YAZARLAR

Tüm Yazarlar

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ ve ETİK DİYE BİR İLKE VARMIŞProf. Dr. Gazi ÖZDEMİR

Türk Beyin Damar Hastaliklari Dernegi Kurucu Baskanı

Prof. Dr. Gazi ÖZDEMİR

22.11.2004, Pazartesi

Tüm Yazıları
Tüm dünyada olduğu gibi ülkenin birinde belirli işleri yapmakta olan esnaflar, yaptıkları işi hem görüntüleyip belgelemek, hem de işi daha ayrıntılı ve net yapabilmek için son sistem teknik cihazlardan ve fotoğraf makinelerinden yararlanma durumunda kalıyorlarmış. Bu cihazlar ve fotoğraf makinelerini kullanan, bilfiil çalıştıran ve çekimleri en iyi şekilde yapıp bu esnaf gruplarına sunmak üzere sorumlulukları bulunan esnaf da, şehirde ayrı birer dükkan halinde çalışıyorlarmış. İşi olan esnaf, çekim sırasında bizzat kendisi bir işlem yapmayacaksa ve sadece çekim yapılacak bir işlem ise, ne tür bir çekim istediğini belirtip cihazların olduğu esnafa işi gönderiyormuş. Çekim yapan esnaf da işin sahibi esnafa yaptığı çekimlerin belgelerine bir rapor halinde kendi kanaatini ekliyormuş. Belirli işi yapan esnafın bazen sahip olduğu ve sorumlusu olduğu işte, dikiş dikme durumu olur ve bu işi bir canlıda yapıyorsa onu acıtırmış da. Dikişli işi yaparken de cihazların rehberliğine ihtiyaç duyar, onlardan yararlanır fakat cihazları kendisi değil, yine cihaz ve fotoğraf makineleri esnafı kullanırmış. Bu işini yaparken de cihazları kullanmayı veya bizzat çekim yapmayı aklına bile getirmezmiş. Çünkü kendisinin sınırının sadece cihazlardan yararlanmak, cihaz sahibinin de sadece cihazları kullanması konumunda olduğunu çok iyi bilirmiş. Dolayısıyla hiç kimse kimsenin işine karışmazmış.
Belli bir zaman öncesine kadar esnaflar arası iletişim bu şekilde giderken, iş yapan esnafın dikiş işlemlerinde kullanılmak üzere yeni, fakat pahalı iplikler piyasaya verilmiş. Bu pahalı ipliklerin piyasaya çıkması ile birlikte belirli işi yapan esnafın yaptığı işe kendini biraz da olsa yakın kabul eden başka esnaflar da talip olmağa ve "bu işte bir rant var, biz de bu işe el atalım" demeye başlamışlar. Bir örnek verecek olursak, şehrin ana su deposu ve boruları işi ile uğraşan bir esnafın bu işine tarla su işleri, ev su işleri, su motorları işleri gibi işlerle uğraşan esnaf yanında çekim ve fotoğraf işini yapan esnaf da ilgi duymağa ve ben de bu işi yapacağım diye diretmiş ve bu konuda kendini yetiştiren ekipler oluşturmuşlar. İşin garibi, cihaz esnafı, benzer işleri yapan ve zaman zaman yine kendilerine iş getiren diğer esnaflardan su motoru işini yapmakta olan esnafın işine karışmamışlar. Bu esnaf hem işine cihaz ve fotoğraf makineleri esnafını işine karıştırmamış, hem de pahalı ve yeni iplikleri kullanmayı sürdürmüş. Diğer esnaftan da özellikle şehrin ana su deposu işini yapan esnafın işine daha bir hevesle ve dört elle sarılarak karışmağa başlamışlar. Bütün dünya ülkelerinde bu karışıklık olurken çoğu ülkedeki esnaf ezelden beri belirlenmiş olan esnaflar arası mesleki etik kurallarına uymuş ve birbirleri ile olan bu rekabetlerini "bilgi ve beceri rekabeti" sınırlarında tutma olgunluğunu göstermişler.
Tüm dünyada esnaf etiği yasasının kurallarında:
"Madde: Esnaf, mesleğini uygularken reklam yapamaz, ticari reklamlara araç olamaz, çalışmalarına ticari bir görünüm veremez; insanları yanıltıcı, paniğe düşürücü, yanlış yönlendirici, meslektaşlar arasında haksız rekabete yol açıcı davranışlarda bulunamaz.
Madde: Hekim, kendi meslektaşları ve insan sağlığı ile uğraşan öteki meslek mensupları ile iyi ilişkiler kurar, meslektaşlarına veya tedavi ekibinin bir başka üyesine karşı küçük düşürücü davranışlarda bulunamaz.
Madde: Hekim, meslektaşlarını mesleki yönden onur kırıcı ve haksız saldırılara karşı korur" demekte iken sadece bir ülkedeki cihaz ve fotoğraf makineleri kullanan esnaf yukarıdaki etik kuralları hiçe saymış ve estetik olmayan ilkel bir mafya ve çete yöntemine başvurmuş ve özel iplikler ile malzemeleri o ülkeye getirip pazarlayan esnafı "falan esnafa gerekli olan yeni ve pahalı malzemeyi vermeyeceksin, yoksa senden malzeme almayız" diyerek tehdit etmiş ve bu malzemelerin şehrin ana su deposu işini yapan esnafa verilmesini engelleme yoluna sapmış.
Yine aynı ülkenin Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanununda:
"Madde: d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,
Madde: a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler,
Madde: b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması" yasal olarak suç iken hem cihaz esnafı, hem de malzeme pazarlayan esnaf hem bu suçu işlemeye, hem de esnaf etiği kuralını çiğnemeye başlamışlar. Yani iş yapma ve iş becerme mesleki temiz duygularına, ilkel düzeydeki çete kuralını karıştırarak saygınlıklarını ve esnaf etiğini zedelemişler ve yasal yönden suç da işleyecek kadar küçülmüşler. Halbuki hırslarına mağlup olmayıp rekabeti bilgi ve beceriye bıraksalardı daha bir büyüyecekler ve saygınlıklarına bir zarar getirmeyeceklerdi.
Belirli iş yapmakta olan esnaf, pahalı ipliğin pazarlama esnafı tarafından kendisine de verilmesini sabırla ve şimdilik yasal yollara başvurmadan beklerken, kendi sorumluluklarındaki işin tek yönlü de olsa özel eğitim almış ve kendini yetiştirmiş bazı cihaz esnafı tarafından da yapılmasına karışmadığı gibi, bu pahalı yeni iplikli işi yapacak esnafın olmadığı yerlerde bu işi yapmalarının faydalı olacağına ve bu ekiplerden yararlanmaya devam edilmesinin uygun olacağına inanmaktadır. Ayrıca işine karışılmayan ve sorumluluğunu almış olduğu işi sonuna kadar her şeyiyle bizzat kendisi yapmağa devam etmekte olan su motorları esnafı dururken, kendisi de aynı konumda olduğu halde onlar gibi olamaması ezikliği onu çok üzmekteymiş. Diğer taraftan da hem ülke yararını ön planda tutmakta, hem de iş sahiplerini düşünmekteymiş.
Etik kurallar içinde kalmak üzere tüm dünyada devam eden bu karışık durumu düzeltmek amacıyla bazı ülke sorumluları düşünmüşler ve şehrin ana su deposu ve diğer su yolları ile uğraşan tüm esnafı, "su işleri merkezleri" şeklindeki merkezlerde toplamayı ve birlikte çalışmalarını sağlamayı uygun bulmuşlar. Bu merkezlerde hem iş yapan esnaf, hem cihaz ve fotoğraf makineleri, hem de bu makineleri kullanan esnaf birlikte olmağa başlamışlar. Etiğin çiğnenmiş olduğu ülkede de tüm esnaf böylesi bir yapılanmanın olmasını ve etiğin galip gelmesini sabırsızlıkla bekler olmuş. Onlar ermemiş muratlarına biz çıkmayalım kerevetine.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer