YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Üniversiteler ve HocalarıProf. Dr. Haldun GÜNER

Gazi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Faks: (312)2124647
Prof. Dr. Haldun GÜNER

25.06.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

“Üniversitelerde hocaları nasıl tanırsınız?” diye sorsalar, ne cevap vereceksiniz bilemem. Genelde böyle soruları, mevtanın başındaki imam sorar cemaatine. Hep bir ağızdan yüksek sesle “İyi biliriz.” demek usul ve adettendir. Buradaki “iyi” aslında, çoklarının o kişiyi yakından bildiklerinden ya da kişinin gerçekten iyi insan olduğunu bildiklerinden değildir. Çoğunlukla, “Adet yerini bulsun.” kabilinden söylenen sözlerdir bunlar. Adam, hırsız, soysuz, adam yaralamış ya da öldürmüş bile olabilir. Kaçakçı ya da rüşvetçi olabilir, bu nedenle cezalar görmüş, içeride yatmış ya da yatmamış olabilir, bunlar orada hiç önemli değildir.  Önemli olan, orada “İyi biliriz.” denilmesidir ve de hep beraber söylenilir.

Yukarıdaki soru ise tamamen farklı durumdakiler için soruluyor. Halen üniversitelerde öğretim üyeliği görevinde olan, bunun yanında eskiden idari görevlerde bulunmuş ya da şimdi idari görevleri olanlar için soruluyor. 

 

“Bunları ne diye yazıyorsun?” diye sorabilirsiniz. “Niye mi yazıyorum?” Bakın anlatayım.

Efendim, yakın zamanda üniversitelerimizin bir kısmında rektörlük seçimleri yapıldı da, ondan yazıyorum. Neresinden bakarsanız, altı-yedi aylık bir propaganda süreci yaşadık da, ondan yazıyorum.

Rektörlüğe aday olanlar, doğal olarak olabildiğince çalışırlar. Her türlü iletişim aracından yararlanırlar. Kitap, dergi, broşür, internet ve cep telefonlarından iletileriyle kendi düşünce, görüş ve projelerini anlatırlar. Bizzat tek tek fakültelere, bölümlere, ana bilim dallarına giderek, yerinde toplantılar yaparlar. Hatta pek çok hocayı, bizzat odasında ziyaret ederler.

 

Bunun yanında, daha büyük topluluklara ileride yapacaklarını, projelerini hem sesli hem de görsel platformda anlatmak, olumlu iletişim atmosferi yaratmak  hem de gövde gösterisi için yemekli toplantılar yaparlar.

 

Pek çok üniversitede olduğu gibi, seçim öncesinde bizde de oldu bu türden toplantılar. Hep aynı yerde, sosyal tesislerde yapılan bu türden toplantılara, yedi yüz ile bin kişi civarında katılımlar oldu. Bu nedenle, adaylar yüreklendi. “Benim şu kadar oyum var.” diye hesap yapanlar oldu.

Ben bu türden yemeklerin çoğuna katılmadım. Katılanlara sordum, “Toplantı nasıldı, kaç kişi katıldı?” diye. “Yedi yüz, sekiz yüz, hatta bin kişi vardı.” diye cevaplar aldım. Teyit etmek için, çalışan garsonlara sordum “Kaç kişi vardı?” diye, onlar da doğruladı duyduklarımı.

Ancak bir farkla, “Yemeklere hep aynı kişiler katılıyor hocam.” dediler.

İşte bu cevaptır, beni kara kara düşündüren. Be hocam, madem oy vermeyeceksin, her adayın toplantısına neden gidersin, adamı neden yanıltırsın? Yemekte bin kişi, sandıkta ise yüz kişi, işte bu olmuyor. Hepsi demeyelim, ama maalesef hocaların pek çoğu uyanık ve oportünist. Nasılsa biri kazanacak ya. “İşte, toplantısına da katıldım. Sana oy verdim der miyim, derim tabii, biter gider.”,  “Hem yeni rektörün hışmından korunurum hem de gerekirse bir idari görev kaparım.” diyenler maalesef çoğunlukta.

 

Aday olan hoca, medeni cesaretle çıkmış, aday olmuş, ayağına kadar da gelmiş. Yapacaklarını bir bir anlatıyor, hocalarda tık yok. Yahu hiç mi onaylamadığınız projesi yok, şurası şöyle olsun demez mi insan, hiç mi beğenmediğiniz tarafı yok.  Vardır da, hocalar duymazdan, görmezden gelirler.  

Üniversitede hocalara her zaman üç maymunu oynamak nedense pek kolay geliyor. “Görmedim, duymadım, işitmedim.” Yazana, çizene, konuşana, bu yüzden üniversitelerde pek de iyi gözle bakmazlar.  Hal böyle olunca da, o üniversiteye ve onun hocalarına ne derler, artık gerisini siz düşünün.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Cemalettin CAMCI (Tıp Doktoru-Akademisyen)
24.08.2012 12:23:26
Sayın Hocam cok haklısınız. Bizlerin ortak duruş sergileyip o secimlere katılmamamız gerekiyor. Ne de olsa Cumhurbaskanı herseyin en iyisini biliyor o atayıversin de bize demokrasi oyunu oynatmasın. Gazi Universitesinde oy kullananların %10 unun bile oyunu almamıs birini atayıversin-sırf kayserili diye...
People
0
2) sd (dr)
04.07.2012 07:07:12
ABD de olduğu gibi doçentlik sınavının sözlü kısımını kaldırmak için girişim başlatarak öncülük yapabilirsiniz.
Tüm kriterleri tamamlayan kişi doçent veya prof olarak atanabilmelidir.
Adam 5-8 sene çalışıyor didiniyor jürisindeki bir iki tane hazımsız nedeni ile sürünüyor. Böyle olmamalı...
People
0
3) oya gökmen (tıp doktoru)
02.07.2012 15:45:00
Sevgili kardeşim hakikati yazmışsın inşallah bu seçım sistemi degişir hocalarımızda bu sıkıntılardan kurtulur.....
People
0
4) cy (md)
01.07.2012 08:09:38
Hocam hadi siz bir liderlik yapın. Doçentlik sözlü sınavını kaldırmak için kampanya başlatın üniversitenizde ve diğerlerinde mesela. Aynı ABD de olduğu gibi objektif kriterler koyun ve tamamlayanı üniversite atasın doçentliğe. Zormu? Hadi bir öncülük başlatın...
Siz yapmazsanız ben zamanım ve konumum geldiğinde mutlaka yapacağım....
People
0
5) Hasan Basri PINAR (İntern Doktor)
29.06.2012 15:09:32
Sayın Hocam;

Her alanda olduğu gibi üniversitelerimizde de ehil olmayan, muktedir olmadıkları işler peşinde koşturan ve sizin de vurguladığınız gibi oportünist zevatlar var.

Sanmıyorum ki bu zevatlar akademik ve bilimsel duruşlarıyla ön plana çıksınlar ve yine sanmıyorum ki üniversitenin bir köşesine geçip hayatın gizlerini araştırıp dünyayı ve hayatı anlamak için discovery modunda yaşasınlar. anca yemeklerde, davetlerde boy gösteren vitrin insanını oynuyorlar.

Ben bir zihin antropoloğu değilim, üniversite hocalarının ne yapması gerektiğine vakıf olan bu konuda ehil biri de değilim, lakin şunu çok iyi biliyorum ki; hayalimdeki akademik kadro YÖK tür, siyasi otoritelerdir yada herhangi bir üst mercinin rudimente yumruklarının hedefi gösterilmekten korkmayan, bildiği ve inandığı yolda küheylanlar gibi koşması gereken, politize duruşun temsilcisi olmayan, özgürlükçü, hoşgörülü ve bilimsel homo sapiens superior'lardan oluşmalıdır.

nezaket, samimiyet ya da niyet okuma çekinceleri ile (puana oynayan, nemalanma peşinde koşan) sınırlandırılmış bir rudimenter ideolojik çizgi de muktedirin iktidarı ile oluşturduğu somut alanda yaşayacak olmanın fırsatçılığını yapan bir akademik kadro statüko'dan başka bir yapıya hizmet etmez.

hocamın da belirttiği gibi akademik kadronun en birinci görevi ''ÇAĞDAŞ VE YARATICI BİLİM ÜRETMEK olmalıdır.''
People
0
6) H.O. (Akademisyen)
27.06.2012 23:24:46
Sayın Hocam,

Üniversitelerle ilgili kanunun tamamıyla değişmesi, YÖK müessesesinin kalkması yada sembolikleşmesi gerekiyor. Üniversitelerin politize duruşları değil, akademik ve bilimsel duruşları ön planda olmalı.

Bu sistemde ve güncel şekildeki haliyle seçim yapılması da komik ve saçma. Öğretim üyelerinin yaptıklarını tasvip etmiyorum, ancak yıllardır süregelen üniversite sorunları ve atıllığın üniversite hocalarının davranış şekillerinde de kronik yaralar oluşturduğuna inanmaktayım (Kronik yara yerine ADAPTASYON terimini de rahatlıkla kullanabiliriz).

Yeni sistem oluşturulması şarttır. Yeni kurulan üniversite düzeninin sloganı ise ETİK ÇERÇEVEDE, İNSANA-TÜM CANLILARA-DOĞAYA SAYGILI VE EKİP ÇALIŞMASINI ÖN PLANDA TUTAN, ÇAĞDAŞ VE YARATICI BİLİM ÜRETMEK olmalıdır. Bu arada unutulmaması gereken önemli bir konu ise; bilimsel topluluğun yöneticileri tarafından MOTİVE edilmeleridir. Motivasyonun getireceği sürekli gelişim sürecinin YARATICI BİLİM OLUŞUMUNUN en önemli temellerinden biri olacağı kesindir.

Saygılarımla

People
0
7) ORHAN ÖZTURAN (TIP DOKTORU-AKADEMİSYEN)
25.06.2012 12:38:46
Sayın Hocam,
Genel manzarayı açıklığı ile tarif etmişsiniz. Malesef 30.000 den fazla öğretim üyesi bulunan ülkemizde kişiliği oturmuş ve yüksek karakterde olanların sayısı gayet az.
Saygılarımla.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer