YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Sezaryen AmeliyatlarıProf. Dr. Haldun GÜNER

Gazi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Faks: (312)2124647
Prof. Dr. Haldun GÜNER

03.09.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

Sezaryen ameliyatlarıyla ilgili olarak 2002 yılında yayımlanmış olan yazımı arşivden çıkarıp hiç değiştirmeden tekrar gönderiyorum. O günden beri neler değişti? Bir irdeleyin bakalım.

“Türk Jinekoloji Derneği Ankara Şubesinin aylık bilimsel toplantılarından, 2001 yılının son toplantısı geçtiğimiz aralık ayında yapıldı. Sezaryen ameliyatlarını, bu kez Ankaralı tüm kadın-doğum uzmanları, toplantı salonunda ameliyat masasına yatırdılar.

Konunun bilimsel açıdan olumlu ve olumsuz yönleri irdelendi. Konuşmacılardan Prof. Dr. Acar Koç’un konu ile ilgili demeci Medimagazin gazetesinin 7 Ocak tarihli 55. sayısında geniş olarak yer aldı.

‘Sezaryen, belirli endikasyonlarda vajinal doğumun gerçekleşemeyeceği ya da fetus açısından sıkıntı olması durumunda uyguladığımız bir cerrahi doğum yöntemidir.’

Sezaryen oranı günümüz Türkiye’sinde giderek çok hızlı bir şekilde artmaktadır. Dr. Koç’un verdiği bilgilere göre, Dünya Sağlık Örgütü 2000 yılı için bu oranı yüzde 15 olarak ifade etmektedir. Bizde ise fakültelerde ve eğitim hastanelerinde dahi yüzde 40’ın üzerine çıkma eğilimindedir. Özel hastanelerde ise sezaryen oranları yüzde 90’ın üzerindedir. Özel hastanelerde doğumhaneler hemen hemen kalmamıştır. Ya da göstermelik olan, kapısında doğumhane yazan odalar pamuk, gazlı bez gibi malzemelerin deposu olarak kullanılmaktadır. 

Sezaryen ameliyatı neresinden baksanız 30-40 dakika arasında yapılıyor. Normal vajinal doğum için 8-10 saat kadar bir süre hastanede takip gerekiyor. İşinizi gücünüzü bırakıp tek bir hastanın takibine gideceksiniz, gerektiğinde hastanede sabahlayacaksınız. Sonuçta da sezaryenden daha az bir kazanç sağlayacaksınız. Sezaryen yaparsanız hem zamanı iyi kullanırsınız hem siz hem anestezist hem de hastane daha fazla para kazanır. Tabip odası ücret kitapçığında bile normal doğum ücreti, sezaryenden daha düşük olarak belirlenmiştir. Fakültelerde, normal doğum için öğretim üyesi farkı bile belirtilmemiştir. Özel sigorta şirketlerinde de durum bundan farklı değil. Emekli Sandığı, SSK, Bağ-Kur ve özel sigorta şirketleri maddi olarak düzeltici hiçbir çabada bulunmuyorlar.

Sağlık Bakanlığı doğumevlerinde, devlet hastanelerinde ve özel hastanelerde, SSK kendi hastanelerinde ‘Neden sezaryen oranı patlayıcı şekilde artıyor?’ diye araştırma yapıyor mu? Düzenleyici, düzeltici önlemleri alıyor mu? Örneğin; özel hastanelerin kayıtları incelendiğinde ‘Sizin hastanenizde neden normal doğum olmuyor?’ diye soruyor mu acaba?

Meslektaşlarımızdan, bu uygunsuz koşullarda normal doğumu teşvik etmelerini beklememiz oldukça zor gibi görünüyor. İşler o kadar çığırından çıktı ki, bazı meslektaşlarımız kendilerini ‘sezaryenci doktor’ olarak lanse etmeye başladılar. Hatta sezaryen ameliyatları için endikasyon bölümüne ‘elektif sezaryen’ diye yazılmaya başlandı. Nedir elektif sezaryen, diğer bir deyişle ‘keyfi sezaryen’? Dünyanın hiçbir yerinde keyfi cerrahi girişim olmaz, olmamalıdır. Doğum olayı başlamadan gerçekleştirilen sezaryenlerde, prematürite sorunlarıyla da karşılaşılabileceği unutulmamalıdır. 

Ancak,  sağlık politikamıza yön veren başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve özel sigorta şirketlerinin konuyla ilgili düzenlemeleri ve yaptırımları bir an önce gerçekleştirmelerini bekliyoruz.

Hem sosyal hem de maddi yönleri bulunan konunun ciddi şekilde irdelenmesi lazım. Sezaryen ameliyatlarında maliyetin normal doğumdan daha fazla olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu para genelde devlet bütçesinden, sonuçta vatandaşın cebinden çıkıyor. Sezaryen olan hastalar hastanede daha fazla kalıyorlar. Ameliyathane, anestezik madde ve daha fazla ilaç kullanılıyor. Normal doğum yapanların doğum sonu kanuni istirahat süresi 42 gün iken, sezaryende bu süre 60 gün. Yani her doğumda 18 gün daha fazla bir iş gücü kaybı oluyor.

Özellikle doktorlar, diğer sağlıkçılar ve özel hastanelerde doğum yapabilecek maddi imkânları olanlar nedense hep sezaryen oluyorlar. Maddi imkânları elverişli olmayanlar, kırsal alanda yaşayanlar ise paşa paşa normal doğum yapıyorlar. Diğer memeliler, örneğin; koyunlar, inekler, atlar, tavşanlar vs. nedense hep vajinal doğumla çoğalıyorlar, hem de bir batında türlerine göre 8-10 yavru doğurarak.        

Arkadaşlar, doğrusu işin cılkı çıkmıştır. Bunun bir an önce düzeltilmesi lazım. Yapılacak iş gayet basittir. Hastaların dosyası incelenir. Sezaryenin doğum olayı başladıktan sonra mı, yoksa önce mi yapıldığı saptanır. Hastaların monitör şeritleri dakikalar bazında ortaya dökülür. Eğer keyfi sezaryen yapıldığı saptanırsa, hastanın kurumu normal doğumun üzerindeki farkı ödemez, verilen raporun sadece 42 gününü kabul eder. Sonrası idarenin kararıdır. 

Ancak, iş bu kadarla bitmez. Kadın-doğum hekimlerinin normal doğumdaki maddi kayıpları da behemehal düzeltilmelidir. Normal vajinal doğum ücretleri arttırılmalı, doğum için doktorların hastanede kalış süreleri ayrıca değerlendirilmelidir. Keyfi sezaryenler nedeni ile meslektaşlarımızın sarsılan itibarları düzeltilmelidir.”

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) dr.seyhan (dr)
10.09.2012 21:10:36
Semih abi tesekkur ederiz. hepimizin duygularını çok iyi ifade ettiniz.10 yıldır değişemeyenleri de gerçek dünyaya çağırıyoruz. Keşke onların dar ve sığ görüşlerine de sezaryenle çözüm bulabilsek
People
0
2) dr yalçın (dr)
10.09.2012 10:24:17
sayın editör, dr semih bey'i yazar kadronuza dahil etmenizi şiddetle tavsiye ederim.değerli meslektaşıma da bu güzel yazısı için saygılarımı sunuyorum.
People
1
3) isil (dr)
09.09.2012 23:01:01
Bir kadın doğum hekimi bunları yazabiliyorsa diğerleri neler söylemez. Herşey bir yana kadını yok sayan tutumunuz beni çok rahatsız etti. İnekler ve atların vajinal doğum yaptığından, normal doğum yapan kadının on sekiz gün daha fazla çalıştığından dem vurmuşsunuz. Size söyleyecek bir şey bulamıyorum. Kadınlara böyle bakan birinin bir de kadın doğumcu olması harika!
People
0
4) Bülent Karali (Kadın Doğum Uzmanı)
09.09.2012 16:45:24
Semih Bey'in eline sağlık. Bu harika cevap, yorum kısmından ziyade manşete taşınmaya layık. Editörden ricam "okuyucumuzdan yazarımıza cevap-Önemli" başlığı ile yorumu haber kısmına aktarmasidir. Herkes okumalı çünkü. Gözden kaçmamalı.
People
0
5) ersen eraydın (doktor)
07.09.2012 00:57:33
semih abi ağzına sağlık her kelimesine kadar haklısın haldun hocamız bu dönemlerde 1 yıl periferde kadın doğum uzmanlığı yaptıktan sonra da aynı yazıyı gönderirse o zaman çok taktir ederim
People
0
6) beril (op.dr)
06.09.2012 19:40:44
Çalıştığım hastanenin yeni acılan ve daha eksiği olan ameliyathanesinde ışıklar nerden acılıyor onu bile bilmeyen bi hemşireyle ve teknisyenle doğum setini kullanıp acil kordon sarkmasını sezaryen yaptım, o sırada başhekımımız de geldi, o tabii ilçedeki ilk ameliyatın şokunda, milletvekilini yanımda aradı, ilk cs in heyecanını paylaşırken karşı taraftan aldığı cevap inşallah gereksiz yere sezaryen yapmamıştır doktorun olmuştu.Yokluk içinde bebeğin hayatını kurtarmanın mutluluğu onun sayesinde çok kısa sürmüştü..Bizim arkamızda kimse yok EY KADIN Doğumcular, dikkatli olun:((
People
1
7) ALİBABA (maalesef dr)
06.09.2012 10:05:20
haldun güner bey doktor olarak bunları söylüyorsa ,siyasetçi neler söyler.
ama unutmayın bugün başkasına yarın size de sıra gelebilir.ozaman da siz anlayışsızlık,empati kurmamakla,başka meslektaşlarınızı sizin branşınız hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan siyasetçilerin aldığı sizi mağdur eden bir hususda konuşmakla suçlayabilirsiniz

bugun ona yarın size temennisiyle...


NOT: dr semih beyin yazısını sitenin sansürlemeden yayınlamasına şaşırmadım desem yalan olmaz.
People
0
8) mehtap durmuş (dr)
05.09.2012 22:20:12
teşekkürler semih ağzına sağlık çok güzel özetledin
People
1
9) Semih Hızıroğlu (Doktor)
03.09.2012 19:12:06
SEZARYEN YAPMAK MI YAPMAMAK MI İŞTE BÜTÜN MESELE BU
Bu yazıyı yazdığınız o günden beri, yani 10 yıldır çok şey değişti Sayın Hocam. Genel anlamda söylersek, doktorlar; elitlikten sefilliğe, krallıktan köleliğe, varlıktan yoksulluğa, saygınlıktan itibarsızlaşmaya, güvenlikten güvensizliğe, el üstünde tutulmaktan hor görülmeye, elleri öpülesilikten tokatlanıp yumruklanmaya, velhasıl kısaca cennetten cehenneme çıkarıldıkları yolculukta hemen hemen son durağa geldiler. Üstelik Kadın-Doğumcu’lara bu uzun yolculukta ayrı bir özen gösterildiğini de söyleyebiliriz. Öyle ki kadın-doğum, TUS’ta en çok tercih edilen branşlardan biriyken, hiçbir yere giremeyenlerin mecburi son sığınağı durumuna geldi. Hani borsada tavan yaptıktan sonra füze gibi çakılıp dip yapan hisseler vardır ya, aynı onlar gibi…
Ah be hocam, 10 yıl önce neler yazmışsınız. Merak etmeyin, artık Tabipler Birliği asgari ücret tarifesinde sezaryen, normal doğumdan pahalı değil. Ne kadın doğumcular, ne anestezistler, ne de hastaneler sezaryen yapıldığında daha fazla kazanmıyorlar. SGK’dan özel sigortalara, hiç kimse sezaryene fazla para ödemiyor içiniz rahat etsin. Bu arada doğum sonrası izinde de normal doğum sezaryeni yakaladı, ikisi de eşitlenip 8’er hafta oldular. Hastanede kalma süreleri de 1-2 günden fazla değil, her ikisinin de… Buyurmuş olduğunuz gibi, özel hastaneler de sezaryen açısından çok sıkı kontrol altına alındılar. Sağlık Bakanlığı, bırakın “Neler yapıyorsunuz bakayım oralarda?” diye sormayı, inanın nefes aldırmıyor desek yalan olmaz. Hani teşbihte hata olmaz denir, birine sizin tanımınızla “sezaryenci doktor” demek, neredeyse “vatan haini” demek gibi bir durum haline geldi bugünlerde. O yüzden kimse kendini artık “sezaryenci doktor” olarak lanse etmiyor, edemiyor. Hatta kadın-doğumcuları korkutmak isterseniz, “Seni gidi sezaryenci seni, hıııı!” diye azarlamanız yeterlidir. O da hemen kendisine inanılmaz bir hakarette bulunulmuş gibi anında savunmaya geçecektir: “Ne münasebet efendim, ben ne zaman sezaryen yapmışım. Ben yıllardır hep normal doğum taraftarıyımdır. Hani geçmişte üç beş tane yapmışsak, ya hastalar istemiştir, ya yöneticiler istemiştir, ya da mecbur kalmışızdır. Yoksa ben ters geleni de, yan geleni de, isteyeni de, istemeyeni de normal doğurtabilirim. Lütfen bana iftira atmayınız. Tertemiz geçmişimi lekelemeyiniz” gibisinden bir cevap almanız mümkündür. Uzun lafın kısası hocam, sezaryen yapmak artık bir suçtur. Haa, bu arada olurda normal doğum yaptırdığınız bir hastada ya da bebeğinde, işler yolunda gitmez de en ufak bir sorun çıkarsa, kendinizi hemen müfettiş ya da hakim önünde buluverirsiniz. Onlar da hep bir ağızdan hemen size sorarlar: “NEDEN SEZARYEN YAPMADIN?”
İster inanın, ister inanmayın, bu sezaryen yapılmalı mı yapılmamalı mı konusu gazetelere, televizyonlara, siyaset meydanlarına kadar taşındı. Siyasetçisinden yazarına, sanatçısından din adamına kadar herkes görüş beyan etti. Herkes ne kadar da bilgiliymiş hocam, bir görmeliydiniz. En az kimler mi konuştu? Kim olabilir ki hocam, kim olabilir? Tabii ki bizler… İttir kaktır, aramızdan basında bir iki satırlık, televizyonda bir iki dakikalık yer bulabilenler dilleri döndüğünce anlatmaya çalıştılar bu işlerin eksilerini artılarını, tedbirlerini, ama okuyan ya da duyan, okusa ya da duysa aldıran oldu mu bilemem.
Bu arada hocam 10 yıl öncesinde yaptığınız bazı yorumlarınız da, affınıza sığınarak söylüyorum ki, bugün bakınca oldukça naif görünüyor. Mesela keyfi cerrahi girişim olmaz demişsiniz. Halbuki, burun düzelttirmek, göz altı torbalarını aldırmak ya da basenleri ve göbeği biraz ufaltıp memeleri de azıcık dolgunlaştırmak gibi keyfi işlemler için Estetik Cerrahi diye bir tıp dalı bile icat etmişler ki siz şüphesiz benden iyi bilirsiniz. “Koyunlar, inekler, atlar, tavşanlar, vs. hep vajinal doğum yapıyorlar, biz niye yapmayalım?” demeye getirmişsiniz. Üzerinize afiyet hocam, bizler insanız… Mesela bacağı kırılınca atları vuruyorlar, bir insan bacağını kırınca sizce ne yapılmalı buna göre?
Velhasıl değerli hocam, sizin sezaryenin önlenmesi için önerdikleriniz eksiksiz yerine getirildi, hatta fazlası bile yapıldı anlayacağınız… Fakat, heyhat… Gelin görün ki tedbirler ne kadar işe yaradı derseniz bunu zaman gösterecek. İnşallah 10 yıl sonra da bu yazıyı tekrar yayınlarsınız ve sağ kalmış da hayattaysak duruma bir daha bakarız.
Ha unutmadan, istediklerinizin fazlası bile yapıldı demiştim ama, hani “maddi kayıplar da behemehal düzeltilmeli” falan demişsiniz ya, bakın bir tek o konu ortada kaldı. Artık kimsenin aklına mı gelmedi, yoksa geldi de gelecek 10 yıla mı bırakıldı bilemeyeceğim.
Sevgi ve hürmetlerimle…
Dr.Semih Hızıroğlu


Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer