Aynı ikilik ruhsal hastalıklar için de yapılır; hastalığın biyolojik mi, yoksa psikolojik mi olduğu merak edilir. Psikolojik olduğu söylenen sorunlara, “sanki yokmuş gibi” ve “boşlukta oluşmuş gibi” bakılır. Sonuç olarak hastalığın psikolojik olduğu düşünülürse tedavisinin de ancak psikolojik bir tedavi olacağı sonucuna varılır. Oysa ruh (zihin) ve bedenin aralarında keskin bir ayırım varmış gibi ele alınması tamamen yapay bir tutumdur. İnsanda ruhsal ya da zihinsel bir etkinlik olarak düşünülen ne varsa (duygu, düşünce, bellek, yargılama vs.) hepsi beyinin eseridir.

Toplum içinde ruhsal rahatsızlıklarda ilaç kullanmaya karşı isteksizliğin önemli bir nedeni de insanların ruhsal durumları değiştirmek (rahatlamak, keyif almak vs.) amacıyla kullanılan alkol ve uyuşturucu maddeler ile ilgili (doğru ya da yanlış) bilinenlerdir. Belki de insanlık tarihi kadar eski zamandan beri kullanılmakta olan bu maddelerin geçici bir iyilik hali oluşturması ve bu maddeleri kullananlarda bağımlılık ortaya çıkması, ruhsal hastalıklarda ilaç kullanma konusunda isteksizlik yaratan önemli bir etmendir. Oysa günümüzde ruhsal hastalıkların modern tedavisinde bu sorunlar büyük oranda aşılmış durumdadır. Uygun dozda ve sürede kullanıldığında, ilaçla elde elden iyilik hali günlük ve geçici olmamakta ve bazı ilaçlarda var olan bağımlılık riski de uygun biçimde kullanıldığında yok denecek kadar azalmaktadır.

Fakat bu ifadeler ruhsal hastalıkların tedavisinde psikoterapinin etkisi konusunda her hangi bir şüphe uyandırmamalıdır. Çünkü ruhsal rahatsızlıklarının tümünün tedavisinde psikoterapötik girişimler temel tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır. Esas sorun, psikoterapiyi ön plana çıkarırken ilaç tedavisinin değersizleştiriliyor olmasıdır. Psikoterapi ve ilaç tedavisi birbiri için seçenek oluşturan tedavi yöntemleri değildir; tam tersi birbirini tamamlayan ve çoğu zaman birlikte uygulanması gereken tedavi yöntemleridir. Diğer yandan psikoterapi de (ilaç tedavisinde olduğu gibi) hastayı iyileştirirken yine beyin hücrelerinin işlevlerini etkileyerek iyileşme sağladığı da unutulmamalıdır. Bazı hekimlerin, psikologların ve eczacıların ruhsal hastalıkların tedavisinde ilaç kullanımı konusunda bilimsel hiçbir temele dayanmayan olumsuz yaklaşımları, hastaların kafasını iyice karıştırmakta ve ne yazık ki bir çok hastanın tedavisinde aksamalara neden olmaktadır. Bilimsel araştırmalardan ve hekimlik deneyimlerinden elde edilen bilgiler, ruhsal rahatsızlığı olan bazı kişilerin yalnız psikoterapötik girişimlerle, bazı kişilerin ise özgül psikoterapi yöntemleri ile, bazı kişilerin ise ilaç ve psikoterapinin birlikte kullanımı ile iyileştiğini göstermektedir. Fakat ruhsal rahatsızlık yaşayan kişilerin çoğunda en iyi sonuç veren tedavi yöntemi, psikoterapötik hasta-hekim ilişkisi ve ilaç tedavisinin bir arada uygulanmasıdır. Günümüzde ruhsal rahatsızlıkların tedavisinde esas sorun, ilacın mı yoksa psikoterapinin mi etkili olduğu değil; hangi hastada, hangi tedavi yönteminin, ne zaman uygulanacağı konusunda doğru karara varmadır.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
24
1) Hayrettin HATUNOĞLU (Öğretmen)
24.08.2014 13:40:20
Muhterem Hocam,
Ben 2013 Yılında bir yıl süren bir ilaç tedavisi gördüm. Depresyomum, birkaç ay sonra tekrar başladı ve aynı doktor farklı ilaçlarla bir yıl süren bir tedaviye başladı o tedavi de sonlardı ve birkaç ay sonra hastalığım yine başladı. İnanın bu tedavi süresince ilaçlarımı çok dikkatli ve hiç aksatmadan doktorun tavsiyesine göre kullandım. Ama ilaçları kullandığım sürede kendimi iyi hissettim. Ama ilaçlar hastalığımı yok etmedi.
Sürekli sevdiklerimin ölümünü onları kaybedeceğimi düşünüyorum. Birinci dereceden bir akrabamı henüz şükürler olsun kaybetmedim. Ama hep kaybedeceğim korkusu ile kendimi resmen kahrediyorum. Kızım evlilik yaşında biri gelip talip olacak korkusunu yaşıyorum. Oğlumu, kızımı evlendirmek istemiyorum. Oğlum polis memuru tayini Samsun'a çıktı. Ben bir yıldır onsuzluğa alışamadım. Evde boş odasına bakamıyorum bile. Bakınca hüngün hüngür ağlıyorum. Hayatımda değişiklik olsun istemiyorum. Eskiye ve geçmişe çok bağlıyım gelecekten ve yaşayacağım olumsuz olaylardan korkuyorum.
Lütfen Allah rızası için bana bir tavsiyede bulunun. Ben Bursa, Orhangazi ilçesinde buna yaşamak denirse yaşıyorum işte. Çok mutsuzum hem de çok Kalabalık içinde bulunmak istiyorum ama yanıma biri gelince de yalnız kalmak için oradan uzaklaşıyorum. Lütfen bu yorumuma cevap verin ve bana etkili bir tedavi yöntemi tavsiye edin. Allah rızası için, hayatım çelişkiler yumağı sık sık intiharı düşünüyorum. Bu sefer de Annem, Babam; çocuklarım üzülür diye onu da yapamıyorum. Sabırsızlıkla tavsiyenizi bekleyeceğim.Saygılarımla.

Hayrettin HATUNOĞLU
05372756240
hh.oglu@hotmail.com
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer