YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Ben GiderdimProf. Dr. Haldun GÜNER

Gazi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Faks: (312)2124647
Prof. Dr. Haldun GÜNER

05.05.2014, Pazartesi

Tüm Yazıları

      Meslektaşlar, hastalanan kaymakamın evine gitmeyen meslektaşımın başına gelenleri tartışıyorlar. Olay öncesinde de, sonrasında da ona yapılanlar hiç tasvip edilesi değil. Meslektaşımın bu nedenle işinden edilmesi hiç doğru bir yaklaşım değil.

 

Ben ne yapardım, bakın anlatayım. Göreve başladığım yerde önce kaymakamla tanışıp, onunla dostluk kurardım. Kaymakam, belediye başkanı, hâkim, savcı, polis, öğretmen, imam. Küçücük yer. Gündüz dairede, akşam lokalde, sokakta, lokantada, yolda,  törende, her zaman, her yerde onları görürsün. Zaten kaç kişiler. Bir elin parmakları kadar.

 

Onlar da devletimizin görevlileri, vatandaş da devletimizin vatandaşı.

 

Bilirim, çoğunuz sevdiklerinizden, ailenizden uzak, belki mahrumiyetler içinde çalışıyorsunuz. Dost olmak varken negatif konuma düşmek niye? Orada edinilen dostluklar, gün olur yıllarca devam eder. Gün gelir, kimi vali olur kimi milletvekili,  diğeri Yargıtay üyesi, sen de bir hastanede uzman, yönetici, öğretim üyesi olursun,  dost olmanın neresi kötü?

 

Muayene için kaymakamın evine çağırıldığımda da, önceden durumu net kestiremediğim için belki cidden acildir, diyerek işi gücü bırakır giderdim. Acilen ne gerekiyorsa onu yapmaya çalışır, ileri tetkik ve tanı için önerilerde bulunurdum. Korku ve heyecanlarını gidermeye çalışırdım. Sonrasında da EKG der, tetkik der, ultrason der, bir vesile ile hastayı ayağıma getirtirdim. Eh ne demişler, vakti geldiğinde dostlara yardım gerekir. Onlara yardım eder, gönüllerini, dostluklarını kazanırdım.

 

Bu türden olaylar, bir yerde ilerideki dostluklar için de fırsattır. Bir acı kahvelerini içerdim. Kimlerin evine gitmedik ki. Olayı salt meslek şovenizmi açısından görmemek lazım. Gelin size, iki çarpıcı örnek vereyim.

 

Yıllar önce, Ardahan’da askerliğini yaparken, hastamız doğum yapıyor, diye gecenin bir vaktinde acil olarak çağırıldığı eve giden kadın-doğum uzmanı arkadaşımın, aslında doğum yapacak olanın evin ineği olduğunu gördüğünde, oradaki veterinerin de yardımlarıyla, ineği sezaryenle doğurttuğunu hatırlıyorum. Kulakların çınlasın Orhan kardeşim (bk. Doç. Dr. Orhan Gelişen, Etlik Zübeyde Hanım Eğitim Hast). İnanması güç ama gerçek.

 

İkincisi; İzmir Kordon’da yürürken, Ankara Tıp Fakültesinden hocası olan Prof. Dr. Sermet Akgün’ü görünce (70’li yıllar. Sermet Hoca, Ankara Tıp Fakültesinden Ege Tıp Fakültesine yeni geçmiş) koşup elini öpen meslektaşımıza hocası sorar: 

 

- Oğlum, ne iş yapıyorsun İzmir’de?

- Askerlik görevindeyim hocam. 

- İyi, bitirince gel seni Ege Tıp Cerrahi Kliniğine alalım.

Almış da. Zamanın genç doktoru, daha sonra oradan yetişip, profesörlüğe kadar yükselmiş, yıllarca genel cerrahi kliniğinde hocalık yapmıştır. Ben burada hocamızın ismini yazmıyorum. Hocasına saygı duyup elini öpünce nesi eksildi, ne kaybetti, ne kazandı?

Takdir sizin. Yorum sizin, çekinmeyin yazın, her türlü eleştiriye açığım.

En iyisi, ben yazımı yıllar önce yazdığım bir şiirle bitireyim. 

 

 

KAYMAKAM

 

Delikanlı, Yalova’ya kaymakam olmuş,

Yolu İstanbul’a düştüğünde,

Galata Köprüsü’nde gezerken,

Sormuş, ayakkabı boyacısına,

 

‘Yalova kaymakamı,

İstanbul’a gelmiş duydun mu?’ diye

Gariban boyacı,

Kaymakamı ne bilsin.

 

Beyim burası İstanbul,

Varken İstanbul valisi,

Kim takar Yalova kaymakamını,

Deyivermiş.

 

Ben takarım Yalova kaymakamını,

Bakarsınız, bir gün vali oluverir,

Belki Ankara’ya belki İstanbul’a

Neme lazım, ben takarım arkadaş.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) A Galip (Dr)
16.05.2014 14:51:08
Buradaki konu su,eger kaymakam ve doktor medeni bir iliski icinde ise ve bu bir rica olsa, o zaman bir saygi meselesi, sosyal bir ortamin icabi diye algilanabilir.

Ote yandan, bu is bir emirle, "ben kaymakamin sen de benim emrim altindasin ve esimi muayane etmek icin evime gelmeni istiyorum, ben oraya getirmem' gibi bir yaklasimla olursa, doktor da yasalarda ne geciyor ise ona gore davranmakta serbesttir.

Bu isler karsilikli degilse, zorakilik de ona gore olur, bence..

Yazidaki bilimsellik konusundaki yorumlara ben de katiliyorum, zaten Turkiye'de hakkin olmasindan ziyade es-dostluk o kadar hat safhada iken...

A G
People
0
2) Frankie Bellevan (Tıp Doktoru)
16.05.2014 12:25:55
türkiye'deki durum şu:devlet büyükleri ! ve bürokratlar ayağına çağırdığında gitseniz iyi olur.
yoksa başınıza bela olurlar.

vatandaş çağırdığında gidilmese de olur.
yumruk yiyenden korkmayın.
ama vatandaşa yumruk atmaya selahiyeti olandan korkun.
size de direk(sol,sağ farketmez) çakabilir. veya kısa boylu birilerine kroşe çaktırabilir,tekme attırabilir.

hocalarımın eline gelince herzaman öpmüşümdür,öperim de.
ama beklentim olduğu için değil.
onlara her zaman saygı duyduğum için.
göstermelik değil,içimden geldiği için.
saygıyı hakettiğine inandığım büyüklerime de saygı gösteririm,küçüklerime de.
People
0
3) bilmiş (Op.Dr.)
16.05.2014 12:02:02
Sayın meslektaşlarım ve bu konuda burada fikir beyan eden bizlerin konularıyla ilgilenen farklı bakış açısı getirenlere öncelikli olarak sevgilerimi ve saygılarımı sunarım.Evvelsi gün mesela Merve(Vatandaş)adlı hanım bir konuda düşüncelerini beyan etmişti...Arkadan bu yazıya bir kaç yorum ve fikir beyan edildi...Tabii mesela ben o konuyla ilgili durdum durdum bir şeyler yazayım mi diye..sonra vazgeçtim....ben de Merve(Vatandaş)adlı kardeşimizin yazısını olumlamadım aslın da..ama o da onun bildikleri gördükleri hissettikleri...tabii biz hekimler ve tüm sağlıkçı kardeşlerimiz işin mutfağındayız..yani çok başka taraflarda duruyoruz veya bulunuyoruz diyeyim...ama kesinlikle ayrı gayrı değiliz ve olmamalıyız...Hem mutfak sıcaktır hem bir sürü ihtiyacı vardır..Yani bir işin en meşakatli yeridir aslında...Biz Hekimlerin ve tüm sağlıkçıların aslında görevi biraz da sorumluluğu Merve kardeşimiz gibi yazanlar da olsa ve bunlar onların doğruları da olmuş olsa onlara onları da kırmadan olanı biteni anlatmak işin iç yüzünü gerçekleri(bildiğimiz ölçüde ve kibarlığımızı elden bırakmadan)göstermek -ama yüze vurmadan,sen bilmiyorsun ben biliyorum demeden-ortaya koymak .....onlarıda bilgilendirmek olsun...varsınlar sana bana bize inanmasınlar...yine de biz aklı başın da gerçeğe en yakın duran bu işin içinde olan insanlar olarak yılmadan bıkmadan kimseyide kırmadan anlatmaya devam edelim...kontakt kuralım empati yapalım onlarıda dertlerimize ve sorunlarımıza ortak edelim...çünki hepimiz aynı gemideyiz....ne mutlu onları da aydınlatabilirsek....her kim olursa olsun...
People
0
4) elöpenlerin çokolsun (hekim)
16.05.2014 10:49:21
Haklısınız hocam. Biz de sizin gibi el ( ya da neresi gerekiyorsa artık) öpmeyi beceremediğimizden sıradan bir devlet hastanesinde sıradan insanlara şifa dağıtmaya çılışıyoruz... Bu yazdıklarım da hep kıskançlıktan...
People
0
5) bekir özeren (eski bir beyin cerrahı)
16.05.2014 10:41:09
aydın abi'ye ve haldun bey'e aynen katılıyorum. nezaket ve kibarlık ikiyüzlülük değildir, riya değildir. insanlara nazik ve kibar davranırsanız her istediğinizi onlara yaptırabilirsiniz. hatta seve seve yaparlar. güleryüzle onları istediğiniz yere getirip orada muayene edebilirsiniz. ama kaba davranırsanız, en basit isteklerinizi bile yaptıramazsınız.
ufacık bir yer. adeta, büyücek bile olmayan bir köy. böyle bir yerde insan yürüyerek bile gider gelir. insanlarla hemhal olmayı öğrenmek lazım (empati).
People
0
6) SB (UZMAN DOKTOR)
16.05.2014 10:37:33
Belki bir gun işime yarar dıye çıkar ilişkısı kurmak herkesin kışılığıne uygun değildir, bu sorgulanamaz.Devlet memuru olarak çalışan doktor devletın kurallarına göre çalışır. Acılde çalışan doktorun acili bırakıp evde hasta muayene etmeye gıtmesi suçtur, bunun 6 yıl, 4 yıl okumayla , tenezzul edip etmemeyle alakası nerede.Acılı bırakıp gıtseydı o sırada acile gelen hasta doktor bulamasaydı ne olacaktı.Bazıları için sadece doktor olmamız suç. oylede yapsak böylede yapsak nefret ediyorlar.
People
0
7) banu vatandas (emekli)
16.05.2014 09:22:33

Bir hekimin "ileride belki işime yarar" duygusuyla birilerinin ayağına gitmesi veya dostluk kurması çok tuhaf geldi bana doğrusu.İşte, tamda bu çıkar hesapları bizi sahip olduğumuz bütün insani değerlerden uzaklaştırdı.Çok üzdü bu durum beni.Oysa; hele hele bir hekimin, olaya daha insani boyutlarda yaklaşması gerekmez mi? Kaymakam Bey' in acil bir durumu varsa eğer acil ekibi ve ambulans yollanır.Branş hekimleri hastane ve hastalarını bırakarak hiçbir hastanın ayağına gitmez.Giden acil ekibi ambulansla hastaneye getirilir.Somrada doktorluğun saygınlığı kalmadı diye üzülürsünüz.Önce kendiniz onurlu olun, onurlu davranın.
People
0
8) hekim (dr.)
16.05.2014 07:40:49
Haldun Bey yazmış:
"... koşup elini öpen meslektaşımıza hocası sorar:

- Oğlum, ne iş yapıyorsun İzmir’de?

- Askerlik görevindeyim hocam.

- İyi, bitirince gel seni Ege Tıp Cerrahi Kliniğine alalım.

Almış da. Zamanın genç doktoru, daha sonra oradan yetişip, profesörlüğe kadar yükselmiş, yıllarca genel cerrahi kliniğinde hocalık yapmıştır".

Ülkemizde el öperek, biat ederek nasıl hoca olunduğunu bir daha hatırlattığınız için teşekkürler. Ama ya hocalık kriteri olarak el öpmek???? Sonra da burada ağlaşırız neden Batı standartlarında bilim adamı yetiştiremiyoruz diye. Yıllık patent sayımızı da yazsanıza Haldun Bey?? Ben söyliyeyim. Bu şekilde el öperek, çanta taşıyarak bir yere gelenlerin bulunduğu ortamda, 2010 yılında Türkiye’nin patent başvuru sayısı sadece 2.732 iken, listenin tepesindeki ABD’nin 490 bin, ikinci sıradaki Çin’in ise 391 bin başvurusu bulunuyor. Yürürlükteki patent sayısı gelişmiş ülkelerin 50-100'de biri düzeyinde kalmış. YAZIK. BİRİLERİ HALA EL ÖPMEK DİYE YAZABİLİYOR....

People
0
9) Kerim Özgüroğlu (Dr)
11.05.2014 16:02:48
Gazi Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. Altok:
ANKARA (AA) - ZEYNEP AKYIL - Gazi Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. Kadriye Altok, Anayasa Mahkemesinin Tam Gün Yasası ile ilgili aldığı yürütmeyi durdurma kararı ile mesleğini serbest icra eden öğretim üyelerine performans ödemesinin önünün açıldığını belirterek, ''Yasal boşluklar nedeniyle üniversite hastanelerinde muayenehane sahibi hekimler, tam zamanlı öğretim üyeleri ile aynı maaşı alır duruma geldi'' dedi.

Altok, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anayasa Mahkemesi ve Danıştayın Tam Gün Yasası ile ilgili aldığı kararlar neticesinde, geçtiğimiz temmuz ayından itibaren mesleğini serbest icra eden öğretim üyelerine Üniversite Hastanelerinde gelir getirici faaliyetlerde bulunmasına izin veren yasal düzenlemenin hastane yöneticilerini zor durumda bıraktığını söyledi.

Yasal boşluklar nedeniyle üniversite hastanelerinde gelir getirici faaliyetlerde bulunma hakkını elde eden muayenehane sahibi hekimlerin, özel muayenehanelerinde veya özel kuruluşlarda gelir elde ederken bir yandan da, tam gün çalışan öğretim üyeleri gibi performans (ek ödeme) alma hakkı elde ettiğine işaret eden Altok, şunları kaydetti:

''Tam gün yasasının ilk halinin, 1 Ocak 2013 tarih ve 28515 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiğinin açıklanması ve bu uygulamanın 1 Temmuz 2013 tarihinde uygulanacağının ilanından sonra doğan yasal boşluk, çok sayıda mesleğini serbest icra eden öğretim üyesinin geriye dönük performans ödemesi talep etmesine neden olmuştur.

Dava açan öğretim üyelerinin bazıları yakın zamanda bu davaları kazanarak geriye dönük performans alma hakkı kazanmıştır. 18 Ocak 2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yeni Tam Gün Yasası ile 18 Nisan 2014 itibariyle mesleğini serbest icra eden öğretim üyelerine bu ödemenin yapılmayacağı düşünülürken, Anayasa Mahkemesinin aldığı yürütmeyi durdurma kararı ile mesleğini serbest icra eden öğretim üyelerine performans ödemesinin de önü açılmıştır.''

Tam gün düzenlemesinden önce üniversite hastanelerindeki muayenehane sahibi hekimlerin tam zamanlı öğretim üyelerinden daha düşük maaş aldığını ve performans olarak tanımlanan döner sermayeden de faydalanmadığını hatırlatan Altok, yasal boşluklar neticesinde muayenehane sahibi doktorların tam zamanlı öğretim üyeleri ile aynı maaşı alır duruma geldiğini söyledi.

Bunun yanı sıra muayene sahibi doktorların bazılarının geriye dönük olarak da 'yoksun bırakıldıkları akçalı hakları nedeniyle en üst limitten faiziyle beraber performans talebiyle' davalar açmaya başladığını anlatan Altok, ''Bu durumun devamı, gece gündüz çalışan tam zamanlı öğretim üyelerinin yanı sıra, dar gelirli diğer hastane çalışanlarının mağduriyetini daha da arttıracaktır.''

-''Hastaları muayenehane sonrası hastaneye yönlendirip ek ödeme alıyorlar''

Performans adı altında yasal sınırlar içinde dağıtılabilir meblağın, kurumların aylık tahsil ettiği gelirden yapılan yasal kesintilerden sonra belirlenerek, öğretim üyesi, araştırma görevlisi, hemşire, teknisyen, laboratuvar elemanı, memur kadrosunda çalışan tüm personele yasal oranlar çerçevesinde paylaştırıldığını anımsatan Altok, ancak üniversite hastanelerinin milyonlarca liraya ulaşan borçları, aylık borç ödemeleri dikkate alındığında dağıtılabilir pastanın arttırılmasına imkan olmadığını söyledi.

Muayenehanesi bulunan hekimlerin, muayenehanesinde hastadan özel muayene ücretini aldıktan sonra, hastayı üniversite hastanesine yönlendirip, aynı hastadan burada da performans adı altında ek ödeme alır hale geldiğini anlatan Altok, 2547 Sayılı Kanun'a bağlı olarak çalışan akademik personelin mesai saatlerine uyumunu denetlemenin güç olması nedeniyle, hastaneye çok kısa süre uğrayan, hatta bazen hiç gelmeyenlerin bile tam zamanlı öğretim üyeleri gibi kamudan aynı oranda gelir elde eder hale geldiğini savundu.

-''Üniversite hastanelerinde hoca kalmaz söylemleri gerçek dışı''

Altok, ''Basında ve diğer medya organlarında yer alan 'Muayenehaneler kapanır ya da mesleğini serbest icra eden öğretim üyeleri ayrılırsa, eğitim aksar, üniversite hastanelerinde hoca kalmaz' söylemlerinin gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Kurumumuzda çalışmakta olan 455 öğretim elemanından 87'si mesleğini serbest icra etmekte olup hepsi ayrılsa bile ne eğitim kalitemiz ne de hizmet kalitemizde olumsuz etkilenme olmaz. Hatta bunun olumlu etkileri bile olur; rasyonel planlamalar yapılabilir, kamu ve kurumsal menfaatleri daha ön planda tutan yetişmekte olan yüzlerce idealist donanımlı genç öğretim elemanının önü açılır'' değerlendirmesinde bulundu.

Tam Gün Yasası'yla ilgili Anayasa Mahkemesinin konuyu daha geniş çerçevede değerlendirmesi gerektiğini savunan Altok, Sağlık Bakanlığı ve muayene sahibi doktorlar dışında konunun diğer önemli muhatapları olan tam gün çalışanlar ve üniversite hastaneleri yöneticilerinin de dikkate alınması gerektiğini bildirdi.
People
0
10) bilmiş (Op.Dr.)
08.05.2014 14:36:50
Zaten Kaymak beyinde lojmanı olsa olsa sağlık birimine 200 , 300 metredir..kendisi de herhalde bizzat telefonu açıp nezaketende olsa rica etmemiş.....tabii ki dostluk hasbihallik güzel iyi şeyler..buna diyecek bir şey yok ....ama niye hep beklenti Hekimlerden ......yoksa hepimiz en azından vatandaşlık seviyesinde eşit değilmiyiz ...değil mi...
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer