YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Ey, Hekim Öğretim Üyeleri! Üniversite veya Bakanlık Eğitim Hastanelerinde Çalışacaksanız,..Prof. Dr. Gazi ÖZDEMİR

Türk Beyin Damar Hastaliklari Dernegi Kurucu Baskanı

Prof. Dr. Gazi ÖZDEMİR

14.01.2013, Pazartesi

Tüm Yazıları

31 Aralık 2012 tarihli köşe yazımda, “part-time” çalışmayı seçen öğretim üyelerinin Sayın Başbakan ve Sayın Sağlık Bakanının ameliyat yaptırmalarının hem YÖK Yasası’na hem de 26 Ağustos 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan kanun hükmündeki yasalara göre doğru olduğunu ve Bakanın ilk demecinin değil de, sonraki demeçlerinin bu doğrultuda olduğunu belirtmiştim. Çünkü, Bakanın ilk demecinde söylediği doğru değil ve söylediğinin sakıncaları da ortaya çıkmış ki, söylediğine uymayan doğruyu uygulamıştır. Ancak, her nedense sayın üniversite yetkililerinin yasaları kendi yorumlarına göre değil de, Bakanın sadece ilk demecine bakarak ve kraldan çok kralcı kesilerek hareket ettiklerini ve sonuçta, olmaması gereken bir kaosa yol açılmış olduğunu belirtmiştim.  En son olarak da, 25 Aralık günü “CNN Özel Röportaj” programında Sağlık Bakanı, yazımdaki görüşüme paralel konuşması ile konuya bir kez daha açıklık getirmiştir. Yani, Bakan döne döne yapılması  gerekeni söyleyip duruyor, fakat yetkililer uymuyorlarsa ne yapsın ki? Sayın Bakanın demeçlerinde,  benim de 10 Ekim 2011 ve 31 Aralık 2012 tarihli köşe yazılarımda, “Dilimizde tüy bitti!” misali açıkladığımız gerçeği tek cümle ile özetlersek; halen “part-time” çalışan öğretim üyeleri, öğretim üyeliğinin yasal görevleri çerçevesinde, fakat döner sermayeden tek kuruş talep etmeksizin, mesleklerinin gerektirdiği araştırma, eğitim-öğretim ve pratik uygulamaları eğitimi verecekleri kişi ile birlikte yapabilecekler. Ancak, bu işleme ilişkin tüm döner sermaye getirileri, bu işlemi yapan ve “full-time” çalışmakta olan hekime yazılacaktır.

 

Konuyu bu şekilde toparladıktan sonra, gelelim bu öğretim üyesi arkadaşlar, şimdiki gibi yine “part-time” statüde mi, değilse hangi statüde ve hangi kural ve kriterlere göre çalışsınlar görüşlerime.

 

Şu anda tartıştığımız ve fikir jimnastiği yapmakta olduğumuz konu, sadece üniversite ve Bakanlık eğitim hastanelerinde “part-time” çalışan öğretim üyeleri değil, tam gün çalışıp, hasta seçme özgürlüğü çerçevesinde hasta tarafından tercih edilip, özellikle kendisinin bizzat ilgilenmesi için seçilen öğretim üyelerini de içermektedir. Diğer hastanelerde çalışan meslektaşlarımızın tam gün veya kısmi zamanlı çalışma durumları yazımızın dışındadır.

 

Benim görüşüme göre;

 

• Tam veya kısmi statüde değil, bütün öğretim üyeleri tam gün çalışmalı. Ancak tam gün çalışsa da, isteyen muayenehane açabilmeli ve mesai saatinden sonraki bu çalışmasına engel olunmamalı. Şu anda uygulanmakta olan “part-time” çalışanı döner sermayeden ve tazminatlardan mahrum eden, ama diğer taraftan “Arkadaş, ücret verirken senin öğretim üyeliğine bakmadan ben sana asgari ücrete yakın bir ücret vereceğim, ama senin bu ücret kayıplarını çıkarman için dürüstlük çerçevesinde de olsa uğraşını tefe koyacağım ve bunu bahane de edip sistemi kökten kaldıracağım.” denilen bu uygulama kadar abuk bir şey olamaz. Tabii, lafım işi sulandırmayanlara.

 

• İster üniversite isterse Bakanlık eğitim hastanelerinde bütün öğretim üyeleri,2-5 yıllar arasısözleşmeli hale getirilmelidir.İster muayenehane açmış ister açmamış olsun, hepsi derece ve kıdemlerine göre ve emekliliklerine yansıyacak şekilde ve yasal her türlü tazminat ve katkılı tam maaşlı olmalıdır.Bu maaşları da, yüksek maaşlı bir devlet memurunun maaşına göre indekslenmelidir. Muayenehane açan ve açmayan farkı kaldırılmalı ve muayenehaneli çalışan, kuşa döndürülmüş şimdiki maaşındaki kayıplarını kapatmak uğraşısına sokulmamalıdır. Artık memurlar da Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’na bağlı olduklarına göre, sözleşmeli olacaklar da yine SGK’ya bağlı olacaklar demektir. Tabii bu sistemin en önemli püf noktası, gerek başlangıçta ve uzatma ve gerekse fesih aşamalarında temel kriter belirlenmiş olan bilimsel ve pratik çalışma puanları, yani liyakat olmalı, yetkilinin kanaatine ve iki dudağı arasından çıkacak söze bağlı olmamalıdır.

 

• Her bir ana bilim ve yan dalda bulunup muayenehanesiz veya muayenehaneli öğretim üyesinin, aylık ve yıllık yapması gereken bilimsel ve hastaya ilişkin her türlü işlemler rutin veya özeline bakılmaksızın asgari sayılarla belirlenip puanlandırılmalı ve bu çalışmaları, tam maaşı karşılığı sayılmalıdır. Bu asgari aktiviteleri aşmalar puanlandırılıp, maaş dışında teşvik primi olarak değerlendirilmelidir.

 

• Özellikle üniversite hastanelerinde ve diğer eğitim hastanelerinde performans sistemi denen ve eğitim, araştırma, bilimsel toplantı, bilimsel yayın, halkı aydınlatma girişimlerinden ziyade kalitatiften çok kantitatif temelli hasta sayısına dayanan sistemden vazgeçilmeli ve yapılacak puanlandırmalarda bilimsel araştırma, eğitim-öğretim ve uygulamalara öncelik verilmelidir

 

• İki-üç veya altı aylık dönemler halinde bu öğretim üyesinin aktivitelerinin toplam olması gereken asgari puan miktarı belirlenmeli ve bu puanı tutturmanın karşılığı olan tam maaşına dokunulmamalı, eksik puanda maaş kesintisine veya süresinde sözleşmesinin feshine gidilmeli. Puan aşımında ise her puana karşılık bir para miktarı belirlenmeli ve belirlenecek her dönem sonunda toptan ödemeler yapılmalıdır.

 

Muayenehane açmadan çalışıphasta tarafından özel ilgisi için seçilen öğretim üyesinin yapacağı hastaya yönelik her işlem, Sağlık Bakanlığı, Türk Tabipleri Birliği ve her üniversite ve eğitim kurumunun yetkililerinin bir araya gelip belirleyeceği özel ücretler, döner sermaye kanalıyla tahsil edilmeli ve SGK listesinden fazla olan kısmın yüzde 50-60 gibi kısmı öğretim üyesine ayrılmalıdır. Bir işlemi birden fazla sağlık ekibi yapmışsa, bu oran kişilere yine statülerine göre pay edilmelidir. Bu arada, olur da hasta memnuniyeti çerçevesinde ilgili öğretim üyesine ekstradan ve hediye niyetiyle verilmesi istenecek bir bedel olursa, yine döner sermayece alınmalı ve öğretim üyesine ya tamamı veya yüzde 90’ı ayrılmalıdır. Böylece hiçbir öğretim üyesi ile hasta arasında maddi bir konu olmamış olur. Hediyenin üst sınırı da milletvekillerine uygun görülmüş olan 12.000 YTL’yi aşmamalıdır (Bu hediyeye “milletvekili bıçak parası” demiyoruz zaten). Öğretim üyesinin belirleyeceği iki veya üç gün, yine kendi programına göre belirleyeceği günde ikişer üçer saatlik zamanlar da özel hasta muayenesine ayrılmalıdır.  Zamana uyulup uyulmadığı sıkı bir denetlemeye tabi tutulmalı ve istismara karşı caydırıcı, ciddi yaptırımlar oluşturulmalıdır.

 

• Olur da, hasta ile gayrı-resmi bir maddi menfaat sağlama durumunda, o suçu işleyen öğretim üyesi hakkında soruşturma açılmalı ve söz konusu maddi getirinin katları, tekrarında sözleşmenin feshine gidilmelidir.

 

• Muayenehanesi olmadan çalışan öğretim üyesinin kazancı şunlar olacaktır; mesai saatinden sonra ve hafta sonları ile bazı resmi tatillerini keyfince değerlendirecek, muayenehane stresine girmeyecek, vergi ve vergi memurları ile muhatap olmayacak, bir nevi tabelasız muayenehaneciliği hastanede yapacak. Bu öğretim üyesinin kaybı ise; hasta muayene ücreti daha az olacak, hastaların onu bulması zor olacak, özel hastane kazancı olmayacak. Bu nedenle de aylık veya yıllık kazancı, muayenehanesi olana göre belki daha az olacaktır.

 

Muayenehane açarak çalışmakta olan öğretim üyesi iseartık hasta tarafından muayenehanesine gidilip özel ilgilenilmesi istenen konumda demektir. Ve bu öğretim üyesine de, muayenehanesi olmayan öğretim üyesine tanınan hak gibi, haftada iki üç gün, yine kendisinin belirleyeceği günde ikişer üçer saat muayenehanesine erken gitmesine müsaade edilmelidir. Zaman uygunluğu sıkı bir denetlemeye tabi tutulmalı ve istismara karşı caydırıcı, ciddi yaptırımlar oluşturulmalıdır.

 

• İşte bu öğretim üyesi, isteyen ve uygun bulduğu hastasını ya bağlı olduğu üniversite hastanesi veya Bakanlık eğitim hastanesine veya hastanın isteği ve kendisinin de uygun görüşü ile ilgili olduğu özel bir hastaneye yönlendirecektir.

 

• Üniversite veya Bakanlık eğitim hastanesine yatan hasta ve bu öğretim üyesi, artık o hastanenin sanki muayenehanesi olmadan çalışmakta olan bir öğretim üyesinin ücretlendirilmesine tabi olacaklar ve hasta işlemlerinin tüm ödemeleri ve olursa hediye karşılığı da yine döner sermayeye yatırılıp, öğretim üyesine ayrılacaktır. Yani, muayenehanesi olmayan öğretim üyesi gibi hastasına özel statü ile ilgilenecek ve döner sermayeden aynı şekilde yararlanacaktır. Böylece, bu öğretim üyesinin, muayenehanesi olduğu halde, muayenehanede alacağı muayene ücreti dışında hasta ile doğrudan maddi bir ilişkisi söz konusu olmamış olacaktır. Muayenehanesi de olsa, bu öğretim üyesinin, eğitim hastanesinden olacak gelirleri, resmi belgeli de olmuş olacaktır. 

 

• Peki, bu öğretim üyesinin, tam gün çalışana göre kazancı ve kaybı ne olacak denirse? Kazancı; hastalar onu çok daha kolay bulacaklar, muayene ücreti hastanedekinden yüksek olacak, özel hastanede hasta işlemleri yapabilecek ve bence en önemli olması gereken de, öğretim üyeliğinin araştırmacılığı ile bilimsel aktivitelerinin duygusallığını ve manevi kazancını yine devam ettirecektir. Kayıplarından biri, belki bilimsel aktivitesinin etkilenmesi gibi görünmektedir. Ve ilk bakışta sanki bilimsel aktivitelerden uzak kalacakmış gibi görünmektedir. Ancak, eğer bu öğretim üyesi çok çalışkan, fazla hobileri olmayan ve gereksiz uğraşlarla vakit kaybetmeyip, zamanını da en iyi şekilde değerlendirebilen becerideyse, değil bilimsel aktivitelerden uzaklaşma, tersine, maddi durumu daha iyi olacağından, kazandığının bir kısmını ayırarak bilimsel aktivitelere daha fazla katılabilme avantajında da olabilecektir.  Zaten bu öğretim üyesi de, tam gün çalışmakta olan bir öğretim üyesinin aynı puanlandırma sistemine tabi olacağından, daha düşük bir bilimsel performansta sözleşmesi feshedileceği için, böyle bir sonuca meydan vermeyecek bir özveri gayreti içinde olacaktır.  Tabii diğer kayıpları; mesai saati sonrasında ailesi ve hobileri ile ilgilenemeyecek, hafta sonları ve tatillerde serbest olamayacak, vergi ve vergi memurları ile muhatap olacak ve en önemlisi muayenehane stresine katlanmak zorunda kalacak ve sağlığı belki daha erken yaşta olumsuz etkilenecektir.

 

• Tabii, bu tip çalışmayı seçen öğretim üyesinin sağlayacağı en önemli kazanç devlete olacaktır. Çünkü hem hastalara hizmet edecek hekim sayısını arttırmış olacak hem vergi verecek hem de eleman çalıştırarak istihdam sağlayacaktır. Ayrıca, hastaneye gitmekten çekinen, deşifre olmak istemeyen ve rahatça konuşabilmeyi isteyen hasta için çalıştığı kurumun bir poliklinik şubesi gibi olacaktır.

 

• Denilecek ki, “Bu öğretim üyesinin muayenehanesi olduğuna göre, yine hasta ile maddi ilişkisi ve belki de zorlaması olacaktır.” Arada, ‘Her çuvalda mutlaka birkaç çürük bulunur.’ misali, tabii ki bazı örneklere rastlanabilecek. Ancak, şimdiye kadar yapıldığı gibi, birkaç çürük için bütün çuvalı atmaya kalkışmaktansa yine ciddi cezai önlemleri koyalım. Örneğin; muayenehanesi olmadan çalışana nasıl ciddi yaptırım düşündüysek, aynı şekilde bu öğretim üyesi de, muayenehanesinde de olsa “Bana bu kadar vermezsen, senin tetkik-teşhis ve tedavi işlemlerini yapmam ha!” derse ve hasta bu zorlanmayı bir şikâyet konusu yapıp ispatlarsa, şikâyet konusu edilen miktarın katları, tekrarı halinde sözleşmenin feshine gidilmelidir.

 

• Öğretim üyeleri, emekli olduktan sonra yine bir şekilde çalışmaya devam ederse, milletvekiline tanınmış hak (veya haksızlık) gibi emekli maaşından yüzde 15 kesintiden muaf tutulmalıdır.

 

Ve de bu fırsat, içimdeki bir hasreti de söyleyerek ve daha fazla kişiyi kızdırmadan konuyu kapatayım: Ülkemizi bilimsel düzeyde temsil konumunda ve belirlenecek bir uluslararası bilimsel etkinlik puanını aşan profesörler VIP grubuna alınmalıdır.

 

Biliyorum ki “Kendim çaldım, kendim oynadım.” misali olsa da, hiç olmazsa hayalimdekini yazayım dedim.  Hiç belli olmaz, bir bakmışız “bumerang” misali geri dönmüş ve gerçekleşivermiş!

 

Bilemeyiz, Allah’ın işinin hikmetini bilemeyiz...

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) baran ince (hekim)
16.01.2013 13:29:30
varsa yoksa hocalar,daha doğrusu hoca geçinenler.niye pratisyen hekimlerin,uzman hekimlerin hakları içinde yazmadınız,tabbii uç dokununca size yazarsınız.hem 100'e yakın tıp.fak.tesi var türkiye de doç,prof,olsan ne zaten zibil gibbii ortalık titr mezarlığı olmuş, 2 çakma yayınla oluyorsun zatenn.
People
0
2) a.s. (hekim)
15.01.2013 11:10:49
Bu kadar yetmez! Bence "VIP ötesi öğretim üyesi" diye ayrı bir grup olmalı ve onlara kesintisiz maaş, ayrıca muayenehane hakkı, ayrıca süresiz izin hakkı, dokunulmazlık hakkı falan tanınmalı; hatta bu kişiler " ölümsüzlük hakkına" da sahip olmalılar. Veya, seçme şansı tanınmalı. Ölümsüzlük istemeyene, mesela " cennette garantili tapu " falan da verilebilir. Yani, buna elbette yüce Tanrı karar verir ama, sayın VİP ötesi hocaların hakkı olmalı diye düşünüyorum.
People
0
3) hasan ekim (dr)
15.01.2013 09:36:45
Muayenehanesi olan ve dalında uzman bir öğretim üyesinin yaptığı bir girişimi (misal başbakan yapılan gibi) zaten aynı kalitede yapan başka biri olsa hastaneye çağırılarak gel ameliyat yap denmez. Ama onun sağladığı geliri de başkasına aktarmak etik olarak uygun olur mu? Belki şöyle düşünülüyor nasıl olsa özel geliri var, onu da almasın denebilir. Ama öyle yapacağımıza o öğretim üyesinin sağladığı geliri vergi gibi devletimiz kabul edemez mi? Böylece hak da yenmez. Hekimler malesef yasal haklarının çoğunu kaybetmiş durumda. Eskiden serbest hekimler bağkurlu aynı durumdaki avukatlar SSK emeklisi olurdu? Çünkü SSK emeklisi olmak daha avantajlıydı.12 Eylülde zaten generaller bile sizden az alıyor diye üzerimize gelindi. Bence hekime devletten bir şey beklemeyelim. Hekime en iyisi muayenehanesini verelim orada kazansın, yoksa yine alışık olduğumuz 10 yılda bir gelebilecek olası bir darbede hepsinde olduğu gibi sıkıntıya gireriz, belki sonuncusunda öldürülürüz bile, zaten bu öldürme ve dövme işleri halkımıza havale edildi, birde resmen askere havale edilme riski olmasın, örneğin 12 eylül gibi.En iyisi bize muayenehane açma hakkı verilsin, bizde kazanalım devlete vergi verelim, vergi memurunu tatmin edelim, bu arada zaman bulursak ölmezsek biraz da yaşayalım. Varsın general, amiral, milletvekili bütçeden şimdiki gibi istediğini alsın ama hiç olmazsa onların gelirlerini artırmak için bahane olmayalım.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer