YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Naylon Poşetler,Prof. Dr. Haldun GÜNER

Gazi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Faks: (312)2124647
Prof. Dr. Haldun GÜNER

28.01.2019, Pazartesi

Tüm Yazıları

 

 

Bilindiği gibi, yılbaşından itibaren, marketlerde naylon poşetler artık parayla satılıyor. İşin gerçeği, satılmıyor desek daha doğru olur.  Zira, parayla poşet alan çok az. Ben şimdiye kadar, parayla poşet alan birini görmedim.

Halkımız bu konuda da, ikiye ayrılmış durumda. Kimilerine  göre, ‘yerinde bir karar’, kimilerine göre de, ‘hükümetin vatandaştan fazladan para tırtıklaması’  gibi görülüyor. Evdeki eski bez torbalar, istiflendikleri yerlerden çıkarıldı. Kimi, gidip yeni torba alıyor. Kimi, yeniden annelerimizin, babalarımızın, pazar filesine geri döndü bile. Bilirsiniz, tekerlekli pazar arabalarımız vardır, sadece pazara gidildiğinde, ancak haftada bir gün kullanılırlar.  Bazıları market alışverişlerde, onları da yanında getiriyor. Aldıklarını kasalarda ödedikten sonra, bir bir arabanın içine itinayla yerleştirip, otoparktaki arabasına kadar onunla alıp götürüyor.

  Hiç bir şeye takmayan halkımız, iş bu poşet işine takmış durumda. Kimi fişinizi atmayın, bir hafta içinde geri götürüp, ödediğiniz poşetin iade parasını geri alın diyor. Kimi üzerlerinde süpermarketin reklamı var, biz bu reklamı da zorla satın almak zorunda mıyız diye soruyor.  Soruyor da soruyor.

Bizde ‘pazar alışverişi’ diye bir olay vardır. Haftada bir, pazara gidilir. Haftalık, hatta bir aya yetecek kadar, sebze meyve, artık pazarda ne varsa, fazla fazla alınıp naylonlara doldurulur.

Çoğumuz, market alışverişini de, pazar mantığıyla yapıyor. Dolduruyorlar arabalara, her şeyin en büyüğünü, en ağırını bir kerede toptan alacaksın ki, ucuza gelsin mantığı. Özellikle sebze meyve alışverişlerini, toptan yapar çokları. Soğan, patates, portakal, elma, üçer beşer kilo alınır. Birazı buzdolabında çürür. Kalanını, siz ancak bayatladıktan sonra yersiniz. Hatta, bitmeden yerine yenileri alınır. 

Evde iki kişi olsanız da, hiç fark etmez.   Size on kiloluk karpuzu satarlar, yüklenip gidersiniz. Artık, yarısını bir haftada tüketirsiniz, kalan yarısı da, çöpe gider.  Buzdolaplarımızın içi, naylona sarılmış gıdalarla, lebalep doludur

Olsun biz yine de toptan alırız. Un, pirinç, bakliyat, üçer beşer kiloluk olanı da raflarda. Hem kiloluk olandan, üç, beş kuruş daha ucuza geliyor.

Evlerde, havlu, peçete, tuvalet kağıdı depolarımız vardır. Zeytinyağı, çiçek yağı, yine üçer beşer kiloluğundan alınır. İmkanı olan, tatil dönüşü, Ayvalık’tan, Milas’tan, beş, on litrelik ‘naylon bidon’da alır getirir. Sanırsın harp çıkacak ta, o yüzden depoluyoruz.    

Şimdi gelin bir bir,  aldıklarımıza bakalım. Et alırsınız, strofora koyarlar üzerini streç naylona sararlar. Kıyma yaptırırsınız, kiloyu ikiye üçe bölerler ayrı naylonlara rulolarlar. Sucuk, pastırma, salam, sosis, naylona koyup tartarlar. Üzerine barkod yapıştırdıktan sonra size verirler. Raflarda, ayrıca naylona paketlenmiş olanı da ver. Paşa gönlün hangisini çekerse, ister görevliden tarttırarak al, ister reyondan direk al. Dondurulmuş gıdalar, naylonda. Tereyağı, margarin, yoğurt, peynir, hepsi naylonda. Kuruyemiş ve bakliyatlar, bisküviler hatta ekmek bile naylonda. Soğan, patates, sıkmalık portakal naylon filelerde. Meyveleri bile, güzel görünsün diye streçe koyuyorlar. İnce naylona doldurduğunuz, açıkta satılanı da var, streçte olanı da. Kraker ve jipslerin tamamı naylonda.  İçtiğimiz meşrubat, hatta su bile naylon şişelerde satılıyor. Deterjanlar, toz olanı naylon torbada, sıvı olanı naylon şişelerde.

Süpermarketten çıkanlara bir bakın, alınanların tamamı ince naylonlarda, sonra hepsi birden ev torbalarında. Bunları geçtik de, giyeceklerimizi, hatta eczanelerde ilaçları bile naylona koyuyorlar. Elbisenizi temizleyiciye veriyorsunuz, temizledikten sonra naylon içinde geri veriyorlar.  Kıyafetlerimizin, çoraplarımız, havlularımız, naylon katkılı. Perdeler, halılar, üzerine oturduğumuz koltukların bile, en azından bir kısmı naylon iplikten yapılmış. Hepimiz, naylonla sarılmış bir çevrede yaşıyoruz. Kim, ben naylon içinde yaşamıyorum diyorsa,  ya çok cahildir, ya da yalan söylüyordur.

Naylon poşetler, doğaya zararlı mı? Parçalandığında, nehirlere denizlere karışıyor mu, evet.  Doğada ve denizlerde, mikroskobik naylon partiküllerini, hayvanlar, tavuklar, balıklar yediklerinden,  yeniden bize dönüyor mu evet. Parçalanan parçalanıyor. Parçalanmayan ise, çevre kirliliğine neden oluyor.

Bunların hepsi doğru da, çevremiz dahil, her bir yanımızı  bu kadar naylon sarmışken, sadece market poşetiyle önlem alındığını sanmak, işte bu bana çok komik geliyor. Bizim çocukluğumuzda, ‘evlenmeyin erkekler naylon kızlar çıkacak’ diye şarkısı bile vardı. Çıktı, çıktı, hem de ne çıkış. Hepimiz, etrafı naylonla kaplanmış bir dünyada yaşıyoruz.

Haydi, sıkıysa bir gününüzü naylonsuz geçirin de görelim. Haberiniz olsun, naylon şişeden, su  bile içmemeniz gerekecek. Evlere, terkos suyu bile, naylon boruyla geliyor.

Sizler gibi, ben de taktım bu naylon işine. Naylonu eve sokmayacağım da, nasıl baş edeceğimi bir türlü çözemedim. Bunun kosinüsüne mi, tanjantına mı bakmalı bilemiyorum. Bu konuda gelişmiş ülkeler nasıl önlem alıyorlar, merak edenimiz, ya da gidip bakanımız oldu mu? Ne olur gidip görenler, oralarda yaşayanlar söylesinler.  Poşetleri parayla satınca, artık ne kadar çevreci olunuyorsa.

Ocak 2018.

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
3
1) Bülent Duran (Emekli Akademisyen)
02.02.2019 11:15:41
Sayın Hocam haklısınız, amaç üzüm yemek olsaydı doğada çözünen plastik poşetler üretilirdi. Amaç para toplamak olunca sonuç da bu oluyor. Saygılar.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer