YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Üniversitelerde Kadro İlanlarıProf. Dr. Haldun GÜNER

Gazi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Faks: (312)2124647
Prof. Dr. Haldun GÜNER

07.10.2013, Pazartesi

Tüm Yazıları

Pek çoğunuz biliyorsunuz, Hürriyet gazetesinin, 01 Ağustos 2013 sayısında  “Üniversitede skandal ilan” başlığıyla“Meltem Özgenç-Dinçer Gökçe tarafından yazılmış, bir haber yazısı çıktı.

 

Öğretim üyesi arayışı olan üniversiteler, bu ihtiyaçlarını, Basın İlan Kurumu aracılığı ile verdikleri ilanlar aracılığı ile karşılamaya çalışır. İlanlarda, aranan öğretim üyesinin taşıyacağı özellikler ayrıntılı bir biçimde yer alır. Bu durum 'adrese teslim ilan' tartışmasını da beraberinde getiriyor. Ancak bu kez, 'skandal' nitelikte bir ilan hazırlandı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi için verilen ilanda alınacak öğretim üyelerinin adları açık açık yazıldı.”

 

Yazının altına, orijinal ilanda, açılacak olan kadroların yanında atanacak olanların isimleri ve durumları açıkça gösteriliyordu.

 

Sonrasında ortalık karıştı. Konuyla ilgili olarak, medyada ve internette pek çok görüş yazıldı.

 

İlgili üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Arif Yılmaz, olayın duyulmasından sonra, yaptığı ilk açıklamada, “Hoş bir şey değil, gereken yapılacak.” dedi. Birkaç gün sonra da istifa ediverdi.

 

Bence olay, üniversite yönetimi ve ilgili görevlilerin acemiliğinden öte bir şey değil. Arkadaşlar bilerek ya da bilmeyerek “KRAL ÇIPLAK” deyivermişler, hepsi o kadar. Büyütmeye bile gerek yok.

 

Bugüne kadar bu işler hep böyle olmadı mı? Kadrolar adrese teslim yapılmadı mı? Kadroya atanacak olanlar zaten baştan bellidir. Halen üniversitelerinde çalışanlar, doçentlik sınavını geçtiklerinde yapılacak olan, onların doçent kadrolarına atanmalarıdır. Personel daireleri, doçentlik kadrosu bekleyenlerin listelerini rektörlük makamına iletirler. Belli bir sıra içinde rektörlükler bu kadro ilanlarını yaparlar. Yine aynı şekilde doçentlikte beş yılını tamamlayanlara da profesör kadroları çıkartılır.

 

Kaç kişi profesörlük, kaç kişi doçentlik kadrosu bekliyor alt alta toplanır. Rektörler, bu kadroları fakültelere ve önceliklerine göre, gerekli üst merkezlerle temasa geçmek suretiyle, şu fakülteye bu kadar, diğerine şu kadar hesabıyla çıkartırlar. Konu, resmi ilan verilmek suretiyle hayata geçirilir. Bazen bir ana bilim dalında örneğin; üç kişi aynı kadroyu bekliyorsa, bir ya da iki kadro açıldığında, açıkta kalana, “Aman bu kadroya sen başvurma, kadro bekleyen iki kişisiniz, kadro bir tane, ileriki ilanda sana da kadro çıkacak.”diye söz bile verilir. Kadro bekleyen, uslu uslu kendisine de kadro açılmasını bekler. Daha doğrusu, eski deyimle “Tekkeyi bekleyen derviş suyunu içer.”

 

Hani bazen, dışarıdan da kadroya müracaatlar olmuyor değil. Bunları önlemek için, öncesinde, “Oğlum, bu kadro üniversitemizde görev yapan falanca için çıkarıldı sakın başvurma.” gibi uyarılar yapılır.

 

Bunun dışında, o ana bilim dalında kadro bekleyen yokken, kadro ilanı nasıl oluyor diye soracak olursanız, bakın anlatayım. Örneğin; bir bölümde beş profesör, on sekiz doçent var. Yani, zaten kadro fazlalığı varken, işler nasıl kotarılıyor? Böyle bir kadro ilanı için öncesinde, yukarıdan etkili ve yetkili mercilerden, himmet ve inayet ve de tavassut almak gerekli ve de elzemdir. İşleri kotartmak için oralardan direkt rektöre telefon edilmelidir. “Falanca bizim çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın, oğlu, kızı,  yeğenidir. Kendisi falanca yerde çalışıyor. Ona üniversitenizde, bir profesörlük, ya da doçentlik kadrosu çıkartalım.” denilir.  Aslında, atanacak kimseyi etkili kişinin tanıması şart bile değildir. Siyasi görüş, yaşam tarzı, gibi faktörler her zaman bilimin önündedir. Olayın gerçekleşmesi için, tavassutta bulunan kişi çok daha önemlidir. Rektör eğer “Bende kadro yok.” dese bile, “Sen merak etme, biz bulup çıkarttırırız.” denilmesi mutattır.

 

Gerisi ise fasa fiso. Ne olacak, dosyalar gelir, gider, raporlar düzenlenir. Bu raporların üç beş, bilmem kaç satırından sonrasını zaten kimsecikler, hatta yetkililer dahi okumaz. Önemli olan, sonundaki, “Kadro için fevkalade uygundur.” ve benzeri ifadelerdir. Üniversite senatoları ne güne duruyorlar, bir çırpıda kadrolar onaylanır. Aksine bir kararı ben hiç duymadım.

Adlar öncesinden ilana yazılmış, mış mış mış. Adrese teslim ilanmış. Yazılsa ne olur, yazılmasa ne olur.  Zaten aylar öncesinden, atanacak olanlar belli olmuyor mu? 

 

Devenin boynu örneğinde olduğu gibi, neremiz doğru be biraderler? Olay acemiliktir, o kadar. Uyarılırlar, uyanırlar. Zaman geçer, her bir şeyi öğrenirler. Bunun için yaygara koparmaya ne gerek var canım.  

 

Olan sayın rektöre oldu.  Ne malum yanındakilerin rektöre oyun oynamadıkları, ne malum ayağını kaydırmadıkları?

 

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
1
1) FDA (Anestezi)
01.11.2013 19:43:09
3.dunya ulkelerinde kadro sahsa özel acilir.Kazara basvurursaniz ve dosyaniz daha iyi olursa dosyanizi cekmeniz istenir. Ancak gercekten bilimsel arastirmalar yapan gelismis ulkelerin universitelerinde hakederek bir yerlere gelebilirsiniz..
People
0
2) hüseyin öz (hekim-akademisyen)
30.10.2013 20:42:56
Haldun bey siz nasıl akademisyen oldunuz? Üniversite sizin gibi torpillilerin oyuncağıydı. Oyuncağınız elinizden alınınca zülfü yarinize dokundu değil mi? Bugün Ankara'daki üniversitelerin akademik kadrolarının çoğu vakti zamanında diğer öğretim üyelerinin çocukları. Gazide de hayli sayıda böyle babadan oğula akademisyen var. Deveye sormuşlar boynun neden eğri diye nerem doğru ki demiş. Önce kendiniz aynaya bakınız sonra eleştiriniz.
People
0
3) osman t (göz dr)
27.10.2013 07:37:10
TAM İSABET. Allah razı olsun Başbakandan. Bu köhnemiş Türk akademik sisteminin yarasını en azından doğru fark etmiş olması bile yeterli. Çünkü hastalığı fark etmesi beklenen zevat, tedavi edecek istekte değil. Mecburi hizmetten şikayet eden bir doktorun, mecburi hizmetini bitirir bitirmez " ben bu yoldan geçtim başkaları da geçsin" psikolojisi gibi. Üniversitelerin özellikle tıp fakültelerinin akademisyen sorunu üniversitenin içindeki halihazırdaki personel ile çözülmez. Yanlış üzerine yanlış adımlar ile etiket edinmiş kimselerden doğru adımlar atmaları beklenmez. Acil olarak, çözümün ilk aşamasında isteyen herkese "yardımcı doçent" etiketi verilmeli. Bu "tıraş" bir etiket dahi olsa halk arasında "doçent- prof" gibi etiketlere olan rağbeti de tıraşlayacağından bilim insanı olmayanı, bilime katkı derdi olmayanı, etiket edinme hırsı olanı üniversiteden uzak tutar. "Doçent" olur olmaz kapağı özel hastanelere atan akademik şarlatan ise dışarıda etiketinde "yar.doç." geçen yüzlerce uzman doktor varlığında -halk bu ayırımı anlamadığından- üniversiteye tıpış tıpış geri döner. Tam gün yasası da bu şekilde işlerlik kazanır. Böylece uzun vadede gerçek bilim insanları üniversite kadrolarını işgal eder.
People
0
4) ünal ayrancı (dr)
23.10.2013 01:53:42
Hala kişisel çıkarlar için doğrular söylenmiyor. Bir kadro kişi için açılmaz. Üniversite için açılır. Yanlı yorumlarla haksıza hak veriliyor. O haksız da kendini adamdan sayıyor. Sonra içinde bulunduğumuz üniversite durumu ortaya çıkıyor. Bir kulun rektör, bölüm başkanı da olsa kula kulluk etmesi savunuluyor. Bu nasıl bir mantıktır.
People
0
5) sinan aslan (dr)
22.10.2013 17:12:33
Rize Universitesi nden gerekli değil diyerel ismini vermeyen meslketaşım diyorsun ki olay amacına ulaşamamaıştır ne var ki bunda.Düzmece belgelerle olmayan darbe için yatanlar hakkında ne düşünüyorsun peki darbe olmadı di mi sonuçta...
People
0
6) Osman D (Doktor)
22.10.2013 15:42:05
Ben bu konuda Sayın Rektörlerin acımasızca eleştirilmesine karşıyım. Düşünün, zamanında kişiyi yardımcı doçent olarak almışlar. Adamın o kliniğe 6-7 yıl hizmeti geçmiş, bu arada bilimsel liyakatını yerine getirmiş, doçent olmuş. O da bir yana çocuklarını o şehirde okullara yazdırmış, eşi yine o şehirde bir resmi kurumda, hatta daha kötüsü tayin yapılamayacak bir akademik kadroda ya da özel sektörde çalışıyor olsun. Bu sırada bir doçent kadrosu çıkacaksınız. Peki ne yapacaksınız? Kadroyu ortaya çıkıp da o kurumla veya şehirle hiçbir bağlantısı olmayan başka bir kişiyi yayını iki tane fazla diye alıp, bahsettiğim bu arkadaşı sokağa mı atacaksınız? Ya da yayını üç tane fazla diye hiç tanımadığınız psikopat yapılı birini alıp da başınıza bela mı edeceksiniz? (Zira ben birçoklarını tanıyorum. Yayını çok iyi olduğu halde bir grup içinde iki gün uyumlu çalışamayıp, üçüncü gün problem çıkaran birçok psikopatın olduğunu.) Bunun hiç mi vebali yok? Bu köşelerde boş keseden atan arkadaşlara sesleniyorum: Bu işler öyle oturduğunuz yerden sallaması kadar kolay değil. Ancak tabii ki yasal bir düzenleme ile Sayın Rektörler de bir vebalden kurtarılabilir. Daha önceden o üniversitede çalışan, liyakatı olan, sicilinde problem olmayan akademik personel üst kadroya atanırlarken onlara ilan dışı atanma hakkı getirilebilir. İlan, daha ziyade üniversiteye dışarıdan ilk kez alınacak akademik adaylara yönelik olabilir. Düşününce başka çözümler de bulunabilir. Ancak, olayı geniş anlamda ve mantık silsilesi dahilinde değerlendirmekte fayda olduğunu düşünüyorum.
Saygılarımla...
People
0
7) Kadir Guzin (doc.jinekolog)
20.10.2013 14:16:16
Degerli hocam
agzina saglik
Turkiyede daha dogrusu gelismakte olan ulkelerin sorunu. Basariya degil es -dost yakinligina bagli olarak insanlar yukseliyor.Boyle olunca nasil Osmanli Devleti 600 yillik imparatorlugunda dunya bilimine birtek bilim adami kazandirmadiysa simdide eski aliskanliklar hatalar devam ediyor.
Temennimiz ProfDr,Haldun hocanin isaret ettigi gibi basarili olanlarin sirayla o unvani almasi'YoK"un yeni yonetmelik yapmasiyla bu sorun cozulur.Turk bilimini biraz daha ileri goturebiliriz.
Saygilarimla
DocDr.kadir Guzin
Jinekolog Onkolog
People
0
8) B.K. (Ob&Gyn)
10.10.2013 15:41:30
Bugünkü Hürriyet'te Gazi Tıp Kadın Doğum için Profesör ilanı vardı. Haldun Hoca söylese de biz de öğrensek, acaba kadro kimin için açıldı ? Zira ilanı hazırlayanlar yanına adını yazmayı unutmuş... :)
People
0
9) rebel dr (uzm dr)
09.10.2013 19:56:09
Ne kadar çok yalarsan o kadar hızlı yükselirsin. Türkiyede doçentlik ünvanını gerçekten hak eden %1'i geçmez.
People
0
10) B.K. (Ob&Gyn)
08.10.2013 14:33:27
Haldun Hoca da bu yollardan geçerek oralara gelmemiş mi ki ? Daha yakınlarda onun kliniğinde de benzer bir profesörlük kadrosu savaşı oldu. M.Ö. için açılan kadroya dışarıdan H.K. başvurdu, ortalık karıştı.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer