YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Robotik Cerrahiler NereyeProf. Dr. Haldun GÜNER

Gazi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Faks: (312)2124647
Prof. Dr. Haldun GÜNER

03.11.2015, Salı

Tüm Yazıları

Sabah ameliyathanede, her zaman olduğu gibi ameliyat aralarında, çay kahve molasında -arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Bir aralık genç arkadaşıma “Bugün robotik cerrahi var mı?”, diye soracak oldum. Hay dilimi ısıraydım da sormaz olaydım. Bir dokun bin ah işit derler.

 

Arkadaşım başladı anlatmaya:

Robotik cerrahiler için hastalardan yasal olarak ek ücret alınırmış. Bunun bir kısmı cerrahi uygulamalarda kullanılan cerrahi kollar için robot firmasına, bir kısmı da robotun diğer giderleri için hastaneye alınırmış. 

 

Fakülte uzunca bir süredir robot firmasına ödemesi gereken ödemeleri yapmadığı için robot firması hastanemize verdiği alet desteğini kesmiş. Muhtemelen iş bu nedenle de olsa gerek,  fakültemizde robotik cerrahi uygulamalarına son verilmiş.

 

Oh ne iyi. Robotlar ameliyathanelerin bir köşesinde hiç kullanılmadan yatarlar. Belki bu şekilde bozulma ve bakım derdinden de kurtulunmuş olur.

 

Ben şahsen soruşturmacı ya da dedektiflik yapacak değilim. Beni ilgilendiren, ameliyatların robotla yapılıp yapılmadığı. Hepsi o kadar. Burada işin doğrusunu eğrisini doğal olarak, hem hastane idareleri hem de robot firmaları bilir.

 

Arkadaş senin ne kadar alacağın var? Ne kadar süredir paranı tahsil edemiyorsun? Cevaplar muğlak, kimine şu kadar, kiminde bu kadar alacağımız var, diyorlar. 

 

Bir süredir, sağlığı dönüştürdük gitti. Özelliği olan ameliyatlar. Organ transplantasyonlarının, robotik ameliyatların tamamına yakını özel sektöre devredilmiş durumda!..

 

Anlı şanlı devletin hastaneleri ne güne duruyor acaba? Sağlık Bakanlığının hiçbir özel hastaneyle kıyaslanamayacak kadar çok yataklı ve tam donanımlı hastaneleri var mı, var. Bina girişlerinde ya da çatılarında, gözlü gözsüz herkes görsün diye konulmuş, rengârenk ışıklı cafcaflı mı cafcaflı “… Eğitim ve Araştırma Hastanesi” diye okuduğumuz tabelaları var mı, var. Buralarda devletimizin imkânlarıyla alınıp, hastalarımız, yani vatandaşlarımızın sağlığı için alınmış, son derece güncel ve modern cihazlar, robotlar var mı var.

 

Yine, Edirne’den Kars’a kadar, neredeyse her şehrimizde, ben diyeyim bin, siz deyin bilmem kaç bin yataklı, içlerinde bolca profesörü, doçenti ve de uzmanı barındıran,  devletimizin üzerinde titrediği(!) üniversite hastanelerimiz var mı, var.

 

Bunların pek çoğunda robot mobot her türlü modern ve güncel tanı ve tedavi araç gereçleri var mı, var. Bunların pek çoğu, her nedense rantabl olmaktan çıkartılmış, hatta bir kısmına kilit vurulmuş durumda mı, ne yazık ki pek çoğumuz buna hayır da diyemiyor.

 

Bu işleri yapagelen arkadaşlarımızın en az bir kısmı, iş bu engellerden bıkarak, biraz da maddi nedenlerle daha iyi çalışma koşulları öneren özel sektöre transfer oluyor mu, evet. 

 

İyi de, neden bu türden ameliyatlar benim de otuz yıldır görev yapmaktan her zaman gurur duyduğum fakültemde düne kadar başarıyla yapılırken bugün yapılamıyor hâle geldi. İşte ben bunu anlayamıyorum. Ya da anlamakta güçlük çekiyorum. Ayrıca, bu ve benzer nedenlerle de olsa,  art niyetli de değilim. Benim derdim, yapılagelen işlerin, dün olduğu gibi bugün de yapılabilir olması.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse, sadece benim fakültemde de değil, tüm resmi hastanelerde bu türden işlerin bir matematiksel hesabı mutlaka vardır, diye düşünüyorum. Mantığı nedir, işletme politikası nedir, neden böyle oldu? İşte birileri gelip bunu bizlere açık seçik anlatmalı.  

 

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
1
1) www.aciamagercek.om (dr)
12.11.2015 22:24:38
ALEM CİHAZIYLA BURAYA KADAR...

Çağımızda  telefondan bilgisayara, aşıdan enerjiye keşfeden ve üreten kazanıyor. Keşfettiği ile değil, tükettiği ile övünenin özgür yaşama şansı yok.Milletler ancak bu şekilde ayakta kalabilir, yoksa ayaklar altında kalır. Çağımızda milletler, ancak bilim ve teknoloji ürettiği kadar özgür ve bağımsız olabilir. Artık sokaklarda bağırarak özgür ve bağımsız olma dönemi bitti.Bağımlılığın dipsiz kuyusundan ancak bilim ve teknoloji ipiyle çıkabiliriz. Gerçek dünyada keşfettiğiniz kadar özgür, ürettiğiniz kadar bağımsızsınız. Bilim ve teknoloji üretemezseniz, yaşama hakkınızda yoktur, şansınızda. Filistin'den Afganistan'a İslam aleminin sefaleti ve zavallı durumunun asıl nedeni bu. Doğal kaynaklara sahip 57 İslam ülkesi bilim ve teknolojide bir İtalya etmiyor. Modern sömürgecilik adı verilen bu sistemin amacı, cep telefonundan uçağa, ilaçtan aşıya ülkeleri acıtmadan sömürmektir. 

Başkasının keşfettiği ve sürekli yenilediği pahalı teknolojiyi ithal ederek bir yere gidemeyiz. Alem cihazıyla elde edilen başarıyı kendi hanemize yazamayız. Bu akıl oyunu, sürekli ithalatla teknoloji üretimini önlerken, harem ağasına çevirdiği yüzbinlerce kişilik bilim ordumuzu palavra araştırmalarla, ithal teknolojiyle oyalıyor, uyutuyor ve kıt kaynakları çarçur ediyor. Açık pazar oluyoruz. Sonuç : bilim ve teknolojide mandacılık. Kısırlığın, sömürünün, kötü gidişin nedeni bu. Herkes güya yenilikleri takip ediyor da hangi sorunumuz çözülüyor ve kaç para kazanıyoruz bilen var mı? Halbuki, kıt kaynakları, 'Bilim ve Teknoloji Merkezleri'nde hayati ihtiyaçları üretmek için harcamak gerekiyor. Emme basma tulumba gibi kaynaklarımızı dışarıya pompalayan tüm sistemin baştan sona değişmesi gerekiyor. Türkiye, modern sömürge pazarı olmak yerine, ithal ettiği teknolojiyi Türkiye'de üretmek için bilim ve teknoloji savaşı vermeli. Yoksa kısa sürede teknolojik cihaz mezarlığı haline geleceğiz. Hayati harcamaları bile ödeyemediğimizde, ayranınız var mı içmeye diye sorarlarsa şaşırmayın.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer