YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Üniversitelerde Kamu VicdanıProf. Dr. Erol ÖZMEN

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Erol ÖZMEN

21.11.2010, Pazar

Tüm Yazıları

Bir toplumu ya da topluluğu ayakta tutan en önemli ögelerden biri de kamu vicdanıdır. Kamu vicdanı yöneticilerin ya da bazı kişilerin keyfi tutum ve davranışlarını engelleyen en önemli güçlerden biridir. Ortak değerlere yapılan her türlü saldırı kamu vicdanını rahatsız eder. Kamu vicdanı etkili olduğunda insanları ortak değerleri korumaya, yöneticileri de ortak değerleri çiğnememeye yönlendirir.
 

Kamu vicdanını oluşturan en temel ortak değerler arasında adalet, eşitlik, hakkaniyet, insan haklarına saygı, dürüstlük, ahlaka uygun ve etik davranma sayılabilir. Fakat üniversitelerdeki rektörlük seçimlerine baktığınızda öğretim üyelerinin ellerini vicdanlarına koymadıklarını görürsünüz. Aday olan rektör iyi bir yöneticilik sergilememiş bile olsa en yüksek oyu alır. Bir rektörün döneminde etik kurul kullanılarak bilimsel bir araştırmanın yayınlanmasının engellenmesi, ders ve tez danışmanlıklarının dağıtımında açıkça taraflı davranılması, öğretim elemanlarının kimlerle yemeğe gideceğine karışılması, yöneticilerin öğretim üyelerinin birinci derece yakınlarının cenaze törenine yandaş olup olmadığına göre katılması, yöneticilerden birinin bir öğretim üyesini odasından kovması ve üst yönetim tarafından konunun görmemezlikten gelinmesi, mahkeme kararlarını uygulamaması, üniversitenin ödeneklerinin belli öğretim üyeleri için kullanılması, Yükseköğretim Kurulu (YÖK)’nun yönergesini bir defaya mahsus uygulanmadığını resmi yazı ile bildiren bir yöneticinin korunması, öğretim üyelerine randevu verilmemesi, dilekçe ve bilgi edinme hakkının çiğnenmesi, rektörlüğün dilekçeye cevap vermediği için İl İnsan Hakları Kurulu tarafından uyarılması, İdare’den izin alınmadığı gerekçesiyle bilimsel bir toplantıda fakültenin logosonun kullanılması nedeniyle öğretim üyesine soruşturma açılması, öğretim üyelerinin bilimsel toplantılara katılmasının engellenmesi, açılan soruşturmaların sonuçlandırılmayarak bir baskı unsuru olarak kullanılması kimseyi etkilemez.
 

Bütün bunlar dikkate alındığında insanın aklına ister istemez “Üniversitelerde kamu vicdanı var mı?” sorusu geliyor. Ne yazık ki bu soruya verilecek cevap iç karartıcı. Rektörlük seçimi süreçlerine bakıldığında bu değerlere hiç önem verilmediği, etkili olan en önemli iki etmenin yandaş olma ve çıkar elde etmek amacıyla güçlünün yanında yer alma olduğu görülüyor. Bu durumu anlamaya çalışırken esas olarak sosyopatların (antisosyal, psikopat) yalnız kendi çıkarını düşünerek davrandıkları bilgisi ilk anda insanın kanını dondurur, fakat biraz düşününce rektörlük seçimi sürecinde değerleri göz ardı ederek davranan öğretim üyelerinin çok azının sosyopat olarak nitelenebileceği görülür. Asıl sorun öğretim üyelerinin başkalarının haklarına, toplumsal değerlere körleşmiş ve yalnız kendi çıkarını düşünen bireylere dönüşmüş olmasıdır. Bu dönüşümün mutlaka incelenmesi ve anlaşılması gerekmektedir.
 

Üniversitelerde gerçek anlamda demokrasinin olmaması (rektörlük seçimleri üniversitelerde demokrasi olduğu ve rektörün en çok oy almasının onun çok başarılı bulunduğu anlamına gelmemektedir), akademik liyakata önem verilmemesi, yükseköğretim kuruluşlarında hak arama yollarının sağlıklı işlememesi, YÖK’ün üniversite yöneticileri ile ilgili şikâyetleri sonuçlandırmada yetersiz kalması, disiplin soruşturmaları ve yargı süreçlerinin çok uzun sürmesi, rektörlerin keyfi tutum ve işlemlerini engelleyecek ve cezalandıracak bir sistemin olmayışı, yandaş olunmadığı zaman öğretim üyesinin başına her an her şeyin gelebiliyor olması bu durumu yaratan en önemli etmenlerdir. Fakat bu durumun oluşmasında yalnız dış etmenleri suçlamak öğretim üyelerinin kendi sorumluluklarını görmelerini engelleyebilecek bir yaklaşımdır. Öğretim üyelerinin kayda değer bir kısmı bu tür uygulamalara karşı çıktığında, kamu vicdanı bu yönde işlediğinde yöneticilerin bu tür tutumlar göstermesi ve işlemler yapması mümkün değildir. Kamu vicdanını tek tek bireylerin oluşturduğu dikkate alınırsa, öğretim üyelerinin kendilerine vicdanlarının rahat olup olmadığını ve adalet, eşitlik, hakkaniyet, insan haklarına saygı, dürüstlük ve ilkelilik gibi en temel değerlere sahip çıkıp çıkmadığını sorması gerekmektedir. Üniversitelerde yaşanan bütün bu olaylar öğretim üyelerinin vicdanlarının sesine yeniden kulak vermesi ve bu sese sahip çıkması gerektiğini düşündürüyor.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)