YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Prim Sistemine Evet, Ancak!Prof. Dr. Gazi ÖZDEMİR

Türk Beyin Damar Hastaliklari Dernegi Kurucu Baskanı

Prof. Dr. Gazi ÖZDEMİR

22.09.2003, Pazartesi

Tüm Yazıları
Yıl 1969 ve Tıp Fakültesinden yeni mezun olmuş genç bir doktorum. Mecburi bir hizmetim olmadığı halde hedefim Anadolu'da bir şehir veya bir kasabaya gitmek ve hastalara yardımcı olup, yeni bilgilerimden onları yararlandırmaktı. Gittiğim Sağlık Bakanlığı tarafından verilen boş yerler arasından Maraş-Pazarcık Merkez Sağlık Ocağı Tabipliğini seçtim. Tesadüfen aynı yıl Maraş'ta Sosyalizasyon uygulaması başlamıştı ve aynı aylarda 10 pratisyen hekim göreve başladık. Maraş Sağlık Müdürlüğünde yapılan aylık toplantıların birinde Bakanlık Müsteşarı Faruk İlter ve Vali Necmettin Karaduman toplantımıza katılmış ve biz doktorlardan Sosyalizasyon'un gidişi hakkında görüşlerimizi dinlemek istemişlerdi. Bu toplantıda ben de söz alıp görevim sırasında dikkatimi çeken iki konuyu gündeme getirip şu görüşlerimi açıklamıştım;

1. Şu anda Sağlık Ocaklarında 10 pratisyen doktor olarak çalışıyoruz. Ben günde ortalama 65-70 hasta muayene ediyorum, ayda birkaç otopsiye gidiyorum, 10 gün köylere ekibimle gidip aşı, hasta muayenesi, halkın eğitilmesi ve gebe takiplerini yerine getiriyorum. Diğer doktor arkadaşlarla yaptığım konuşmalarda her birimizin farklı iş yüklerimiz olduğunu, buna karşılık aynı ücreti aldığımızı, bu uygulamanın ise bana ters geldiğini söyledim. Bunun üzerine Müsteşar önerimi sorunca, tek çarenin aynı düzeydeki birimlerde (Hastane, sağlık ocağı gibi) çalışan sağlık görevlilerine standart azami bir çalışma kapasitesi (azami aylık gündüz hasta sayısı, nöbet sayısı, mesai sonrası bakılacak hasta veya diğer acil işler, otopsi sayısı, adli rapor sayısı, varsa ameliyat sayısı gibi) belirlenmeli ve bu sayıları aşanlara aştığı sayıya göre prim verilmelidir diye cevaplandırdım.

2. İkinci konu ile ilgili olmak üzere de şunları söyledim: Ben çalışmakta olduğum Sağlık Merkezinde tek hekim olarak günde ortalama 65-70 reçete yazdığım halde, kasabada bulunan ve Eczane olarak görev yapan Ecza Dolabından ancak 5 veya 6 reçete başvurusu oluyor ve ilaçlar alınıyormuş. İşin içyüzünü araştırdığımda, meğerse köyde yaşayan insanlarımız gezmek isteyince, canı sıkılınca veya gelin kaynanası ile, kaynana gelini ile kavga edince, doktor muayenesini bahane edip kasabaya gelirler ve muayene bedava olduğu için sözde muayene olurlar fakat reçetelerini almazlar, kasabada dolaşıp köylerine dönerlermiş. Doktorun bu istismarını engelleyip hasta yığılmalarının önlenebilmesi ve gerçek hastaların muayeneleri için daha fazla zaman kazanılması için tek çözümün doktor muayenesinin mutlaka çok az da olsa ücretli olması gerektiğine karar verdim. Çünkü vatandaş elini cebine atar ve masraf yapacağını anlarsa o zaman sözde hastalar elenecektir.

Otuz dört yıl önce gündeme gelen prim sistemi konusunun ancak yeni yeni gündeme gelmiş olmasına, yılların tecrübesini katarak ve hakkın dağıtımında adaleti uygulayan doğa ilkesinin uygulanması gerektiğine dikkati çekmek istiyorum. Öyle umuyorum ki Sağlık Bakanlığı yetkilileri tüm sağlık çalışanlarının 1) Kıdem ve kadro derecelerine göre sınıflandırma yanında, 2) Her grubun (Prof., Doç., Yard. Doç, Şef, Uzman, Asistan, Sağlık Teknisyeni, Sağlık Memuru, Hemşire, Ebe gibi) yapmakta olduğu günlük-aylık ve yıllık çalışmalarını (Yurtiçi-yurtdışı ders, araştırma, konferans, panelistlik, oturum başkanlığı, makale, vaka sunumu, editöre mektup, mesleki dernek yönetim kurulu üyeliği, bilimsel kongre-sempozyum organizasyonluğu, baktığı hasta sayısı, küçük-büyük ameliyat, aylık nöbet sayısı, adli rapor, otopsi, yaptığı laboratuar çeşidi ve sayısı, pansuman, serum takma, iğne, yaptırılan doğum-kürtaj sayısı, çekilen röntgen filmi, yazılan rapor sayısı, EKG, EEG, EMG, Doppler, kateter anjiyografi, anjiyoplasti-stent takma, Fizik tedavi uygulamaları, yoğun bakım kriterleri gibi) belirleyip bunların her çalışan için asgari sayılarını kurallara bağlamalı ve primlendirmelidir. Ancak bu primlendirme kefesinin diğer kefesine de mutlaka çok ciddi denetleme mekanizmasını ve primlendirmeyi suistimali çok ağır (suistimal yaparak elde edilen haksız kazancın 50-100 misli, gerekirse hapis veya işten çıkarma gibi) ve affedilmeyecek şekilde cezalandırmayı koymalıdır.


Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer