YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Yumuşak Karnımız MerhametliliğimizdirProf. Dr. Gazi ÖZDEMİR

Türk Beyin Damar Hastaliklari Dernegi Kurucu Baskanı

Prof. Dr. Gazi ÖZDEMİR

14.05.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

Mesleği nedeniyle kişilerle doğrudan muhatap olma durumunda olup, örneğin; kişinin özgürlüğünü kısıtlayıcı kararlar veren yargıçlar, ders veren ve verdiği dersin karşılığını beklediği öğrenciye not veren öğretmen, para alışverişi olan bankacılar, mal alışverişi olan tapu veya icra memurları, müteahhitler, esnaf ve tüccarlar, resmi işler  için her konuda memurlar bulunmaktadır. Kişinin hastalanmış olan vücudunu, yani sağlığını ve gerektiğinde sırlarını doğrudan teslim ettiği tek meslek grubunu ise doktorlar ve diğer sağlık mensupları oluşturmaktadır. Tüm mesleklerin içinde mutlaka kişilik yapısı paralelinde oldukça merhametli olanlar söz konusu olsa da, biz doktor ve diğer sağlıkçılar arasında  merhametlilik oranının daha fazla olduğunu rahatça iddia edebilirim. Çünkü bizler, sağlığı bozulmuş ve bu nedenle dertli bir psikolojiye girmiş insanlarla muhatabız ve bu insanlar bizlerden şifa beklemektedir. Mesleğimin 43. üncü yılındayım ve bugüne kadar tek bir kişi bile  bana hasta ve dertli değil de keyfinden gelmedi ve bana “Yahu doktor, sen herkesin derdini dinliyorsun ve çare aramaya gayret ediyorsun, peki senin derdin, sıkıntın nedir, anlatıversene.” demedi. Bizlerin tek kazancı, öncelikle hasta olan bu insanlarımızın iyileştiğini ve mutluluk duymuş olduklarını görmektir. Para konusu çok sonra gelir ve bunu sosyal konumumuza ve Tanrı’dan sonra görülme imajımıza uygun bir yaşamımız, çocuğumuzu ve geleceğimizin güvencesini sağlayacak belirli bir gelirimiz olsun diye bekleriz. Yine sadece biz doktor ve diğer sağlıkçılar, bir hastamız ile ilk karşılaşmamızda onu anlar, kendimizi onun yerine koyar, acıma duygusu ile karışık merhamet duygumuzla hemen  ilgilenmeye başlar  ve yardım etme içgüdümüzle yaklaşırız. Şüphesiz her meslekte olduğu gibi biz sağlıkçılar arasında da, fakat çok daha az bir oranda başka duygu ve beklentileri ön planda olan, merhamet ve yardım etme duygularını arka plana atmış mutlaka uç örneklerimiz bulunmaktadır. 

 

Doktor ve sağlıkçılar dışındaki herhangi bir meslek mensubu ile işi düşünce hiç kimse refleks olarak merhametlilik beklemez ve karşılaştığı davranışı kabullenir. Açık bir haksızlığa veya gurur kırıcı bir davranışa maruz kalmadıkça karşı gelme, dövme veya öldürme gibi davranışlara kalkışmaz, hatta düşünmez bile. Yargıcın özgür kanaatine göre vermiş olduğu bir kararından dolayı tutuklanıp veya mahkûm olup hürriyeti gasp edilmiş olsa ve alınmış olan karar Danıştay veya Yargıtay tarafından sonradan bozulsa bile arada geçen aylar, bazen de yıllar içinde uğramış olduğu manevi ve maddi kayıplarını telafi edecek yasal karşı bir girişimden sonuç alamayacağını bildiğinden girişmez. Olsa bile, girişme örnekleri çok çok seyrek olabilir ancak. Dilerim çok daha seyrek olsun veya hiç olmasın.

 

Son yıllarda uyuşturucu madde kullanan öğrenci sayısındaki artış yanında, maddi imkânlarının el vermemesi nedeniyle özel dershane veya özel ders alamamanın verdiği bunalımlar nedeniyle öğretmenlere olan saldırılara da  rastlanmaya başlanmıştır. Bu gibi örneklerin sayısı da, yine biz doktor ve sağlıkçılara yapılan saldırıların sayısına göre oldukça düşük kalmaktadır. Dilerim çok daha seyrek olsun veya hiç olmasın.

 

Doktor ve sağlıkçılar olarak bizim diğer tüm mesleklerden çok önemli bir ayrıcalığımız, bize saldırana da, düşmanımıza da, hasta olarak bize geldiğinde, kısasta bulunmayı veya intikam almayı düşünmememiz ve işimizi aksatmasına meydan vermeden iyileşmesi için gerekeni yapmamızdır.

 

Maalesef bizlerin bu merhametliliğimiz hem hastalar ve yakınları  hem de bizleri ilgilendiren kararları alanlar tarafından da istismar edilmektedir. Şöyle ki;

·   Hiçbir meslek idareci veya idarecileri, kendi mensuplarını hedef göstermemiş, ya hiç konuşmamış veya konuşanların hemen ağzının payını verip saygının zedelenmesine meydan vermemişlerdir.

·   Hiçbir mesleğin diploması gasp edilmemiş, mecburi hizmet ismi altında mağdur edilmemiş ve halkın gözünde diğer mesleklere göre incitilmemiştir. Sık sık değişen ve çoğu da hekim ve sağlık çalışanı üzerine inşa edilmiş yönetmelik ve genelgelerle bir nevi sürekli “mobbing” uygulanan başka bir meslek grubu da yoktur.

 

·   Doktor ve diğer sağlıkçılar dışında hiçbir meslekte, ne kadar olacağı belli olmayan, izinlerde kesilen döner sermaye katkısına ve emekliliğine yansımadığı için düşük bir maaşa mahkûm edilen ve ay sonunun hesabını çalışanına yaptırıp hasta ve yakınlarına “Benim sayemde performans primi alacak, dolayısıyla ben ondan daha üstünüm.” dedirten ve böylesi bir ön yargıya sokturulan başka bir meslek grubu yoktur.

 

·   Hekim-hasta ilişkisinde iki taraf söz konusudur. Ancak dengeli tutulması gereken bu ikiliden gerek medyada  gerekse hastane koridorlarına asılan tabelalarda sadece hasta hakları söz konusu edilmiş ve maalesef DOKTOR VE SAĞLIK ÇALIŞANININ DA HAKLARI hiç gündeme getirilmemiş, ikinci bir tabela olarak asılmamış ve ezdirilmiş, küçük düşürülmüş, gururu incitilmiş taraf konumuna yol açılmıştır. Tek taraflı hak verilmiş olan hasta-hasta yakını grubu bu hakları istismar etmiş ve “yetkisize yetki verilme zulmü” oluşturulmuştur.

 

·   Mesai saati dışında vatandaşların rutin günlük işleri için zorla ve sürekli 5 saat çalışma ile el üstünde tutulan şoförden fazla çalıştırılan ve acil olmayan hastalara muhatap ettirilip acil olan-acil olmayan ayrımını yapmaya zorlanma nedeniyle hastanın para ödeyip ödememesine karar verdirilen, dolayısıyla para konusu olunca kolayca kavga edebilen kişilere muhatap kılınan başka bir meslek mensubu yoktur.

 

·   Her hastalığın, tedavi süreci sırasında, gösterilecek her türlü dikkat ve ihtimama rağmen beklenen ve önlenemeyen komplikasyonları olduğu, dolayısıyla görülebilecek her olumsuzluğun hemen doktor hatası diye yorumlanmaması ve suçlanmaması gerektiği “hasta hakları tabelaları” nın yanına özellikle asılmamış ve insanlar bilgilendirilmemiştir. İşin en korkuncunu ise hem yazılı  hem de yayın medyası yapmış ve sadece komplikasyonları duyurarak “yargısız infaz”larla doktor ve sağlık çalışanı düşmanlığını körüklemiştir. Maalesef bazı avukatlar da, bu komplikasyonları istismar etme yoluna sığınarak kazanç kapısı oluşturmaya başlamışlardır.

 

·   Köşeyi dönen bazı inşaatçıların, işlerini sadece telefon etme zahmeti ile halleden bazı tüccarların, eğitimleri doktor veya öğretim üyesinin bilmem kaçta kaçı bile olmayan bazı milletvekillerinin, bir yıllık transfer ve ücretlerini tüm hekimlik yaşamları süresince elde edemeyecekleri futbolcuların başarılarının yanında başarısız ve zavallı gibi görüntü verilen ve gerek eğitimleri  gerekse mesleki zorluklarına paralel konumları zedelenip durulan ve emekleri bir simit parasına indirgenen başka bir meslek mensubu yoktur.

·   Zaten mağdur durumda olan doktor ve sağlık çalışanlarına olan saldırma cesaretinin hasta ve yakınlarında oluşmasında önemli bir etkenin, sayın yargıçlarımızın bu saldırıları yapan faillerin tutuklanması ve adli takibata alınmalarında göstermiş oldukları caydırıcı olmayan kararlarının da olduğu hepimizde oluşan bir kanaattir.

 

·   Bu gelişmeler sonuç olarak tüm meslekler içinde en çok saldırı, taciz, “mobbing”, dövme ve öldürmelere maruz kalan mesleğin doktor ve sağlık çalışanları olduğu sonucunu doğurmuş bulunmaktadır. Bu durumda Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere tüm idareci konumundaki sayın yetkililerin çalışanları olarak doktor ve sağlık çalışanlarını gerek emekliliğe yansıyan ve sadece belirlenen asgari çalışma kotasını aşanların primlendirileceği ve şimdiki adil olmayan yönler içerip hastalar tarafından para ile özdeşleştirilen performans sistemini değiştirerek ve gerekse şimdiki bazı sağlık eksikliklerinin doktorlardan kaynaklanmadığı gerçeklerini sık sık ve her platformda   vurgulayarak koruyup kolladıkları imajı yanında, Türk Tabipler Birliğinin de tüm gücünü sadece doktor meslek grubunun yasal ve etik haklarını koruyup kollamaya ve başka konularla gücünü heba edip etkinliğini zedeleyecek girişimlerden kaçınması gerektiğine inanıyorum.  

 

                Keşke meslektaşlarımız arasında olup toplumda yanlış ön yargılara neden olan çok az sayıdaki uç örneklerimize yönelik cezai tedbirler iyice arttırılsa ve ciddi uygulansaydı da, tüm sağlıkçılara yönelik bu olumsuz girişimler yapılmasaydı diye de üzülüyor ve yine de düzeleceğine yönelik inancımı yitirmiyorum.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) a.u (uz.dr)
18.05.2012 21:38:26
ibrahim kamberoğlu (işadamı) ben cevap vereyim %10000000000. yahu gelmeyin kardesim veterinere gidin hocaya gidin aktara gidin haciya gidin hacamatciya gidin fenni sunnetciye gidin berbere gidin cehennem olup gidin nereye giderseniz gidin bizlere gelmeyin yeter.....
People
0
2) serdar savacı (hekim)
18.05.2012 09:51:53
43 yıl hekimlik mesleğini sürdürmüş değerli meslektaşımın yazdıklarına katılmamak mümkün değil.Zaten bu mesleğe emek veren tüm yorumcular bu konuda hemfikir.Ancak sağlıkçı rumuzu ile yazan ve memur olduğunu bildirmiş kişinin yorumu üzerinde düşünülmesi gereken bir noktayı işaretliyor. 43 yıllık hekimin mesleki duygu ve düşünceleri " mesleki taassup" olarak değerlendirilip okunmaya tenezzül edilmiyor. Bu durum 1980 lerde başlayıp son 10 yılda artarak yürütülen sağlık politikalarının mesleğimize verdiği zararı göstermektedir.Eğitimsiz çoğunluk eğitimli azınlığa ( elitistlere)dersini vermekte.
People
0
3) ozgur erkin (doktor)
16.05.2012 13:22:47
Hocam her yazdığınız satırı okuduğum da ne kadar güzel ifade etmiş demekten kendimi alıkoyamadım, artık bu saydıgınız nedenlerden ötürü mesleğimi hiç sevmiyorum ve keske imkanım olsa da bırakabilsem diyorum ama olmuyor tabii ki, diğer konustugum hekim arkadaslarım da benim gibi karamsar ve şu sıralar hiç mutlu bir meslektaşıma rastlayamıyorum ne yazık ki.
Biz doktorlar istismarın en buyugunu yasıyoruz bizi zamanında mesleki saygınlık diye kandırıp yüce meslek diye inandırıp hekimlik yoluna soktular ve hekim olana kadar cekmediğimiz çile kalmadı, diğer insanlara biz hep pencere arkasından masamızda otururken hayran gözlerle baktık, ve şu an tüm bizim gecmişte hayallerimizi süsleyen tablo kabusa döndü, hayatında kimseye bağırma imkanı verilmemiş insanlar bizi savunmasız gördüğünden bize tüm kinlerini kusuyorlar. Hiç bir meslekte insanlar bizim oldugumuz kadar kolay ve saygısızca gecenin bir vakti uyandırılmaz, ve sonuc olarak hastanın yanına gidersin yakınları yakana yapışır nerde doktor diye haykırarak ağzından köpükler sacarak.
Hekim hatalarından baska bir söz bilmeyen insanlar da madem guvenmiyorsunuz gelmeyin o zaman hastaneye zaten ileride bakacak doktor da bulamayacaksınız merak etmeyin...
People
0
4) salih (uzm.dr.)
15.05.2012 17:45:01
İşadamı, hangi işin adamı ?
People
0
5) celil kayabaş (dr)
15.05.2012 17:37:29
Kaleminize sağlık sayın hocam. Çok güzel özetlemişsiniz sorunlarımızı (aslında tüm Türkiye'nin sorunlarını). Bilimin küçümsendiği toplumların uzun süre ayakta kalması mümkün değildir. Batıda doktor hatalarının cezalandırıldığından ama ülkemizde adeta doktorun korunduğunu ima eden okurumuza şunu söylemek isterim; keşke bizi de batıda olduğu gibi işimizin uzmanları yargılasaydı! Tıp hakkında hiçbir bilgisi olmayan tıp cahili insanlar tarafından yargılanınca cezan da ölüm oluyor haliyle.
People
0
6) ibrahim kamberoğlu (işadamı)
15.05.2012 10:42:16
Sayın Hocam Sağlik çalışanlarına karşı yapılan ahlak ve hukuk dışı saldırılar elbetteki tasvib edilemez.Tıpkı diğer inasanlara yapılanlar gibi.Yalnız yazınız tek taraflı ve aşırı subjektif görünüyor.Korkarım kötü niyetli hekim oranı hiçte az değildir.Bugün Amerikada doktora giden her beş hastadan üçünün eksik yada yanlış tedavi sebebiyle doktor kurbanı olduğu söyleniyor.Ne dersiniz bu oran ülkemizde kaçta kaçtır.ve bu güne kadar işlediği mesleki suçlardan dolayı kaç doktor cezalandırılmıştır?Aydınlatırsanız seviniriz.
People
0
7) adnan köse (dr)
14.05.2012 22:47:38
hocam eline sağlık bana söyleyecek söz bırakmamışsınız
People
0
8) Dr. Abdullah Tanrıkulu (Tıp doktoru)
14.05.2012 15:49:27
Sevgili Hocam, kusuruma bakmayın size katılamıyorum. Merhamet yumuşak karın olmaz. Merhametimiz insanlığımızın ve mesleğimizin temelidir. Kanaatimce mesleğimizin özelliklerinden biri bireysel uygulamaların ön planda olmasıdır. Biz bu konuda aşırıya kaçarak bireyci hale geldiğimizden ortak bir duruş ortaya koyamamaktayız. Bir yumuşak karnımız varsa o da budur. Vesselam.
People
0
9) Dr.Cevdett (op)
14.05.2012 14:40:58
Sevgili hocam, mesleğinizin 43. yılında bile sizlere bunları söyletenleri, bizim sıkıntılarımızı duymazdan, görmezden, hissetmezden gelenleri, yeryüzünün bunca genişliğine rağmen yüreğimizi daraltanları, yerlerin ve göklerin sahibine şikayet etmekten başka yapacak birşey bulamıyorum.Meydanlarda,TV ekranlarında,gazetelerde bizleri sıradanlaştırıp itibarımızı yok edici söylemlerle bizi bu sıkıntılar içine sokanlara hakkımı helal etmiyorum.
People
0
10) Serdar Duman (Uzman Dr.)
14.05.2012 13:20:34
Durumumuzu ne güzel özetlemişsiniz Hocam, Allah razı olsun, Sağlık Bakanı "Kimse doktorları sahipsiz zannetmesin" demişti, oysa bu ülkede Bakanlığın uygulamaları, TTB'nin doktor hakları dışında her türlü meseleyele uğraşması yüzünden başta "doktorlar" kendilerini sahipsiz zannediyor.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer