YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Milletimiz Unutkan, Ama Hekimlerimiz de Çok Akıllı Değil Herhalde! Prof. Dr. Figen DORAN

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi

Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı

Prof. Dr. Figen DORAN

08.10.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

Geçenlerde internette hastaları tarafından öldürülen hekimlerle ilgili bir yazıyı içim yanarak bir kez daha okudum.

Dünyada ilk kalp naklini gerçekleştiren Dr. Christiaan Barnard’ın asistanlığını yapan Topkapı Hastanesi Başhekimi ve tanınmış Türk Kalp Cerrahı Doç. Dr. Edip Kürklü’nün 5 Haziran 1988 tarihinde arabasının içinde kurşunlanarak öldürülmesini anlatıyordu o yazı... Bir gazinocu  hastanın bir yakınının, bu kıymetli insanı hiçbir suçu ve ihmali olmadığı halde nasıl da katlettiğinden bahsediyordu. Ya Dr. Göksel Kalaycı? Önce genel cerrahi, sonra göğüs cerrahisi ihtisası yapmış, profesör olmuştu. Ameliyat ettiği hastası “Ben ölürsem, sen de öleceksin!” diye tehdit etmişti. Hastanın yakını tarafından, yıllarını verdiği İstanbul Tıp Fakültesinin bahçesinde 11 Kasım 2005’te vuruldu...

 

         15 Ocak 2008’de, Dr. Ali Menekşe elli bir yaşındayken Giresun Göğüs Hastalıkları Hastanesinde  elli birinci doğum gününde, bir hastası tarafından öldürüldü... Dr. Ersin Aslan ise henüz otuz yaşındaydı. Gaziantep Devlet Hastanesinde göğüs cerrahisi uzmanı olarak çalışıyordu. Daha önce ameliyat ettiği hastanın ölümünü  nüfus sistemine bildirmek zorunda olduğu ve bu nedenle 700 liralık emekli aylığı kesildiğinden, bu parayı usulsüzce almaya devam etmek isteyen on yedi yaşındaki torunu tarafından bıçaklandı... Dr. Aslan, 17 Nisan 2012 günü hayatını kaybetti... Bu doktorlar, hastaları veya hasta yakınları tarafından öldürülenler.

 

         Bir de hekimlik mesleğini icra ettikleri için ölenler var. Örneğin;  Dr. Cengiz Çetin. Henüz yirmi üç yaşındaydı. Sualtı Hekimliğinde asistandı. Uzmanlık eğitimine başladığının yirminci günü, iki dalgıcın tedavisi için basınç odasına girdi. İstanbul Tıp Fakültesindeki İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma alet patlayınca 27 Temmuz 1998 günü hayatını kaybetmişti… Dr. Mustafa Bilgiç ise yirmi altı yaşındaydı. Samsun On Dokuz Mayıs Üniversitesinde Acil Tıp Ana Bilim Dalında asistandı. Eşi de aynı tıp fakültesinde çocuk ihtisası yapıyordu.
Tedavi ettiği Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastasının iğnesi eline battı... 21 Eylül 2012 günü hayatını kaybetti...

Ya darp edilenler, hakarete uğrayanlar, itilenler, kakılanlar?..

        Vallahi çabuk unutan bir milletiz. Bu yüzden de bazı şeyleri hep hatırlatmak gerekir bizim insanımıza ve kendimize. Yani hafızalarımızı tazelemek gerekir. 
        Örneğin; Kenan Evren’in “Mecburi hizmete gelen doktorları ağaca bağlayın, kaçmasınlar.” dediğini, “Askerden fazla para alıyorlar.” diyerek sağlık personel yasasını iptal ettiğini ve tüm sağlık çalışanlarını 657 sayılı Yasa’ya tabi kılarak o günkü parayla 90 bin lira maaş alan bir pratisyen hekimin artık 18 bin lira maaş almaya başladığını ve aynı dönemde  bir teğmen maaşının 35 bin lira olduğunu…

İmren Aykut’un Çalışma Bakanı olduğu dönemde “Ne verirseniz verin, bu doktorların gözü doymaz.” dediğini ve hatta halen siyasetçilerimizin, hekimlerimizin ellerinin  hastaların cebinde olduğunu ifade ettiklerini unutmamamız gerekir. 

       Hiç kimse kusura bakmasın, gönül koymasın. Kibirden değil yazdıklarım, haksızlığa karşı durmamdan. Üniversiteye giriş sınavlarında en yüksek puanları alan ve bunun için çok disiplinli ve özverili bir orta öğretim yaşamını tamamlayan bizleriz. Hiçbir fakültede olmayan ağırlıktaki dersleri alarak bir yılın bir tek ders kabul edildiği bir eğitime tam altı yıl emek veren bizleriz. Hiçbir sivil memurda olmayan zorunlu devlet hizmetini çoğunlukla doğu ve güneydoğuda ailesinden uzakta yaşayan bizleriz. ÖSYM’den daha zor bir sınav olan TUS sınavını geçerek uzmanlık eğitimi için diğer meslektaşlarımızla yarışan bizleriz. Uzmanlık eğitimi süresince insani koşullardan uzak, çok çalışmalı, bol nöbetli en az dört senelik az maaşlı, çok çileli dönemi yaşayan bizleriz. Uzman olduktan hemen sonra yine zorunlu devlet hizmeti için Türkiye’nin yaşaması en zor bölgelerine gitmek üzere yollara düşen yine bizleriz.

 

Sonra mı? Erkekseniz, uzun dönem askerlik sizi bekliyor. Kadınsanız, yaşınız 33’e çoktan ulaşmıştır. Evliyseniz gecikmiş bir gebelik, evli değilseniz gecikmiş bir evlilik ile karşı karşıyasınız. Bir de bunun yan dal uzmanlığı var, yan dal uzmanlığı sonrası zorunlu devlet hizmeti var,  eş durumunun kollanmadığı tayini var... Aldığınız maaşın hâlâ polis maaşına denk olması var. Riski var, gecesi gündüzü olmayan bir çalışma düzeni var.  Ailenden ve kendinden çok şey vermesi var...

          Vallahi çabuk unutan bir milletiz biz.

Bir de, hekimlerimiz  o kadar da akıllı değil herhalde!..

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) semsi temizeller (dr)
14.10.2012 18:20:30
Sn Ramazantas kibirliyle onurluyu birbirine karistirmis. Insallah ikincisinin anlamini biliyordur. Ama kendisi hekim degilse, yazida bahsedilen tibbi egitim-tibbi sinav-calisma-nobet-mecburi hizmet zorluklarinin nasil birarada yasandigini zaten bilmiyordur. Bu durumda fikirlerinin bizim icin anlami ne kadar olabilir?
People
1
2) Uzman Hekim (Bahtsız)
12.10.2012 12:31:21
90.000 nüfuslu ilde bile Tıp fakültesi açılan bir ülkedeyiz. İnsan hayatının ucuz olduğu ülkede hekim ve emeği kıymetli olabilir mi? Yaşlandığımızda gideceğimiz doktorları ve aldıkları eğitimin seviyesini düşünemiyorum. Bakkal dükkanı gibi Tıp fakültesi açılıp, ordan mezun olan hekime zorunlu hizmet yaptır, erkekse askerlik yapsın, sonra da hasta yakınları sövsün, dövsün isterse öldürsün. Gelecekte aklı olan asla hekim olmaz bu Ülkede. Kul hakkı diye bir kavram varsa bizi bu hale sokanlara helal etmiyoruz...
People
1
3) Frankie Bellevan (Tıp Doktoru)
12.10.2012 11:52:43
bu koşullar altında yine hekim olmayı sevdiklerinize,dostlarınıza tavsiye eder misiniz figen hocam?saygılar.
People
0
4) cemal (op.dr.)
09.10.2012 23:14:26
haksızlığa neden olan devlet yıkılır.türkiyede bu doktorların bedduaları yüzünden yıkılacak...gece gündüz beddua ediyorum.sizde edin..
People
0
5) Ahmet ER (Uzm.Dr)
09.10.2012 16:18:08
Sağlık sorununuzu çözen kim olursa o elinde ister istemez çok büyük bir güç hisseder. Evet hekimlik böyle bir olgu ve dünyanın her tarafında da bu böyle. Onun için hekimlerin hem maddi hem manevi ihtiyaçları tam manasıyla karşılanmalıdır. Eğer karşılanmazsa o toplumun sağlığı ile ilgili değerlendirmeler hep eksik kalır. Bizi aslında bu duruma düşüren kapitalist zihniyetin dünyaya egemen olmasıdır. Yoksa kanunları ister hekimden yana yap istersen hastadan yan yap sonuç değişmez.İnsanların birbirlerine karşı saygısı ancak ve ancak gerçek bilgi ile olur. Gerçek bilgide zaman olur hiç kimseden saklanmaz. Biz doktorlar her zaman doğru bilgiyi eğmeden bükmeden ve menfaatimiz olmadan kullanmak durumudayız. Yoksa her zaman sorunlar bizi bulur ve biz o sorunların altında acı acı eziliriz. Aklımızı elbette kullanacağız ama esas yürekten bu işi yapabilmek bence. O da bu düzende çok zor. Çekeceğimiz zülüm daha yeni başlıyor bence.
People
2
6) ramazantaş (araştırmacı)
09.10.2012 08:55:00
Yazıda da bahsi geçen bu kadar insan doktorlar hakkında bir şeyler söylemiş.Belki genelleştirerek hata yapmışlar ama "milletimiz unutkan" lafıyla imaen milletimizi suçlarken kendinize bakmayı başaramadığınız, hatalı meslektaşlarınızın olabileceğini kabullenemediğiniz yazınızdan anlaşılıyor.Kibir mi?Evet, yazının çok yerinde kibir akıyor.Yazıyı yazan kişi şöyle mi zannediyor?Herkes doktor olmak için ölüyordu ama çok çalışkan, çok zeki, bazı üstün özellikli insanlar doktor olabildi.Başka meslek gruplarının kariyerinde bu kadar eziyet yok.Yazıdan bu sonuç çıkar....Yazık...
People
2
7) K. ATAKOĞLU (Hemşire)
08.10.2012 19:45:36
Figen Hocam; iç burkan yazınızı gerçi "biz" diliyle yazmışsınız, belki bana söz düşmez. 25 yıllık meslek hayatım hep üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde geçti. Hancı yolcu ilişkisi gibidir ilişkimiz; naçizane çok doktor tanıdım. İçinize su serpmek değil amacım; mesleğinizde çok güzel insanların çoğunlukta olduğunu biliyorum. Tüm kamu mesleklerine bir bakın; yozlaşmanın bini bin paradır. İnsanların en aciz hallerinde yanlarında siz ve bizler varız ve suistimal eden, dolandıran, taciz eden çok ama çok azdır. Kirli bir dünyada, yozlaşmış, sürüklenen bir toplumda temiz kalabilmek de bir erdemdir. Gün olur geçer bu devran, hekim yine hekim kalır, üzülmeyiniz. Saygılarımla,
People
1
8) Atılgan Sakin (Uzman Hekim)
08.10.2012 17:39:18
Hekimler de insan, unutmaları normal. Ancak normal olmayan var. Son dönemdeki sağlıkçılara karşı şiddet eylemleri halkın özellikle kışkırtılmasının sonucudur.
SSK'nın sağlık kuruluşlarının Sağlık Bakanlığı'na devri esnasında bakanın SSK hekimlerini rencide eder tarzda " Sırtına steteskop değmemiş hastalar" konuşması gizli bir kışkırtmadır. Bakanlığın kurduğu hat da aynı amaca hizmet etmektedir. Biraz seçkinci bir söylem olabilir ama toplumun çoğu haklıyla haksızı, kendi haksız olduğunda ayırd edebilcek durumda değil. Bu durum eğitimden de bağımsız. Konu kendisi olunca hep kendi haklı.
Burada u söylenebilir; doktor düşmanlığı yapanlar zamanında sınavları kazanamadıkları için içlerindeki bastırılmış duyguları bu şekilde tatmin ediyorlar. Hekimlerin akıllı olmadığı konusunda haklısınız: Hepimizi biliriz: İnsanın aptalı doktor, doktorun aptalı cerrah, cerrahın da aptalı beyin cerrahı olur. Bu durumda ben kendimi en aptaldan bir kademe daha akıllı görüyorum. Buna da şükür.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA
12/09-15/09 10. Ulusal Haseki Tıp Kongresi ve 9. Haseki Hemşirelik Sempozyumu HEMŞİRELİ... SAKA