YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Olgu SunumlarıProf. Dr. Haldun GÜNER

Gazi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Faks: (312)2124647
Prof. Dr. Haldun GÜNER

01.06.2009, Pazartesi

Tüm Yazıları
‘Türkiye Klinikleri Jinekoloji ve Obstetrik dergisi’nin 1997 den beri editörlüğünü yapıyorum. Kadın-doğumcular, meslektaşlarım yakından takip ediyorlar. Ülkemizde yayınlanan dergiler arasında, bu derginin özel bir yeri var. Amerika’daki benzeri gibi biz de ona ‘yeşil dergi’ diyoruz. Kendi alanında en çok abonesi olan, en düzenli çıkan, en sık aralıkla yayınlanan (2 ayda bir olmak üzere yılda 6 sayı) dergidir.

Dergi, sanki çocuğumuz gibi oldu. 1991 yılındaki ilk sayısından, yani doğumundan beri görev üstleniyorum. Yayınlanan, reddedilen, gelen giden tüm yazılar önümden geçiyor. Kim ne yapıyor, gerçek bilim adamı olan kim, kim reklam peşinde, kim dürüst çalışıyor, kim tribünlere oynuyor, kim başkalarının peşinde yol alıyor, kim doçentlik sınavlarına hazırlanıyor, kim uzun vadeli düşünüyor, hepsi ortaya çıkıyor. İlk sayıdan son sayıya kadar arşivlerde var. İstenilirse istatistiğini bile çıkartabiliriz.

Bilimsel danışma kurulumuzda kimler var, kimler danışmanlığı ciddi yapıyor, kim işlerim çok diye kaçıyor, kim incelemesi için gönderilen makalelere cevap vermek zahmetinde bulunmuyor, kim elektronik gelen kutusuna bakmak zahmetinde bulunmuyor. Kim her gönderilen yazıyı okumadan kabul ediyor. Kim hepsini reddediyor. Kim ben niye bu kurulda yokum diye merak edip sormuyor. Zaman zaman konu ile ilgili olan diğer disiplinlerden de danışmanlarımız oluyor. Onlar hakkında bile az da olsa bir şeyler söylenebilir.
Bugün konum farklı, köşemde bu kez sizlerle dergilerde yayınlanan “olgu sunumları” ile ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Bir klinikte saptanan nadir ancak önemli bir olgu, ilgili yayınlarla birlikte tartışılmak kaydıyla yayınlanmalıdır. Burası doğru. Ancak bazı kliniklerden olgu sunumundan başka nedense başka bir araştırma yazısı çıkmıyor. Buna ne demeli?

Olgu sunumları, aslında spot ve tesadüfi yayınlardır. Bu bakımdan biz onları yemeğin salatasına benzetiriz. Ana yemek, yıllar içinde süzülerek gelen bilimsel araştırmalar olmalıdır. Olgu sunumu olmadan salt bilimsel çalışma olabilir. Bu, salatasız yenilen yemek gibidir. Yenmesi zor olabilir, ama pekala rahatlıkla yenir. Ancak bir akademisyenin yayınlarının büyük çoğunluğu olgu sunumlarına dayanıyorsa, işte bu sadece salata yemeye benzer. Diyet hariç, tek başına salata yenmez. Bir klinik tamamen olgu sunularıyla yetiniyorsa, o klinikte ciddi bir bilimsel araştırma olmadığı düşünülür.

Son zamanlarda bilime ve meslektaşlarımıza katkıda bulunanların yanında, bizde bulduk bizde bulduk diye, hemen her konuda pek çok olgu sunumuna rastlıyoruz. Hepsine yer versek dergimiz araştırma dergisi yerine olgu dergisi haline gelecek ki, buna izin veremeyiz.

Şükür ki, yetenekli patologlarımız var. Nadir bulunan ilginç vakaları bulup ortaya çıkarıyorlar. Klinisyene de fotoğraflarını çekip, biraz da kliniğinden bahsederek yazmak kalıyor. Bir kısmında ise yapılan tanı ve tedavi hataları da gözden kaçmıyor. Bu türden yayınları çok ilginç olmadıkça yabancı dergiler pek yayınlamıyorlar.

Bilim adamlarının esas görevi öncelikle prospektif randomize çalışmalar yapmak olmalı. Hayvan deneyleri, klinik ve deneysel laboratuvar çalışmalarının yanında retrospektif çalışmaları da bu kategoriye sokabiliriz.

Yoksa, sadece olgu sunumlarını derleyerek bilimsel yaşantımızı sürdürüyoruz ve dosyamızı dolduruyoruz demek, işte bu bilimselliğe hiç yakışmıyor.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer